299 FÜSUN HAYRULLAHOĞLU
299 Füsun Hayrullahoğlu Füsun’un saymakla bitmez meziyetlerinin en belirgini derslerdeki başarısı ve arkadaşları ile olan ilişkisidir. Güçlü bir ruh ve fikir yapısına sahip olan bu arkadaşımız, az ve öz konuşur ve konuştuğu zaman da kendini kabul ettirmesini her zaman başarır. Güçlü fikirlerinden dolayı onunla bir fikir tartışmasına girenler, çoğunlukla yenik çıkarlar. Füsun bu konuşmaları ve sınıftaki olgun hareketleri ile herkesin sempatisini kazanmıştır.
Füsun’un bu sene filizlenen başka bir kabiliyeti de toplumsal konularda başarılı şiirler yazmasıdır. Ama arkadaşlarının bu şiirleri yayınlaması konusundaki ısrarları sonuç vermemiştir. Her tatilden önce birkaç kitap okuyacağını söylese de, henüz bu emeline ulaşamamıştır.
Şule ile Fusun’a sin2 ve cos2 denildiğini kuşkusuz bilmiyordunuz. Toplamlarının bire eşit olması yakın ve candan arkadaşlıklarının bir sembolü olsa gerek.
Açıklayamadığı şeyleri gözleri ile ifade edebilmesi onun güzel gözlerine başka bir anlam kazandırır. Her geçen gün biraz daha perfect olan bu arkadaşımızın ideal düşünceleri vardır. Dileğimiz Füsun’un idealine kavuşup, insanlık için yararlı bir doktor olma isteğinin gerçekleşmesidir,
  310 OSMAN KURDAŞ
310 Osman Kurdaş Osman The Great!.. İşte Osman’ın kendisine layık gördüğü isim. Ne Shakespeare ne Napolyon tanır, kendisinin greatest olduğunu iddia eder. Bu aynı zamanda Kıvılcım Hanım tarafından da tasdik edilmiştir.
Mercedes hayranı olan arkadaşımızın tek ilgilendiği konu otomobillerin motor hacimleriyle, kilometre saatleridir. Hiçbir kötü alışkanlığı, içkisi, sigarası, kumarı yoktur. Bazı arkadaşlarımız bu yüzden onu “sulak yerde yetişmiş bir gül” (!!!) olarak tanımlarlar. Sabah kahvaltısında kakaolu sütün dışında hiçbirşey içmez. Çankaya otobüsüne binebilmek için 55 dakika durakta bekledikten sonra bir daha otobüse binmemeye yemin etmiştir. Derslerde son derece sessiz ve sakin oturduğundan bütün hocaların, especially Kıvılcım Hanımın gözdesi olmuştur!!! Matematik imtihanlarındaki tek lafı “Hocam sonuç rezil çıkıyor yahu” demesidir. Matematik Hocamız da bunu “Yok, sonuç gayet cici birşey çıkıyor.” diye yanıtlar.
Nefti yeşil kazağı ve biraz da efendiliği ile Tarih Hocamız M. Hanımın gönlünü fethetmiş ve sözlüden 9 alan nadir kişilerden olma mutluluğuna erişmiştir.
Tek isteği Boğaziçi Makina Mühendisliğini kazanmaktır. Hiç merak etme, kazanırsın Osman; çünkü, YOU ARE THE GREATEST!…
  725 DİLEK BERİLGEN
725 Dilek Berilgen Arka sıraların şen şakrak, şakacı ufak tefek (!!) “little girl” lerinden biridir… Boş zamanlarında kitap okumak müzik dinlemek ve bol bol çığlık atmak en büyük zevklerindendir ki; özellikle bu davranışı etrafındaki arkadaşlarını çileden çıkarır. Açık sözlülüğü ve iyiliği arkadaşımızın sayılmakla bitmeyecek niteliklerindendir, bu yüzdendir ki sınıfın öğretmenlere karşı ateşli savunucularından olup, avukatlığını yüklenmiştir. Girdiği her topluma rahatlıkla uyabilen Dilek, eğlenceyi derslerinin paralelinde başarı ile yürütebilme yeteneğine sahip ender üyelerimizdendir. Matematiğe olan üstün sevgi ve zekası, onu paylaşılamayan matematik dehası yapmıştır. Yalnız sinirlerinin bozukluğundan mı, yoksa başka bir nedenle midir hala meçhul olan bu davranışı da ufak olayları dert edinip, kendisini üzmesidir. En sıkışık zamanlarında dahi boş duramayan arkadaşımız kendisine güzel kazaklar, hırkalar örerek etrafındakileri hayrete düşürür. Bu meziyetlere ek olarak Dilek’in tahammül edemediği davranışlar yalan ve kendini beğenmişliktir.
Kendi kendine verdiği sözleri yerine getirebilme alışkanlığını en kısa zamanda kazanabilmesi dileği ile Dilek’e mutlu ve başarılı bir yaşam dileriz…
  759 ZEYNEP KARABURÇAK
759 Zeynep Karaburçak İşte sınıfımızın pırıl pırıl yaman gözleri, parlak siyah saçlarıyla dikkati çeken bir güzeli daha. Ultra sempatizm ekolünün beş üyelerinden olan Zeyno 3 senedir en ön sırayı kimseye kaptırmamıştır. En kötü zamanlarda bile neşesinden birşey kaybetmeyen Zeynep, şirin gülüşü, tatlı konuşması ve sempatik hareketleri ile bizlerin sevgisini kazanmış ve sınıfımızın neşe kaynağı olmuştur. Derslerinde gösterdiği üstün başarıya rağmen, derslerini ihmal etmek pahasına bile olsa hergün muntazam bir şekilde rubbish tutma alışkanlığından kurtulamamıştır. Bu arada Salı geceleri T.V. deki Türk filmlerini kaçırmaz ve her gece 9’da yatan Tayfun’a Çarşamba sabahlan hararetli bir şekilde filmi özetler. Bu sevgili arkadaşımızın diğer bir özelliği de evlerinin yakın oluşundan dolayı Şenay’la birlikte çözemediği problemler hakkında gece geç saatlerde pijamalarla birbirlerini ziyaret edip cevabı bulmaktır. Koyu bir Bahattin Miran hayranı olmasına rağmen boş derslerde Bahattin beyin “bira reklamı” taklidini yapmaktan çekinmez. Üniversite formunu doldururken geleceği için karar vermekte zorluk çektiyse de iradesi ile her istediğini elde eden ve sorumluluklarını bilen bir kişi olan Zeynep’in bundan sonraki yaşamında da başarılı olacağına inanıyoruz. Mutlu ol Zeynep…
  769 ŞENAY OLGUN
769 Şenay Olgun Şenay’ı anlatmak için işte size birkaç kelime; Her teneffüs bozulup baştan yapılan bir topuz, büyük bir titizlikle tutulan ve sonunda acaip bir şekilde kaybolan defterler, şen kahkahalar ve saçma sapan espiriler, büyük bir “hardal rengi Cadillac” hayranlığı ve her ders pencere arkasını görmeye çalışan bakışlar. Tabii arkadaşımızın her yıl daha başarılı olduğunu, en önde dersi büyük bir dikkatle takip ettiğinden, hızını alamayıp, gerisini Bahattin Bey’in odasında devam ettirdiğini ve hiç bir toplantıya gitmediği halde haysiyet kolunda çalıştığını söylemeyi unuttuk.
Yine de, o haliyle Zeynep’e kimsenin bir güne sığdıramayacağı kadar çok şeyi, yan sınıftan da duyulabilecek bir şekilde anlatmasını becerir. Bulduğunu tutup, saatlerce felsefe yapmaya da bayılır doğrusu. Formlar verilmeden kararsızlığından kurtulursa güzel bir doktor olacak olan Şenay’ın belki de en sevdiği şey, arkadaşlarının özellikle Mete’nin onun için kantinden çay ve parmak çikolata getirmeleridir.
