327 NİLÜFER ERGÜR
327 Nilüfer Ergür Sınıfın sessiz ve sakin kızlarından biri olan Nilüfer bir klasik müzik hayranıdır. Öyle ki her cuma abisiyle birlikte konserlere taşınır. Belki bu ilginin gelişmesinde katıldığı bando çalışmalarının da payı vardır. Asıl özelliği sınıftaki birçok erkekten evvel hiçbir şike olmaksızın sırf kendi gayretiyle ehliyet almış olmasıdır. Bu meziyeti sanırız birçok kişiyi yapıştırıcı kullanmak zorunda bıraktı. (biraz çatladılar da). Bu zavallı kızcağız da arka sıraların kırtasiye deposudur. Hergün parça parça olan silgilerin yerine yenisini almaktan iflas edecek durumlara düşer. Aynı zamanda bir İzmir hayranı olan Nilüfer (çocukluğunun orada geçmesi nedeni ile mi nedir…?) her tatilde İzmir’e gitmekten bıkmadığı gibi, Canan’a İzmir anılarını da anlatmaktan da usanmamış ve Canan’ı bu anılarıyla bezdirmiştir. Oyuncak bebeklere çok düşkündür ve evinde bir hayli bebeği de bulunur. Çok iyi kalpli ve yardımsever olması dolayısıyle derslerde etrafıyla uğraşmaktan kendisine yetiştiremez. Yemek yemeyi hiç sevmez ve zaten bu da her halinden belli olur. Sınıfın birçok üyesi gibi O.D.T.Ü. endüstri öğrenimini görmek İsteyen Nilüfer’e mutlu günler…
  391 ÇİĞDEM DEDE
391 Çiğdem Dede Evci olduğu günler sınıfa hocadan on dakika sonra kan ter içinde sırıtarak dalan Çiğdem babası Artvin valisi oldu olalı yatılı kalmaktadır. Yolculuk dönüşleri torbalar dolusu getirdiği fındıklarla sınıfın çarşamba pazarına çevrilmesine neden olur. Son derece idealist oluşu, insanlara yardım etmek, topluma katkıda bulunmak isteği onu tıp öğrenimine tutkun hale getirmiştir. Güzel ve etkili konuşmasıyla sınıfta patırtısı olan tartışmaların başını çekenlerdendir. Her nedense o ufacık burnunu her işe sokar ve üstesinden gelmek için tüm yeteneklerini kullanır. Okulda sosyal faaliyetlerin her çeşidine girerek zevkini alan ve bu arada öğrenci yönetim kurulunda görev alarak örnek öğrenci (?!) olması yanında folklor çalışmalarıyla milli duygularını pekiştiren nadir kişilerdendir. Son derece realist oluşundan mıdır nedir kan ve cinayet kokan cümleleri ile Mr. Wright’ı bile titretmeyi başarmıştır. Vahşi ve haşin sahnelere bayıldığı halde büyük bir tezatla insancıl oluşu dikkati çeker. Çayhanenin eksilmez elemanlarından oluşu onu çoğu kez sinirli telaşlı yapar ve bunu da eline geçen şeyleri fırlatmakla (özellikle sınıf defterini) geçiştirir(?!). Derslerdeki başarısını her sene aldığı iftihar kağıtlarıyla kanıtlaması yanında sosyal yönünü de geliştiren Dede geçen sene A.F.S. bursunda 1. liği kimseye kaptırmamıştır. İdeallerine kavuşması dileğiyle…
  502 AHMET YÜKSEL
502 Ahmet Yüksel Bu atletik vücutlu ve sporun her dalında özellikle basketbolda yetenekli olan melek yüzlü(?l) çocuğun içinde espri dolu bir şeytan yatmaktadır. Hiç uyumayan bu şeytan, dörtlü yoncanın şamatalarına şamata katar ve sağdan üçüncü sıra hiç durmaz her dakika kaynar durur. Karşısındakiyle konuşurken yüzüne verdiği ciddi ve masum tavırla rahatlıkla kafa bulur. İnce (?!) zekası, güzel esprileri ile karşısındakilere yaptıramayacağı iş yoktur. Ankaragücü, okul ve sınıf basketbol takımlarının değişmez elemanlarından olan Yüksel sayesinde okul ikincisi bile olduk. Grup şampiyonası için gittiği Bolu maceraları ile uzun süre etrafındakilerin ağızlarının suyunu akıttı. Derslerde genellikle yolunu bulmasına rağmen iki senedir edebiyat derslerinde başarı sağlayamamış olması onda büyük bir edebi kompleks (?!) yaratmış ve bütün vaktini bu çok sevdiği derse hasretmiştir. Sınıfta kötü alışkanlıklara sahip olmayan ender kişilerdendir ve belki de bu nedenle ateş gibi yerinde duramaz ve sözlülerde de bu yeteneğini hemen gösterir. İdeali Boğaziçi olan yoncanın dördüncü yaprağı olan Ahmet’e başarılar.
  608 HAYDAR BÜYÜKTUĞRUL
608 Haydar Büyüktuğrul Sınıfın en kendi halinde gibi görünenlerinden fakat gerçekte bütün dersler boyunca gevezeliği ile Ufuk’u bile sıkan ayrıca sınıfın en koyu Beşiktaşlılarından olan Haydar yaptığı ince espirileri ile tanınır. Aslında espri yapmak Haydar için nefes almak kadar doğaldır. Fakat hiç bir hoca bu işin farkına bile varmaz ve Haydar’ı sessizler gurubuna dahil ederek onu takdir ederler. Derslere genellikle ağzında sakız olarak giren Haydar tenefüslerde sınıfın enini ve boyunu adımlayarak ölçer. Emin olabilirsiniz ki Haydar için derslerden sonra en önemli meşgale olarak saçları ve sakalları gelir. Her teneffüs saç tuvaletini tazelemekten adeta zevk alır. Futbol ve Haydar’ı birbirinden ayırmak imkansız gibidir. Defterlerinde senenin önemli maçlarının notlarını ve sonuçlarını bulabilirsiniz. Ayrıca her pazartesi sabahları taze lig haberlerini ve kritikleri Haydar’dan temin edebilirsiniz. Haydar işini kontenjana bırakmayan zeki ve yerine göre çalışmasını bilen bir öğrencidir. Gülşen’le Ufuk arasındaki silgi alışverişi transit yolu üzerinde oturan bu sessiz arkadaşımıza bol gürültülü ve başarılı bir hayat dileriz.
  614 UFUK YILDIZ
614 Ufuk Yıldız Lise kısmının Tarsus Amerikan Koleji transferlerinden olan Fofo girişken olduğu kadar her kalıba girebilen espri dolu bir çocuktur. Sempatik bir tip olduğundan etrafındakilerin sevgisini kolaylıkla kazanmıştır. Fofo’nun en büyük zevklerinden biri Selçuk, Yüksel, Kaynak ve kendisinden oluşan 4’lü yoncanın en hareketli tipi olan Selçuk’u kızdırmaktır. Annesinin yaptığı nefis yemeklerden aldığı fazla kiloları atmak için öğlenleri yanındakileri aç bırakmaktan katiyen çekinmez. Tarsus’lu arkadaşları, sınıf arkadaşları, teyzesinin oğulları ve civcivlerle uğraşmaktan pek boş vakti yoktur. İki senedir anlata anlata bitiremediği Tarsus palavralarının doğruluğuna oralı arkadaşlarıyla tanışınca inanmamak elde değil. Kendisi derslerde başarılı olduğu kadar gevezedirde. Her ne kadar arada sırada hoş fakat boş konuşursa da onun gevezeliği hocaları pek kızdırmaz. Serpil hanımın derslerinde kontenjandan geçeceğini öğrenmesi bile gevezeliğini azaltmadı. Korkunç derecede tembel olan Fofo’nun imdadına yaz başında aldığı ehliyeti ve 1976 Peugeot’u yetişti. Üşenmeden yaptığı işlerin başında değişik tonlarda attığı kahkahalar gelir. Her şey gönlüne göre olsun Fofocuğum.
