322 ALİ YAVUZ ANAHTAR
322 Yavuz Anahtar Sınıfımızın ağır başlı simalarından olan Yavuz, aynı zamanda derin (dibi görünmeyecek kadar) tarih bilgisiyle dikkatleri üzerinde toplamıştır. Mimariye, havacılığa ve roketçiliğe karşı merakı vardır. Okul satrancına “Reti opening” i getiren Yavuz boş zamanlarında Dayısını mat etmek için büyük çabalar sarfetmektedir.
Televizyonda gösterilen gerek dizi filmleri gerekse futbol maçlarını hiç kaçırmaz ve hiç seyretmedği “Grasshoppers” takımının ateşli bir taraftarıdır.
Gelecekte SKYSCRAPING de tek isim olacak olan arkadaşımıza başarılar dileriz.
Not: “Skyscraping’in mimarinin gökdelenlerle ilgili bir bölümü olduğu sanılmaktadır.
  376 MEHMET R.TOLUN
376 Mehmet R.Tolun Sınıfımızın büyük astronomi üstadı ve mantıkçısı olan Mehmet çalışmalarını güneşin ömrünü uzatmak için büyük bir titizlikle (şimdilik dürbünüyle) sürdürmektedir. Dehası anlaşıldığı zaman kendine hediye edileceğini umduğu teleskobun ismini şimdiden koymuştur. Basketbol, masa tenisi, futbol gibi spor dallarıyla biraz fazla amatörce de olsa ilgilenmektedir. Birkaç milyar yıl sonra güneşin sönmesini yakında önleyerek insanlığı kurtarmış olacak olan bu arkadaşımıza ömür boyu başarılar ve bulutsuz günler dileriz.
  472 MERİH TÜRKDOĞAN
472 Merih Türkdoğan Sınıfımızda hareketleri karakterini yansıtmayan, bu nedenle de sessiz ve sakin görünen Merih, bu özelliği sayesinde birçok hocanın takdirini kazanmış ve arka sıranın toptan cezalandırıldığı zaman bile arkadaşımız kurtulmuştur.
Sıra arkadaşı Serhat’la sürekli bir rekabet durumundadır, çünkü ikisi de kendilerini Kolej’in en iyi “KİNG”cisi sanarlar ve bu rekabet yüzünden her öğle tatillerini Coffee House’da geçirirler (daha hala bir sonuç alamadılar).  İngilizce derslerindeki başarısını neye borçlu olduğunu açıklamamakla beraber tahminlerimize göre bu doğduğu şehirle ilgilidir.
Bu sene derslere ne kadar uğraştıysa on katını ehliyet almak için uğraşmıştır ve birçok fedakarlıklara katlanarak gittiği ehliyet imtihanlarından dönüşte “Hay Allah yine vermediler!” sözüyle sınıfa girerdi, ama sonunda n. imtihanda ehliyetini alabilmiştir.  Büyük bir talihsizlik sonucu Babasının iş degiştirmesiyle Merih’te arkadaşı Yılmaz gibi arabalar üzerinde ihtisas yapmak zorunluluğunda kalmıştır. Daha şimdiden mesleğine ilk adımı atmış ve derslerin ortasında etrafına dönüp Renault koleksiyonuna ne renk ve ne tip arabalar koymaya karar verebilmek için arkadaşlarının fikirlerini alır.
Merih’i gelecek yıl ideali olan O.D.T.Ü. İşletme’de görmeyi temenni eder, hayatı boyunca başarılar ve mutluluklar dileriz.
  609 HÜLYA BUDAK
609 Hülya Budak Hülya 3-J sınıfının cici ve cıvıl cıvıl tiplerinden biridir. Hayat dolu gülüşü, neşesi ve esprileriyle dolu konuşmasıyla etrafındakileri bol bol güldürür. Bunun yanında en büyük meraklarından biri de saçlarını çeşitli karışımlarla yıkamaktır.
Hülya ayrıca derslerde arada bir sesli şekilde problemlerin nasıl çözüleceğini belirtmesi ve hemen hemen her derste tutan hıçkırık nöbetleriyle arkadaşlarının ve öğretmenlerinin dikkatini üzerinde toplamakta ustadır, fakat o bunları esasında isteyerek yapmadığından kıpkırmızı olur.
İmtihanlara girerken ve imtihan kağıtlarının dağıtılacağı zamanlarda aşırı derecede heyecanlanan Hülya kıpkırmızı olur ve heyecanını bazen fiilen gösterir, yanında oturan Feza ve Müge’ye de bunu fazlasıyla çektirir.  Hülya boş derslerde yaptığı taklitlerle, yeni çıkan şarkıları söylemesiyle ve esprileriyle bizlere çok iyi vakit geçirten simalardan biridir.  Ayrıca Hülya; tarih hocamızın biricik gözbebeği, tarih sözlülerinde hepimizi kurtaran adeta bir iyilik meleğidir.  Hülya’ya ömür boyu basarı ve mutluluklar diler, ileride iyi bir doktor olmasını temenni ederiz.
  659 RENGİN TAŞKENT
659 Rengin Taşkent Terbiyesi, güleryüzü ve güzelliği ile tanınan Rengin’in en belirgin özelliği “ARKADAŞ” canlısı olmasıdır. Bunun en güzel örneği: Edebiyat derslerini sevmesine rağmen sınıf arkadaşı Berna’dan ayrılmamak için fen şubesine geçmeyi göze almasıdır. Bu büyük riski göze alan arkadaşımız derslerinde başarılı olmak için elinden gelen gayreti göstermekte ve çok çalışmaktadır. Bu gayretine rağmen zayıf aldığı zamanlar kendini tutamayıp ağladığı olmuştur.
Kendisi kadar sesi de güzeldir. Bu yüzden boş derslerin aranılan simalarındandır. Günün sevilen şarkılarını (hangisi olursa olsun) ondan dinlemek insana ayrı bir zevk verir. Ünlü sanatçıların taklitlerini çok iyi yapan bu arkadaşımız kimseyi kırmak istemediğinden hepimizin isteklerini yerine getirir. Güzel sesiyle yazıları, çok seri ve kelimelerin değerlerini vererek okumasıyla öğretmenlerimizin de takdirini kazanmıştır.
