417 NEŞE ARSLAN
417 Neşe Arslan Güzel yeşil gözleri ve sevimli davranışlarıyla dikkati çeken bu tatlı arkadaşımız çalışkanlığıyla tanınır. Toplum sorunlarını yakından izleme isteği Neşe’mizi çok sayıda kitap okumaya yöneltir. Ancak bunun yararını kompozisyon derslerinde fazlasıyla görür ve sınıf düzeyi üstünde yazdığı kompozisyonlarıyla mütevazi sınıf ortalamamızı bozan notlar alır. Mantıklı açıklamaları ile edebiyat hocamızın beğenisini kazanmış ender öğrencilerindendir… Neşe hayat dolu, canlı ve neşeli bir arkadaşımızdır ve her haliyle adına yaraşır şekilde davranarak hepimizin sevgisini kazanmıştır. Hemen her tatilde sıkı çalışıp eksiklerini tamamlamak kararı ile girerse de düş kırıklığına uğramış olarak çıkar. Aynı zamanda iyi bir televizyon seyircisidir. Bu yüzden çoğu kez uykusuz kalır. Ancak bunlar onun derslerdeki başarısını etkilemez. Fen derslerindeki başarısı, özellikle kimya’ya olan aşırı tutkusu bizleri sık sık bu konuda ondan yardım istemeye yöneltir.
Nermin’le olan sıkı arkadaşlığı, bitip tükenmez sohbetleriyle kendini gösterir. En büyük ideali doktor olabilmektir. Son günlerde bu konuda karamsarlığa kapılmasına karşın biz onun deyimiyle toplum yararına çalışan iyi bir doktor olacağına inanıyoruz.
Tatlı arkadaşımıza bugünkü neşesinin ve başarısının yaşam boyu sürmesini ve herşeyin gönlünce olmasını diliyoruz.
  586 UĞUR YILDIRIM
586 Uğur Yıldırım Uğur sınıfımızın renkli simalarından biridir. Kendileri sınıf içi tutumlarıyla ara sıra öğretmenlerimizin dikkatlerini çekmektedir. Arkadaşlarıyla iyi geçinmesine karşın bilumum tenefüslerde onlarla şakalaşmaktan kendini alamaz. Sporculuğu da olan ve bu yıla kadar uğraşı basketbolu sürdüren bu selvi boylu… (Dikkatinizi çekerim bir kısmı ayakkabısının topuğudur) arkadaşımızı önceki yıllar maçlarda sık sık gördüğümüz halde bu yıl serbest giriş kartının olmaması nedeniyle hiçbir maç ilgisini çekmemektedir. Unutulmaması gereken bir noktada arkadaşımızın kondüsyonunun iyi olmasıdır, bunu da Elvin arkadaşımıza borçludur. Bunlardan başka bilimsel konulara karşı ilgisi vardır ve her türlü kaynaklardan bu konular hakkında bilgi edinmeye çalışır. Derslerin ortasında tam kendimizi vermiş ders dinlerken ya da tam havayı bulmuş uyurken, Uğur’un sorduğu sorularla başlarımız onun bulunduğu yöne doğru çevrilir. Aklına gelen her soruyu anında ve hiç düşünmeden sorabilmesi önemli bir özelliğidir, arkadaşımızın. Yaptığı esprilerle de dikkatleri çeken Uğur’un o güzel gülümsemesine alıştık artık, zor unutacağız. Hayatı boyunca hep böyle gülsün, hep böyle iyi niyetle baksın sorunlara. Eminiz çok daha kolay yaklaşır sonuca. Mutluluklar…
  641 NEGÜZ AKBAŞ
641 Negüz Akbaş Çeşit çeşit insan yaşar dünyada, iyisi, kötüsü, dertlisi, umursamazıyla. Sen işte böyle bir dünyada duygusallığını, iyi niyetini, sonsuz sevgini saklamayacak kadar dürüst, açık sözlü davrandın. İşte bundandır seni sevmemiz, bundandır dostluğuna sonsuz inancımız.
Yardıma gereksinen biri olduğundan elinden geleni yapmaya her zaman hazırdır. Birlikte çalıştığımız dersleri, anlatmak için ne denli çaba gösterdiğini unutmadık Negüz, pek kolay da unutmayacağız herhalde. Küçük hesaplardan çoktan sıyrılabilmiş, insanca amaçlara yönelmiş kişiliğinle tanıdık, benimseyip sevdik seni ve zaman bile böylesi sevgileri etkileyemeyecektir inanıyoruz.
Dostluğu, sevgiyi, sevmeyi, öğrenmeyi bazende öğrenememeyi yaşadık birlikte. Uzun uzun konuşup onu bunu çekiştirdik, yorumlar yaptık sevdiklerimiz için. Dayandığımız, sevgimizde tüm insanlara. Küçük insancıklar gibi sevinmeyi öğrendik, üzüldük bazen, sorunlarımızı çözdük birlikte. Çözemediğimizde bizden çok sen üzüldün yapamadıkların için. Oysa öyle çok verdin ki kendinden, dolup taştık sevginle.
Yaşadık birlikte elele ve daima ileriye. Sana umduğunca bir dünya dileriz. Amaçlarına ulaşman için bu güven, bu inanç, bu güç yeterlidir sana. Hiç unutma dostların hep dost kalacak oraya buraya dağılsalarda.
  645 ALEV COŞKUN
645 Alev Coşkun Yaradılış denen birşey vardır, hani kişinin dünyaya gelirken beraberinde getirdiği özellikler. Kimisi çıkar tüm azgınlıkları, yaramazlıkları yapar, kimisi de sessizliği, sakinliği kısacası huzur içinde yaşamayı sever. İşte bizim anlatmak istediğimiz Alev’ imiz de bu tür yaşamı seven bir kişi.
Doğaya, klasik müziğe, sanat dallarına karşı olan büyük tutkusunu bir yerde bu sakin hayatı sevmesine bağlıyoruz. O ki, en ufak şeyden zevk alabilen bir kişidir, mutlu olabilmesi için doğayı gözlemesi, kaliteli müzik dinlemesi, kitap okuması yeterlidir.  Alev’de gördüğümüz dürüstlüğü, O’nda bulduğumuz saygıyı, O’ndan duyduğumuz yakınlığı, O’ndaki yetinme becerisini herhangi bir kişide görmemiz ve duymamız zordur. Fikre saygı vardır O’nda, güzelliğe tutku vardır. O’nda, huzura yatkınlık vardır O’nda. Kırıcı olmaktan daima kaçınır, arkadaşlarıyla olan ilişkileri her zaman samimi ve ölçülüdür. O denli yüce bir iradeye sahiptir ki, iradesi sayesinde çoğu öğrencinin başaramadığını başarmış, derslerine karşı duyduğu hoşnutsuzluğu yenerek ders çalışabilmiş ve voleybol antrenmanlarını da beraberce idare edebilmiştir.
Biz’de tüm kalbimizle katılıyoruz bu zor bulunur iradenin sahibini alkışlamaya ve bir hayat bu sabrının devamını diliyoruz. Unutulmamak dileğiyle O’na seçeceği yolda kalbi kadar temiz, gönlü kadar açık bir yaşam sürdürsün diyoruz. İnançlıyız Alev.
  729 GÜÇHAN ALANOĞLU
729 Güçhan Alanoğlu Sınıfımızın çalışkanları arasında önde giden Güçhan yıllardır başarısıyla olduğu kadar derslere düzenli ve zamanında gelişi, davranışlarıyla da öğretmenlerimizin haklı beğenilerini kazanmıştır. Özellikle derslerin fazla olmadığı zamanlarda çok neşeli olan arkadaşımız içtenliği ile kendini bize sevdirmiştir. Arada sırada tutan alınganlığı O’nu tanımayanları şaşırtırsa da biz O’nun hemen eski neşeli durumuna döneceğini biliriz. Gecen yıllarda ki gülme krizlerini bu yıl terk etmesine rağmen yine de arada gülmekten kıpkırmızı kesildiği olur. Ayrıca çok heyecanlı olan arkadaşımızın bu heyecanı milli maçlar sırasında ve yazılı önceleri son haddine ulaşır.
O’nun bir diğer özelliği de doğaya olan hayranlığıdır. Bu hayranlığını defterlerinin üzerinde ki güzel manzara resimlerinden anlayabilirsiniz. Ayrıca doğduğu yer olan Antalya’yı ve yazın kamp kurdukları Mordoğan’ı çok sever. O’nun için ayrı bir önemi olan bu yerlerin güzelliklerinden, yaz anılarından sık sık bahseder.
İleride iyi bir doktor olarak göreceğimize inandığımız bu tatlı arkadaşımıza içtenlikle başarı ve mutluluklar dileriz.