Aşk başa geldiğinde aklın senelik izne çıktığını bildiğinden Şenay’ın hiç pupplover’lik ettiğini de görmedik. Ancak bu kadarıyla anlatabildiğimiz Şenay’a mutluluklar…
İleride Cadillac’larda dolaşması ümidiyle.
  781 ŞULE AKINOĞLU
781 Şule Akınoğlu Çok yönlü bir insan olarak her türlü faaliyete katılan özellikle hocaların işlerinde yardım sever, adeta not defteri doldurma ve sınıf listesi hazırlama uzmanı haline gelmiş bir arkadaşımızdır. Masa tenisindeki şampiyonlukları birçok kişiden maç teklifi almasına neden olmuştur. Sevgisini belirtmek için sık sık kullandığı “Kalbimin sahibi,” sözcükleriyle önündeki sırada oturan Lale’ye ani saldırışları, daha sonra da sevgi gösterileri ile dikkati çeker. İnsanlara ve yaşama olan sevgisiyle, herşeyden mutluluk payı çıkarabilen, ender rastlanan kişilerdendir. Yakın arkadaşı Füsun’un kafasını turnuva anılarıyla doldurmak, en büyük zevkidir. Birisine sinirlendiği zaman üç adet abisinin bulunuşunu hatırlatır. Ayrıca her sene iftahara geçmek gibi ilginç tutkuları da vardır. Sportmenliği ve okul içi faaliyetleri nedeniyle o kadar çor arkadaş kazanmıştır ki, Şule ile yolda beraber yürümek imkansızlaşmıştır. Zira her üç dakikada bir, tanıdıklarına rastlar. Çocuksu halleri ve komik (!!!) fıkraları ile boş dersleri şenlendirir.
Bu neşeli arkadaşımızın idealinde yaşattığı gibi bir çocuk doktoru olmasını dileriz.
  819 NESRİN DEMİRSOY
819 Nesrin Demirsoy Geride oturanların, dersleri de genellikle geriden takip ettikleri iddiasını yürüten tatlı Nesrin’imiz sınıfımızın Jülide, Ayşe ve Nesrin’den oluşan “JAN” üçlüsünün elemanlarındandır. Hepimizin bulduğu en iyi kanıtı da TÜBİTAK bursu olan, çoğu kez gerçekten zeki olmadığını savunarak Jülide ve Ayşe’yi sinirden çatlatır. Çalışkanlığının yanı sıra TV dublaj ve Radyo çocuk saati sanatçılığı koro, okul yönetim kurulu üyeliği faaliyetlerine nasıl fırsat bulduğu bizim için meçhuldür. Zavallıcık para aldığı günler Ayşe ve Jülide’ye bir başka şirin görünmekte ve Sandviç’in önünden geçirilmektedir.
Sorumluluk duygusu çok kuvvetli olan sevimli arkadaşımız sınıfımızın dictionary’si ve yaşgünü partilerinin aranılan dans hocasıdır. “Yesterday” şarkısına olan hayranlığı yanında birkaç selpak paketi taşımasını gerektirecek kadar güçlüdür. Sınıfta tebeşir ve silgi hakimiyetini eline geçirdiğinden beri, bunlar sadece derste kullanılma mutluluğuna erişmişlerdir. Laf aramızda kendisi heykeltraşlık zevkini kanının son damlasına kadar savaşarak koruduğu tebeşirlerle tatmin eder.
Sınıfta dereceye girme başarısını gösteren tek arkadaşımız ve iftihar kaynağımız Nesrin’e sonsuz mutluluklar…
  890 NEVZAT AKÇAOĞLU
890 Nevzat Akçaoğlu İşte kibar ve yakışıklı Nevzuş’umuz. İsimlerimizi daha sevimli yaptığına inanan Lale Nevzat’a da bu ismi takmıştır. Kendisine bir tokat atıldığında öbür yanağını uzatacak kadar efendi ve sabırlı olan Nevzat, Orhan Gencebay’ın bütün parçalarını ezbere bilir. Ve bu şarkıları söylerken darbuka sanatını da icra etmekten geri kalmaz. Maça olan derin tutkusu, hiç umulmadık bir şekilde kursları asmasına sebep olur. Özellikle Gençlerbirliği’nin maçlarını hiç kaçırmaz. Nevzat, sessiz görüntüsünün altında espritüel, hoş sohbet ve arkadaş canlısı bir karaktere sahiptir. Sınıfımızdaki bütün kızlar için ayrı ayrı isim söyleme gibi bir alışkanlığı yoktur. Hepsini toptan “kız” diye çağırır. Hergün evden getirdiği lezzetli ve bol çeşnili Sandviçleri bize zırnık tattırmadan karşımızda afiyetle yer. Sık sık sınıfımızda “Nevzaaat nefis duruluyor, üstelik kurutmuş bile” cümlelerini duymak olağandır. Zaten bunlar Nevzat’ın en sevdiği cümlelerdir.!!!
  957 JÜLİDE GERÇEKER
957 Jülide Gerçeker İşte jan üçlüsünün bir üyesi daha. Tatlı Jülide’miz hiç kimsenin erişemediğini sandığımız bir olgunluğa sahip olduğunu birçok olaylarla çok iyi bir şekilde kanıtlamış, böylece herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştır. Her sefer “bu sene kalacağım mahfoldum” deyip 3 kırık beklerken teşekküre ya da iftihara geçerek dövünmemize ve saçlarımızı başlarımızı yolmamıza neden olur. Siyasete olan koyu ilgisi yüzünden Ayşe ile olur olmaz her yerde giriştikleri tartışmalarda zavallı Nesrin onları küçük harflerle konuşmaya davet etmek için yırtınır durur. İşin garibi fikirleri de aynı doğrultudadır. Bu ateşli çatışmaların dargınlığa varmadan son bulması hepimizi sevindirir.
Figürlü dansın büyük ustası, Jülide aşırı alçak gönüllülüğü, yazılılardaki yardımlaşmalarda bile kibarlıktan kırılması ile bizi çıldırtır. Tüm otobüs, biletçileri, simitçiler ve tezgahtarlar Jülidemizin “sağol, iyi günler, iyi işler” demeyi ne kadar sevdiğini farketmişlerdir. Jülide’nin insancıl felsefesi tutarlı fikirleri, arı dilin ateşli savunucusu olması en belirgin özelliklerindendir. Okul korosunun sürekli ve seçkin elemanı, bütün sene yazın özlemini çeker ve kendini Akdeniz’in lacivert sularına bırakacağı günleri hayal eder. En büyük arzumuz psikiyatrist olmak isteyen arkadaşımızın bu dileğine kavuşmasıdır.
  1048 NİYAZİ SALOR
1048 Niyazi Salor Niyazi deyince aklımıza Ankara Gücünde futbol oynayan gol kralı gelir. Daha şimdiden parlak bir futbol yıldızı olma yolundadır.
Niyazi’nin diğer bir özelliği de aklı sayesinde kendini perişan etmeden üstün denebilecek başarılar kazanabilmesidir. Bu durum kendini daha çok fen derslerinde gösterir ve hocalara sorduğu ilginç sorularla onların takdirlerini kazanır. Kendinde şeytan tüyü mü vardır bilmiyoruz ama hemen sene başında Kıvılcım Hanımın sevgisini kazanmış ve iltifatlarıyla az da olsa kasılmaktan kendini kurtaramamıştır. Şaka bir yana alçak gönüllü, Niyazi’nin en büyük özelliği takdirler karşısında utanıp etrafına sevimli gülücükler dağıtmasıdır.
Çok sessiz sedasız görünmesine rağmen sınıftaki mırıltıların kaynağı Niyazi’ den başkası değildir.
Müziğe olan tutkusu onu Rick Lakeman ve Jethro Tull hayranı yapmıştır.
Tayfun’un espirilerine verdiği akıllı cevaplarla onu bozmak ve birşeye çabucak sinirlenmesi Niyazi’nin diğer özellikleridir.