Çok yufka yürekli olan Rengin hakkında merak ettiğimiz konulardan biri de istediği kadar yiyebildiği halde 47 kilonun üzerine çıkmamanın sırrını nasıl keşfettiğidir. Ama biz onun bu halini çok hareketli olmasına bağlıyoruz.
İleride iyi bir işletmeci olacağına inandığımız Rengin’e ömür boyu mutluluklar ve isletme (!!) hayatında başarılar
  666 KAMGÖZEN ÖZKÖK
666 Kamgözen Özkök III-J sınıfının istisnalarından biri olan Gözen, her konuda sahip olduğu bilgiler sayesinde hepimizi kendine hayran bırakır, daha şimdiye kadar sorduğumuz hiçbir soruyu cevapsız bırakmamıştır. Derslerden tutun spora ve Cumartesi eğlencelerine kadar herşey için Gözen’den bilgi alabilirsfniz.
Bütün bunların yanısıra okulda yakışıklılığı ile sınıfımızı temsil eder, tabii bunu da büyük bir alçak gönüllülükle karşılar, hele dönem ortalarında değiştirdiği saç stili Gözen’i bir kat daha havalandırmıştır.
Fen derslerinde hocalarımızla giriştiği tartışmaları, (her ne kadar biz birşey anlamasak da) sayesinde hocaların takdirlerini kazanmıştır, bilhassa kimya derslerinde tahtaya kalkıp kendi deyimiyle modern resimler çizdikten sonra hoca’nın “doğru” demesi bizi hayretler içinde bırakır.
II. dönem başında Sacide Hanım’ın Gözen’i arkadan, öne alması tüm arka sırayı üzüntüye boğmuş ve bazılarının da ikmallere gelmesini sağlamıştır, çünkü hemen he men her imtihanda Gözen’in etrafında oturanlar (ne hikmetse) iyi notlar alırlar.  İngilizce derslerindeki başarısını bazı nedenlere ve bilhassa bu yaz yaptığı İngil-  Bu yakışıklı, zeki ve iyiliksever arkadaşımıza ideali haline getirilmiş Tıp’lardan birine girmesini temenni eder, hayatı boyunca başarılar ve mutluluklar dileriz.
  697 NİLÜFER ÖNCEL
697 Nilüfer Öncel Sınıfımızın yeni transferlerinden Nilüfer, güzelliği, sevimliliği, kıvırcık saçları ve tatlı dili sayesinde hepimizin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Bu vasıfları yüzünden okulda herkes tarafından tanınır ve sevilir.
Gayet düzenli (!) bir hayat yaşıyan arkadaşımız derslerindeki başarısını genç ve güzel olmasından ziyade keskin zekasına borçludur. Bununla birlikte başladığı her işte başarılı olduğunu basketball otoritelerinin takdirinden anlayabiliriz. Okul zamanı basket maçları için geziler olmasa oynamaya hiç mi hiç niyetli değildir.
Arkadaşımızın en büyük özelliklerinden biri de okulun bitmesini istemeyen tek insan oluşudur. Hafta sonlarında onu hiç bir yerde bulmak mümkün değildir ama pazar öğleden sonraları Panoramada görebilirsiniz. Sevda ile hafta sonu yaptıklarını pazartesi suratlarından anlamak mümkündür. Bu yüzden Pazartesi günleri ilk iki İngilizce dersinde onu mışıl mışıl uyurken görebilirsiniz. Fakat rahat uyuyamadığı için her tarafı tutulan Cici’mizin tek isteği okula bir kanepe getirmektir. İşte bu nedenlerden dolayı okulun bitmesini hiç istemeyen arkadaşımız kapı kapı dolaşıp hocalara onu sınıfta bıraksınlar diye yalvarır.
En büyük dileğimiz onu da B.Ü. de görmektir. Mutlu günler Nilücüğüm.
  733 SERPİL KALELİOĞLU
733 Serpil Kalelioğlu İşte 1977 3-J’sinin kumral ilahesi; tatlımı tatlı, şirin mi şirin bir üyesi.
Arka sıra sosyetesine mensup olması ve çevresindekilerin geveze olmaları dolayısıyla sık sık hocalarımızın hışmına uğramaktan bıkıp usanmıştır ama bütün bunlara rağmen hepimizin “Ah bir bitse” diye inlediği şu okulun bitmesini kesinlikle istemez ve okul hatıralarının unutulmayacak güzelliklerini çılgınca savunur.
Çok sessizdir ama herhalde yemeklerde enerji kazanıyor olacak ki öğlenleri yemeklerden sonra “Ay vallahi öldüm” çığlıklarıyla programına başlayan bir bülbül kesilir.
Orijinallikleri arasında “Eski tas eski hamam” “intihara teşebbüs” gibi deyimleri vardır. Çalışmadığı zamanlarda “of Atatürk of ölmeseydin de bana yardım etseydin” diyerek kendini avutur. Sözlüler onu çok korkutur, önce kızarır sonra titremeye başlar ve bu durumu, gofretini yiyene kadar devam eder. Şuna inanıyoruz ki arkadaşımız gofret bulunmayan bir yerde yaşayamaz.
Son günlerde arkadaşımız kendini kayağa vermiştir. Hatta Uludağ maceraları üzerine kitap yazması beklenmektedir. Eczacılık ve Ekonomi mühendisliği arasında bir seçim yapamadığından iki adet form kullanacaktır. Bu gökten inmiş meleğimize this much iltifat is enough. Seni mutlu edecek herşeyin senin olması dileğiyle.
  757 IŞIK KARACAOĞLU
757 Işık Karacaoğlu Arka sırada kurulan grubun mavi gözlü güzel üyesidir. Neşeli karakteri ve şen kahkalarıyla kendisini çevresine kolayca sevdirmeyi başarmıştır. Arka sırada oturmanın zararlarını gerektiğince çalışarak gidermiştir. Özellikle tarih ve almanca derslerindeki başarısını neye borçlu olduğu sınıfça merak edilir. Fakat yazılılardan sonra “Felaket geçti” “zayıf geliyor” gibi sözlerle gösterdiği aşırı alçakgönüllülük arkadaşlarını çileden çıkarır. Çünkü herkes bilir ki Işık’ın yaptığı bu acıklı tahminler hiç tutmaz.