  651 BETÜL TALU
651 Betül Talu 3/I nin acı ve tatlı günlerinde arkadaşlarına destek olan, onları yalnız bırakmayan Betül, kahkahaları ile, arka sıraların neşe kaynağıdır. Sevimliliği ile tanınan Betül’ ün okuma merakı yanında en büyük özelliklerinden biri de çaya olan düşkünlüğüdür. Koleje olan bağlılığı onu bazı haftalar Gülşen ile birlikte okulunu desteklemek için Basketbol maçlarına gitmeye zorlar. Yüzmenin yanında folklörde de oldukça başarılı olmuş, hatta TV.deki bir folklor programında boy göstermiştir. Hemen hemen her sabah Pakize ile kavga etmesinin sebebi daima geç kalmasıdır. Aslında sözüne sadık olan Betül’e, aynı şeyler randevuları için söylenemez. Çünkü randevularına daima geç kalır, bu onu bekleyen herkesi çıldırtmakta ve sürekli ültimatomlara rağmen o yinede hiç rahatını bozmayıp, bu alışkanlığından vazgeçememektedir. Pakize ve Betül tatlıya olan düşkünlüğünden dolayı Gülşen ile birlikte her hafta sonu Tunalı’daki pastahaneleri ziyaret ederler. Son derece kararsız olan Betül hep tıp derken, son zamanlarda O.D.T.Ü. Endüstri Mühendisliğini istemektedir. Büyük bir fedakarlıkla çalıştığına göre, bize sadece inşallah başarırsın deyip mutluluklar dilemek kalıyor…
  664 KUDSİ EROL
664 Kudsi Erol Okulumuzun güzel bahçesine nazır manzaralı, kaloriferli ve son derece lüks mevkili bir yere sahip olan Kudsi, doğrusu bu avantajından bol bol yararlanır. Öyle ki hocalar derslerde onun ilgisini çekmek için sürekli seslenmek durumunda kalırlar. LORDLAR KAMARASINA mensup olmanın verdiği rahatlıkla arka sıraları bol bol karıştıran Kudsi bu yüzden hocalarla, özellikle Serpil Hanım ve Müzeher Hanımla oldukça samimi olmuştur(?!). Bahattin Beyle olan samimiyeti de buradan kaynaklanır. Kravat takmaktan nefret ettiği için bu uygarlık yularına en az esir olanlardandır. Çok düşkün olduğu saçlarına her onbeş günde bir biçim verir. Derslerde pek uğraşmadığından dersler onunla uğraşır. İdeali olan Maden mühendisliğine girmesini ve başarılı olmasını dileriz.
  803 FAHAMET ÇAYKÖYLÜ
803 Fahamet Çayköylü En basit bir olay karşısında dahi nedense kıpkırmızı oluveren Fahamet’in salça reklamı yaptığı takdirde büyük başarı kazanacağı hatta Nahide Şerbet’i bile geçeceği muhakkak. Neyse, Fahamet bu sene büyük bir atak yapmış ve altılı galyanda dereceye girmeyi başararak iftihara geçmiştir. Başarısını neye borçlu olduğunu kimseye söylemiyor ama Faber kalemleri ile ilgili olduğu muhakkak. Genellikle sakin olan bu ön sıra öğrencisi sıra hocalara kalem vermeye geldi mi birden aslan kesilir ve her türlü meşru veya gayri meşru yolları kullanmak suretiyle Dede’yle mücadeleye başlar, ama yine de ne kadar iyi kalpli olduğu ön sıranın sene boyunca her türlü kalem, silgi, kalem traş gibi kırtasiye malzemelerini karşılamasından anlaşılır. Fakat en büyük özelliği bu taş duvarlı haşin ve can sıkıcı okulda yapacak bir şey bulamamayı bahane ederek her tenefüs çayhaneye kendini atmasıdır. Giderken genellikle Dede’yi de sürüklediğinden onu da kendisi gibi çay tiryakisi yapmaya başlamıştır. Yapılan son tahlillere göre damarlarındaki çayda bir miktar kana rastlanmıştır. Tıp öğrenimi yapmak için tatil günlerini kurslara feda eden Fahamet’e isteklerinin gerçekleşmesi dileğiyle başarılı ve mutlu yıllar…
  885 GÜLSEN KARATEPE
885 Gülşen Karatepe Dalmış’la sınıf kapısını gece gündüz demeden, durup dinlenmeden beklemeyi kendine görev edinmiş olan Gülşen attığı kahkahalarla da büyük ün kazanmıştır. Sulak yerlerde büyüdüğü her halinden belli oluyorsa da boyu kendisine yetmiyor olacak ki yine de topuklu ayakkabılarından vazgeçemez. Böylece etrafa hepimizin tepesinden bakar, dediğine göre yükseklerde havalar daha temiz oluyormuş. Çene yapısında bir gevşeklik filan mı vardır nedir bilinmez ama ağzı hiç kapanmayan bu sevimli arkadaş konuşmazsa kesinlikle rahat edemez. Özel hayatında bluejeanden başka hiç bir şey giymeyen Gülşen spora çok düşkün olduğundan hemen hiç bir basketbol veya voleybol maçlarını kaçırmaz. Ayrıca kendi sportif yapısı ile eski beden hocası İbrahim beyin’de gözüne girmişti, böylece hocamızı gözünden de etti.(?!) Görüldüğü üzere zaman zaman amansız davranışlarda da bulunan Gülşen’in en büyük zevki çekirdek yemektir. Onu, Pakize ve Betül’ü ellerinde çekirdeksiz görmek hemen hemen imkansız gibidir. Bu yüzden sınıfın temizlik koluna pek çok iş düşer. Slow müzik dinlemekten çok hoşlanan ve idali olan üniversiteye girebilmek için tatil günlerini kurslara hasreden Gülşen derslerinde de oldukça başarılıdır. Kahkahalarının çevresini her zaman çınlatması dileğiyle…
  891 PAKİZE PEKER
891 Pakize Peker Çok kolaylıkla arkadaş olabilen Pakize, geniş çevresinde çok konuşması ve bitmez tükenmez neşesiyle tanınır. Pakize, sevimliliği, içtenliği, yardımseverliği ile arkadaşlarına her konuda destek olmuştur. Derslerle sosyal faaliyetleri birlikte yürütebilme yeteneği, onu folklör çalışmalarına yöneltmiş ve bu alanda başarısını TV.deki gösterisi ile ispatlamıştır. Arkada oturduğu halde dersleri büyük bir ilgiyle izleyip çevresine yardımcı olur. Konsantre olabilmek için imtihanlarda tam bir sessizlik isteyen Pakize’nin kimya imtihanında “Hocam aklım karışıyor.” deyişini unutamayacağız. Müziğe öylesine düşkündür ki ders çalışırken dahi onsuz yapamaz. Müzik ve folklorün yanında tiyatroyla da yakından ilgilenir fakat onun bu ilgisi sadece seyirci olarak kalmıştır. Üç arkadaş (Pakize, Betül, Gülşen), sohbetlerini çayla sürdürmekten zevk duyarlar. Bu sayede çayı sevmiş okuldan eve gidince çay içip çalışmaya başlamayı bir adet haline getirmiştir. Eskiden beri çocuk doktoru olmayı düşündüğü halde son zamanlarda O.D.T.Ü. Endüstriye gitmeyi istemesinde akrabalarının büyük etkisi olmuştur. Pakize’ye ilerlemek istediği bu yolda başarı ve mutluluk dileği ile…
  933 EVİN BENLİ
933 Evin Benli Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle Evin sınıfın en ilgi çeken simalarından biridir. Çok iyi piyano çalması, tenis oynaması ona has belli başlı özelliklerdendir. Sömestre tatillerini Uludağ’da kayak yaparak geçiren Evin’in gözleri her dönüşünde bir başka parlar. Neden olduğunu anlamak içinse üstün zekalı olmak hiç gerekmez(?!). İstanbul yollarının dümdüz olmasında en etkin elemanlardan biri kuşkusuz Evin’dir. Oldukça romantik oluşu onu zaman zaman sonsuz kederlere boğsa da genellikle bu halleri geçici olmakta ve Evin acele etrafındakilerin de yardımıyla deprasyon halinden kurtulup mani durumuna geçerek süper kahkahalarla sınıfı çınlatmaktadır. Derslerin en önemli, kritik anlarında çıkardığı anormal seslerle tüm dikkatleri bir anda önsıraya çekerek sınıfın ciddiyetini bir anda bozuverir. İyi kalpli arkadaş canlısı, insanlara fazla güvenen bir kişi oluşu onun sürekli insanlar hakkında yanılgıya düşmesine ve hayal kırıklığına uğramasına neden olur. Bu sene bitip tükenmeyen kursları yüzünden ne yazık ki okul haricinde yüzünü pek nadir görebildiğimiz bu tatlı arkadaşımızın dileği Boğaziçi üniversitesinde öğrenimini sürdürerek, sevgili ağabeysiyle İstanbul’da yaşamına devam etmektedir. Biz de onun tüm isteklerinin gerçekleşmesini dileriz.