Bütün yaşantısının başarı, neşe, mutluluk içinde geçmesi hepimizin dileğidir.
  1072 SIRRI AYAYDIN
1072 Sırrı Ayaydın Çalışkan yetenekli ve saygılı bir arkadaşımızdır. Derslerinde başarılı olup bunu zamanında çalışmaya borçlu olduğunu belirtir. Görsel sanatlardan özellikle resim ve heykelciliğe büyük ilgi duymakta ve bu alandaki güçlü yeteneğini yaptığı çalışmalarla bizlere kanıtlamaktadır. Karkatürleri onun ne derece yetenekli olduğunu ortaya koyup kendi kişiliğini yansıtmaktadır. Çizim tekniği yönünden oldukça güçlü olup, bunun paralelinde Makina Mühendisi olmak arzusundadır. Bu alanda başarılı olabileceğini şimdiden söylemek erken sayılmamaktadır çünkü, yaptığı sınıf içi ve dışı çalışmaları bizim bu yargıya varmamızı kolaylaştırmaktadır. Sosyal ilişkilerde meydana gelen olayların ana nedeninin ruhsal durum olduğunu öne sürer ve bu nedenle psikolojiye büyük önem vermek gerektiği düşüncesindedir. İngilizce dersinde yaptığı karakter analizleriyle Kıvılcım Hanımın beğenisini kazanmıştır. Bu alandaki gücünü günlük yaşantısında da görmek mümkündür. İradesinin her zaman için güçlü olduğunu belirten arkadaşımız yaptığı çalışmalarda iddialı olup başarılı sonuca ulaşmak inancındadır.
Kendisi toplumsal sorunlarla ilgilenip olayların her zaman objektif bir biçimde yaklaşımda bulunduğunu belirtir.
Arkadaşımıza sonsuz başarılar dileriz
  1164 TULUY TÜMER
1164 Tuluy Tümer Bu imtihandan 8 alır, sonuncudan da bir 10 çekersek iftiharı garantileriz herhalde… Böyle milimetrik hesaplardan uğraşa uğraşa son sınıfa geldi, 3-G’nin yakışıklı, tombul yanaklı Tuluy’u…
Düzenli çalışması ve çektiği yağlar sayesinde Tarih M.H. hocamızın bir numaralı gözdesi olmuştur. Yeni saç modeli ve taktığı gözlükler onu sınıfımızın jönleri arasına sokmuştur. En büyük merakı gece saat 24’ten sonra ızgara yürek yemektir. Çok iyi kayak yapar ve ilah gibi pinponcudur. Arkadaşımız kampta tanıdığı kız arkadaşlarına rastladığı zaman onlara yapışır ve sonradan kızlar bana kesiliyorlar diye bize hava atar. Sürdüğü hayat o kadar sade ve tekdüzdür ki doğum gününde değişik birşeyler yapması önerildiğinde “Boşver ya, yaşayıp gidiyoruz işte, doğum günü neymiş” diye bağırır. İsminin Tülay’la karıştırılmasına çok sinirlenen arkadaşımız ne zaman bir “möööö’ sesi duysa gözlerini kısar ve dalıp gider. Böyle anlarda Amerika’nın bol süt veren büyük başlarını hayal ettiğini sanıyoruz.
Arkadaşımızın en büyük ideali Hacettepe Tıp’a girmektir. Emeline kavuşmasını ve hayatta başarısının devamını dileriz.
  1364 SEÇKİN PEHLİVANOĞLU
1364 Seçkin Pehlivanoğlu Arkadaşlığı büyük bir değer olarak kabul eden Seçkin, zekası kuvvetli kişiliği büyük düşünce ürünü olan son derece kaliteli epirileri kısa zamanda, düşünmeksizin yapabilmesi ve daha yazmakla sayfalara sığmayacak birçok yüksek özellikleriyle tanınan, sevilen bir arkadaşımızdır. Bahsedilmesi gereken en önemli özelliklerinden biri de içinde bulunduğu topluma çok çabuk uyum gösterebilmesi ve bu nedenle her zaman aranan insan durumuna gelmesidir. Karadenizli oluşu her ne kadar arkadaşları arasında espiri konusu olsa da kendisi bu özelliğinden gurur duymaktadır. Espiri oranının yüksek oluşuna karşın, kalitesini düşürmeyen az bulunur kişilerdendir. Bu kabiliyetinin menşeyi, Karadenizli oluşuna bağlanmaktaysa da en önemli neden Bülent’in yanında oturması ve ondan etkilenmesidir.
Kendisi özellikle arkadaş partilerinde ve sair zamanlarda Coca-cola’yı ve limon suyunu sek içmeyi sevmediğinden dolayı, sek içmez.
Derslerinde de başarılı olan bu sevgili kardeşimize hayat boyu mutluluk ve başarı dileriz.
  1452 UĞUR ÖMEROĞLU
1452 Uğur Ömeroğlu Yüzünden tebessümünü hiç eksik etmeyen bu sevimli arkadaşımızın takma adı “Yavru”dur. Ekseri arkadaşımız, görünüşteki masumluğunu aramızda kaybeder.
Sırasının kirliliğini öne sürerek tüm sırayı kazıyan, sonrada üstüne bilimum şarkı sözleri yazan Uğur, koyu bir Orhan Gencebay hayranıdır. Sınıf dışı faaliyetleri ve derin sevgi beslediği arkadaşları, yüzünü görmemizi sık sık engellemiştir.
Çok cici bir çocuk olan Uğur devamlı çekirdek yer, okul kuralarına çok uyar, saçlarını kısa ve topense şeklinde kestirir. Bu model Uğur’a çok yakışır. (saç modelini Paris’in ünlü berberlerinden çaldığını sonunda itiraf etmiştir.)  Ehliyeti olmadığı halde Ankara’nın en kral şöförüdür. Arabasına çok temiz bakar. Yolda “ox” sesine benzeyen bir ses duyarsanız bilin ki Uğur’un arabası yakınlarda biryerdedir.
Okula formadan ziyade matem havası içinde kara elbiselerle gelir. Bu yüzden Nuri Turan Uğur’u çok sever.
Arkadaşımız otomobil garajında disko açmıştır, günün müziğini ve en iyi dans çeşitlerini “Uğur disko” da bulabilirsiniz.
Zühtü türküsünü çok seven çok iyi söyleyen arkadaşımıza yaşam boyu başarılar dileriz.
  1458 ALİ İMECE
1458 Ali İmece En iyi niyetler ve en asil duygularla dolu, en yeteneksiz düşman, en mükemmel dost, en acı ve tatlı günlerimizi, hiçbir zaman unutamayacağımız en güzel yıllarımızı paylaştığımız sevgili arkadaşımız Ali, derslerindeki başarısı, her soruna gösterdiği yeterli dikkat ve ilgi ile de sorumluluk duygusuna sahip, dengeli bir kişi olduğunu göstermiştir.
SON DURUMA KISACA BİR GÖZ ATILACAK OLUNURSA:
“Evvelce ders aralarında yerinde duramayan Sayın Ali İmece’nin Orta Doğu ülkeleriyle ilişkileri olumlu bir yönde gelişme kaydetmesi sonucu kendisini sırasına sadık bir insan haline getirmiştir! Bilhassa Arap ülkeleriyle ikili ilişkilerin artması öğretmenlerin pek hoşuna gitmemektedir. Arapçasının da bu yolla gelişmesine karşın edebiyat derslerinde başarı gösterememesi hayret vericidir. Bu ikili görüşmelerin sonucu merakla beklenmektedir”.
Midesine son derece düşkün olan Ali, yemeklerini gayet itinalı bir şekilde kendi elleriyle hazırlar. Zevkle yediği özel yemekleri arasında “Reçelli Makarna” üzerine “Söğüş Mandalina Kabuğu” yer almaktadır. (Hor görme garibi)  Sevgili arkadaşımıza başarı ve mutluluk dileklerimizle.