  738 SITKI ÖZDAMAR
738 Sıtkı Özdamar Aramıza ikinci sınıfta katılan arkadaşımız genellikle derslerdeki sakinliği ile tanınır. Derslerde az konuşan bunun yerine desen karalamaları yapmayı tercih eden Sıtkı teneffüslerde bunun aksine hareketli ve neşeli bir tip olarak karşımıza çıkar. Sakindir dedik ama bu kural coğrafya derslerinde bozulur, diğer derslerin aksine bu derste bütün bilgisini ortaya döker.
Çok kısmetli bir kişi olduğunu Aspava’da ki yemeklerde defalarca ispatlayan arkadaşımızdır.
Derslere fazla önem vermeyip, ancak gerektiği zaman çalışma prensibini benimseyen arkadaşımız bunda da oldukça başarılıdır. Çevresindekilerle çabuk samimi olmamasına rağmen kendi grubundakilere iyi bir arkadaş ve dosttur. Kendisine takılanlara kızmamak ya da kızdığını belli etmemek O’nun önemli özelliklerinden biridir. Ama arada sırada bir patlar ki bu da çok tehlikeli olur. Boş zamanlarını iyi değerlendiren bu arkadaşımız idealinin doktorluk veya endüstri mühendisliği olduğunu söyler.
Lakabı TİPİTİP olan bu sevimli arkadaşımıza hayatı boyunca başarılar ve mutluluklar dileriz.
  744 TULGA TELLİ
744 Tulga Telli Sınıfımızın en renkli üyelerinden biri de şüphesiz Tulga’dır. Bu yıl sınıf başkanlığına isteklerimize dayanamayarak adaylığını koymuş ve seçilmiştir. Sınıfımızın isteklerini öğretmenlerimize ulaştırmakla görevlendirilen Tulga, özellikle bir sonraki derste olacağımız yazılıya çalışmak için izin almayı birçok kereler başarmıştır. Sınıf başkanı olmasına rağmen en çok şamata yapanlardandır. Sınıf başkanımız böyle olursa, artık sınıfın durumunu siz düşünün!!!
Derslerle arası pek iyi değildir ama Tulga zekasını yormamak için yıl içinde fazla çalışmaz. Aksine tüm becerilerini yıl sonunda kullanarak sınıfını geçer. Tulga kıvırcık sarı saçları ve sevimli bir yüze sahiptir. Bir de buna yaptığı espirilerle, hocaların yönelttiği sorulara cevap verişindeki rahatlık eklenince tüm sınıf kahkahaya boğulur. Bu yüzden arkadaşlarının sempatisini kazanmıştır. (Pislik, iğrenç, güzel kelimelerinin patenti kendisine aittir.)  Tulga’nın bir başka özelliği de sportmen olmasıdır. Özellikle yüzme, basketbol ve futbolu sever. Bu arada sınıf takımının as futbolcularından olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.
Sıtkı, İlhan, Orhan ve Uğur dörtlüsünü tamamlayacak birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için sloganını benimseyenlerden biri olmuştur. Çok iyi kalpli olan Tulga arkadaşları için elinden gelen her türlü fedakarlığı yapar.  Dileriz, sonraki yaşamında herşey gönlünce olsun, mutluluk ve başarı dolu.
  789 ARZU KELLECİOĞLU
789 Arzu Kellecioğlu Zor Arzum seni tanımlamak, gerçekten çok zor. Dostum benim, dostumuz, herkesin dostu. Unutamıyoruz birlikte sabahladığımız geceleri, avutucu sözlerini. Bizlerle birlikte ağlayıp kaybettiğimiz sevgiler için, ondan çok daha değerli olan kendi sevgini sundun bize. Öğrettin gerçek bir arkadaşın sevgisinin herşeyden daha yüce olduğunu. Sen korktun hep kırmaktan bizleri, sözlerinin bizleri üzeceğinden sakındın hep. Oysa bilmiyordun ki senin o sevgi dolu yüreğinin, o tatlı dilinin bizleri hiçbir zaman kıramayacak kadar yumuşak olduğunu çok iyi biliyor, sana kırılmıyor, kırılamıyorduk.
Paylaşmasını bilirsin sen Arzumuz. Soyut, somut ne olursa paylaşırsın sevdiklerinle. Senin çocuksu, insancıl yüreğinde katı duygulara, acımasız düşüncelere yer yoktur. Sen zayıflara acımasını bilen, onların zavallılığını duyan birisin.
Ayrılık korkutmasın seni Arzum, düşünme dostlarından uzak kalabileceğin günleri, önemli olan Somut ayrılık değildir, bilmelisin. Sen nasıl bizleri anımsamayı bileceksen, bizde seni unutamayacağız, unutmayacağız.
Doğru bildiğin yolda durmaksızın ilerle. Bu yolun sonunda yaptığın en doğru seçenekler seni başarıya ve mutluluğa ulaştıracaktır. Elveda demiyoruz sana, çünkü biz ayrılsakta kopamayız senden.
  832 TİMUÇİN ÖZGEÇ
832 Timuçin Özgeç Eğer birgün sınıfımıza gelip de ön sıralardan birinde oturan 1.90 boyunda birini gördüyseniz bilin ki o Timuçin’dir. Timuçin’in önde oturma tutkusu ilk zamanlarda arkasında oturanlarla ufak tartışmalara sebep olduysa da Timuçin’in verdiği kesin cevaplar sayesinde bu tartışmalar birkaç günde sona ermiştir. Okulda gördüğümüz zaman pek sevindiğimiz bu arkadaşımız muavinimizden kolayca izin alabilmesinin sırrını bütün ısrarlarımıza rağmen bugüne kadar kimseye açıklamamıştır. Sınavlara bütün çalışacaklarını kocaman kocaman kağıtlara yazıp bunlardan hazırlandığı için sınav günleri Timuçin’i elinde desteyle kağıtla görmeye alışmışızdır.
Timuçin nedense yanında oturan ve sınıfımızın yenilerinden olan Gülçin’le pek geçinemez. Gülçin’in sert bakışlarını çok sevdiğinden olacak onu kızdırmaktan büyük zevk alır. Tabii Gülçin de bu durumdan hiç hoşlanmaz. Basketbol ve futbol ile de çok yakından ilgilenen bu arkadaşımız “Beşiktaş” takımına olan aşkını herfırsatta söylemekten hiç çekinmez.
Timuçin’in en büyük arzusu başarılı bir kompüter mühendisi olmaktır. İsteğinin gerçekleşmesini dileriz.
  883 ÇİĞDEM BORA
883 Çiğdem Bora Eee… Çiğdem senin özelliklerinden hangisini anlatalım? Nereden başlayalım? Kitap okumak, her türlü müzik, küçük hikaye yazmak en büyük tutkundur mu diyelim? En iyisi seni şöyle tanımlamak:
Çiğdem neşeli, candan bir kızdır. Doğayı, insanları ve onlara yardım etmeyi sever. Herşeyi, hayatı, insanların dertlerini, düşüncelerini ciddiye alır. Acıları paylaşır. Bundan da mutluluk duyar. Araştırmacıdır, bilinmeyen şeylere karşı ilgisi vardır. Belki de bütün bu nedenlerdir onu doktor olmaya iter. Kuzey yıldızı gibi fikirleri daima sabittir, değişmez. Planlıdır, prensiplerine bağlıdır, ideallerine ulaşmakta karşısına çıkan engellerden yılmaz, bu konuda çok cesurdur. Spor yapmayı sever, en çok kayak ve sualtı sporlarıyla ilgilenir, fakat zamanının olmaması nedeni ile yapamaz.
Seni buradan yolcu ederken amaçlarında başarıya ulaşmanı dileriz.
  1003 ELVİN ÇUBUKÇU
1003 Elvin Çubukçu Sınıfın güzel ve uzun boylu kızlarından olan Elvin son derece hareketli ve haşarı bir tiptir. O’nun için okulun en popüler kızıdır diyebiliriz. Bu popüleritesinin bir kısmını birbirinden güzel iki arabasına, diğer bir kısmını ise sonsuz neşesine borçludur.
Her zaman yardıma hazır olan bu arkadaşımız, herkesi kendi gibi iyi niyetli sanmasından dolayı başı sık sık derde girer. Hiç kin tutamadığı için kendisine pek kızar, daima güleryüzlü, daima canlıdır.
Bu güzel arkadaşımızın başı trafik polisleriyle daima derttedir. Bazen fazla süratten, bazen de yanlış yere parktan hemen hergün bir ceza yer.
Giyinişine çok önem veren Elvin, hergün yeni birşeyler almasıyla tanınır. Çizmelerinin topuğu yüzünden Leman Hanımın hışmına uğramışsa da bu O’nu yıldırmamıştır.
Sıra arkadaşı Figen’i, ailesini ve 3/F sınıfındaki yedi yıllık arkadaşı Belgin’i çok sever. Sevdiği diğer şeyler ise gülmek, konuşmak, kedileri, rock dansı ve aşk romanlarıdır.