  1090 ÜLKÜ FIRAT
1090 Ülkü Fırat Sınıfın en sessiz, sakin ve kendi halindeki öğrencilerinden Ülkü’nün sesi genellikle pek duyulmaz. Hem Renan’ın yanında oturup hem de nasıl sessiz kalabildiğine şaşmamak elde değil. Derslerde çok az sesinin çıkması ve etrafına karşı daima saygılı davranışlarıyla tüm öğretmen ve arkadaşların sevgisini kazanmıştır. Sabahları sınıfın ortak özelliğini bozmayarak geç gelen Ülkü de, diğer LORDLAR KAMARASI üyeleri gibi masa tenisine düşkündür. Ayrıca basketbol ve futbolu da sever. Sınıf basketbol takımının başarılı elemanlarındandır. Hiç birşey üzerinde iddia etmeyen ve herkesin huyuna giden bir karekteri olmasına rağmen karar verdiği zaman da fikrinden caydırmak oldukça güçtür. Genellikle düşünceli ve dalgın görünen Ülkü her nedense çalışmasına rağmen Tarih ve Coğrafya derslerini bir türlü beceremez. O.D.T.Ü. Makina mühendisliğine girmek isteyen Ülkü ye başarılar.
  1124 FARUK ERSOY
1124 Faruk Ersoy Dersler hariç her konuyla yakından ilgilenen Faruk, koyu bir Galatasaray taraftarıdır. Siyasal yönü de oldukça güçlü olan bu LORDLAR KAMARASI mensubunun hergün sınıfa getirdiği gazeteler sayesinde günlük olaylardan hemen haberimiz olur, fakat bu zavallı gazeteler daha üçüncü derse kalmadan sınıfın haberlere olan tutkusunu göstermek istercesine hemen paramparça olur. Tavla oynamadaki yeteneğini günden güne geliştirmekte olan Faruk büyük bir İSTANBUL hayranıdır. Her sene ilk dönem okulun kırık getirme rekorunu elinde tutmasına rağmen ikinci dönem durumunu sabırla düzeltir. Değişik ve yeniliğe olan antipatisi, hiç birgün değişmeyen saç biçiminden de kolayca anlaşılabilir. James Bond çantasını hiç elinden bırakmadığına bakılınca evrak taşımaya daha doğrusu memurluğa eğilimi olduğu sanılır, fakat onun ideali tıp öğrenimidir. Başarılar, mutluluklar dileriz.
  1142 DERUN GANİOĞLU
1142 Derun Ganioğlu Kahverengi gözlerinin süslediği fiziğiyle sınıfın ilgi çeken tiplerindendi. Kokulara olan merakı diğer özelliklerinin yanında birçok kızın peşinde koşmasına neden olur. Okula Amerikan arabalarından başka arabalarla gelmediği gibi yine aynı şekilde terk ederek dolmuş sıralarında bekleme zahmetine katlanmaz. Tam bir centilmen ve çok iyi arkadaş olan Derun sınıfımızın diğer bazı üyeleri gibi İstanbul hayranıdır. Derslere olan ilgisini arada bir sınıfa uğrayarak göstermesine rağmen coğrafya sevgisi onu her salı sınıfa bağlar(?!). Süleyman’la olan derin arkadaşlığı onları birbirinden kopmaz iki insan haline getirmiştir. Arka sırada oturup da sessiz olan kişilerdendir. Fakat bütün gayret ve savunmalarına rağmen bu özelliğini Vehbiye Hanıma kabul ettirememiştir. Her tenefüs Dalmış’la neler kaynattığını henüz anlamak mümkün olmadı. Pazartesi ve perşembe günleri her nedense hep geç gelir. İlk dersin tarih olmasının bunda etkisi olduğunu zannediyoruz. İleride babasının mesleğini devam ettirmek isteyen Derun kendisi ticarette üniversite bilgisinin rolünün az olduğunu ve başarının insanlarla uzlaşmaya ve onları tanımaya bağlı olduğunu savunur. Derun’a hayat boyu başarı ve mutluluklar..
  1199 ÇİĞDEM DALMIŞ
1199 Çiğdem Dalmış Yüzünden hiç eksik etmediği o harika gülümseyişle, sınıfımızın kapılarını her tenefüs büyük bir fedakarlıkla tutarken gelene geçene büyük bir içtenlikle “canım, tatlım” diyen “dünya tatlısı” bir kızdır Çiğdem. Ailesine özellikle annesine olan bağlılığı ve sonsuz sevgisi hepimizin takdirini ve hayranlığını kazanmakta böylesine hamarat, neşeli, terbiyeli bir kızı olduğu içinde annesini kutlamaktayız. Gezmeyi çok sever ve özellikle üzgün olduğu zaman annesiyle değişik yerlere (?) çaya gider böylece kederi hemen silinir. Aslında çok iyi bir yöntem neşelenmek için (?!). Kalbi tatilsiz çalışan bir fabrika gibi sürekli, durmadan sevgi üretir. Tüm insanları iyisi kötüsü güzeli çirkini ile sever sever. Bu düşüncesinden hiç bir zaman vazgeçmeyeceğini büyük bir açıkkalplilikle her zaman tekrarlayan Çiğdem ayrıca sınıftaki dertlilerin dinleyicisi ve akıl hocasıdırda. Bu görevde zaman zaman başarısızlığa uğraması ise onu yıldırmamakta adeta kamçılamaktadır. Kendisiyle beraber olanlara neşesi ve tatlılığıyla unutulmayacak anlar yaşatan Çiğdem’in müstekbel eşi şüphesiz dünyanın en şanslı erkeklerinden biri olacaktır. (Mr. Wright ise aksini düşünüyor) Bu dünya tatlısı arkadaşımızın o güzel kahkahasının dudaklarından ömür boyu silinmemesini dileriz.
  1508 RENAN DİKEL
1508 Renan Dikel Büyük bir şans eseri olarak yedi senedir aynı sınıfta okumakta olan quadronun büyük kardeşlerinden büyüğü olan kara yelekli sarı saçlı Renan bu sene Back-row society’sine cebren ve hileyle dahil edilmiştir. Üstadımız karikatür ve konuşma yeteneği ile duygularını mimik çizgi ve kelime şeklinde sonsuz başarıyla ifade etmektedir. Saçlarına olan düşkünlüğü ile kendisini her an iki büklüm olarak ayna karşısında görmek mümkündür. Biraz kısadırda(?!). “Bilgin vücut ve kondisyon merkezi”ni 3 senedir aşındıran ve onu zengin eden Renan “37 cm. lik pazularını en güçlü ve ezeli rakibi olan Meltem üzerinde sınıfta sansasyon yaratacak şekilde dener ancak aldıkları ufak tefek yaralara rağmen ikiside mutludurlar. Her ne kadar agabeysi ile aynı vücut ölçüleri ve aynı yüze sahip olsalarda kırmızı Vosvoslarının içinde onları bıyık farkıyla ayırtedebiliriz. 72 model olan şirin cici bici vosvosuyla Ankara yollarına çıkan Renan hem cins vosvoslara aman vermez. Spora olan düşkünlüğünün yanı sıra müzikle de arası çok iyidir. Kuşadası’nın ılık yaz akşamlarında kurulan çadır saz sefasında Feyiz Rafi ve Fırat’a curasıyla sabaha kadar eşlik ettiğini söylersek müzikle olan iyi ilişkisini de belirtmiş oluruz. 3/İ nin ince uzun yakışıklı mert ve cesur üstadına arkadaşlarından ayrılmaksızın tatlı ve mutlu bir hayat dileriz.