Sınıfça oynadığımız matematik yazılıları önce ve sonrasında heyacan komedisinin en dokunaklı bölümlerinden birini de bu arka sırada görebilirsiniz. Bu zevkli (!) yazılılardan sonra Işık’da sınıfça düşündüğümüz gibi üniversitede matematiğin bulunmadığı bir bölümü tercih etmektedir. Fakat biz bu tatlı arkadaşımızın üniversitede her istediği bölümde en yükseklere ulaşabileceğinin bilinci içindeyiz.
Mr. Wright’ın derslerinde ise Gülden’le kendilerine bir uğraşı bulmayı adet edinmişlerdir. Bu derslerde icat ettikleri şifreler sayesinde iyi birer şifre çözücü durumuna gelmişlerdir.
En büyük dileklerinden olan Gülden ve Serpil’le Orta Doğu’yu parsellemeyi de başaracağından eminiz. Tüm mutluluklar senin olsun.
  777 BİLLUR REMZİ
777 Billur Remzi Müthiş kayakçı, son yılların en dehşetli tenisçisi, antremanını okulda da devam ettirmek amacıyla her teneffüs öğretmenlerin peşinde koşturup imtihan attırmak için dil döker. Bunu için teneffüsleri çok hareketli ve telaşlı geçer. Muavinin yanında teskere teslim eder, imzalamayı unuttukları defter için hocaları arar, yukarı katta hiçbir zaman bulunamayan, bulunsa da pek sağlam olmayan harita peşinde koşar, tebeşir almak için hademeyi kovalar, nefes nefese sınıfa gelir ve çöp kutusundan silgiyi bulunca tahtayı bizlere sildirmeye başlar.
Artık sıra yoklamaya gelmiştir, üç senedir sınıf mümessilliğimizi büyük bir beceri ile başaran sevgili Billur’umuz yoklamayı da yaptıktan sonra ön sıradaki yerini alır ve ders dinlemeye hazır hale gelir.
Mümessillikteki başarısını derslerinde de sürdüren Billur, günü gününe çalışması ve dikkatli ders dinlemesiyle bütün hocalarımızın sevgilerini de kazanmıştır. Şakacı, iyi kalpli, yardımsever, saygılı, ve kendine güveni nedeniyle herkesle kolayca anlaşır ve arkadaşlık kurar.
Bütün bu uğraşlarının yanı sıra müziği de ihmal etmeyerek küçük yaştan beri, piyano çalmaktadır. Bu canlı ve hareketli arkadaşımızın bu hareketliliğinin, canlılığının ve başarısının ömür boyu devamını dileriz.
  794 YILMAZ ÜSTÜNER
794 Yılmaz Üstüner Yılmaz sınıfımızın sempatik gözlüklü ve arabalı tiplerindendir. Lise son sınıfta sınıfımıza giren Yılmaz espri ve nükteleriyle bir anda sınıfımızın neşe kaynağı olmuştur. Her olay ve konuşmadan bir espri çıkaran bu arkadaşımız bazen açık ağızlarla karşılaşsa bile espri zevkinden hiçbir şey kaybetmez. Kolejin önünde parkedilmiş beyaz bir Anadol görürseniz bu arabanın Yılmaz’a ait olduğunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz.
Sınıf içerisinde cömertlik ve iyilikseverliğiyle tanına bu arkadaşımız her nedense bizleri evimize götürmekte oldukça büyük bir zorluk çıkarır. Cebir ve geometri derslerindeki ciddiyeti ve herşeyi bilir haline bakıp Yılmaz’ın gerçekten çok çalışkan olduğuna hüküm verebilirsiniz oysa imtihanlarda bütün bildikleri unutan bu arkadaşımız sınıfımızın mütevazi notlarının da sahibidir. Bir Cat Stevens hayranı olan Yılmaz’ın yarı akortsuz sesiyle söylediği şarkılar her an kulaklarımızda çınlayacaktır. Sınıf içerisinde memur olarak adlandırılan bu arkadaşımıza yaşam boyu mutluluklar dileriz.
  807 GÜLDEN ÖZGÜL
807 Gülden Özgül “Şimdi bayılıcamm” “Kalbim 190 atıyo” ve tir tir titreyen Gülden. Lise hayatında en büyük heyecanı İrfan Bey’in matematik yazılılarında çekmiştir. Buna rağmen hala “matematiği severim” demesi çevrede büyük şok yaratır.
Gülden, Işık, Serpil üçlüsünün pek konuşmayı sevmeyen üyesidir. Özellikle Işık onun pek konuşmaması ve derin düşüncelere dalıp giderek sorulan sorulara “Efendim? Bir şey mi dedin” diye cevap vermesi yüzünden çileden çıkar. Bu dalgın ve dikkatsiz haline sebep de üçüncü dördüncü derslere kadar yarı uyur-gezer dolaşmasıdır. Arkadaşlarına ve ailesine (özellikle kardeşine) çok düşkündür. İmtihanlarda ise arkadaşlık hisleri onun aleyhine işler. Bu yardımseverlik edebiyat hocamızın da dikkatini çekmiş ve bu konudaki gayreti yüzünden Gülden’e bir madalya verilmesini önermiştir. Arkadaşlık ve Kolej sevgisinin bir belirtisi de okulun biteceğine çok üzülmesidir. “Şööyle yazılıların olmadığı bir okul olsa” diyerek hayalindeki okulu belirtir. Teneffüslerde ise kürsüyle tam bir “diagonal” teşkil eden yerini terkedip Işık’ı kandırabilirse birlikte aşağı inerler. Psikoloji ve sosyolojiye olan ilgisi onun bu derslerde başarılı olmasına neden olmuştur. Yüksek öğrenimini psikoloji üstüne yapması bizim de işimize gelir, çünkü hepimiz bu zor lise hayatından sonra iyi bir psikologa ihtiyacımız olacağı kanısındayız.  Tatlı Güloş’un bütün arzularının gerçekleşmesini dileriz.
  865 SİBEL SEVKAL
865 Sibel Sevkal Yemyeşil gözler, upuzun kirpikler ve kısacık saçlar; işte Sibel. Çok neşelidir ve herşeye iyimser bir gözle bakar denebilir. Çok zeki olduğundan olsa gerek, fazla çalışmadan da bütün derslerin üstesinden gelir. Spora da çok düşkündür. İyi bir yüzücü ve binicidir. Yüzmede aldığı birçok başarılı dereceleri vardır. Hoşlandığı şeylerin başında klasik müzik ve piyano çalmak gelir. En büyük ideali mimari olmakla beraber, Sibel atlara olan büyük sevgisinden dolayı bir çiftlik de açmak istemektedir.