  1640 HASAN ARDIÇLIOĞLU
1640 Hasan Ardıçlıoğlu Son derece sessiz olmasına rağmen dikkat çeken, takdir edilen, daima en güzel duygularla hatırlayacağımız Hasan, sessiz olmakla birlikte mutlu anlarda herkesten daha fazla neşeli olmayı da bilen bir arkadaşımızdır. Duygulu olmasına rağmen olgun ve gerçekçi oluşu, içinde bulunduğu ortama çabuk uyum gösterebilmesiyle de tanınır. Derslerinde de başarılı olan Hasan’ın en büyük zevklerinden biri de müzikle ilgilenmektir. Müziğe karşı olan bu ilgisi mükemmel bir long play kolleksiyonuyla, iyi bir müzik setine sahip olmasını sağlamıştır. Kendisine olan güven duygusu her ne kadar onu belli bir oranda sorumsuz hale getirmekteyse de her yaptığı işin ciddiyetini kavramış olan bir kişidir.
Hasan’ın ilgisinin en çok toplandığı noktalardan biri de Maltepe civarındaki sinemalardır. Boş vakit bulamasa da okulu asarak bunu temin eden bu tatlı arkadaşımız, bu boş vaktinin hemen hemen büyük bir kısmını bu civarda geçirir.
Başarısının ve mutluluğunun devamını dileriz.
  1665 SERPİL AÇIKGÖZ
1665 Serpil Açıkgöz Kendisine 41,5 kere maşallah dedirtecek kadar güzel olan bu arkadaşımızın en büyük yeteneği, kendi diktiği daracık etekleri Cumartesi günleri giyebilmek için 2 gün öncesinden ölüm orucuna girmesidir. Fakat bütün bu çabalarına rağmen, Gül’ün görmek istediği vücut ölçülerine sahip olamaz ve kendini olduğundan daha iri sanarak macromania’ya kapılır. Herkese bunun yanlış olduğunu ispatlamak için de 3 senedir en ön sıranın kendine uygun yer olduğunu savunmaya devam eder. Sınıfta kendi sikletine en uygun kişi Tayfun olduğundan (!!!), ikisinin tenefüslerde yaptığı güreş müsabakaları bilumum sporculara taş çıkartacak kalitededir. Filiz Akın’la beraber resim çektirip gazetelere çıkan Serpil Hollywood’da da söz sahibi olabileceğine yürekten inanmaktadır. Özel meraklarından biri de Ceasar sözlülerinde daha ismi okunur okunmaz, heyecandan düğüm olup surat ifadesi değişmeden hüngür hüngür ağlamasıdır. Bunun nedeni ise “bir kızın en etkileyici silahı gözyaşlarıdır” felsefesinin ateşli savunucularından biri olmasıdır. Serpil’in Tarih’ten 7 den yukarı not alabilmesi, sınıfta Gül yokken kendisinin, kendisi yokken Gül’ün bulunması kadar olanaksızdır.
Serpil’e bundan sonraki yıllarda yaşamını İstanbul’da devam ettirirken tüm mutlulukların onunla olmasını ve sevdiklerinden ayrılmamasını dileriz.
  1673 GÜL KÜRKLÜ
1673 Gül Kürklü Maestro Music! (Ça ça ça)
İşte başkanımız Tayfun’a göre tenefüs korosunun en istikbal vaadeden elemanlarından biri (!!!) Sevgili Gül’ümüz her sabah bütün gürültüleri bastıran sesiyle “sabahtan sabaha” programının o günkü ilk şarkısı dilinde, sınıfa uyuyan zavallıları uyandırarak girer; oysa kendiside biraz sonra edebiyat dersinde koca sınıf tarafından dürtüklenerek tatlı uykusundan kaldırılacaktır.
Matematik yazılılarındaki oflama puflamalarıyla sınıfın ve imtihan sonunda da yaptığı dikkatsizliklerinin hıncını duvarlardan almasıyla Bahattin Bey’in sevgi şimşeklerini üzerine çekmesiyle ünlüdür. Şaka bir yana sevimli hali ve tatlı esprileriyle Bahattin beyin gerçek sempatisini kazanmıştır. Rahat olmadığı zaman, iyi ders dinleyemedigine inandığı için, her ders ayaklarını altına alıp koltuguna(!!!) bir güzel yerleşmeden duramaz.  Kırıklarının her sene azaldığını görerek bizler “ah bu okul çekilmez” diye feryat ederken, o, “Ah lise dört sene olsaydı iftihara geçecektim” diye yakınır. Boğaziçi Mühendisliğe gireceğim diye tutturdu, girsin bakalım… Gül gibi Urdu dili ve Edebiyatı dururken…!
Bütün yaşamının başarılı geçmesi dileğiyle…
  1681 AYŞE SOYLU
1681 Ayşe Soylu İşte arka sıranın müdavimlerinden, ayrılmaz Jan üçlüsünün bir sevimli üyesi. Bu sene arka sıraya transfer olması başlarda biraz azmasına derslerde gevezeliğine neden olmuşsa da karnesi hiç etkileyememiştir. Sabahları sınıfa “dün gece de çok geç yattım” diyerek girdiğinde biliriz ki gene de en azından 9 saat uyumuştur. Eğer yatağına girmekte biraz geciktiyse bile bu mendiller dolusu ağladığı Türk filmleri yüzündendir. Uykuya ve televizyona bu düşkünlüğüne rağmen zekası, derslerdeki üstün başarısının en önemli nedenlerindendir. Ama yine de jeoloji ve coğrafya yazılılarında önce Ali’ye kopya hazırlıklarına, yer tutma çabalarına girişirler, yazılılarda kopya dağıtma merkezi oluşu iyi kalpliliğinden mi yoksa sonradan göreceği kantin ziyafetlerinin cazibesinden mi gelir bilinmez. Atılganlığı, hocalara karşı cesareti ve yumuşak başlılığı sınıfın çıkarlarını hep ön planda tutarak, ön safta çarpışmasıyla hepimizin sevgisini kazanmıştır.
Foto Naci’nin kep resimlerini çekerken Ayşenin birkaç fazla pozunu çekmesi, onu fazlaca hüsniyelendirmiş, her fırsatta “ne zaman artiz olacağım. Yoksa beni kandırdılar mı ben boş zamanlarımda fotomodellik yapmak istiyorum” diye tutturmuştur.
Arka sıraların her türlü iskambil oyunlarının vazgeçilmez siması candan şirin oraletkoligimiz, ODTÜ endüstriye girebilmen ve tüm mutlulukları tatman en büyük dileğimiz…
  1779 PAYİDAR ŞENAYDIN
1779 Payidar Şenaydın Günaaydın !… İşte her sabah Payidar’ın sınıfa girdiğini onun bu happy sesinden anlarız. İster kimya ister cebir yazılısı olsun onun bu ses sayesinde sabahlara kadar (tarih) çalışması pek etkileyici olmasa da, onun eşine az rastlanır şansı kendisine yardım ettiği sürece tarih dahil bütün zorlukları kolaylıkla yenebileceğinden eminiz. Sınıfımızın biricik ehliyetli bayanı özellikle jeoloji derslerinin foto-roman okumak için ideal olduğunu savunur. Diğer merakı da bu derslerde sakız çiğnemektir. Jeoloji hocasının her ihtarından sonra çıkarttığı sakızı ilk fırsatta tekrar ağzına atmakta hiç bir sakınca görmez. Tarih dersine olan aşırı sevgisi (!) haftada 3 ders hem belinin hem de nutkunun tutulmasına sebep olmaktadır. Tek sıkıntısı ise tam önünde oturan Gül’ün sözlü anlarında pozisyonunu değiştirip kendisini …… çiçeği gibi ortada bırakmasıdır.