  1512 AHMET KAYNAK
1512 Ahmet Kaynak Koka Ralli ekibinin kurucularından olan bu ince uzun, sarışın çocuk hayatını arabalara atfetmiştir. Boş olan olmayan bütün vakitlerinde ve derslerde yarattığı süpersonik modelleri İngilizce ve coğrafya defterlerine nakşeder. Bütün maliyesini ne kadar bozarsa bozsun parasını ralli aksesuarlarına ve otomobil mecmualarına yatırmaktan çekinmez. Yaz tatilinde gittiği Avrupa’da bütün parasını bu işe yatırdığından kendine iç çamaşırı bile alamamıştır. Pis Renaultsunu ön camındaki “Otomobil Dünyası” çıkartmalarından seçebildiğimiz Ahmet durmadan otomobil konuşmaktan nur yüzlü bir arkadaşını kaybetti(?!). Bu soylu çocuk tanıştığı bir çok kız ile, ufak araştırmalar sonucu akraba çıkar (Son zamanlarda solağın kardeşi ile olan samimiyetini ilerlettiği kimsenin gözünden kaçmamaktadır). Sınıf basket takımının finale kadar yükselmesini bu büyük Coach’a borçludur. Ayrıca kendisi ağları koparan ve servis toplarını büyük mesafelere yollayan usta bir raketimizdir. İdeali baba mesleği olan mimariyi sürdürmek olan dörtlü yoncanın bu yaprağına Cibie’lerle aydınlatılmış bir dünya dileriz?
  1568 CAN KARAYALÇIN
1568 Can Karayalçın Sınıfın süperlerinden olan ve değişik fiziği kızıl saçlarıyla hemen dikkatinizi çeken Can, zekasını ve başarısını TÜBİTAK tan burs almasıyla da kanıtlamıştır. Çok faal ve çok yönlü bir kişi olup, her yaz yeteneklerini arttırmak amacı ile İngiltere’ye gider. Özellikle fen dallarında sınıf düzeyinin üstünde bilgilere sahip olması yazılı önceleri başının oldukça kalabalık olmasına neden olur. Kitap okumayı çok sever, özellikle felsefi konularda olanları tercih eder. Böylece oldukça geniş bir genel kültüre de sahip olmuştur. Spora özellikle masa tenisine meraklı olan Can’ı her öğlen pinpon salonunda görmek mümkündür. LORDLAR KAMARASININ en sessizlerinden olan Can ortaokulda atom mühendisi olmak amacındayken simdi tıp öğrenimi yapmayı arzulamaktadır. Dileğimiz onu ileride çok ünlü bir doktor olarak görebilmek. Başarılar mutluluklar.
  1650 HALUK YEĞENOĞLU
1650 Haluk Yeğenoğlu “Öğünmek gibi olmasın ama ben Kayseriliyim” Bu lafı günde birkaç kez kullanarak menşeini bize hatırlatan elbette sınıfın tek Kayseri’lisi Haluk’tur. Aslına bakılırsa hareketleri ve ekonomik görüşleriyle de kanıtlar bunu, 25 kuruşu dahi boşuna harcamaz. Eeee para paradır. Kendisiyle yaşıt olan arabasını çok sevdiği halde yakın zamana kadar evlerinin çevresindeki yarım dönümlük arazide gezinebiliyordu ancak. Büyük çabalar ve çabalar sonucu ehliyetini aldıktan sonradır ki şehir trafiğine katıldı. Ehliyetini herkese özellikle kızlara göstermesinin tek amacı ise sadece araba kullanmayı öğrendiğini kanıtlamak değil aslında yazın uzattığı bıyıkları ile çektirdiği fiyakalı ve yakışıklı resminin görülmesini sağlamaktır. Bu amacı anlaşılmadı ama fotoğrafı yine de beğenildi. Yelek ve asker postallarıyla bir süre gösteri yapan Haluk havaların ısınması ile bize kravat çeşitlerini lanse etmeye başladı. Fotoğrafçılığa çok meraklı olan Kayserili kardeşimizin kendine ait özel telefonlu bir de resim stüdyosu vardır. Bu işe önce portre çekerek (?!) başlamış fakat sonradan doğaya yöneltmiştir. Büyük bir iş adamı olacağı şimdiden her halinden belli olan Haluk’a başarılı bir mühendis olmasını dileriz.
  1710 YALÇIN ONAT
1710 Yalçın Onat Renkli 3,75 numara miyop gözlüklere sahip olan Yalçın, gözlük camlarına parmak değdirildiğinde volkan gibi patlar ve kendini kaybederek etrafındakilerin üzerine yürür. Biz de yanlışlıkla bile böyle bir hataya düşmemek için çok dikkatli davranmaya çalışırız. Yazın uzun saçları ve siyah gözlükleriyle çektirmiş olduğu fotoğrafıyla gangesterlere benzediğini kendisi de doğrulamıştır. Bugünlerde altı aylık uzun bir beklemeden sonra alabildikleri “Renault TS” marka arabalarını kullanabilmek için ehliyet almaya çalışmaktadır. Her nedense bu uzun beklemeden sonra alınan arabaya kılıf geçirip kapılarının önüne park etmişlerdir. Kış aylarında Yalçın’ın en büyük zevki öğle teneffüsünde arabayı çalıştırmaktır. Ayrıca Ankara’nın keskin soğuğundan buz fırtınasından korumak amacı ile arabanını üzerine” Billur tuz” dökmüştür… Yalçın, biraz gereğinden fazla uzun bir şekilde anlatmasına rağmen güzel ve bilimsel konuşmasıyla tanınır. Her konuşmasına genel açıklamalarla başlayan Yalçın’ın ileride evlenme teklifini nasıl yapacağını merak ediyoruz. Ödev kapaklarını ne olduğunu anlayamadığımız kendinin büyük bir zevkle yaptığı sürrealist çizgilerle süsler. Hayat boyu mutluluklar dileriz.
  1808 ŞAKİR TORUNLAR
1808 Şakir Torunlar Akşam saat beşte
Ormanın derin sessizliklerine
Daldığım anda hapşurdum……
Müthiş şiirlerinden birkaç dize aldığımız Şakir, nerede beleş oraya yerleş hayat felsefesine her türlü yolları deneyerek ulaşmış ve bu idealin uygulamasını başarı ile sürdürmüştür. Mecbur kalmadıkça çalışmaz ve her işi son güne bırakır. Fakat öylesine çenesi boldur ki ne yapar ne eder hocalara istediğini kabul ettirir. Son derece soğuk esprilerle sınıfın tir tir titretmesine rağmen kendisi kaloriferin yanında oturması avantajıyla böyle bir duruma maruz kalmaz. Özellikle tarih hocamız Müzeher Hanım’ı yatıştırmakta üzerine yoktur(?!). Masa tenisi, yüzme, futbol en sevdiği sporlardır. Her öğlen yemek için özel yerlere gittiğinden arkadaşları ile sınıfa geç girerler ve tabii mazeret bildirmek yine de Şakir’e düşer. Güçlü çenesiyle politikacılığa şimdiden aday olan Şakir öğrenimine Siyasal Bilgiler de devam etmeye karar verip en isabetli seçimi yapmıştır. Biz de onu bir an evvel politika sahnesinde görmek isteğiyle başarılı olmasını diliyoruz.