Elvin’e hayatta daima kendi gibi saf, temiz kişilerle karşılaşması, hep gülmesi ve her zaman mutlu olması dileğiyle…
  1053 NERMİN UNCU
1053 Nermin Uncu Nermin zeklliği ve çalışkanlığıyla hepimizin hayranlığını kazanmış tatlı bir arkadaşımızdır. Özellikle fizik dersine karşı büyük yeteneği vardır. Herkesin zayıf beklediği yazılılardan bile Aydın’la birlikte en iyi notları alma başarısını gösteren bu arkadaşımız, haklı olarak Fizik hocamızın takdirini kazanmış ender öğrencilerdendir.
Özel bir ilgi gösterdiği saçları, itinalı giyimi ile daima pırıl pırıldır Nerminimiz. Sık sık değiştirdiği saç modellerinden hangisinin ona daha çok yakıştığına henüz karar veremedik!
Nermin’in başlıca nitelikleri arasında blue-jean hayranlığını ve doğaya olan tutkusunu sayabiliriz. Yazı, güneş ve denizin tadını çıkarma olanağını bulacağından iple çeker. Boş vakitlerinde müzik dinleyerek dinlenir. Müziğin her türünden özellikle pop müzikten hoşlanır. Queen topluluğu ve Paul Simon hayranıdır.
Makine Mühendisi olmak istemesine rağmen bu tatlı arkadaşımıza doktorluğu çok yakıştırdığımızdan fikrini değiştirmeye çalışıyoruz. Bu arada Nermin’in inatçılığını da belirtmekte yarar görüyoruz. Ona doğruluğuna inandığı bir şeyin aksini kabul ettirmek hemen hemen olanaksızdır.
Her çeşit mutluluğa layık olan bu tatlı arkadaşımıza yaşam boyu herşeyin gönlünce olmasını ve başarılarının devamını diliyoruz.
  1110 İLTER GÜNEY
1110 İlter Güney Sınıfımıza bu yıl gelen İlter, eski arkadaşlarıyla ilgisini kesmemekle birlikte bize de uyum göstermiş, sınıfta sevilenler arasına girmeyi başarmıştır.
İlter klasik batı müziğiyle ilgilenir. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının biletlerini sınıfdaşlara satma görevini üstlenmiştir. Hiç bir konseri kaçırmaz ve her konser ertesi Jeoloji hocamıza konseri beğenip beğenmediğini sorar.
Eskinin formda voleybolcusu, şimdinin şampiyon (!) tenisçisi olması O’nun sporcu ruhunun kanıtlarıdır. Sevgili matematik hocamızın düzenlediği “BAKLAVASINA” maçlara katılıp, sonuçta kaybedenler arasındadır.
Nasıl yapar bilinmez ama İlter, yazılılardan önce, önceki yıllarda sorulmuş soruları bulur, bunları sınıfta çözdürür, yazılıya tam hazırlanmış olarak girer. Ama her nasılsa bugüne kadar bu iyi niyetinin karşılığını tam olarak alamamıştır. Nedeni şanssızlık herhalde…
Buraya kadar İlter’in ne kadar faal olduğunu anlatmaya çalıştık. Eee, bu kadar uğraşısı arasında zavallı çocuk nasıl derslerinde üstün başarı göstersin? O’nun da böyle bir niyeti yok zaten. Tek amacı ODTÜ Makina Mühendisliği bölümüne girip, başarıyla mezun olmak. Bizden sana başarı ve mutluluk dilekleri…
  1118 SERDİL GÜNAY
1118 Serdil Günay Sınıfça çok sevilen ve futbola düşkünlüğü ile tanınan bu arkadaşımızı Beşiktaş sözü geçen her yerde bulabiliriz. Bunun tek nedeni de kendisinin koyu bir Beşiktaş taraftarı olmasıdır. Ayrıca arkadaşımız her çıkan yeni Türkçe ve yabancı plakları bilir. Müzikle arası iyidir. Fen derslerinde pek değilse de, diğer derslerde gayet başarılıdır. Serdil’in en büyük zevklerinden biri de karikatür çizmek ve resim yapmaktır. Bunda da hayli başarılıdır. Genellikle kovboylarla ilgili çizdiği resimlerle sınıftaki herkesin ilgisini çeken bu arkadaşımız ayrıca yağlı boya resimler de yapmaktadır. Sınıfa gelen kaliteli kitapların önce Serdil’in elinden geçmesi bir gelenek haline gelmiştir. Kitaplara karşı büyük bir tutkusu vardır. Ayrıca kendi ders kitaplarına gösterdiği özen de O’nun ne kadar düzenli olduğunun belirtisidir. Edebiyat’a karşı da ilgisi büyüktür. Yazdığı kompozisyonlar hakikaten başarılıdır. Edebiyatla ilgili birçok şair ve yazarı bilir. Yer yer yaptığı şakalarla sınıfı güldürmesini bilen bu arkadaşımız, herkes tarafından sevilir. Hiç kimse ile kavga etmeyi, bozuşmayı sevmez. Herkesle iyi geçinir. Serdil’i hergün bahçede ya top oynarken, ya da bir maçı seyrederken görürüz. Tüm spor olaylarıyla da yakından ilgilenir. Bu iyi kalpli ve dürüst arkadaşımıza bundan sonraki öğreniminde ve hayat boyunca başarılar dileriz.
  1267 GÜLÇİN DİKENCİK
1267 Gülçin Dikencik Sınıfımızın bu yılki misafirlerinden Gülçin’le yakın dostluk kurmak çoğumuz için zor olmuştur. Bunda en büyük etken de sanırım, onun ilk bakışta kendini beğenmiş, arkadaşlık kurmak istemeyen bir izlenim bırakmasıdır. Fakat dış görünüşüne göre karar vermek büyük bir yanılgıdır. Bazen farkında olmadan çok dik bakması, yüzünü asık bir perdenin arkasında gizlemesi ve açıksözlülüğü çoğumuzu çekingenliğe itmiş, ondan uzaklaştırmıştır.
Gülçin’den gelen bir istekle başlayan arkadaşlığımız, bize onunla yakınlık kurma olanağını verdi. Gülçin, bir öğrencide, bir genç kızda bulunması gereken tüm özelliklere sahiptir. Derslerini devamlı takip eden, çalışkan, hiç çalışmadım dediği yazılılardan bile 8-9 alan, öğretmenlerinin en ufacık sözünden alınarak, bizim deyimimizle ona taktığını söyleyip boş yere yeise kapılan, arkadaşlarına yardım etmekten hoşlanan bir öğrenci.
Gülçin’den bahsederken onun o uzun, sarı, bakımlı saçlarına değinmemek olmaz. Hepimizin gıpta ile karışık hayranlığını kazanan bu saçları kestirmeye bir türlü yanaşamaz.
Dileğimiz, Gülçin’in bütün yaşamının gözlerinin mavisi kadar parlak, mutlu, sağlıklı geçmesi, idealindeki mesleğe en kısa zamanda kavuşmasıdır.
  1298 ORHAN IŞIK
1298 Orhan Işık Arkadaşımız, sınıfımızın sessiz ve sakin bireylerinden biri olup, arkadaşları tarafından sevilen bir öğrencidir. Arkadaşımız kavgadan pek hoşlanmaz, fakat arada sırada arkadaşlarına takılmaktan geri kalmaz. Derslerinde de oldukça başarılı olan arkadaşımız bunu şansına bağlar. Birinci dönem kötü geçtiğini söylediği yazılılarının iyi gelmesi bunun örneğidir.
Derslerde fazla sesi çıkmaz, daha doğrusu çıkamaz. Yanındaki ve önündeki arkadaşlarından fırsat kalmaz. Futbol oynamayı sever. Okul çıkışlarında bu tutkusunu maç yaparak giderir. Ayrıca basketi de çok sever. Bu ilgi beden dersi dışında seyirci olaraktır. Çok az maç kaçırır, hemen hepsine gider. Gençler Birliğini tutan arkadaşımız bu takımın maçlarını kaçırmaz.
En büyük amacı doktor olmak olan bu arkadaşımız ancak gerektiği zaman çalışmak prensibini benimser.
Orhan’a hayatı boyunca başarılar ve mutluluklar dileriz.
  1310 AFŞİN BAYDAR
1310 Afşin Baydar Afşin, sınıfımızın en renkli tiplerindendir. Renkli sözü yanlış anlaşılmasın, gerçekten renklidir. Bunu da rahatlıkla, bol bol güneşini yediği Adana’dan olmasına bağlayabiliriz.
Davranışları, sınıf içinde pek göze batmaz. (Teneffüslerde siz gelin de bize sorun durumu). Genellikle çok sakindir. (Arada sırada O’nun parlamasıyla sonuçlanan masum şakalarımız hariç tabii). Ama Afşin gerçekten sabırlıdır ve çoğu kez, fazla kızdırılmadıkça zora başvurmaz.