Bu minicik burunlu Payidarcığımızın (haftada 3 ders hariç) hemen her zaman ağzı kulaklarında fiyonk halindedir. Ayrıca onun bozuk deodorant şişelerini saklayıp Ceni’ye baygın kokulu sürprizler hazırlamak gibi bir hobby’si de vardır. (Ceni bunlara bayılır!!!)
En büyük ideali İngiltere’de ekonomi tahsili yapmak olan Payidar’dan tek istediğimiz, gurbet illerde bizleri unutmaması. Ona sonsuz mutluluklar dileriz.
  1795 CENİ ÖZŞAHİN
1795 Ceni Özşahin Ceni sense of humour’ı fazla olan, çizgi filmlerinin sürekli izleyicisi ve Payidarın closest friend’didir. Ceni’ye en sevdiği şeyi soracak olursanız vereceği tek cevap Tarih olacaktır! Payidar ile birlikte Hüdaverdide onun değimiyle Portföy (Milföy) yemeğe bayılırlar. “Beni bunaltma” lafına karşı özel bir sempatisi…! olan Ceni her olasılıkta bu lafı kullanmayı ihmal etmez. Bu sene Nuri Turan lafını duyduğu zaman ellerini saçına götürmek gibi bir tike sahip oldu. Resim yapmak için kullandığı tek araç sıradır. Sanat eserlerini sıra üzerinde ve sınıfta sergiler. Ayrıca kalem katilidir. Kemirilmemiş, koparılmamış bir kalemle yazması olanaksızdır. Hele Tarih derslerinden sonra tükenmez kalemlerin boylarında 1/4 oranında bir kısalma görülür. Lalenin tabiriyle Jennifer, Payidar’ın tabiriyle Cinco güneşin doğuşunu elinde Tarih kitabıyla seyretmeye bayıldığından ertesi gününü sınıfta uyuyarak geçirir. Televizyonda seyrettiği programların eleştirilerini yapmayı çok seven Jennifer’ımız delikanlılar vokal grubunun hayranları arasında yer alır! Saçları bütün yüzünü kapatmış kişileri gördüğü zaman fenalıklar geçirip sinirini kendi saçlarından alır. Her ders pencere açtırıp Lale’nin boynunun tutulmasına neden olmakla kalmayıp üstüne üstlük bir de zavallı kıza boynunun nasıl ovulacağını tatbiki olarak öğretir.
Herşey gönlünce olsun biricik Ceni.
  1769 AKIN YÜCEL
1796 Akın Yücel Sınıfımızda futbol denince akla ilk gelen, okul takımımızın orta saha’nın beyni olan Akın’ın belki de hayatını en çok etkileyen unsur futboldur. Samimiliği, arkadaşça davranışları ile bütün sınıfın sevgisini kazanmıştır.
Akın’ın boş derslerde bütün takımların kadrolarını yazarken görebilirsiniz. Onun en büyük zevki de gönül verdiği Karakartalların ve Türk Milli takımının ideal tertiplerini yapmak ve bu konuda değerli eleştirilerde bulunmaktır.
Aşıklar ve Türk Halk Müziğini çok sevip bağlamaya olan sevgisi ile tanınır. En sevdiği yiyecekler Ceviz ve çikolata, en sevdiği gün çarşambadır, zira spor dergisi bu gün çıkar.
Babası politikacı olmasına rağmen bu gibi konularda hiç konuşmayan ve tamamen Fransız kalan Akın’ın bir vecizesi de vardır, “okula politika girmez”
İzmit’ten aldığı ehliyet ile sınıfta epey hava basan arkadaşımız buna rağmen trafikte hiç araba kullanmamıştır.
Bunların yanında spor yapmayı, müzik dinlemeyi seven Akın seyahat etmeye de bayılır, bilhassa Karadeniz bölgesinin ve Trabzonun hayranıdır. Bu sevimli arkadaşımıza hayat boyu başarı dileriz.
  1797 LALE ERDOĞAN
1797 Lale Erdoğan Tatlı, neşeli, güzel, çalışkan olmak gibi bütün özellikleri kendinde toplamış, sınıfımızın en aranılan kişilerinden biridir Lale… Önceleri değişik gülüşü, çekinmeden attığı kahkahalarıyla dikkatimizi çeken bu tatlı arkadaşımız, daha sonra serbest konuşması, hocaların karşısındaki rahatlığı ve en çok da o güzel sesiyle hepimizin kalbinde taht kuran, unutamayacağımız ve her zaman arayacağımız bir insan olacaktır. Aşırı müzik sevgisi her zaman, her yerde şarkı söylemesine ve Beatles’ı okulumuzda sevdiren kişilerden olmasına yol açmıştır. Tarih hocamıza olan sevgisini, hocanın başına düşmek üzere olan trigonometri tablosunu tutmak için gösterdiği kahramanlıkla ispat etmiştir. Arkadaşımızın diğer bir özelliği de çok alçak gönüllü(!) olmasıdır. Her iltifatı severek kabul ve tasdik eder. Eğer Lale’ye yanılıpta “kazağın yeni mi?” diye soracak olursanız, size bu yaz ördüğü sayısız atkı ve kazakları uzun uzun anlatıp her zamanki alçak gönüllülüğünü gösterecektir. Fakat bu onu daha da sevimli yapan özelliklerindendir. Her ne kadar kendisi yüksek sesle konuşmasından ve gülmesinden yakınırsa da onu Lale yapan, onu bize sevdiren bir niteliğidir. Bütün isteklerinin gerçekleşmesi, hakettiği başarıya ulaşması ve o tatlı gülüşünün hiçbir zaman silinmemesi en büyük dileğimiz, mutluluğun mutluluğumuzdur Lale!
  1804 SELÇUK DÖNMEZ
1804 Selçuk Dönmez Sınıfımızda kendisini sağlam karakter ve olgun kişiliği ile kabul ettirerek, arkadaşlarının da saygısını kazanan Selçuk acı, tatlı anılarımızda en unutulmayacaklarını birlikte yaşadığımız, arkadaşlık kavramının bilincine varmış bir arkadaşımızdır. Bütün bunları her hareketi ile kanıtlayan, çevresindekileri güvenebileceği kişiler olarak gören Selçuk davranışlarında hisleri ile mantığını bir uyum içerisinde kullanmayı bilir, inandığı fikri savunurken saygılı, mantıklı ve etkiliyicidir. Güçlü bir yapıya sahip olan Selçuk biniciliği bıraktıktan sonra kaybettiği formunu Çankaya taksi şoförleri yardımıyla tekrar kazanmaya çalışmaktadır. Fakat bu sert spor arkadaşımızı taksilerden soğutmuş ve kendi arabasını almaya yöneltmiştir.
Sosyal faaliyetlerde de kendisini gösteren kardeşimiz Ankara lostra salonlarının değişmez simalarından biri haline gelmiştir. Kötü alışkanlıklar açısından temiz bir geçmişe sahip olması, kendisini sınıfımızda yeşilaycılığın savunucusu haline getirmiştir. İçki ve sigaranın insan üzerindeki kötü etkilerini arkadaşlarına örneklerle göstermeyi kendine görev edinmiştir.
Selçuk’un kendisini bekleyen yıllarda arkadaşlık ve bugüne kadar olduğu gibi başarılı olmasını dileriz.
  1885 ÜMİT TURAN
1885 Ümit Turan Cana yakın, sevimli ve kibar Ümit’imiz sınıfta Lale’nin lanse ettiği “ÜMTİ” ismiyle çağrılır. Ümti, hanım hanımcıktır, duyguludur, iyi kalplidir. Bakın, göreceksiniz, eğer dün gece Lale ile beraber cebir yazılısından beşin üzerinde birşeyler alabilmek için sabahlamadılar ise, Ümit bu sabah da sınıftan içeri gülümseyerek girecektir. Ümit sınıfımızın mutluluk kaynağı, neşe parçasıdır. Laf aramızda güneşte pırıl pırıl parlayan saçlarını hepimiz bir parça kıskanırız. Bu sene kendine özellikle pencerenin önünde bir yer seçmesi de bizi hasetten çatlatmak için olsa gerek… Her üç günde bir kendine yeni bir kazak hediye edecek parayı nereden bulduğunu bilmiyoruz ama, gözlük camı almaktan yakında iflas edeceği de bir gerçek… Sınıfımızın en hızlı koşan bayanıdır. Nuri Turan’ın bile ummadığı 50 m. rekorları kırarak sevgili beden hocamızı kendisine ılık ıhlamur ısmarlatmak zorunda bırakmıştır.