  1825 İNCİ GİRİTLİOĞLU
1825 İnci Giritlioğlu Sınıfımızın İnci’si, tatlı İnci’miz derslerine verdiği önemle herkes tarafından takdirle karşılanır. Hocalarımızın gözlerinin içine bakarak ders dinlemesi ve büyük dikkati bizim için bir kıskançlık vesilesi olmuştur, diyebiliriz. İngilizce dersinde yağmurlu havalara maruz kalan İnci arka sıralara taşınmak isteğinde olmasına rağmen buna pek imkan yoktur. Kitap ve defterlerine olan düşkünlüğü ve temizliği en önemli özelliğidir. İnci gibi bir yazıya ve çok temiz defterlere sahiptir. Taktığı renkli kurdeleler Selçuk’u o kadar cezbeder ki bazı derslerde çığlıklarla karşılaşırız. Dönüp baktığımızda İnci’nin kurdelesinin ya sandalyesine bağlanmış ya da Selçuk’un elinde görebiliriz. Serpil Şen ile sene başında girdiğimiz iftihara geçme bahsini kazanabilmek için büyük bir azimle çalıştığı görülür. İnci sosyal yönü ile çok iyi bir arkadaştır. Zira mesleğinin de doktor olmasını arzulaması bize bunu gösteriyor. İleride tüm insanlığın ve kendine iyi bir yön verebilme arzusu ile tıp mesleğine yönelmeyi arzuluyor. Bunun yanında el işlerini, bilhassa örgü örmeyi pek sever. Tek ideali başarı kazanmak olan İnci’ye hayat boyu başarı ve mutluluklar…
  1867 CANAN ÖZBAY
1867 Canan Özbay Giydiği rengarenk (pinkish, yellowish, oranj) çoraplarla gözleri kamaştıran Canan sabahları Nuri Turan’a yakalanmamak için yaptığı koşularla okul içi rekorlarını altüst etmekte. Geçen sene aldığı süet paltosu arka sıraların gazabına uğrayarak tanınmıyacak hale gelmiş ve yerini daha dayanıklı bir paltoya bırakmıştır. Canan, kendisine fizik olarak çok çok benzeyen ablasıyla ve abisiyle hiç geçinemez, aralarında geçen münakaşaların izlerini ise yüzünden görmek mümkündür. Ders çalışmayı hiç sevmez fakat bunun acısını da çekmez değil. Çok fazla yediği halde nasıl olupta kilo almadığına şaşmamak elde değil. Kursları asıp sinemaya gitmekten çok zevk duymasına rağmen O.D.T.Ü’ye girmek istiyor. Üniversiteye girmenin bir mucize olduğu şu günlerde Canan’ın da bir mucize yaratıp O.D.T.Ü. ya da Boğaziçi’ye girmesi hepimizin en büyük dileği mutluluklar başarılar…
  1887 MELTEM KESKİN
1887 Meltem Keskin Sınıfta Renan’ın önüne oturmak bahtsızlığına uğrayan Meltem’in ömrü onun sataşmalarına karşı kendini savunmakla geçiyor. 19 Mayıs havuzunun müdavimlerinden olan bu tatlı kız lisanslı yüzücüdür fakat yakında bu sporu bırakıp Renan’a karşı koyabilmek için boks veya karate dersleri alacağına inanmaktayız. Saçlarını hergün özenle yapması çoğu kez Nuri Turan ile başının derde girmesine yol açmıştır. Havada uçan bir çanta mı gördünüz muhakkak peşinde Meltem vardır. Çünkü onundur veya arka tarafta bir paltonun üstünde mi zıplanıyor, o da kesinlikle Meltem’e aittir. Fırçası, tarağı, kitapları her tenefüs aynı akıbetlere uğrar ve Meltem günlerini eşyalarını toplamakla geçirir. Back-row sosyetesine hemen adapte olmuş ve o da neşesiyle, kahkahalarıyla katkıda bulunmaya başlamıştır. Çok iyi pasta pişiren Meltem’in cüssesine bakılırsa kendi yaptığı bu yemeklerden hiç yemediğini kolayca anlıyoruz. Bunun nedenini sormaya da doğrusu kimsenin cesareti yok. (?!) Okulun sabunlarını bir türlü köpürtemeyen Meltem en sonunda çareyi yanında sabun taşımakta bulmuştur. Şu anda tek amacı O.D.T.Ü.’nün herhangi bir bölümüne kendini atabilmek olan Meltem’e yaşam boyu mutluluklar…
  1889 ZERRİN CELAYİR
1889 Zerrin Celayir Geliyor!!! Bu ses sadece Zerrin’den çıkmış olabilir. Hocaların geldiğini, Kıvılcım annemizin göründüğünü haber verip hazırola geçmemizi sağlar. Sınıfımızda sessiz, ağırbaşlı, dürüst olarak bilindiği gibi tüm öğretmenleri tarafından sevilen, terbiyesiyle takdir edilen bir arkadaşımızdır. Kapının kenarında en sağda ve en önde yer alır. Mr. Wright’ın derslerinde ekonomi yapılması gerektiğini unutarak ışıkları açan Zerrin Mr. Wright’ın sempatik bakışlarına maruz kalır. Kayağa olan sevgisi kar yağdığında gözlerinin parlamasına neden olur. Kış aylarına aşırı sevgisi olan Zerrin’i tatillerde Uludağ’da görebiliriz. Aylin, Zeynep üçlüsünün bir üyesi olduğu halde yıldız falına inanmaz ve eğlenceyi sever. Müzik dalında en çok batı müziğinden hoşlanır ve David Cassidy ve Rabbits topluluğuna büyük sempati besler. Son zamanlarda Hamburgercide sık sık görünen Zerrin’in en sevdiği yemekler arasında krem-şokellayı da sayabiliriz. Gelecekteki arzularına değinirsek bol bol seyahat edip dünyayı gezmek, bilgilerini daha geliştirme arzusundadır. Mimar veya makine mühendisi olmak en büyük emelidir. Şimdiden Tanrı yardımcısı olsun, hayat boyunca başatılar ve mutluluklar dileriz.
  1963 GAMZE PLATİN
1963 Gamze Platin Sınıfımızın en güzel kızlarından olan Gamze herkes tarafından sevilir. Eğer dersin ortasında sesler duyulursa bu büyük bir ihtimalle Gamze’yle arkasındaki Selçuk ve Ahmet’le arasında geçen olaylar sonucu ortaya çıkmıştır. Sevgili akrabasının şakalarından kurtulmak için harıl harıl formüller hazırlamakta olan Gamze tarih dersine de özel bu merakı olduğundan bu dersi hiç kaçırmaz. Aslında bu öbür dersler için de geçerlidir. Tenis sporunda oldukça başarılıdır. Herkes zayıflamak için kendini paramparça ederken o da büyük bir hızla şişmanlamaya uğraşmakta fakat pek başarılı olamamaktadır. Yazın gelmesini öyle sabırsızlıkla bekler ki şimdiden neler yapacağını planlamaya başlamıştır. Oldukça şık giyimiyle göze çarpan Gamze’yı okulda olduğu zaman tenefüslerde sınıfta görmeye pek imkan yoktur. Çünkü çayhanededir mutlaka. Etrafta “Ali kıran baş kesen” olarak tanınan Gamze boyunun çok kısa oluşundan yakındığı için giydiği upuzun topuklu ayakkabılarıyla herkese tepeden bakarak aşağılık duygularına kapılmalarına neden olur. Mimar olmak isteyen Gamze’ye mutluluklar……
  1973 NİLÜFER GÜRCAN
1973 Nilüfer Gürcan Nilüfer bambaşka bir dünyanın insanıdır. Etrafına göre oldukça sessiz gerektiğinde iyi bir dost olan Gamze’nin Nili’si, büyük sessizliğin altında iyi bir kalbin yattığını herkese belli etmez. Sessiz ve sakinliği ile hocalarımızın da dikkatini çekmiştir. Her çeşit müzik ve spor faaliyetlerinden ve bizzat futbol ve voleybol maçlarını seyretmesinden hoşlanan bu arkadaşımız Fenerbahçe taratarıdır. Çok iyi daktilo yazması ve alacağı ehliyeti ile övünmüyor diyemeyiz. Selçuk ve Ahmet Yüksel’in tokalarına olan zaafı onu fazlasıyla tedirgin ediyorsa da onları hoşgörü ve hiçbir zaman gerçekleştiremediği tehditlerle geçiştirmekte üstüne yoktur. Sene başından beri okula etekle gelmesine rağmen Leman Hanım ve Nuri Hocanın gözünden ustaca kaçmayı başarmaktadır. Saçlarını toplamaktan hoşlanmadığını söyleyen Nilüfer, okulda saçlarını hiç açmaz. Zerrin’ lerle çok iyi anlaştığı her teneffüste kaynatmalarından belli olur. Öğle teneffüsleri izini kaybettirmesini iyi bilen Nilüfer’in nereye gittiğini sene başından ben çözemedik. Çarşamba öğleden sonraları da esrarengiz bir şekilde kaybolan Nilüfer, I. dönemdeki rahatsızlığından dolayı okula gelmediğinden 2. dönemde hiç aksatmadan devem etmekedir. İleride psikolog olman dileğiyle mutluluklar Nilüfer.