Kendisini bulmak isterseniz, sınıftan içeri girip sol taraftan sıraların üçüncüsüne bir göz atın. O neşeli ve gürültücü grup içinde hangisi ilginizi çekmişse, Afşin işte O’dur.
Biraz da dış yapısından söz etmeliyiz herhalde. Vücutça ufak tefek ve zayıf. Kafa mevkiinde iki adet kara göz ve saçlar. Sırıtan bir ağız. Bu kısa boyluluğunun en büyük yararını, futbol ve basketbol oynarken gördüğü hepimizin malumudur. Oyun sırasında bir de bakarsınız, oyuncular arasında -tabiri caizse- fare gibi birşeyler dolaşıp durmakta.
Ama herşey, herkes bir yana, Afşin bir yana. O, gerçekten altın kalpli ve canayakın, kendisini tüm tanıyanlar tarafından sevilen bulunmaz bir karakterdedir.
Hayatta daima başarılı ve mutlu olması dileğiyle…
  1316 MUSTAFA KUYUCU
1316 Mustafa Kuyucu Kahkaha uzmanı olan, bu arkadaşımızın esprileri ve derslerde yerinde söylediği sözler hepimizi güldürür. Mustafa’nın espri yapmasına herkes o kadar çok alışmıştır ki, normal konuşması dahi espri olarak düşünülebilir. Bu konuda ufak bir kolleksiyona sahiptir. Bir veliaht olarak yetiştirildiği için, tavrıyla şimdiden istikbal vadeden büyük işadamlarımızdan biri olduğunu (her fırsatta) kanıtlar. Kendisi için çalışanlara karşı iyi niyet sahibi olacağına inancımız sonsuzdur. Bütçesindeki iç ve dış borçların hesabını çok iyi tutar. Belleği çok kuvvetlidir denebilir. En iyi dersi bedendir, hepimize örnek olan bir sporcudur.
Tatillerini genellikle Almanya’da geçirmekten hoşlanır; bu yüzden Almanca’sında belirli bir ilerleme olmuştur. Hocalarla tartışırkan dahi rahatlığını koruyabilecek kadar sakin yapılıdır. Ancak fazla kızıdırılmaya da dayanamaz. Tartışmalardan eğer üstün çıkarsa, yanına hiç yaklaşmamanızı tavsiye ederiz. Her sabah okula son model bordo B.M.W.’yle gelmekse en büyük zevkidir.
Davranışlarını inançlarına göre saptayan geleceğin büyük patronuna hayat boyu mutluluklar.
  1434 ORUÇ KARAMULLAOĞLU
1434 Oruç Karamullaoğlu Sevgili Oruç, kağıt kalemi elimize alınca düşündük ki çok çok ilerde bu yıllığı eline alınca, okuyunca yazıları, olduğu gibi anımsayabilesin bizleri, bu güzel günlerimizi. Düşündük ki, biz de seni anımsayabilmeliyiz, o iyi niyetini, o kırılmaz inancını, o kişiye olan sevgini, o bitip tükenmeyen sabrını. Bütün bu yazdıklarımız, yazılmış olmak için değil de, seni anlatabilmek için olmalı bizce. O bitip tükenmeyen sabrından başlayalım anlatmaya, o hiç kızmayan, bozulmayan, arkadaşlarını kırmayan karakterinden. Bütün hereketlerin, sabrın, sevgin ve saygın, hep o ender bulunur iyi niyetine dayanmakta. O devamlı gülümseyen yüzün, her an yardıma hazır halinle bize hep yardım ettin, bize hep güven verdin.
O yazılı attırmaya gittiğimiz günlerin hepsinde sen vardın, hocalarla sen konuşurdun, iyi niyetini kıramazdı hiçbiri. İIginç fikirler hep senden çıkardı, ama alışılmamış çözümler getirirdin, benimseyemezdi herkes. Esprilerin vardı, kendine özgü. Bambaşkaydın çevrendekilerden. Açık sözlüydün, medeni cesaretin vardı, buydu seni ortaya koyan, bize sevdiren.
Çok yönlüydün, uğraşların çeşitliydi, bilimsel konulara ilgin fazlaydı; fotoğrafçılıksa bir tutkuydu sende. Yetti bu iyi niyetin, sabrın, güvenin, seni bize sevdirmeye… Biliyoruz hep yetecek, ilerki yaşamında sevilmek, layık olduğun yeri bulabilmen için… Bize de sana teşekkür etmek kalıyor tüm verebildiklerin için…
  1566 KORHAN KOÇAK
1566 Korhan Koçak “Vallahi seni saçlarından bütün koridorlarda sürüm sürüm sürürüm…” dersin ama kızamayız sana Korhan. Çünkü senin kızgınlığının altında bir dostluk yattığını biliriz; çünkü sen gerçek bir arkadaş olduğunu çok kereler kanıtlamaya çalışmışsındır, kanıtladın da davranışlarınla; çünkü senin değer verdiğin kavramlar, içtenlik, iyi niyet ve dürüstlüktür ve budur seni bize sevdiren, yıllardır uzayıp giden arkadaşlığımızı sürdüren.  Üzemeyiz, kıramayız da seni. Sen bize dostları kırmamayı öğrettin. Arkadaşlığımızı dostluğunla sürdürdün, saygı gösterdin ve saygı yaratmayı bildin çevrende. Yapılması gerekeni yaptın daima.
Mutlu anılarımızda da varsın Korhan. Hatırlıyor musun o su savaşlarını, çayhanedeki çay banyolarını, ip atlanılan, karlarda boğuşulan günleri, sana ısmarlatmaya çalıştığımız sabah çaylarını. Ya her yıl tekrarlanan tarih bütünlemeleri. Her yıl bu konuyla pek geçinemedin ama biliyoruz ki Tarih Hocamızda yarattığın sevgi eksilmedi, bizim içimizde yarattığın sevgi ve dostluk gibi, bizimle birlikte büyüyen arkadaşlığın gibi. Ayrılsak bile bu Okul’dan, çok yıllar sonra karşılaşsak bile yine yüzündeki, gözlerindeki o kendine özgü içten gülüşünle karşılayacağından eminiz bizi. Korhan çocuk, değişmeyeceğine inanıyoruz, güveniyoruz sana.
Tüm sevdiklerinle beraber gönlünce geçecek bir yaşama layıksın kanımızca. Dileğimiz bütün bunların gerçek olması.
  1592 MEHMET KARAGÜLLE
1592 Mehmet Karagülle Vuaaaahaha !!…
Evet, sizin gibi biz de bir yıl boyunca çalıştık, çabaladık ama, bu sesi başarılı bir şekilde çıkartamadık ve böylece sonunda bunun, devamlı gülümsemenin eksilmediği yüzünde (eksilmemesini dilediğimiz) adeta bir çocuk havası taşıyan Mehmet’e özgü bir özellik olduğunda fikir birliğine vardık. O gülen çehrenin, anlamlı gözlerin ardında bir gün takım elbiseleri, sivri burunlu ayakkabılarıyla bir büyük, ertesi gün konversleri, blue-jean’iyle bir çocuk yaşar. III-H sınıfına neşe katan Mehmet bazen sessiz, içine dönük, çoğu zaman ise hocaları bıktıracak kadar konuşkan, kararlı, ani çıkışlar yapan, esprili karakteriyle çelişkiler yaratır.
Tartışmalarda ya da sadece olayların değerlendirilmesinde, karşısındakini dinleyen ve kendini dinletmesini bilen bir kişidir. Karşısındakinin açık kalpliliğini davet eden, onun içtenlikle konuşmasını, tatlı, sıcak, güven dolu gülümsemesiyle aydınlanan yüzüdür.  Yüce bir dosttur O, en kötü zamanlarınızda dahi sizi dinleyerek yardım edebilecek, sorunlarınıza bir çare bulmaya çalışacak, ender bulunur dostluğunu kanıtlayacak, en azından yaptıklarıyla iyi niyetini ortaya koyacaktır.  Tümüyle seni kazanmış olmaktan dolayı mutluyuz Mehmet. Saygınla, sevginle, içtenliğinle sen yaptın bunu. Dileğimiz hep böyle olman. Mutluluk ise uzakta değil, senin içinde yaşıyor. Dopdolusun sen içtenlikle, umutla, sevgiyle.
  1891 GÜLSEN HOCAOĞLU
1891 Gülşen Hocaoğlu Neşeli, kızmasını hiç mi hiç beceremeyen, sevimli bir arkadaşımızdır Gülşen. Onun için hiç birşeyi ciddi değildir; hayatı kesinlikle ciddiye almaz, en hoşlandığı şey ise gülmektir. Monotonluktan hoşlanmaz, her günün diğerinden değişik olmasını ister. En büyük isteği unutulmamasını sağlayacak büyük bir eser meydana getirmektir. Hürriyetine aşırı derecede düşkündür, hiçbir konuda bağımlı olmak istemez.