Pek yakında doktor olma yolunda ilk adımını attığında gözlük kullanmasını da öğreneceğini umuyoruz. Partilerde gösterdiği ilginç dans figürleri ile herkese parmak ısırttığı gibi, sevimli giysileri ile de modellerden fırlamış bir mankene benzer. Türk filmlerine aşırı ilgi gösterir. En sevdiği yerli artist ise Ömercik’tir. Müstakbel çocuk doktoruna başarılar dileriz.
  1899 RENGİN ATA
1899 Rengin Ata Sevimliliği ve cana yakınlığının yanısıra, melek kadar iyiliği ile Rengin, hepimizin kalbine girmeyi başarmıştır.
Bunlar dışında sayılamayacak kadar iyi niteliği vardır. Ama çoğumuz onun gizli bir sevgisini bilmeyiz, o da pınar sütüne olan sevgisi. Zaten ondan başka herşey Rengin’e dokunur. İçeceği herhangi birşey, Coca Cola bile onun koridorlarda zikzaklar çizmesine sebep olabilir. Rengin’in bir başka zevki de müziktir. Bu öyle bir zevktir ki, hoşuna giden bir parça duyar duymaz ders çalışıyor olsa bile kalemi, defteri bir tarafa atıp, müziğin romantik namelerine kendini kaptırır. Arkadaşlarına karşı son derece müşfik olan Rengin, her havaya kendini kolaylıkla uydurabilir.
Bunların yanında dayanamadığı bazı şeyler de vardır. Örneğin Dilek’in attığı çığlıklar ve kendisine saçlarının boya olup olmadığı hakkındaki soruları.
Rengin de bir çok arkadaşımız gibi sinir savaşına katılmış ve Dilek’le ağlama yarışına girmeye niyetlenmişse de kaybettiğini görerek, kendini bu durumda onlardan da çok başarılı bulmuştur.
Diğer yönleriyle de çok başarılı olan bu arkadaşımızın dilediği gibi Hacettepe Tıp Fakültesine girmesini biz de en az onun kadar istiyoruz. Güvenimiz sonsuzdur. Bu iyi arkadaşımıza mutluluk ve başarı dileriz.
  1960 BÜLENT ERGÖNÜL
1960 Bülent Ergönül Tanrı düşündü taşındı, enine boyuna tarttı ve o’nu yarattı. Onsekiz yıl önce Kahraman Maraş’ta Bülent’in babası’nın nur topu gibi bir evladı oldu. Yavrunun adını Bülent koydular. Bülent bir haftalıkken konuştu, iki haftalıkken yürümeye ve bir aylıkken koşmaya başladı. Kısa sürede etrafa ün saldı. (Hatta annelerin, çocuklarını “Bülent geliyor” diye korkuttukları da söylenirdi.)
Bülent serpildi, büyüdü, gelişti, güçlendi, üç yaşına bastı. İçi içine sığmıyordu. Artık başka diyarları gezip eğlenmek onun da hakkıydı. Sonunda Ankara’ya getirdiler. Ama o gün geçtikçe Maraş özlemiyle yanıp tutuşuyordu. İsyan etti. Her fırsatta geri dönmeye çalıştı. Sonunda onu Ankara Koleji’ne verdiler. Ve o gerçek arkadaşlığı burada buldu.
Üç yıllık beraberliğimizin noktalanacağı şu günlerde onu gerçek kişiliğiyle tanıyamadığımız anları yaşanmamış addetmeliyiz.
Zekası ve yeteneği düştüğü güç durumlarda imdadına yetişir. Mantık derslerinde kurulan önermelerin, belli başlı kahramanlarından biri olup, derslerden en çok edebiyatı sever. Böylece edebiyat öğretmeninin de sempatisini kazanmıştır..!  Ara sıra yaptığı, sınıfı hıçkırık ve gözyaşına boğan espirileri de olmasa, okulun monoton yaşantısından kendimizi kurtaramayız.
Kısa sürede her toplumda kendini kabul ettiren bu neşeli kardeşimize ömür boyu mutluluklar dileriz…
  2056 AYBARS BALABANER
2056 Aybars Balabaner Aybars arkadaşımız bu sene sınıfa yeni gelmesine rağmen çok kısa bir süre içinde bütün sınıfın sevgisini kazanmıştır.
Derslerde konuşmayı sevmez, fakat hepimiz gibi o da dersleri fazla sevmez. İyilik sever, aynı zamanda şakacı, çok sempatik bir arkadaşımızdır. Arkadaşlığı sonsuzdur. Kendisini burada satırlarla anlatmak olanaksızdır. Spor ve müzik en önemli uğraşlarıdır. Maçlarda kendini futbola kaptırır, koyu bir Beşiktaş hastasıdır. Bu konuda önemli hadiselere yol açtığı olur.
Müzikte ise Cem Karaca’yı beğenir. Konserlerini kaçırmaz. Yabancılardan Elton John en önemli beğenisidir. Tam bir hayat adamıdır. Öğrenimine dış ülkelerde devam etmek yolundadır; biz bu konuda kendisine başarılar dileriz. Bu sevimli arkadaşımıza hayat boyu sıhhat, başarı ve mutluluklar diler, istediğinin gönlünce olmasını isteriz.
  2068 MURAT ÜLKER
2068 Murat Ülker Murat, sınıfımızca ciddiyeti ve çeşitli sosyal konulardaki konuşmalarıyla tanınır. Derslere gösterdiği ilgi ve okula devam konusundaki titizliği bütün arkadaşlar tarafından bilinir, her günde yarım gün asmayı bile göze alamaz. Aklı ve çalışmasıyla fen ve sosyal derslerini aynı düzeyde bir başarıyla yürütür. Derslere gösterdiği ilgi onun kendini bütün hocalara sevdirmesini sağlamıştır. Bilhassa sosyoloji hocamızın gözüne giren arkadaşımız, bu hoca gibi kolay kolay fikirlerinden dönmeyen, tarihçimizin dediği gibi gazete ve kitap okuyan kültürlü birisidir. Edebiyatçımız ise onun yeni kelimeler kullanmasını takdir eder.
Arkadaşımız Brutus’un “Stoic” felsefesini benimser ve uygulamaya çalışır. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi ve spor yapmayı da sever; bu amaçla Diyarbakır ve doğu bölgesini dolaşmıştır ve ilerde tüm yurdumuzu dolaşmak en büyük isteğidir.
Sırrı ile beraber oturan ve onunla çok iyi anlaşan Murat, açık görüşlülüğü, olumlu düşünceleri ve dürüstlüğü ile bütün sınıfımızın sevdiği bir kişidir. İlerde makina mühendisi olmayı amaçlayıp O.D.T.Ü.’de öğrenim hayatına devam etmeyi düşünen bu arkadaşımızın isteğinin yerine gelmesini ve hayat boyunca neşeli ve başarılı olmasını dileriz.
  2084 OSMAN YAYLAGÜL
2084 Osman Yaylagül Bu sene başına dek sessiz ve sakin olarak tanıdığımız Osman, yakın arkadaşı Mahmut (nam-ı diğer çocuki) sınıfımıza geldiğinden beri oldukça azmıştır. Son derece iyi kalpli ve canayakın olan bu arkadaşımız, çevresindekilere kapris yapmaya bayılır (!) En büyük merakı araba kullanmaktır. Bunu da o kadar iyi becerir ki, kafasını kırmaktan kendini zor kurtarmıştır. Ama gene de arabasının son derece fiyakalı olduğunu itiraf edelim.