  2005 AYLİN TAŞHAN
2005 Aylin Taşhan İyilik örneği Aylin’imiz, sınıfımızın uzun boylu kızlarındadır. Bu arkadaşımız, Zeynep’in Türkçe’de bir numaralı yardımcısıdır. Sessiz ve sakin görünmesine rağmen aslında son derece neşeli ve hareketli olan Aylin, kendisini tanıdığımız kadarıyla gezmeyi ve seyahat etmeyi çok sever. Bundan başka sinemaya gitmekten, spor yapmaktan, bilhassa ping-pong ve yüzmeden çok hoşlanır. Güzel olan herşeye hayran olan Aylin, insanlara çok güvendiği için sık sık hayal kırıklığına uğrar. Kuşadası’nın vazgeçilmez turistlerinden olup terbiyeli, herkesin iyiliğini isteyen, duygulu bir arkadaşımızdır. Zerri ve Zeynep’le iyi arkadaş olan Aylin, her zaman gülümseyerek etrafına neşe saçar diyebiliriz. Ön sırada oturmasına rağmen burayı bir türlü sevememiştir. Değişik paltoları, hepimiz tarafından beğenilir. Aylin, son zamanlarda yıldız falına merak sarmıştır. Bu yüzden kütüphanesinin yarısı bu tip kitaplarla doludur. Dansetmesini çok seven Aylin pop müziğinden ve klasik müzikten hoşlanır. İki sıranın silgi ve kalem ihtiyacını karşılamada üzerine yoktur. Bu arkadaşımız ileride psikolog veya gazeteci olmak istemektedir. Sana hayat boyu mutluluklar Aylin…
  2013 AYSU TERZİBAŞOĞLU
2013 Aysu Terzibaşoğlu Upuzun saçları güzel masum yüzü ile adeta bir iyilik perisini andırır Aysu. Kendine has inceliği zarafeti ona ayrı bir özellik kazandırır. Oldukça sakin ve ağırbaşlı olan bu arkadaşımızın içinde esen fırtınaları anlamak için Dede ile kapışmalarını seyretmek gerekir. Böylesine zıt fikirli iki insanın nasıl olupta üç senedir bu samimi arkadaşlıklarını sürdürdüklerine şaşmamak elde değil. Fikirlerini büyük bir ateşle savunan Aysu aynı zamanda gerçek bir öztürkçe hayranıdır, öyle ki bazı yazılarını kendi bile anlamaz. Onun asıl görevi üç metrelik kırmızı atkısı iki metrelik yeşil rahibe paltosuyla yerleri süpürerek temizlik işçilerine yardım etmektir. Aysu’un bir başka özelliği de çok güzel karikatür ve resim çizmesidir. Her ne kadar kendisi bunların hiçbirini beğenmezse de çok güzel oldukları bir gerçek. Yemek yapmayı daha doğrusu yeni tarifler yaratmayı çok iyi bilen Aysu (?!) Dede’yle sürekli yemekten konuşur. Midesine olan düşkünlüğü zaten her halinden kolayca anlaşılmakta (?!) Türk Halk Müziğini çok seven ve saza hayran olan arkadaşımız arada bir fısıltıyla türkü bile söyler. İyi kalpliliği, terbiyesi ile tüm sınıfın ve öğretmenlerin sevgisini kazanan Aysu’ya yaşam boyu mutluluklar…..
  2069 LEYLA DERYA
2069 Leyla Derya Sessizlik ve sakinlik bulaşıcı mıdır nedir bilinmez ama Leyla da arkasında oturduğu Aysu gibi ağırbaşlı ve sakin bir arkadaşımızdır. Hiç olmazsa sınıfta. Sarı saçlı fakat Evin’in mavi gözlerine karşı bir çift yeşil göze sahip olan Leyla’nın tatlı merakı gerçekten söz konusu edilmeye değer. Öğle yemeklerinde verilen tatlılardan (rejimde olmadığı zamanlar) çift porsiyon yemek adetini birden fazla tabak aşırma marifeti bulunan Süleyman sayesinde başarı ile devam ettirmektedir. Bu durumda rejimler ne işe yarar bilinmez. Karın yağmasını en çok isteyenlerin başında belki de Leyla gelir. Çünkü Çankaya yokuşları parlaklık ve kayganlıklarını ona ve kızağına borçludurlar. Enerjisini de tabi gayet güzel yaptığı tatlı ve keklerden kazanmakta. Ona davetli olanlar gayet şanslı sayabilirler kendilerini bu usta ahçının elinden yedikleri için. Spor ve modern kıyafetleri sever, tabi bir de İstanbul’u. Ankara-İstanbul yolunu düzeltmekte Evin’in başyardımcısıdır. Artık oralarda neler yaptıkların biz sormuyoruz, yalnız resimler söylüyor. (?) Güneşe olan düşkünlüğü ne yazık ki Yalçın tarafından hoş karşılanmamakta ama o yine de perdeyi kapamamakta direnmektedir. O.D.T.Ü. deniz bilimlerine girmek isteyen tatlı Leyla’ya müzik dolu günler dileriz.
  2158 ŞİNASİ EROL
2158 Şinasi Erol Sınıfımıza bu sene katılan Şinasi gerek arkadaş canlısı olması ve gerekse de sempatikliği ile kendisini hepimize sevdirmiştir. Ufak, tefek, kansız ve cansız, minyon tipli (Boy 1,93 – Kilo 85) Şinasi kendine has yarım ay şeklindeki gülüşüyle çok az şeyi sorun edinen karakterini gösterir. Sınıfımızın sevimli Frankenstein’in iç dünyasını cüssesinin karesiyle orantılı olarak görmekteyiz. Oldukça romantik duyguları olan fakat olaylar karşısında realist davranan bir kişidir. Espri yapmayı hiç beceremediğini söylediği halde nükteleri değme sanatçılara pes dedirtecek niteliktedir. Öğrenci öğretmen ilişkileri konusunda kesin yargıları olduğu davranışlarından hemen anlaşılır. Boğazından çıkardığı garip sesler yakınında oturanları çıldırtmakta ve vazgeçmesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yüzmeyi ve özellikle basketbolu çok sever. Müziğin de hiç bir türünden anlamaz fakat hepsini dinler. Elektronik mühendisi olmayı isteyen Şinasi’ye başarılar……
  2166 SELÇUK ERGİN
2166 Selçuk Ergin İşte size ateş civa gibi bir çocuk. Bir dakika bile yerinde duramayan Selçuk nadiren girdiği depresif durumlarda kendisine sataşanları en can alıcı noktalarından avlar. Hiç bir şeyde ölçü tanımayan Selçuk derslerindeki başarısına bir de 100 metredeki serbest stildeki 1.19 luk derecesini de katınca hala formundan düşmediğini gösterir. Renault Ralli grubunun as pilotlarından olan Selçuk bu alandaki denemelerini babasına ödettiği tahrip faturalarıyla tamamladı. Arabasına takdırdığı Gordini jantları, ralli direksiyonu ve havalı kornaya rağmen bazı eksiklikler sebebiyle Çankaya caddesinin müdavimleri arasına katılamadı. Mr. Wright ile olan yakın ilişkisi onun İngilizce derslerine daha fazla ilgi göstermesine sebep oldu. Hatta Sezar’a karşı olan büyük ilgisi onun bu lakabı almasına sebep oldu. Bu İngiliz yakınlığı aslında Sezar’dan önce vardı. Çünkü kendisi bir Beatles hastasıdır. Bütün bunlara rağmen Selçuk bir alanda başarı kazanamamıştır: 14 numaranın kızlarını tavlamak. Boğaziçi Mühendisliğin hayali ile yaşayan dörtlü yoncanın bu yaprağına başarılı ve bol kapışmalı bir hayat dileriz.