Her ne kadar gerçekçi görünmeye çalışırsa da haddinden fazla duyguludur. Doğayı, bunun yanısıra seyahat etmeyi de çok sever; fakat seyahatlerini otostopla veya yelkenli ile yapmak ister. Felsefe ilgi duyduğu bir ilim dalıdır; kitap okumaya, müzik dinlemeye meraklıdır. Klasik müzikte Mozart, Beethoven, hafif müzikte ise Pink Floyd beğendikleridir. Kayak yapmayı çok sevdiği halde öğrenmeye vakit bulamadığını, şimdilik yüzmekle yetindiğini söyler. Sefire olmak isteyen arkadaşımıza mutlu ve başarılı bir yaşam dileriz.
  1989 AYŞE PEKMEZ
1989 Ayşe Pekmez Hepimizin sevgisini kazanmış bu sevimli arkadaşımız, sınıfımızda yatılıların tek temsilcisidir.
İkinci döneme kadar sınıfımızda özel bir sıraya sahip tek öğrenci olma şerefine sahipti. Ancak İlter’in ders dinleme aşkı yüzünden ön sıraya taşınması onu bu şereften mahrum etmiş ve hepimizi güldüren, sırayı paylaşma sorununu çözümlemek için aralarında sonu gelmez bir tartışma başlamıştır. Ön sırada olma avantajını kullanarak hocalarımızla, özellikle Münevver Hanımla tatlı sohbetler yapma olanağını da kaçırmaz!
Ayşe’nin en önemli niteliği güleryüzlülüğüdür. Her halde gülümsemenin kendine çok yakıştığını bildiğinden olacak, dudaklarından tebessümünü hiç eksik etmez.
Elvin, Figen, Çiğdem, Gülşen dörtlüsüyle sağlam bir arkadaşlığı vardır. Uzun saçları, daima gülümseyen kahverengi gözleri ve neşeli hali ile örnek bir genç kız olma niteliğine sahip tatlı Ayşe’miz aynı zamanda çok da iyimserdir.
Arkadaşımızın üniversite sıralarında da başarılı bir öğrenim sürdüreceğine inanıyoruz ve tatlı Ayşe’mize yaşam boyu dudaklarından tebessümü eksik olmaksızın, herşeyin gönlünce olmasını diliyoruz.
  2051 MİNE ÇORA
2051 Mine Çora Sakin ve sessiz olduğu söylenir güzel arkadaşımız Mine’nin kendisini yeni tanıyanlarca…! Sözlülerde konuşma zahmetine katlanmayıp, etrafa gülücükler dağıtarak eğlenmesi, bu görüşü kuvvetlendirirse de, yakından tanıyınca yeteri kadar konuşkan ve espritüel bir kişiliğe sahip olduğu farkedilir.
Ender rastlanan bir güzelliğe sahip olan Mine’miz, çevresinden gelen bütün baskılara rağmen saçının şeklini değiştirmemekte ısrar ederek doğallığını korumuştur. Yalnızca saç şekli değil, Mine’mizin davranışları, konuşması da aynı tabiiliktedir. Yapmacıklıktan uzak ve rahattır herşeyiyle. Fiziği kadar, sesi de güzeldir; özellikle nezle olduğu zamanlar, teneffüslerde söylediği şarkılarla bu konuda arkadaşlarının beğenilerini kazanmıştır.  Ne zaman ders çalıştığını merak ettiğimiz arkadaşımız, her ne kadar geleceği için kendine bir dal seçmişse de, tebeşir üstüne kendine özgü alet ve metodlarla güzel sanat eserleri oluşturması bizde Güzel Sanatlara aday olacağı kanısını uyandırmaktadır.  Teneffüslerde Mine’yi Ümit’le beraber sınıf kapısının önünde ya da sıralarında konuşurken görebilirsiniz. Hiç bitmemecesine uzayıp giden konuşmaları doğal olarak bizim de merakımızı çekmiştir.  Arkadaşlığından her zaman zevk duyduğumuz Mine’ye yaşam boyunca başarı ve mutluluk dileriz.
  2063 SERPİL KARACASU
2063 Serpil Karacasu Birinci ders zili çalıp da, öğretmen içeri girdikten 5-10 dakika sonra kapının açılıp, kıvırcık kızıl saçlı birinin içeri girdiğini görürseniz hiç şaşmayın, o mutlaka Serpil’dir. Sınıfımızın devamlı geç kalanlarından olan Serpil, bütün yıllar boyunca numarasını muavinlere ezberletmiş ve hepsinin sempatisini kazanmıştır.
Sessiz ve durgun görünmesine rağmen gerçekte neşeli, hayat dolu bir kişidir. Girişken olduğu için yeni tanıştığı arkadaşlarıyla dahi samimiyet kurabilir.
Serpil’ln belirli yanlarını oluşturan basket ve müzik sevgisinden baskete duyduğu ilgi, onu bir klübe üye olmaya heveslendirmişse de, üç yıldır bu arzusunu gerçekleştirememiştir ve sadece hafta sonlarında maçlara gitmekle yetinmektedir. Müzik dalında ise, bir pop parçasından veya bir klasikten aynı zevki alabilmektedir; çünkü müziği müzik açısından değerlendirmekte, fakat Beatles ve Elton John’un ayrı bir yeri olduğunu hatırlatmaktadır. Bu nedenle onu bir Beatles hayranı olarak kabul edebiliriz.
Teneffüslerde Serpil’i yapamadığı ödevlerini tamamlarken veya son rötuşlarını yaparken görebilirsiniz. Artık bu iş onda alışkanlık yapmış olacak ki, ödevlerini tamamlayıp tam zamanında verebilmektedir.
Serpil böylesine biri işte. İçten, cana yakın, arkadaş canlısı, samimi. Emellerine ulaşman en büyük dileğimiz.
  2065 DİLEK TAŞKIRAN
2065 Dilek Taşkıran Uzun, kocaman boyu, kara gözleri, renkli kazak ve çorapları, yürüyüşü, çizmeleri Dileği daima bize anımsatacaktır. Dilek, biz seni tanıdıkça böyle değerlerle karşılaştık. Birçoğundan daha fazla duygulu olman ve bunu dostlarının, dost saydıklarının yanında gizlememen, insanları henüz yeterince tanımadan, ölçüp biçmeden de olsa sevmen, sevebilmen, yakınlık duyman, art düşüncesiz içtenliğin seni bize bir arkadaş olarak kabul ettirdi inan. Tüm isteğimiz, bütün bu iyi niyetinin, duygularının başkaları tarafından çıkarlarınca kullanılmamasıdır, arkadaşımızın bu insanlar yüzünden düş kırıklıklarına uğratılmamasıdır, üzülürüz böyle olursa. Söyleyebileceğimiz tek söz, senin insanlığa karşı güttüğün sevginin, saygının ve içtenliğin eksilmemesi ama, sağduyunu kullanarak dostlarını diğerlerinden ayırt edebilmendlr. 3-H sınıfının tüm bireylerinin seni yakından tanımasına belki fırsat olmadı Dilek. Sekiz ay göz açıp kapayıncaya kadar geçti, ama seni tanıyanlar ne denli yakın olduğunu, duygulu, insanlara karşı inançlı, iyi niyetli olduğunu anladılar yavaş yavaş…. ve şimdi de bu okuldan ayrılırken, diliyorlar mutlu olasın, gösterdiğin dostluğa saygısız olanlarla karşılaşmayasın, dilediğince bir yaşam süresin.
  2400 SELÇUK ANGI
2400 Selçuk Angı Hayatından bezmiş, sert, hırçın görünümünün ardında masum, sıcak bakışlarıyla, canlı, canayakın ve sempatik hareketleriyle bambaşka bir Selçuk yaşar.
Kimya Hocamız Doğan Bey’e olan hayranlığı Selçuğu onun gibi davranmaya itmiştir. Son yılda sorumluluklarını tam anlamıyla kavraması, kendisini derslerine karşı aşırı ilgi göstermeye yöneltmiş ve O.D.T.Ü. Endüstri’ye girebilmek tek emeli olmuştur. Korkumuz, bu sıkı çalışmanın onun üzerinde ters tepki yaparak, değişik bir şekilde simgelenebileceğidlr.
Teneffüsleri en iyi şekilde değerlendirdiğini iddia eden Selçuğu, ya sorularıyla hocaları bunaltırken ya da kantinde buram buram tüten çayını yudumlarken görebilirsiniz. Cesurluğunun ispatını da Arzu’nun ensesinden çay dökerek yapmıştır.