Kendisinin çok çok mutlu olup istediği gibi bir hayat sürmesini dileriz.
  913 MÜGE GÜN
913 Müge Gün Müge sınıfımızın uzun boylu ve havalı bir kızıdır. Gerektiği zaman eğlenmesini bilir ve yaptığı tatlı esprilerle sınıfımıza neşe katar. Güzel yazısı nedeniyle özellikle Edebiyat derslerinde hocamızın sağ kolu gibidir. Giydiği zevkli kıyafetleriyle güzelliğini bir kat daha arttırır. Bütün okul tarafından “TURSİL 76” olarak tanınır. Üç yıl boyunca parmağını göstererek Hülya’ya hiçbir parçayı güldürtmeden okutmadı.
Bu sene de Coğrafya dersinde; bulunduğu derse göre konuşmasını sevdiğinden hocamızdan “Kıyıda” oturmayı rica etti. Müge’nin ciddi bir ifadesi vardır. Fakat aslında çok arkadaş canlısı, neşeli, samimi bir kızdır. Yazları bile gittiği yerlerden samimi arkadaşlarına mektup yazmayı ihmal etmez. Herkesin üzüntülü anında onları teselli etmek için uğraşır fakat kendisini üzen bir meselede hemen karamsarlığa kapılır ve mesele kesinleşinceye kadar kimse onu teselli edemez.
Spor yapmayı ve müzik dinlemeyi de çok sever. Yazın tenis ve ping-pong oynamak en büyük uğraşılarındandır. Neil Diamond hayranı olup, Joan Baez’in “Donna” parçasını da bir türlü dilinden düşürmez.
İşte bu sınıfımızın tatlı kızına daima bizi hatırlamasını, başarılarının devamını ve en büyük arzusu olan Tıp Fakültesini kazanarak doktor olmasını dileriz.
  1001 SELDA ULUCANLAR
1001 Selda Ulucanlar Sessizliği ve nazikliği ile dikkati çeken Selda’yı, çoğu kez sınıftaki yerinde Newsweek okurken yakalayabilirsiniz. Politik ve filozofik düşüncelere öyle dalmış olur ki, ne sizi ne de sınıfın, hocaları bile baştan çıkaran cumcumalı havasını farkedeceğini zannetmem. En büyük ideali iyi bir politikacı olmaktır. Onun solgun yüzünü ve narin yapısını görenler, onun bu meslekle tam zıt yapıda olduğunu düşünüp şaşırabilirler. Gerçekte kendisi, tam bir politikacıya yaraşır şekilde bir şikayet ve kritik makinesidir. Bu ciddiyetin yerini teneffüslerde, sevdiği arkadaşları ile birlikte olunca, kahkahalar, matematik ve fizik derslerinde ise “yapamıyorum” diye ahlamalar ve uflamalar alır. Bu çok yönlü arkadaşımız dile karşı yatkınlığı sayesinde, İngilizce ve Fransızca derslerinin 1 numaralı talebesidir. İnce duyguları ile herhalde, en iyi, 19. yüzyılın asil şatolarına yakışırdı. Yüksek öğrenimine İngiltere’de devam etmek isteyen Selda’ya, her geçen gün daha çok mutluluk dileriz. And we wish to see her as a first-class diplomat in the near future.
  1030 AHMET ZİLELİ
1030 Ahmet Zileli Sevimliliği, canayakınlığı ile kendisini arkadaşlarına, terbiyesiyle de öğretmenlerine sevdirmiş bir arkadaşımızdır. Teneffüslerde güzel (!) sesiyle yeni besteler (?) yapmak için didinen arkadaşımızın ağız ile kulak mesafesi çoğu zaman sıfırdır. Boks yapmaya karşı aşırı ilgisi olup arasıra Reha ve Sinan’la boks maçları düzenleyen Ahmet’in alışkanlıktan olacak, yanından geçenlerin karnına yumruk atmak gibi bir de iyi huyu vardır.
Sene başında müziğe kapağı atma gayreti maalesef suya düşmüş olan Ahmet’in Fransızca’dan çektiğini pişmiş tavuk çekmemiştir. Boş zamanlarında matematik öğretme gibi merakı olan arkadaşımız, özellikle edebiyat dersinde parlar ve aynı zamanda şiir yazmak hobisidir. Sınıfımızın sayılı piyanistlerinden olan Ahmet, sporda da üstün bir başarı gösterdiği halde nedense boks ve futbol yaparken kazandığı yaralardan pek muzdariptir.
Bu değerli, neşeli, iyi kalpli arkadaşımızı, ilerde bir cerrah olarak görmeyi diler, ömür boyu başarı ve mutluluklar dileriz.
  1176 SİNAN MARO
1176 Sinan Maro Lise 1’de ilk beraber olduğumuz zaman sınıfın maskotu ilan edilen bu sevimli arkadaşımız son iki senede gösterdiği üstün performans ile 20 cm. uzayıp 10 kilo zayıflamış ve yeni maskot aramamıza neden olmuştur. Çok sevgili arkadaşı (!) Mete’nin diline 2 sene önce düşmesine rağmen hala kurtulamamıştır. Ne kadar birbirlerine takılsalar da yine de pek sevişirler (!)
En çok sinirlendiği şeylerden biri de Ahmet Bozer’in pek bir kıymete değer el şakalarıdır. Tabii ki şakanın ardından birbirlerine girerler. Fakat yumuşak tabiatlı ve iyi kalpli olduğundan hemen barışır.
İdeali baba mesleği olan Mimaridir. Resme karşı olan aşırı kabiliyetinden dolayı biz onun çok başarılı olacağını tahmin ediyoruz.
Çoğu imtihanlardan sonra 9 veya 10 diye çıkıp, tenzilat yapa yapa 5’e 6’ya kadar indiği de olmuştur, fakat dersleri iyidir. Bu sene en hoşlanmadığı şeylerden biri de resim yapmayı bırakıp sanat tarihi çalışmak olmuştur. Sınıf öğretmenimiz Sacide Hanımın kendisine (böcek) diye çağırmasına her ne kadar memnun gibi görünüyorsa da daha sonra Mete’nin diline düşeceğini de hesaba katarak çok sinirlenir.