Osman, Kermes’e gidip orada hır çıkarmaya bayılır. Bu nedenle dudakları uçuklamıştır (!) Sınıf başkanımız olan Tayfun’la özellikle iyi geçinmeye çalışır, zira sınıfımızın yoklama işleriyle Tayfun ilgilenir.
Gelecek sene ODTÜ kızlarının kalbini çalacağından emin olduğumuz bu yakışıklı arkadaşımız, makina mühendisi olmayı arzu etmektedir. Hayat boyu başarılar ve mutluluklar dileriz…
  2210 SAİT KARAGÜL
2210 Sait Karagül Dünyanın en efendi, en yakışıklı, en centilmen insanı kim diye sorsalar, tereddütsüz Sait deriz. Bu çok sevgili arkadaşın özelliği insanlara olan sevgisinden ve saygısından ileri geliyor. Daima gönlünün en yüce yerinde herkes için sevgi damlacıkları bulunur. Küçükleri sever ve korur, büyükleri sayar, icabederse ellerinden öper. Her yeni güne kalkar kalkmaz “Türküm, doğruyum, çalışkanım…” diye başlar.
Serinlik isteyen arkadaşlarımız Sait’e baş vurur, bu yüzden arkadaşımız esprilerini sıcak günlere saklamayı tercih eder. Sait’in akıllılığı özellikle tarih hocamız tarafından takdir edilir! Ani bir soru sorulduğunda, hemen yanıtlar ve “Akıllı çocuksun” gibi iltifatlara müşerref olur.  Sait’in en önemli özelliklerinden biri de yıllardır bir kaleme malik olamamasıdır. Arkadaşımız her ders sınıftan veya başka sınıflardan kalem sağlamaya çalışır, bu yüzden elinden bir çok kalem geçmiştir. Yalnız Ümit’in hediye ettiği bir kalemi kaybetmemiştir, kendisini tebrik ederiz.
Bahattin Bey’in Sait’in daha yüce mevkilere layık görerek: “-Benim adım Bahattin, senin adın Sait, bu böyle olmaz. Bundan sonra senin adın Atasait olsun” demesi üzerine, arkadaşımızın adı bu şekilde değiştirilmiştir.  Sabahları okula Nuri Turan’dan dahi önce gelerek kontroldan kaçmayı başarır. Diğer bir adı da “kaçak” dır.
Başarılar dileriz…
  2328 OĞUZHAN YURTERİ
2328 Oğuzhan Yurteri Bu yıllığı okuyanlar, şayet Oğuzhan arkadaşımızı tanımadan ve özelliklerini öğrenmeden geçerlerse, onlar adına üzüntü duyarız. Gayet sessiz, aynı derecede yakışıklı olan bu arkadaşımız, ders çalışmayı çoğumuz gibi pek sevmez. Sevdiklerinin iyiliğini düşünen, onların sevinç ve üzüntülerini paylaşan, hemen hemen her konuda aşırı kaçmamaya büyük özen gösteren ve bunda da başarılı olan ender kişilerden biridir. Müziğe olan ilgisi ve bu konudaki bilgisiyle oldukça başarılıdır. Barış Manço, Julio İglesias ve Boney M’in hayranıdır. Football ve Basketball’a olan sevgisi, bu konudaki bilgisiyle de kolayca anlaşılır. Tuttuğu takımı ise bir yıl boyunca anlayamadık. Her ne kadar, kendisi “Beşiktaşlıyım” diyorsa da onunla bu konuda konuşan birisi, Beşiktaştan başka her takımı tuttuğunu düşünebilir. Çok yüklü olan bu arkadaşımıza yaşamı boyunca başarı, sağlık ve mutluluklar diler, herşeyin gönlünce olmasını temenni ederiz.
  2446 METE SÜATAÇ
2446 Mete Suataç Cana yakınlığı, yardımseverliğiyle kendini sevdiren bu arkadaşımızı hemen her zaman güleryüzlü görmek mümkündür.
Hocaları tarafından da sevilen Mete’nin amacı iyi bir elektronik mühendisi olabilmektir. Hemen her sporu yapabilen ve futbol maçlarında gözlük kırmasıyla tanınan bu arkadaşımız, aynı zamanda iyi bir fotoğrafçıdır. Hiç bir kimseye kötülüğü görülmemiştir. Her zaman kalbi iyilik dolu ve her an yardıma hazırdır.
Okul atletizm takımının şanlı dörtyüz metrecilerindendir. En çok beden derslerini sever ve orada kendini gösterir. Şu anda okulda düzenlenen atletizm yarışmalarına katılmanın heyecanı içindedir.
Çeşitli meziyetlere sahip Mete kardeşimizin bundan sonraki yaşamının dilediğince olması en büyük arzumuzdur. Başarı ve mutluluk senin olsun.
  2458 METİN TÜTÜNCÜ
2458 Metin Tütüncü Metin’in yemyeşil gözlü ve çok yakışıklı bir jön olması okulumuz kızlarına göz estetiği bakımından, bu arkadaşı zevkle temaşa etme olanağı vermiştir. Tabii tek özelliği gözlerinden ibaret değildir. Yumrukları da gözlerini aratmayacak nitelikte güzel ve saygı uyandırıcıdır. Metin’in çevresinde oturanlar, onun yumruklarının tadını gayet iyi bilirler ve Metin’i pek sempatik bulurlar (!!!) Fizik derslerinde sınıfımızın medarı iftiharı ve sınıfımızda TÜBİTAK ödülü almaya hak kazanan iki kişiden biridir. Kimya notlarıyla hem-aheng sanatının bir numaralı uygulayıcısıdır. Julius Caesar’a karşı aşırı bir sempatisi olması (!!!) kalbini onun ölümünü duymaya dayanamayacak kadar yumuşatmış ve Metin de tek çareyi bu sahnede uyumakta bulmuştur.
Arkadaşlarına çay, çikolata vs. ısmarlamayı çok sevdiğinden (!!!) yanında devamlı Extra Money bulundurur. Tarih derslerinin “Efendi çocuğu” olması, sözlülerden düşük not almasını bir türlü engelleyememiştir.
Sigara içmeyi “Hava atmak” olarak kabul eden Metin, sınıfımızdaki Yeşilay temsilciliğini başarı ile yürütür.
Geleceğin yakışıklı makina mühendisine başarılı bir hayat dileriz.
  2502 MAHMUT SELİM SEVİNÇ
2502 Mahmut Selim Sevinç Sınıfımıza bu yıl gelen Mahmut, hemen kendisini sevdirdi ve sınıfın jönlerinden biri oldu. Bulunduğu her topluma rahatlıkla uyan Mahmut, okulda en çok arkadaşı olan kişilerden biridir. Arkadaşlarını çok seven ve her türlü fedakarlığı yapabilen Mahmut’un bu özelliği kendisine çok dost kazandırmıştır.
Sınıfımızda Sarlak olarak adlandırılmıştır. O gür sesiyle öksürdüğü zaman yer gök inler. En ufak tarzdaki konuşması bile hocaların dikkatini çeker. Sesini gelecekte iyi değerlendireceğini umuyoruz. Sahnelerimizin en kral jönü olabilir. Etrafındakilere çok iyi şakalar yapan Mahmut, gördüğü macera filmlerindeki araba cambazlıklarını, kendi arabası ile denemekten büyük zevk alır. (2 günlük ehliyeti ile) Gölbaşı-Haymana yolunu gün aşırı, akla hayale gelmeyecek cambazlıklarla aşar. Bu arkadaşımıza arabası ile ilerde bol şans dileriz.