Olaylar karşısında çabuk kızıp parlayan, fakat kısa zamanda pişmanlık duyarak yatışan Selçuğun kalp kırdığı, arkadaşlarını üzdüğü görülmemiştir. Başlangıç için hep iyi niyetli, umut dolu, inançlıdır.
Yaptığı ya da yapmaya karar verdiği işte güzel bir yan, zevkli bir şeyler arar. Sonuca gidebilmek için şarttır bu umut, bu iyi niyet. Ve Selçuk ulaşır sonuca, inançlıyız hep ulaşacak amaçlarına, yaşamın güzelliklerine.
Biz seni sevdiysek, buna sebep sensin. Gelecekte de bu değer yargılarınla görmek istiyoruz seni, hep böyle inanç dolu, hep böyle sevgi dolu.
  2536 METİN ATAMAN
2536 Metin Ataman Metin, sempatik, güleryüzlü, neşeli bir arkadaşımızdır. İnsanları korkutmak ve kızdırmaktan çok hoşlanır. Bunun yanısıra iyilik etmesini sever. Arkadaş canlısıdır; çok çabuk samimi olur ve herkese kendini kolayca sevdirir. Arkadaşları arasında her zaman şakacı ve neşeli olarak tanınmıştır. Uzun boyu ve güzel, yeşil gözleriyle çevrenin dikkatini çekmektedir (!) Arkadaşları arasında Jön adıyla anılmaktadır (!)
Güleç çehrenin arkasında, aslında çok sinirli ve çok çabuk kızan bir tip yaşar. Ancak arkadaşlarını kırmak istemediğinden çok çabuk gönlü alınabilir. Yapmaya karar verdiği birşeyi sonuç ne olursa olsun yapmaktan kaçınmaz.
Hocalarıyla geçinmesini gayet iyi bilir. Özellikle İngilizce Hocasıyla iyi geçinmek ister. Fakat teneffüslerde ve arkadaş topluluklarında değişiverir hemen. Sabah kontrollarının hışmına uğradığı zamanlar, sınıfa geç girmek en büyük zevkidir.  İngilizce dersine karşı büyük bir ilgisi vardır. Fırsatları değerlendirmesini çok iyi bilir, özellikle boş dersleri…
Ayda yılda bir kere sınıfta bağırarak yaptığı espriler hocayı ve sınıftakileri gülmekten kırar. Geleceğin büyük mimarına başarılar ve mutluluklar dileriz. Onu hep böyle neşeli ve güler yüzlü görmek en büyük dileğimiz.
  2700 MERİH MAZICI
2700 Merih Mazıcı En arka sırada Hikmet’le birlikte paltolarla haşır neşir olarak oturan arkadaşımız, bu durumdan hiç de memnun değildir. Her fırsatta bu hoşnutsuzluğunu paltoları sıraların üzerine dizerek belirtir.
Derslerle çok fazla ilgilenmemesine karşın, fen derslerinde durum değişir. Hiç çalışmadığı test tipi sınavlardan atarak hep iyi notlar almasını biz şanslı olmasına bağlıyoruz. Edebiyat ve Kompozisyon derslerinde ise, Merih’in en önemli görevi konuşması için baba’ya cesaret vermektir. Başarır da.
İnsanlara yardımı kendine amaç edinmiş olan Merih, bu özelliğini topladığı yardım paralarıyla kanıtlamıştır.
O kahverengi gözlüklerin ardında tüm cinliğini ortaya koyarcasına bakan yeşil güzel gözlerinin, gözlüksüzken çok dik baktığı fikrine katılıyoruz Edebiyat Hocamızın. O gülümsemesinin içtenliğini duyuyoruz içimizde, o iyi niyetli davranışlarını görüyoruz hep birlikte.
Diyoruz ki, herkes seni bizim gördüğümüz gibi görebilsin, duyabilsin. O zaman çok daha kolaylaşacak seni sevebilmeleri. Senin mutluluğun da bunlara bağlı olarak büyüyecek, büyüyecektir.
  2727 BERRİN NAS
2727 Berrin Nas II-T Sınıfının III-H’daki temsilcilerinden biri olan Berrin, iyiliği ve sempatikliği sayesinde kolaylıkla yeni sınıfında da kendine yer edinmesini bilmiştir. Şanssızlığı yüzünden bazı derslerden kırık not alırsa da, arkadaşımız sınıfımızın çalışkanları arasında sayılabilir. Bu çalışkanlığını devamlı ders dinlemesine (!) borçludur denebilir.
Herkesle kolay anlaşabilmesinin nedeni karşısındakilerin kişiliklerine göre davranışlarını ayarlayabilmesidir. Daima “kendi işini kendin gör” felsefesine bağlı kalmasına rağmen, arada bir isteklerini anında yaptıramayınca ağabeylerini hatırlatarak tehditte bile bulunur. Düşüp ayakkabısının topuğunu kırdıktan sonra 404’ün reklamını yaparcasına elinde topuğuyla sınıfa girmesi, arkadaşımızın gelecekte reklamcılık konusunda çok başarılı olacağı fikrinin herkesçe kabulüne sebep olmuştur. Her teneffüs büyük bir özenle düzelttiği saçlarıyla oynanmasına çok kızar.  Genellikle sessizdir; derslerde, teneffüslerde de fazla sesi çıkmaz. Geçen yılki sınıf arkadaşları Mine, Ümit, Dilek’le beraber oturur, başka sınıflarda olanlarıyla da teneffüslerde beraberdir. Dostlarına tutkusunu gösterir bu. İçten gülüşü, iyi kalpliliğinin yansımasıdır. Yardımseverdir. Bunu eline geçen her fırsatta göstermiştir. Bütün bu özellikleri ve yüce insan sevgisi onu doktor olmaya itmiştir. O uzun öğrenim yılları gözünü hiç korkutmasın. Çünkü sende bu iyi niyet, yardımseverlik, insan sevgisi varken, o yıllar çabucak akıp gidecektir senin inançlarınla. Bunca sevdiğin insanlarınla, kocaman bir dünya diliyoruz sana, dolu, dopdolu.
  2731 AYŞE YUMER
2731 Ayşe Yumer Aslında çok sevimli ve sempatik olan Ayşe’miz, bazen evden kızgın geldiği zaman etrafındakilere bağırmak için bahane arar. Yalnız bu kızgınlığının uzun süreceğini sanmayın, aksine hemen arkasından gönlünüzü almak için uğraşır.
Çağımızın son romantiklerindendir. Lise hayatı hep en arka sıralarda geçmiştir. Boyu da biraz uzun (!) olduğundan, hep tahtayı görebilmek için vals yapmak zorunda kalır.
Ne zaman, ne şekilde davranacağı hiç belli olmaz. Gülerken birden somurtur, sonra da birdenbire gülmeye başlar. Biraz delidir de (!) Saçlarının şeklini değiştirdikten sonra pek bir havalı olmuştur. Dersler arasında attığı kahkahalar ve çıkardığı seslerle bütün hocaların dikkatini çeker. Sabahları acele olarak evden çıkan Ayşe kahvaltı etmez, sonuçta onu ilk teneffüste kantinde karnını doyururken bulabilirsiniz. Sınıfımıza yeni gelmiş olması, O’nu eski sınıf arkadaşlarından koparamamıştır. Sınıfta da altı yıllık arkadaşı Metin’le beraber oturup, sınıf içi eğlencelerimize fazla katılmaz.
İdeali olan Hacettepe Dişçilik Fakültesi’ne girebilmesi hepimizin dileği. Onu ilerde diş hekimi olarak görebilirsek, Biz de kendisi kadar mutlu olacağız. Sonsuz başarılar.
  2744 BUMİN ERGENEKON
2744 Bumin Ergenekon Sınıfımızın yakışıklılarından olan Bumin iyi kalpli, arkadaşları tarafından sevilen bir çocuktur. Sabahları sınıfa selam bile vermeden bütün hışmıyla giren arkadaşımız, sırasına oturduktan sonra ancak yemek teneffüsünde yerinden kalkmak zahmetinde bulunur. Okulumuzun masa tenisi gözde oyuncularından olan Bumin, aynı zamanda kahraman bir izcidir de. Kuş avcılığını da çok seven arkadaşımız, son zamanlarda bu tutkusunu sınıfta “UHU” ile sinek avalayarak tatmin etmeye başlamışsa da, sonradan hayvan sevgisini hatırlayarak bundan vazgeçmiştir.
Bumin, bu uğraşları yanında, derslerinde de oldukça başarılıdır ve sınıfımızın çalışkanları arasında yer alır. Derslerde arada bir yaptığı espirileri hepimizi güldürür, derslerin monotonluğundan uzaklaştırır. Bumin uzun saçlıyken daha yakışıklı olduğunu bildiğinden, yazın çektirdiği fotoğrafları sınıfa getirip, bilhassa kızlara göstermeyi adet edinmiştir. Okul kurallarına uymayı prensip haline getiren arkadaşımız (!) okulda giydiği renkli kazakları sayesinde kat muavinlerince birçok kereler takdir edilmiştir (!)