İlerinin büyük mimarına (Mimar Sinan) hayatı boyunca başanlar dileriz, her şey gönlünce olsun… !
  1300 AHMET BOZER
1300 Ahmet Bozer Sınıfımızın en popüler simalarından olan Ahmet her gün sınıfa öğretmenden sonra girer ve günlük fırçasını yedikten sonra yarım kalan uykusuna, ön sırada oturmasına rağmen, devam eder. Bütün hocalarımızın sevgisini kazanmıştır. Buna neden çalışkan ve zekiliğinin yanı sıra sevimli oluşudur. Kolejin büyük basketçilerindendir. Yıldız takımımızın kaptanı oluşu onu okulun da en popüler simalarından biri haline getirir. Bu yüzden de onunla bahçede veya kantinde yürümek tam bir azaptır. Çünkü her adımda bir arkadaşı ile karşılaşır ve konuşmaya dalar. Her fırsatta Kolejimizin as takımında basketçi olan ağabeyi ile övünür. Sık sık yakın arkadaşı Sinan’a takılması ve Sinan’ında bir türlü şakadan anlayamama huyundan dolayı birbirlerine girerler, fakat kızgınlıkları 1-2 dakikadan fazla sürmez. Şirin gülüşünün yanı sıra kelimeleri durmadan birbirine karıştırması onu sınıfta meşhur etmiştir. Üç senedir ön sırada oturma inadı yüzünden, arka sıranın nimetlerinden faydalanamamış ve tüm arka sıradaki arkadaşlarının ona acımasına neden olmuştur. Güzel sesiyle Müzik hocamızı bir anda büyülemiş ve ondan sonra Koronun vazgeçilmez elemanı olmuştur. Bütün 3-J’li arkadaşları gibi o da King-o-Mania hastalığına sene basında tutulmuş ve hala kurtarmak mümkün olmamıştır.
Geleceğin en parlak doktorlarından olmaya aday bu sevimli arkadaşımıza ömür boyu başarı ve mutluluklar.
  1352 SERHAT AYSU
1352 Serhat Aysu Sınıfın en arka sıralarından birinde oturan bu arkadaşımız ilk çağdan kalan insanların görüntüsüne sahiptir. Meşhur gülüşü ile her yerde dikkati çeker. Ağzını bütün ihtişamı ile yayıpta güldüğü anda hepimizi kahkahadan kırar geçirir. Arka sıraların sillesini yiye yiye tam bir yamuk halini almış ve bu yüzdende adı yamoka kalmıştır. Kingi en iyi oynayan arkadaşımızdır. İlk bakışta her ne kadar akıllı (!) görünse de buna aldanmamak lazımdır çünkü herkesi aldatan müthiş bir zekaya sahiptir. Bu şeytani zekanın sahibi arkadaşımız kestane kargasını andıran sesiyle hepimizi çileden çıkarır. Arka sıraların en sakinlerinden olan bu arkadaşımız nedense sesine sahip olmayı bir türlü öğrenememiştir. Ders sırasında sesi hep yukarılarda gezinen bu arkadaşımız bu yüzden İngilizce hocamızdan durmadan azar işitir ve çok göze batar. Ağzından çıkan kelimeleri anlayabilmek tam bir maharet işidir. Son derece sevimlidir. Bu sevimliliği yüzünden tüm arkadaşlarının sempatisini kazanmıştır. En çok sinirlenilmesi gereken anda dahi bu sevimliliği yüzünden kimsi ona sinirlenemez. En büyük amacı büyük bir buluş yapıp insanlığa faydalı olabilmektir ve üstün zekası ile onun böyle bir buluş yapacağından en ufak bir kuşkumuz da yoktur.
Tam bir elektronik beyin olan bu arkadaşımız ilerde de elektronik mühendisi olmak istemektedir. Sevgili Serhad’ımıza bundan sonraki hayatında sonsuz başarılar ve mutluluklar.
  1402 ÖNDER MARMASAN
1402 Önder Marmasan Sınıfın kahverenkli simalarından lepiska saçlı Önder kardeşimiz, Afrika’nın dev cangıllarında çıkan yangınlar dolayısıyla sınıfımıza buyurup içindeki vatan hasretini arka sıraları mekan bellemiş soydaşları yanında gidermiştir. Sözlülerde saklanacak bucak aramayı birinci prensip edindiğinden bilhassa tarih derslerinde kafasını devekuşu misali Arhan’ın arkasına gizler ve kendi iddiasına göre de görünmez. Böyle oluşan bu küçük tepe, Mete, Serhat, Can ve Oğuz’un tarihçiyle saklambaç oynamasına yarar. İşte bundan sonra da cephede eğlence başlar. Arka taraf cümleten “matematik oyunu” oynarken her nasılsa (!) tarihçimiz Önder’i görür ve sözlüye kaldırır. Beklenen bir sonuç olarak da o davudi homurdanmasıyla hocayı çileden çıkarttığından soruyu bilse bile birini alır ve tezahüratlar arasında oturur. Yazılılarda ise çevresinde bileğinin hakkıyla zayıf alan tek kişidir, diyebiliriz. Çünkü arkadaşlarının hepsi kopya dalında lisanslı sporcu oldukları halde Önder nedense buna yeltenmez. Derslerin çoğunu İstanbul trafiğine benzeyen tablolarını yapmakla geçirdiğinden, sene sonuna ruh gibi girer. Ama ite kaka da olsa sonunda geçer. Şimdi ise Önder’in içinde bir tutku var, o da Mimarlık. Kardeşimizin iyi bir mimar olup -bu arada bizi de görmesini arzulayıp- yaşamında mutluluk dileriz.
  1428 CÜNEYT DEMİRÖZÜ
1428 Cüneyt Demirözü Okulumuzun popüler simalarından olan bu arkadaşımızı okulda tanımayan yoktur diyebiliriz. Okulumuzu Basketbol, Futbol, Atletizm branşlarında temsil eden bu arkadaşımız ayrıca kulüp genç takımda da oynamaktadır. Spordaki başarısından sonra Nuri Bey’in gözdesi haline gelen Cüneyt, bu kadar çok iş arasında derslerini çok iyi yürütmüş ve sınıfın belli başlı fizikçileri arasına girmiştir. İmtahanlardan önce “Ah antreman vardı. Ah maç vardı… çalışamadım” diyen bu arkadaşımız imtahandan sonra “eh fena geçmedi…” dese de inanmayın en aşağı bir yedisi vardır.