  2174 FIRAT BAŞAR
2174 Fırat Başar Back-row Society’nin quadro’suna dahil olan ve her zaman arkadaşlarıyla beraber ağlayıp beraber gülmeyi ve sevinçlerini ve kederlerini onlarla paylaşmayı seven Fırat az alıngan, çok duygulu ve geniş bir arkadaş topluluğuna dahil olup aranılan bir kişidir. Fırat aynı zamanda sesine uygun karakteriyle İngilizceci N. A. Wright’ı complaining yapmaya cesaret edebilen tek yürekli kişidir. Ayrıca Mr. Wright’ın gölge severliği yüzünden Mr. Wright’la yaptığı perde kavgaları meşhurdur. Avrupa ve Kıbrıs gezilerinin sonuçların Fırat’ın giyiminde kuşamında ve bilhassa tırtıklı ayakkabılarında görmek mümkündür. Fiziğine uygun olarak basketbol ve futboldan hoşlanan biricik varlığımız Fırat’çığımız quadronun diğer bir asil üyesi olan karaoğlan Feyiz’le birleşerek her ne kadar Hüseyin beye maç teklif ettilerse de bu teklif çok geç kabul edildi ve bizde onun varyetelerini seyredebildik. Fazla dangırtılı müzikten hoşlanmayan Fırat’ın en sevdiği müzik türü hafif ve kafa dinlendirici olanıdır. Quadronun diğer elemanlarıyla yani Feyiz, Renan ve Rafi ile çıkmış oldukları Kuşadası macerasının tadını ballandıra ballandıra anlatan Fırat böyle gezileri dostlarına tavsiye etmektedir. Her ne kadar Boğaziçi işletme fakültesine girmek amacıysa da giremediği takdirde ticaretin el verdiği olanaklardan yararlanacağını söylemektedir. Sevildiği kadar sevmesini de bilen bu uzun boylu yakışıklı fıkır fıkır hayat dolu ele avuca sığmaz mert delikanlıya tüm emellerinin gerçekleşmesini dileriz.
  2300 RAFİ MERTER
2300 Rafi Merter Sınıfımızın süper başkanı olan Rafi neşe içinde kendiliğinden 7 sene evvel back-row society’ye asil üye olarak pattadanak düşmüştür. Son 2 yılda özel surette atanarak başkanlığa getirilen Rafi sınıfın çıkarlarını koruduğu gibi öğretmen talebe ilişkilerini de yolun sokmaktaki başarısı son düzeye ulaşmıştır. Şiir gibi bir delikanlıdır. Zevkine düşkün olan Rafi lüks giyimin ve İtalyan modasının son yeniliklerini tam manasıyla üstünde taşır. Bu düşkünlüğünden dolayı ancak ve ancak 2.derste okula girmeyi başarabilir. V motorla spor tip metalik Taunusu ile Rıza Şah’ta tozu dumana katar. Rafi’yi sınıf köşegeninin en ücra köşesinde kara güneş gözlüklerini takmış olarak görürseniz muhakkak Wright’ı protesto ediyordur. Herkesde bulunmayan bir hoşgörüye sahiptir. Olaylar karşısında etkilense dahi dışa vurmaz daima neşelidir. Bu hayat görüşü onu daima mutlu kılmaktadır. Kolay arkadaşlık kurabilen Rafi herkes tarafından sevilen sayılan renkli bir simadır. İmtihan öncelerinde verdiği batı müziği konserleri ile öğrencilerin düşük not almalarının nedeni olmasına rağmen kendisinin başarı grafiği oldukça yüksektir. Fransız ve İspanyol Müziğine olan merakı onda kaliteli müzik bilgisinin yer etmesine neden olmuştur. Gönlü O.D.T.Ü. Endüstride olan ama aslında ticarete hayır diyemeyen bu yakışıklı güzel gözlü gence dilediğince mutluluk ve başarılar……
  2336 AHMET SIRRI ERDEMİR
2336 Ahmet Sırrı Erdemir Sınıftan içeri girdiğinizde sağ ön sıranın en ucunda bakarsanız sınıfımızın ve Serpil Hanımın topacını görebilirsiniz. Ahmet Sırrı kısa boyu ve yusyuvarlak vücuduyla sırayı kaplamış ve bütün haşmetiyle oturmaktadır. El şakalarına olan sempatisiyle tanınır. Gerektiğinde ağır başlı, gerektiğinde de bir kahkaha tufanı olan Sırrı’mız sınıfımızın sempatik üyelerindendir. Tebeşir taşımak, silgiyi kaybetmemek gibi görevlerde bulunan Sırrı 1. dönemin sonunda büyük bir gaflette bulunarak kimya dersinde alkol konusuyla ilgilenmiş ve Doğan Hoca sayesinde hepimizi 30 Haziran’dan sonra alkolün psikolojik ve yan etkilerini tatbikiyle incelemek üzere bizi evine kokteyle davet etmiştir. Ender gibi kitap taşımak adetini kaldırarak bunu yanında oturan Zeynep’e de aşılamayı başarmıştır. Çekirdek yemeden duramadığından eli her zaman cebi ile ağzı arasında mekik dokur. Her zaman mutlu olarak görmeye alıştığımız Sırrı sana hayat boyu neşe ve güleryüz dileriz.
  2440 FEYİZ GENÇ
2440 Feyiz Genç Karadenizin bu yiğit delikanlısı kuzeyin vahşi tabiatından çatır çatır koparılarak Ankara Koleji Back-row Society’nin değişmez elemanlarından biri olarak zorla Fırat ve Rafi’nin arasına yerleşmiştir. Lise I ve II deki hızlı yaşantısından sonra büyük iş adamı olmak gayesiyle birinci sene derslerine ve arkadaşlarına düşmüştür. Mr. N. A. Wright’ın huşurtularından çok fazla rahatsız olduğu halde bunu hareketleriyle belli etmemeye çalışırsa da sonunda dayanamayarak her nasılsa soluğu dışarda alır. Başarısını zekasına borçlu olan bu arkadaşımız okul içindekiler yanında okul dışı faaliyetlerde de kendini göstermektedir. Her gün değişen saç stili ve sinekkaydı traşıyla Avrupa moda merkezlerince aranan manken niteliğini quadroya bulaştırmıştır. Sabahları tan yeri ağarmadan kalkarak Ankara sokaklarında koşan jimnastik yapan bu kara oğlan bilumum adalelerini ve dinçliğini buna borçlu olduğunu söylemektedir. Böylelikle ilk derslerde biraz uyuyan Feyiz uyandığı zaman sınıfı bulandırır. Öğrencilik tarihinde sözlüye kalkmak için öğretmenlerinden randevu isteyen tek öğrencidir herhalde. Quadro kardeşlerden olan Feyiz eve nadiren uğrar ve geri kalan zamanlarında beyaz Renosuyla Ankara’da isim yapar. İlk dönem karnesinden aldığı bir yara dolayısıyla sezona çok hızlı girmiştir. Gayesi sonuçta iyi bir hariciyeci olmaktır. Kuzeyin yakışıklı delikanlısına mutlu ve başarı dolu bir yaşam dileriz.
  2590 SÜLEYMAN CİLİV
2590 Süleyman Ciliv 3/İ sınıfının en güzel ve etkileyici gözlerinden birine sahip olan Süleyman özellikle muzurluğa ve fen derslerine işleyen üstün zekasıyla sınıfın renkli simalarındandır. Renk renk konverslerini önce sınıfın basketbol maçlarında göstermeye çalışmış, bu bahaneyle de 3/İ ‘nin baskette finale dahi yükselmesinde rol oynamıştır. Sonunda eltopunda karar kılan Süleyman, güzel fiziğiyle bu zorlu sporu bile yapabileceğini ispat etmiştir. Özellikle satrançtan zevk alan Sülü aslında her türlü zeka oyununa bayılır. Televizyonun haberler hariç her programının özellikle salı akşamları oynanan Türk filmlerinin müdavimi olması onun tüm gün uykusuzluktan şikayet etmesine neden olur. Zekasının parlaklığını TÜBİTAK Biyoloji yarışmasında finale kalarak göstermiş ve çalışmalarını sürdürmek için incelediği fareleri okula da getirince kızların arya söylemekteki yetenekleri de böylece ortaya çıkmıştır.