Bu yakışıklı ve çalışkan arkadaşımıza hayat boyu mutluluk ve başarı dileriz.
  2754 MURAT AĞABEYOĞLU
2754 Murat Ağabeyoğlu Yıllık formalitesi icabı yazılan ilişikteki yazı, adı ve okul no’su yukarıda belirtilen şahsın hakkındadır.
Murat, şöyle faça, böyle faça bir adamdır. Yaşam yolunu ve felsefesini belirlemiş, iradelidir. Hareketleri ölçülüdür. Gerektiğinden fazla olgundur. Baba’dır. (Ama ailesi yoktur). Kimseyle kıyas götürmez. (Kuvvetli olduğundan kıyas’ı tek başına götürür). Aktör, yerine göre de artisttir; bazı büyük tiyatrolarda oyun gücünü ispatlamış, tiyatro salonlarına ağırlığını koymuştur. Şöyle iyi, böyle iyi bir müzik kültürüne sahiptir. Şofördür; ehliyetsizdir.
Eveeet, bunlar hep espri, hep neşeydi, güldük geçtik. Kolej camiası hakikaten bir kıymetini dana uğurlamaktadır.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana … az hesabı, herkes tarafından takdire şayan bulunmuş, sayılmış ve sevilmiştir. Geniş çevresi tarafından daima aranan ve aranacak olan MURAT doktorumuza yaşam boyu ba…….., mut…………. tamam işte falan filan deriz.
  2778 İLHAN BÜKÜLMEZ
2778 İlhan Bükülmez Sınıfımızın her bakımdan parlak öğrencileri arasındadır. Hocalarıyla arası iyidir, fakat bazen kafası bozulur. Zaman zaman, ders sırasında olsun, arkadaşları arasında olsun, güzel espriler yapmaktan kaçınmaz. Çevresi tarafından sevilen bir kişi olan İlhan, arada sırada parlar, fakat genellikle sakin ve sessizdir.
Başarılı bir sporcudur. Yazları Mülkiye yüzme takımının elemanı olarak havuzda antrenmanlara katılır. Sınıf takımının kalesini de başarılı bir şekilde korumaktadır. Oynadığı maçlarda takımımız hiçbir galibiyet alamayıp, aksine hepsini farklı kaybetmiştir.
En büyük amacının O.D.T.Ü. ye girmek olduğunu söyleyen İlhan derslerine düzenli çalışır, başarısını da buna borçludur.
Sabahları okula geç gelmeyi adet edinmiş olan bu arkadaşımız, değişik İngilizcesiyle de dikkati çekmektedir. Sıtkı, Tulga ve Orhan’la olan arkadaşlığı son yılda daha da artarak, kopmaz bir bağ haline gelmiştir.
Bu irade sahibi ve azimli arkadaşımızı uğurlarken, tüm başarıların ve mutlulukların onunla birlikte olmasını diliyoruz. Umalım ki amaçlarına ulaşsin, istediklerini elde edebilsin.
  2798 MERT ESİRCİ
2798 Mert Esirci Mert sınıfımızın ve okulun en tatlı, en yakışıklı, şakacı ve en arslan delikanlılarından biri olarak tanınır. Okuldaki renkli ve popüler tiplerden biri olmak zordur ama Mert oluşturduğu tüm karakteriyle bu işi kolaylıkla başarmıştır. Derslerle en ufak bir ilgisi olmayan bu arkadaşımız, 1. sömestr süresince dersler dışında herşeyle ilgilenmiş, bu arada Amerika’da okumanın hayallerini kurmuştur. Karnesindeki kırıklar ise ona adam olmaya söz verdirtmiştir.
Sporun her türlüsüne karşı aşırı bir ilgi duyan Mert, başta basketbol olmak üzere kayak, yüzme, voleybol, tenis dallarında başarılıdır. Bu yılın başına kadar basketbol dalında, Türk sporuna katkıda bulunmak amacıyla çalışmış, sezon başında basketbolu gençlere bırakmıştır. Özellikle İngilizce ve Jeoloji Hocalarına espri yapmaktan mutluluk duyan bu arkadaşımız, taklitleriyle, fıkralarıyla, hepsinin yanında normal davranışlarıyla bile sınıfı neşeye boğar.
Bu tatlı ve şakacı arkadaşımıza değişen çağımızda her istediğinin gönlünce olmasını, ümitlerinin gerçekleşmesini dileriz.
  2801 FİGEN ÖZYANAR
2801 Figen Özyanar Figen, Elvin ikilisinin diğer bireyi olan Figen, eski yatılılardandır. Ailesinin Ankara’ya gelmesi üzerine, uzun süredir ayrı kaldığı sevdiklerine kavuşmuştur.
Figen, sınıfta, incecik vücudu ve minyon tipiyle tanınır. Cin gibi bir kızdır. O’nu ciddiyetin son perdesini oynayan bir kişi olarak düşünmeyin, aksine son derece neşelidir. Hele O’nun tatlı gülüşü en öfkeli kimseyi bile yumuşatır. Herkes O’nun gülüşünü bir başkasına benzetir ama, O kimseye benzemek istemez.
Çok az çalıştığı halde derslerle de arası çok iyidir. Tek derdi edebiyat ve kompozisyondur. Herkes fen derslerinde zorlanırken O da bu iki dersle uğraşır. Figen aynı zamanda çok güzel Japonca bilir ve bu dili çok güzel konuşur.
En çok sevdiği şeylerin başında ailesi ve çukulata yemek gelir. Figen de bu yıl Elvin’in safına katılmış ve ikisi birlikte ünlü giyim mağazalarını zengin etmişler.
Şirin ve kültürlü bir kızımız olan Figen’e gönlünce bir hayat sürmesini ve sonsuza dek mutlu olmasını diliyoruz.
  2803 DİLBER DİNÇOL
2803 Dilber Dinçol Dilber… Onu anlatmak o kadar güç ki. Kin, nefret, öfke gibi aşırı duyguları onun kişiliğinde aramak boşunadır. Aksine, herkesin iyiliğini isteyen, elinden geldiğince yardım eden, üç senelik arkadaşlığımız boyunca kendini hepimize sevdiren bir kişidir. Kısacası herşeyi yerinde ve ölçülü yapmaYa gayret eden bir kişidir. Felsefesi, eğlenceyi iş, işi eğlence olarak görmektir. Boş vakitlerinin büyük bir kısmını kitap okumaya ayırır ki, bu özelliği yanılmıyorsak, konuşmasının güzelliğindeki, akıcılığındaki önemli bir etmendir. Büyük küçük ayırmaksızın herkesin, özellikle konuşmalarına karşı saygılıdır. Kendisine hitap edildiği zaman gereksiz ve saçma bir konuşma olsa dahi sonuna kadar cankulağı ve sabırla dinler, sorularınızı yanıtsız bırakmaz. Arkadaşlık için yapmayacağı şey yoktur. Zevkli giyinmesini bilen Dilber’in kibarlığı, düzenliliği ve derslerdeki başarısı herkese örnek olabilecek niteliktedir.
Sınıfımızın “kanatsız meleği” olarak nitelendirebileceğimiz Dilber, gerçek bir dost, İyi bir sırdaş, mükemmel bir dert ortağıdır. Dileğimiz, yaşamının bundan sonraki bölümünün de hep başarılı, mutlu ve sağlıklı geçmesidir.
  2850 HİKMET İLİKLİER
2850 Hikmet İliklier Üç yıldır arka sırada oturmakta ve sınıfımızın babalığını yapmakta olan Hikmet’in, bu lakabı ile hareketli kişiliği tam bir uyum içersindedir. Derslerle arası pek hoş olmayan arkadaşımız, kimsenin çözemediği problemleri (pek sık olmasa da) çözerek, zekasını hayret ve hayranlık uyandıracak bir ustalıkla ispatlamıştır. İlk bakışta yerli ve yersiz çıkışlarıyla her ne kadar sert bir karaktere sahip olduğu izlenimini bırakıyorsa da, aslında Hikmet’in yumuşak başlı ve iyilik dolu bir kişiliğe sahip olduğu, onu tanıyınca anlaşılır. Fedakar arkadaş deyimini Hikmet için rahatlıkla kullanabiliriz; çünkü herhangi bir arkadaşının sorunlarına ortak olmak ve onun problemlerini çözmek için elinden geleni yapmaktan çekinmeyen Hikmet, bu sorunları da hepimizin inandığı üstün kuvvetini göstererek çözümlemekte ustadır.