Spor seyahatleriyie hemen hemen Türkiye’nin bütün şehirlerini gezen bu arkadaşımız bu sene okul basketbol takım kaptanıdır. Derslere mani olsa bile tek dileği Basketbolda şampiyon olup Yugoslavya’ya gitmektir.
Okul kızlarının gözdesi olan bu arkadaşımızın en büyük dileği Boğaziçi üniversitesi Mühendislik bölümüne girmektir.
Kendini kısa zamanda bütün arkadaşlarına sevdiren bu arkadaşımıza ömür boyu mutluluk ve başarılar….
  1460 ALP TUNCAY
1460 Alp Tuncay Alp sınıfımızın siyah saçlı neşeli elemanlarındandır. ilk dönem arka sırada oturan bu sakin görünüşlü arkadaşımız her ne kadar sakin görünürse de derslerde sınıf arkadaşlarımızın kafasına inen maddelerin sahibidir. Alp ilk dönem arka sıranın elemanlarından olmasına rağmen ikinci dönem en öne gelerek ikinci döneme hızlı bir şekilde girmiştir.
Bu arkadaşımız her ne kadar çalışmıyor görünürse de arada sırada aldığı yüksek notlarla sınıftakilerin dikkatini çeker.
Alp Almanca derslerindeki üstün başarısının ve hocayla çok iyi geçinmesinin sebebini kimseye açıklamamaktadır. Basketi çok seven arkadaşımız basket maçlarını hiç kaçırmaz. Aynı zamanda tenis oynayan Alp teneffüslerde kantine inmekten çok hoşlanır. Sınıfın sevilenlerinden olan Alp Maths derslerinde bütün ciddiyetini korur ve aşırı ilgi duyar.
Alp’in en büyük ideali makina mühendisi olmaktır.
Alp yaşamında başarılı olacak bir insandır. O efendidir fakat onun en üstün niteliği aklına koyduğu her şeyi ne pahasına olursa olsun başarmasıdır.
Ona hayat boyu mutluluklar ve başarılar dileriz.
  1468 TARIK ORANÇ
1468 Tarık Oranç Havuç rengi saçları, yeşil olduğunu çok geç anladığımız gözleri (4 adet) ile sınıfımızın en renkli, neşeli ve canayakın simalarındandır. Kendisi Sezar pardon Caesar’la hiç geçinemez. Bütün dikkatini Fransızca ve keman üzerine toplamıştır. Ders aralarından keman taklidi yapar ve Nur’un Piyano, Yüksel’in gitar ve Arhan’in bateri taklitleri eşliğinde sınıfa on dakikalık bir show sunar. Fen derslerinde gösterdiği başarıyı fotoğrafçılıkta da sürdürür. Fen derslerindeki başarısını sistemli çalışmasına ve zekasına borçludur. En çok ilgilendiği dallardan bir tanesi ise elektroniktir. Elektronik üzerine birçok çalışmalar yapmaktadır. En büyük emeli elektrik mühendisi olmaktır.
Bilhassa Fen derslerinde çok dikkatlidir. Fakat İngilizce dersinde kendini dağıtır ve olmadık işler yapar ve bu yüzden “Sör” tarafından devamlı şekilde uyarılır. Her halde “Sör”ün dikkatini saçlarının hemen göze batması ve çok iyi olan İngilizcesi sayesinde üzerinde toplar. Başta da belirttiğimiz gibi bu yüzden kendisi ile geçinemez. Öteki ismi Burhan olduğu için her zaman adını yazmadan önce “B” harfini yazar fakat biz kendisine “Havuç kafa” demekten çok hoşlanırız. Zaten kendisi de bu ada alışmıştır.
Bu kadar sevilen, akıllı ve çok yönlü becerilere sahip olan arkadaşımızın hayatta da başarılı olacağına inancımız sonsuzdur. Elveda Tarık… ! Not; (Tekrar buluşmak üzere).
  1527 AYŞEN COŞKUN
1527 Ayşen Çoşkun Her zaman okula pırıl pırıl ve neşeli gelen arkadaşımız Aysen uzun siyah saçlarını bazen omuzlarına döker, bazen de topuz yapar.
Sınıf içinde en arka sırada gayet sessiz bir şekilde ders dinleyen arkadaşımızı görüp de hemen ne kadar sessiz ve de çalışkan bir öğrenci diye düşünmeyin. Ders dışında, teneffüslerde ve de okul dışında çok canlı ve neşeli olan bu arkadaşımızın arkadaşları arasındaki yeri çok büyüktür. Arkadaşları her konuda onun fikirlerini almadan edemezler. Ayşen’in en büyük özelliği kişilere ilk karşılaşmalarından not vermesidir. İlk gördüğünde “tuttum ya da tutmadım” diye fikrini açıklar. Ancak tuttum dediği kişilere karsı çok candan bir arkadaşlığı vardır. Ve onlar için yapabileceği her şeyi yapar.
Dışardan bakıldığı zaman sakin ve de güven veren bir görünümü vardır. Dersler ile pek haşır neşir değilse de, hepsini idare etmesini iyi bilir. Hafif ve klasik müzikten hoşlanan Ayşen’in en sevdiği şey her konuda kitap okumak bildiklerine bilmediklerini katmaktır.
Kendinden küçük iki kardeşine her zaman iyi bir örnek olmaya çalışmış ve olmuştur.
İlerde Pedagog olmak isteyen arkadaşımıza başarı ve mutluluklar…
  1590 ARHAN KAYAR
1590 Arhan Kayar Sınıfa girdiğinizde sırasının üzerinde tempo tutarak en son pop parçalarını o güzel sesiyle (!!) söyleyen sınıfımızın Herkül’ü Arhan’ı hemen tanıyabilirsiniz. Her tür müzikten hoşlanan Arhan’ın en büyük isteği gelecekte jazz-rock türünde müzik yapan bir topluluk kurmaktır. Arhan’ın diğer bir tutkusu da basketbol’dur. Koyu bir Kolej taraftarıdır ve bu sene en büyük korkusu Kolej’in küme düşmesidir. Kendisi de çok iyi basket oynar ve sınıf takımımızın as elemanlarındandır. Ders sırasında sessizce oturan ve büyük bir dikkatle öğretmenlerini dinleyen Arhan onların takdirini kazanmıştır. Ancak teneffüslerde yanına yaklaşmak tehlikelidir (eğer yanına yaklaşmak zorunlu ise zırh giyilmesi tavsiye olunur). Çünkü ders sırasında biriken fazla enerjisini arkadaşlarıyla şakalaşarak (!!!) giderir ve bu sırada ufak tefek kazaların vuku bulduğu görülmüştür. Arhan’ın gazabına uğrayan arkadaşlarımız arasında Nur ve Yüksel başta gelir.