  2524 ATİLLA ÜSTÜNOL
2524 Atilla Üstünol Atilla… İşte sınıfımızın en şakacı tiplerinden biri. Sabahları ilk dersin sonunda uykulu bir şekilde sallana sallana içeri girer, hemen kendisini arka sıraların neşeli havasına adapte eder ve etrafa gülücükler dağıtmaya başlar. Olayları kendine özgü bir şekilde yorumlayıp anlatır. Atilla yorucu gezme tozmalarına rağmen, zekası sayesinde derslerini başarıyla yürütmeyi becermiştir.
Sessizliği, alçak gönüllülüğü sayesinde sınıfta herkesin sevgisini kazanmıştır. Son günlerde ortalıkta büyük adam olacağına dair söylentiler artmış ve Atilla bu söylentileri kanıtlarcasına her derste en ön sırada oturmaya, ciddi bir öğrenci gibi okula boyunbağı ile gidip gelmeye başlamıştır.
Tutkularından biri de müziktir. Bir sweet hayranı olan Atilla şarkı söylemeyi de sever, ancak güzel sesinden dolayı hararetle tebrik edilir ve daha fazla uzatması önlenir.
Yaşamının ileriki günlerinde de neşesini kaybetmemesini ve mutluluklar dileriz.
  2638 ŞERİF ONARAN
2638 Şerif Onaran Şerif, ilişkileri iyi niyet, dostluk ve realite üzerine kurulmuş, gerçek dost, en mutlu anlarını arkadaşlarıyla paylaşan, arkadaşlarının acılarına ortak, kendi acı anlarında yalnız kalmayı bilen, genç yaşına göre büyük bir olgunluk ve kültür seviyesine ulaşmış, his hayatı ve kişileri anlama yeteneği çok geniş, her anını mutlulukla geçirmeye çalışan, kendisi olmasa bile, arkadaşlarının mutlu olmasını sağlayan, en güzel anılarımızı paylaştığımız ve çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdır. Şerifin en önemli özelliklerinden biri de zekice yaptığı espirilerdir. Özellikle Sosyoloji ve Mantık derslerinde sorduğu çok çok akıllı (!) sorularından dersleriyle ne kadar yakından alakadar olduğu kolaylıkla çıkarılabilir. Pek kuvvetli olması nedeniyle kürsünün üzerine attığı bir imtihan kağıdı, hayali geniş bir kimsenin beyin kanaması geçirmesine dahi neden olabilir. Bu da arkadaşımızın üstün bir takım fiziksel özelliklere sahip olmasının sonucudur. Kendi söylediğine göre çok aşırı geniş omuzlu olması (41 cm. Deneylerle sabittir.) bu üstün fiziksel özelliklerinden biridir ki kapılardan yan yan geçmek gibi bir takım büyük problemler doğurmaktadır.
Şerif’e çizdiği doğru yolda emin adımlarla ve hiç duraklamaksızın yürümesi dileklerimizle.
  2658 TAYFUN ÖZTÜRK
2658 Tayfun Öztürk “Write Up” yazması çok kolay ama Tayfun için asla. Sınıfımızın her işini başarıyla yürüten, senelerdir içinde bir corvette ve U.S.A. aşkı taşıyan, herkes tarafından sevilen Tayfun için neler yazılmaz ki. En önemli özelliği herkesin derdine içtenlikle ortak olmasıdır. Son olarak Zeynep ve Şenay’a sıra arkadaşlığı (onların deyimiyle “Kiracılık”) eden Tayfun’un en yakındığı şey de bu iki arkadaşın, bitmez tükenmez dertleri, kaprisleri ve şımarıklıklarıdır. Bizlerin olduğu kadar hocaların da sempatisini kazanmış, fakat ne yazık ki “button down” gömlekleri, ekose kravatları ve herkesi çatlatan “hushpuppy”leri yüzünden Nuri Beyin şimşeklerini üzerine çekmiştir.
Tayfun’un özel yaşamı için de anlatacak söz bulamıyoruz. İçten arkadaşlığı, geniş çevresi, gezmeye düşkünlüğü ve çok güzel design çizmesi sadece basit bir örneği işte.
Tayfun’un en çok düşkün olduğu şey parmak çikolata, en büyük problemi ise herhangi bir şey için kız arkadaşlarının annelerinden izin almak olsa gerek. Ama o her konu için gösterdiği sabır, anlayış ve olgunlukla bundan da hiç yılmamıştır.
Tufi’mize ömür boyu mutluluklar.
  2895 ESİN ÇİFTÇİOĞLU
2895 Esin Çiftçioğlu Bu sene arkalara taşınmış olmasına rağmen, “eğlemden çok gözlemde kalma” prensibini bozmayan bu sakin, kibar, zarif arkadaşımızın mahzun bakışlarıyla devamlı ders dinlemeye çalışması çok tatlıdır. Ayşe ne kadar onu derslerden soğutmaya uğraşmış, bir sürü “conspiracy” ler kurmuşsa da, ebediyete kadar emeline ulaşamayacağını anlayıp pes etmiştir.
Her sabah 5-10 dakika sonra Kıvılcım Hanımın kitabını (!!!) yemek için uzanan baş, Esin’inkinden başkası değildir. Sabahları ancak bu şekilde uyanabildiğini sonunda zorla da olsa itiraf eden sevimli arkadaşımız, bilhassa hep İngilizce derslerine geç geldiğini açıklamıştır.
Kendi, yumuşak, zarif karakteriyle hiç de uyuşmayan teakwon-do sporuna nasıl olup da gönül verdiğine hepimiz şaşıyoruz. Böyle vahşi zevklerinin (!!!) yanında izcilik, folklor, dans gibi daha bir çok faaliyetleri, onun (biz sıcaklarda sınıfta, asacak gün sayısını doldurmuş bir halde inim inim ders dinlerken) izinli olup, zevkli çalışmalara katılmasını sağlamıştır. Her zaman hiç yakasından çıkarmadığı uğur böceği mi, yoksa tam örnek bir öğrenci oluşu mu onun öğretmenler tarafından böyle çok sevilmesine etken olmuştur, bilmiyoruz.
Bu kibar, şirin ve candan arkadaşımızın ideali olan İstanbul Güzel Sanatlar Akademisine girmesini, hak ettiği tüm mutluluklara kavuşmasını dileriz.
  3217 YASEMİN SÜLAİMAN
3217 Yasemin Sülaiman İşte sınıfımızın tek yabancı öğrencisi, fakat yabancı demeğe bin şahit isteyen, o kadar çok bize benzeyen Yasemin’i. Irak Büyükelçisinin kızı olan bu arkadaşımız, sene başında hiç Türkçe bilmemesine rağmen, çabucak aramıza girdi, daha doğrusu arkadakiler tarafından zorla coşturuldu ve çat pat da olsa Türkçe’yi öğrenmeye başladı. Hele son günlerde bu ilerleme öyle arttı, Ayşe’nin de İngilizcesi öyle güzelleşti ki…. Sonunda öğrendik, meğer Yasemin ve Ayşe her gece en az yarım saat yarı Türkçe, yarı İngilizce telefon konuşmaları yaparlar, hem dedikodu, hem de dil “exercise”i ile bir tasla 2 kus vururlarmış.
Sınıfımızın zarif, kibar ve tatlı kızı, çok az (!) mücevher takar. Sadece mücevher değil, iyi giyinmeye de olan büyük merakı, sınıfa Varşova ve Londra butiklerinin havasını getirmesinden de açıkça anlaşılmaktadır. Her plakçıya girişinde en az 2-3 Cat Stevens LP si alışından da biliyoruz ki, Stevens hayranlığı onda bir hastalık halini almıştır. Özel şoförü ve makam arabasını sınıfın emrine verişi ve hele Ahlak yazılılarında Ahlak hocamızın Arapçasını ilerletme tutkusu ile Yasemin’i Arapça sohbetlere zorlamasını uysallıkla kabullenmesiyle de iyi kalpliliğini kanıtlamıştır. Mutluluklar dileğiyle.