Oldukça güzel ve zevkli giyinen Süleyman kıyafetleriyle gözlerinin arasındaki harmoniyi de sağlar ve kızları kendine hayran bırakır. Okula önemli hastalıklar haricinde hiç aksatmadan her gün devam eden nadir kişilerden olan ve doktor olmayı isteyen Süleyman’ın eline Allah hiçbirimizi düşürmesin. Amin….
  2592 ENDER BALCI
2592 Ender Balcı Hergün 15 dakika geç kalmakla sınıf rekorunu koruyan Ender’in futbola karşı olan hayranlığını sıcak günlerde onu öğle teneffüsünde bahçede görmemize sebep olur. Havaların soğumasıyla artan bilardo merakı ve her öğle teneffüsünden sonra bahtsız Fofo Ahmet Kaynak ve Gamze’nin bilardo kültürlerinin cebren ve hileyle arttırmalarına sebep olur. Kitap taşımak gibi bir adeti olmadığı için Mr. Wright tarafından tekdirle karşılanır!!. Ender’in en büyük hobisi çekirdek yemek ve Jeoloji yazılısına kopya yazarak onları kullanmaktır. Bunda da üstün bir kabiliyeti olduğunu 2. Jeoloji yazılısında ispatlamıştır. Sıranın üstünün kopya dolu olmasına rağmen Sevda hanımın hiç birşey bulamaması bizim için hakikaten bir mucizedir. Her sabah Gamze’nin “imdat olamaz yine mi Ender” çığlıkları arasında çekirdek yemeye başlayan gün bitimine kadar sürdüren Ender gerektiğinde iyi bir dosttur da. Azmettiği bir şeyi ergeç başaran ve ileride ne olmak istediğini bilmediğimiz arkadaşımıza mutluluklar.
  2768 HALUK AĞABEYOĞLU
2768 Haluk Ağabeyoğlu Sınıfımızın yedi yıllıklarındandır. Fazla gayret sarfetmeden her sene sınıfını doğrudan geçen, derslerini zeka yolu ile halleden arkadaşımız on parmağında on hüner olan bir tiptir. Yerinde esprileri hoş sohbeti ile etrafındakilerin dikkatini çekenlerdendir. Hazır cevaplılığı ve haklı olarak kendine güveni ile kendini herkese sevdirmiştir. Sınıf içi tartışmalarda fikirlerini rahatlıkla ifade edebilmesi, her konuda sağlam bir fikri savunabilmesi onun en önemli niteliğidir. Fikir ve konuşmaları yanında, elverişli fiziğini komple çalışmasıyla değerlendiren bir gençtir. Sporun her dalında mükemmel bir grafik gösterir. Bilhassa atletizmde çok başarılı olmuş ve rekorlarını okul listesine geçirmiştir. Basketbol ve futbol takımlarında üstün formuyla her an hazır bulunan arkadaşımız spora yatkınlığı nedeni ile Nuri Bey’in sevgili bir talebesi haline gelmiş ve bu özelliğine bir de kısacık saçları eklenince ona kontrollerde görünmez niteliği kazandırmıştır. Sevimli yumuşak görünüşüne rağmen, olgun dolgun ve kuvvetli adalelere sahip olan Haluk’un kanat adaleleri espri konusu olmuştur. Bu sportmen arkadaşımıza hayat yarışında muvaffakiyetler dileriz.
  2955 ZEYNEP KAMEL
2955 Zeynep Kamel Bu yıl Moskova’dan gelerek aramıza katılan Zeynep, sınıfımızın en küçük üyesidir. Aylin ve Zerrin’le çok iyi arkadaş olan Zeynep’in sesinin çok yüksek olması (!!!) bizi ve bilhassa hocalarımızı çok mutlu eder ve tebessümlere boğar. Bazen sesi yetişmediği için yardımcı bile kullandığı görülmüştür. Onu duysanız etrafı incitmemek için konuşuyor zannedersiniz. Sınıfımızın iki yatılısından biri olan Zeynep, evci çıktığı günlerin sabahı okula muhakkak geç gelir. Zeynep Moskova’dan gelmesine ve en küçüğümüz olmasına rağmen derslere hemen kaynamış ve 9.5’dan 10 alacağına üzülerek etrafındakileri çileden çıkarmayı adet edinmiştir. Piknik yapmayı çok seven Zeynep’imiz aynı zamanda çok da iyi kalplidir. Zeynep’in bir başka özelliği de sinema ve tiyatroyu çok sevmesidir. Ayrıca seyahat etmekten de çok hoşlanır. Zeynep hayvanları bilhassa köpekleri çok sever (!??). Batı müziğinden çok hoşlanır. Bizimle hemen kaynaşmış olan Zeynep’imiz ileride mimar olmayı düşünmektedir. Bu cana yakın tatlı arkadaşımıza hayat boyu başarılar ve mutluluklar dileriz.
  3070 NİHAT TORUMTAY
3070 Nihat Torumtay Sınav öncesi beş dakikalık dinlenme ve hazırlanma süresinde bütün sınıf harıl harıl kitapları yutarken hızlı bir davul solosuna başlayan garip tip Nihat’tan başkası değildir. Pop müziğine özellikle elektronik aletlere (synthesiser, moog, percussion, org vs.) yapılanlara hayran olan Nihat her Allahın günü Pink Floyd diye etrafındakilerin başını yiyordu. Tabii son çıkan plağın 470 TL. olduğunu öğreninceye kadar. Bu inancın sonunun hiç de olumlu olmadığını gördüğü halde azimle fikrinden vazgeçmez. Ayrıca oldukça değişik önerileri de vardır: “Mezar yerlerinden tasarruf etmek için ölüleri dikine gömmek” gibi. Fotoğrafçılığa da çok meraklı olan Nihat bu uğrasını önce tuvalette şimdi de yer darlığından dolapta sürdürmektedir. Yemekhanenin eşantiyon mahiyetinde sinekler verdiğini söyleyerek propaganda yapması pek işe yaramamakta ve özellikle Haluk Y. daha ekonomik olduğu konusuyla ona kulak asmamakta. Nihat’a bilgisayarlarla dolu bir yaşama bir an önce kavuşması dileğiyle….
  3076 GÖKHAN TEZKAN
3076 Gökhan Tezkan Aramıza bu sene katılan Gökhan’ı tanımak hepimiz için oldukça güç oldu. Çünkü sınıfa o kadar nadir uğruyor ki o gelince o gün gerçekten mühim bir olay olacağını anlıyoruz. Defterlerinin üzerini Penthouse dergisinden kestiği çok kaliteli fotoğraflarla donatması bütün sınıfın hatta Mr. Wright’ın bile ilgisini çekmiştir, (Öyle ki bir derste 7 defa gelip gidip bize farkettirmeden (?!) baktı) Ayrıca civatalara olan düşkünlüğü önünde oturan Kayserili Haluk’u oldukça tedirgin etmekte ve bu yüzden devamlı bir mücadele içinde olmaktadır. Ankara’yı baştan aşağı gezen Gökhan gezecek yer kalmayıp arada bir canı sıkılınca lütfen sınıfa şöyle bir uğramakta olmasına rağmen derslerinin de pek başarısız olduğu söylenemez. Bunda belki sınavlarda kullandığı patenti kendisine ait olan özel metodlarının ve sınıftaki yerinin stratejik durumunun da rolü olsa gerek. Ders sırasında çakmak ve kibrit yakmak gibi tehlikeli bir meraka sahip olmanın cezasını güzel çakmağına Serpil hanımın ateşli silah taşıdığı gerekçesiyle el koyması sonucu ödemiştir. Üniversiteye giremese bile kendine has metodlarla hayatını kazanacağına inandığımız Gökhan’a mutluluklar.