Arhan uğraşlarından vakit buldukça eğlenmeyi çok sevdiğinden onu cumartesi günleri Çankaya’da dolaşırken görmek mümkündür. Gelecekte çok zengin olmak isteyen Arhan’a hayat boyu mutluluk ve başarılar dileriz.
  1594 METE ATAMAN
1594 Mete Ataman  Are you talking Mete? kükrer Mr. Wright
No I’m not
Then you will get an igtar for not talking in my lessons.
İşte böyle bir türlü geçinemediği Mr. Wright’ın verdiği ihtarlardan kurulu geniş bir kolleksiyonu vardır.  Öğle teneffüslerini king masası başında geçirmeyi adet edinen Mete’nin bir türlü uykusunu alamamaktan şikayetçi olduğunu bu yüzden bazı dersleri uyuyarak geçirdiğini, bu hareketinin de sesini sedasını duymayan öğretmenleri telaşa düşürdüğünü biliyor muydunuz?  Bilhassa Bahattin hoca megafon yuttuğunu sanarak epey korkmuştur. (Sol derken bile do sesi veren Mete’nin müzik dersini nasıl başardığı epey merak konusudur)  Sınıf basket takımımızın bu başarılı oyuncusu Tommiks’vari saçları ile dikkati çeker.  Anne ve babasının nerede oturacaklarına karar verememesi yüzünden sersefil olan Mete yalnızlıktan şikayetçidir.  Kendisi konuşmaktan hoşlandığı halde çok konuşanları sevmeyen espritüel arkadaşımızın mantı merakı yüzünden başı Nur’un kardeşi ve saatleri ile derde girmiştir. Şansın açık, günlerin mutlu, uykun bol olsun beyaz arkadaş, ugh!
  1656 REHA ÖZBEY
1656 Reha Özbey İşte sınıfımızın sempatik, espirili arkadaşlarımızdan biri daha. Arkadaşımız Reha Cebir derslerindeki başarılı durumuyla imtihanlardaki paylaşılmayan yıldızları arasındadır. Kendine has bir hayat felsefesine sahip olan bu arkadaşımız tatlı esprileri ile ilk iki sıra sahiplerine moral vermiş bu sebepten ideal bir arkadaş olarak benimsenmiştir. Tarih derslerine olan büyük merak ve ilgisi ile ancak 5 alabilmeyi garantilemiştir. Teneffüsler arasındaki yaptığı hararetli ve hareketli tartışmaları ile her konuda kendisinin ne kadar haklı olduğunu ispatlar. Geleceğin ünlü mühendislerinden biri olmak isteyen bu arkadaşımıza biz mutlu ve başarılı bir ömür dileriz.
  1666 OĞUZ GÜÇERİ
1666 Oğuz Güçeri Sınıfımızın gözüne gözlük yakışan nadide zatlarından biri olan Oğuz, geçmişteki toplum dışına itilmiş garibanlığının tersine Ankara’ya geldikten sonra yıldızı öyle bir parlamıştır ki kendisi gözünün hafif (!) şehlalığının nedenini bu parlamanın şiddetine bağlamıştır. İlk yıl, Karadeniz Ereğli’sinde edindiği tüm bilgisini ortaya dökerek öğretmenlerin gözüne giren ve bundan sonraki senelerde bunun üstüne yatan arkadaşımızı bir daha kaldırmak mümkün olmamıştır. Aynı yıl sınıfın en masum (!) ve temiz kalpli (!!) sakinleriyle samimi arkadaşlıklar kuran Oğuz bundan sonra çalışmayı bırakarak cümlemizin üyesi bulunduğu “Yorgun doğmuşlar Cemiyeti’nin” başkanlığına adaylığını koymuştur.
Kendisi sınıfın en arka köşelerinde oturmayı tercih eder ve duvarın yıkılma ihtimalini ortadan kaldırmak için duvarı sırtına dayar, biraz da öğretmenlerin gözünden kaçmak için aşağıya doğru kayar ve bu yandan çarklı vaziyette bütün gününü esnemek, uyumak, etrafındakilerle konuşmak ve kitap, defter sayfalarının kenarlarındaki beyaz bölümleri sansürlemekle geçirir.
En büyük dileğimiz bu kafadar arkadaşımızın zengin olduğunda da bizi hatırlamasıdır.
  1720 SAVAŞ GİZER
1720 Savaş Gizer Aramıza bu sene katılan Savaş okulun popüler simalarındandır. Kendisini çok az tanımamıza rağmen hepimiz kendisini çok sevmişizdir. Sınıftaki arabalı kişilerden biri olan Savaş sene başında bizi karaborsa Tarih kitabı almaktan kurtarmıştır.
İngilizce hocamız olan Mr. Wright ile hiç anlaşamayan Savaş bunun nedenini her ikisinin de ayrı ayrı lisanlar konuştuklarına bağlamaktadır. İlk dönem pek gayretini görmediğimiz ama ikinci döneme büyük bir gayretle başlayan Savaş’ın başarı göstereceğine hepimiz yürekten inanmaktayız. Okula arasıra canı sıkıldığı zaman gelen arkadaşımız Tekstil mühendisi olarak hayata atılmak istemektedir. Bunda da başarılı olacağını umuyoruz.
Bundan sonraki hayatında başarılar ve mutluluklar dileriz.