“Böyle konularda ilkeleri olmalı insanın, küçük konulara ise ilgisizlik yeter” prensibini benimsemiş olan Hikmet’e bir takım küçük değerlerin de yaşam İçin gerekli olduğunu, mutluluk verebileceklerini hatırlatmak isteriz. Yaşamı bu türlü görebildiği zaman daha mutlu, daha başarılı olacaktır. Dileriz tüm istekleri gerçekleşsin.
  2853 AZRA RONA
2853 Azra Rona İşte incecik bir vücut, kıvırcık saçlar, tipik gözlüklerle bizim sevimli Azra’mız. Tertemiz, insan sevgisi ile dolu olan bir kalbin yanında neş’e kaynağıdır o. Olayları anlatması, canlılığı, içtenliği hepimizin kalbinde yer etmiştir. Fikirleriyle, görüşleriyle, hatta giyinişiyle bile bambaşkadır o.
Canlılıkla, iyi niyetle, yaşamla dopdoludur. Olaylara çoğu zaman duygusal açıdan bakması kendisinin üzülmesine neden olur. Halbuki Azra’mız, doğruyu, güzeli, kısacası en iyiyi mantığıyla bulabilecek, gerçek iyiyi, kötüden ayırabilecek bir kişidir.  Değer yargıları saplantılardan uzak ve ilginçtir. Arkadaşlık kavramına verdiği önemi en iyi simgeleyen de kendi arkadaşlığıdır. Hiçbir arkadaşı o’nun gözündeki değerini yitirmez, yitiremez. Bunu da biz Azra’nın kişiye olan sonsuz ve güçlü sevgisine, sarsılmaz güvenine bağlıyoruz. Ani olaylar karşısındaki şaşkınlığı, kızdığı zaman yüzünün mimikleri, üzüldüğü zamanki durgunluğu, o canlı, iyimser anlarından o kadar farklıdır ki, böyle durumlar hemen anlaşılır yüzünden, etkileniverir hareketleri.  Doğruluğuna inandığı kavramları sonuna kadar büyük bir inançla savunan Azra’mızı hep böyle görmek istiyoruz, inanıyoruz ki sen, iyi niyetin, kalbinin temizliği ve yitirmediğin sevginle çevrene mutluluğu öğretebileceksin. Unutma! Duygularını yenebildiğin zaman daha da güçlü olacaksın.
  2925 ÜMİT TARLAN
2925 Ümit Tarlan II-T Sınıfının III-H Sınıfına kaptırdığı bu sevimli ve güler yüzlü Ümit’imiz, arada bir (!) attığı kendine has, şen kahkahasıyla çevresini de neşeyle doldurur. Bu güler yüzü ve canlılığı ona arkadaşlarının gönlünde derin ve güzel bir yer kazandırmıştır. İnanıyoruz Ümit’imiz yaşam boyunca karşılaştığı tüm insanlarda aynı sevgi dolu etkiyi bırakacaktır.
İnatçıdır biraz, her ne kadar kendisi inatçı olmadığını iddia ediyorsa da, bizler büyük bir içtenlikle bunun aksine inanıyoruz. Bu inancımız için en iyi kanıtsa, sözlülerdir (!) Önsezileri de genellikle doğru çıkmaz ve hiç ummadığı anlarda, hiç ummadığı derslerde sözlüye çağrılır.
Çevresi tarafından zorlanarak kendini Tarzan olarak hissetmeyi benimsemiştir. Ümit’imiz sarmaşıkları anımsattığından olacak, saç bağlarına çok düşkündür. O’nu sevenler olarak biz de onun saç bağlarına düşkünüz (!) Bu arkadaşımız, birçok kimsenin başaramadığını ve denemeye bile cesaret edemediğini yapmış, saçlarını bütün bir yıl boyunca kendisi kesmiş ve en güzel şekli vermeyi başarmıştır.
Ümit’imiz çoğumuzu üzen olaylara bile iyimserlikle bakıp, herşeyi iyi yönüyle değerlendirmesi ve bunu tümümüze aşılamasıyla gerçekten ümidimiz olmayı başarmıştır. O’nun iyimserliğinin ve neşesinin yaşam boyu devam etmesini istiyor ve inanıyoruz ki, büyük mutluluklara layık olan Ümit’imiz bu mutluluğa kavuşacaktır.
  2944 HAKAN GÜLEY
2944 Hakan Güley Hakan, III-H’a bu yıl takılmış ve takılır takılmaz da 42 masum yavrunun (!) babalığını üstüne alarak okulda “baba” ünvanına kaymış ve aynen kabullenmiştir. Okul dışında hemen her salise doludur, ve büyük bir olasılıkla “grubuyla” “yoharıya” takılmıştır. Buna rağmen dersleri ….. BAHSEDİLMEZ (!) Kendimiz bu gibi ufak hesaplara önem vermediğimiz için, burada Hakan’ın derslerinden bahsetmenin alemi yoktur.
Hakan çok insalcıldır, aynen free’dir. Hiç korkmaz ha, gider istediği yere veya şahısa aynen takılır ve yazılır. Bu sebeple çok sevilen ve aranılan bir dostumuzdur. Okulunun 89 hocasının yayınladığı ve “Hakan’ın bu yıl iyice dağıttığını ve bu gidişe bir son verilmesi gerektiğini” bildiren ortak bildiriye karşı, Hakan hala dağıtmadığını iddia etmektedir.
Hakan’ın espritüel mizacına uymak için yazdığımız bu biraz “hafif” yazı aslında size ancak Hakan’ı biraz anımsatabilmiştir. Gerçekte Hakan hakikaten efendi, zeki ve harbi delikanlıdır.
Yüksek öğrenim ve daha sonraki yaşamında başarılı ve hep onu tanıdığımız gibi olmasını dileriz.
  2986 İBRAHİM ORHAN
3056 İbrahim Orhan Tahtayı görmekte zorluk çekmesine rağmen, inatla bazı derslerde en arka sıraya taşınmaktan büyük bir hoşnutluk duyan İbrahim sınıfımıza bu yıl katılmıştır. Eski sınıf arkadaşlarıyla ilişkisini kesmediği halde, bizim sınıfla çok rahat kaynaşmıştır. Yine de zamanının büyük bir kısmını, sıkı bir bağla bağlandığı eski arkadaşlarıyla geçirir.
Derslerde genellikle sessiz ve sakindir. Varlığıyla yokluğunun bir olmasıyla hocalarla başı bütün bir yıl derde girmemiştir.
Yıllardır değişmeyen çocuksu yüz ifadesi, sevimli haliyle onu sevmemek olanaksızdır. Arkadaşları arasında “Kaptan” veya “baba sultan” adıyla çağırılan İbrahim’i okulda fazla göremeyiz. Briç’i iyi oynadığını arkadaşları her fırsatta belirtirler. Derslerle uzak yakın bir ilişkisi olmaması, onu derslerde genellikle renkli rüyalar görecek uykulara itmiştir. Ama bu renkli rüyaların acısını aldığı notlarda görünce ikinci dönemde ders dinlemek için karar almıştır. Dileğimiz verdiği bu karardan dönmemesi ve dilediği bir üniversiteye girebilmesidlr.
Futbola büyük bir ilgi duyan arkadaşımız koyu bir Fenerbahçe taraftarıdır. Bu konuda Serdil’le sınıfta yaptığı tartışmalar görülmeye değer niteliktedir. Sonuçta genellikle İbrahim galip gelir. Umarız, yaşam kavgasında da her konuda galip gelsin ve tüm isteklerini elde etsin, mutlu olsun.
  3056 AYDIN YULUĞ
3217 Aydın Yuluğ Brilliant. Sınıfımızın genç dimağlarından ve tek medar-ı iftiharı. Zekası ve çalışkanlığı sayesinde fen derslerinde üstüne yoktur. Bu arada diğer derslerinin de iyi olduğunu söylememek ayıp olur. Fen derslerinden yazılı olacağımız gün, Aydın’ın etrafında bir kalabalık görmek alıştığımız bir durumdur. Aydın, çok daha önceden çözdüğü problemleri arkadaşlarına anlatıyordur. Başarısındaki en büyük etken de budur herhalde; derslerini verildiği gün yapmak, bugünün işini yarına bırakmamak.
Aydın, dersleri dışında zamanını bilim ve teknik dergisini takip etmek, klasik müzik dinlemekle geçirir. Müzik zevki onun ince ruhlu oluşunun bir kanıtıdır. Parasının büyük bir bölümünü plaklara yatırarak bu müzik zevkini tatmin etmeye çalışır.
Aydın, her an arkadaşlarına yardım etmeye hazırdır, bu karakterinden dolayı ileride bütün özelliklerine uygun olan doktorluk mesleğini istemektedir. İnsanlığa hizmet, onun yaradılışına uyan bir görev.
Dileriz kişilere yardımını esirgemesin, dileriz emelleri gerçekleşsin. Mutluluk da bunlarla tamamlanır.