  1734 SELAHATTİN ÜNAL
1734 Selahattin Ünal 3-J sınıfına girdiğinizde gözünüze ilk çarpacak şahıslardan biri muhakkak “Selo” dur. Seçkin kıyafeti, canseverliği ve İtalyan erkeklerini andıran yakışıklılığını görmemeğe imkan yoktur. Aslında sadece fizik olarak değil normal yaşamında da çok çekici olan arkadaşımızın en belirgin özelliği derslerde herkesin soramadığı soruları büyük bir rahatlıkla sormasıdır. Bu nedenle öğretmenleriyle yakın arkadaşlıklar kurmuştur. Özellikle İngilizce derslerinde çok başarılı olan “Selo” Mr. Wright’ın da takdirini kazanmıştır. Bir buçuk senedir Sevda ile beraber en önde çok eğlenceli günler geçirirken Sevda’nın arkaya transfer olmasıyla bugünlerden mahrum kalan Selo arasıra arkaya dönmekten kendini alamamaktadır. Sabahları Ahmet Bozer’le en az 20 dakika geç gelmeyi adet edindiğinden ilk ders hocalarıyla arası pek iyi değildir.
Giydiği birbirinden güzel kazaklar ve onlara uygun kravatları ile yakışıklılığını bir kat daha artırır. Tatlı espirileri ile sınıfımıza neşe katan sevgili Selo’muza babasından yadigar kalan ve kendisinin de ideali olan doktorluğu en iyi şekilde yürütmesini ve başarılarının devamını dileriz.
  1766 SİNAN BOSTANCI
1766 Sinan Bostancı Ağırbaşlılığı ve efendiliğiyle öğretmenlerinin, espri anlayışı ve arkadaş sevgisi ile arkadaşlarının sevgisini ve saygısını kazanan Sinan, gerçekten de her yönden mükemmeldir. Tanrı, onu yaratırken sanki bilhassa uğraşmış, onun en güzel meziyetlerle dünya’ya gelmesine dikkat etmiş. Bu güzel kuluna sanki hiçbir şey vermemiş gibi bir de zeka vermiş. İşte bu zeka sayesinde Sinan sınıfımızda yıllardan beri çalışkanlar arasındaki yerini korumakta ve geleceğe ümitle bakmaktadır.
En çok Ahmet’le anlaşan Sinan, boş vakitlerinde kendi karakterine uygun olmayan boksu yapmak zorunda kalır. Bazen da Allah sabır versin! Ahmet’in tenekeyi andıran sesini dinler. Çok güzel piyano çalan arkadaşımız, bütün hafta beden dersinin korkusuyla yaşar. Okula başlarken, rapor almaya çalışan bu arkadaşımızın esefle söyleyelim ki bu umutları suya düşmüştür.
Sık sık aç dolaşırken gördüğümüz bu arkadaşımız hayatını diyetle geçirmektedir. Yine de pek kilo veremediğini söyleyen Sinan’in ara sıra kilo alması bizi endişelendirmektedir.
Bu sevimli, zeki arkadaşımızı ileride iyi bir endüstri mühendisi olarak görmeyi arzuluyoruz.
  1778 TUNÇ ALTAN
1778 Tunç Altan “İyi akşamlar”. III-J nin neşe dolu siması Tunç işte her sabah sınıfa bu sözle girer. Nedense kişilerin tebessümlerini dudaklarında dondurmaya bayılır. Nasıl mı? “Bu gün çok şıksınız” ve arkasından “desem de yalan olur”. Böylesine şakacı her an etrafındakileri neşeden kırıp geçiren hayat dolu bir arkadaşımızdır.
Fen derslerine ve elektriğe olan tutkusu onun üniversitede elektrikle ilgili bir bölümü istemesine neden olmuştur. Yüksek öğrenimini Avrupa ve Amerika’da yapma isteğindedir.
Tatilleri İzmir-Ankara arasında mekik dokumakla geçer. Kışın okulda ise derslerin ilk dakikalarından sonra hepimiz gibi o da yaz hayallerine dalar. (Eh ne de olsa ar ka sırada oturmanın yararları). Edebiyat derslerinde ise genellikle bu rahatı bozulur. Hocamız onu arkada pek göremediğinden şikayet ettiği için ön taraflara davet eder. Hemen her öğretmen tarafından haşarı ve yaramaz olarak bilinse bile yine de zekiliği ve terbiyesi ile onlara kendini sevdirmesini bilmiştir. Tüm kontrollere rağmen hergün değişik ve şık kazaklarla gelmeyi nasıl becerdiği merak konusudur.
İşte Tunç böylesine şakacı, neşeli, zeki, ideal bir arkadaştır. Havalı saçları ve şık giyimi ile dikkati çeken bu yakışıklı arkadaşımıza dilediği öğrenimi (Amerika’da) yapmasını dileriz. Mutluluklar….
  1805 NUR ERON
1805 Nur Eron “Hiç bir şeyden çekmedim, şu fizikten çektiğim kadar!” der, sonra da gülüverir o şen kahkahasıyla. Çünkü boşa üzüldüğünü bilir her sene.
Sonra bir İngilizce dersi gelir yeniden. Elinde bir Dido, Caesar’ın gözünün içine baka baka yer. Herkese kükreyen “Our Lord’un” ona ses etmemesini gözlerine mi vermek gerek bilmiyoruz; çünkü bütün sene duyduğu tek söz “You are too beatiful to get out!”
İyi niyetiyle verdiği kitaplar yüzünden başına gelmedik kalmamıştır. Yine de Nur bulur çare her derdine gözlerindeki gülüşü hiç eksik etmez yüzünden.
Annesinin o nefis mantısından (Hımm…) ara sıra biz de nasibimizi alırız. Sonra da 3 ay sürer mantı sohbeti.
Jeoloji sınavlarına yazarak hazırlanması sayesinde hepimizin yüzü gülmüştür. Boş derslerde Yüksel ile birbirlerine “Akbaba” (dergi) yedirerek eğlenirler. Yüksel’in “Nur’cum, artık seni terk-i merk ediyorum!” sözlerine rağmen arkadaşlıkları tam 9 senedir sürmektedir. (Allah nazardan ve kem gözlerden korusun!!!)  Tıbba olan tutkusu ile 9 tane tıp tercihi yapmıştır.  Şimdiden minik hastalarına binlerce geçmis olsunlar (çocuk doktoru olmak istiyor). Sana da tüm ömrün boyunca sonsuz mutluluklar… Bütün arzuların gerçek olsun!
  1849 BERNA ÖZGÜVEN
1849 Berna Özgüven Sınıfımızın sevimli, canayakın ve sempatik kızlarındandır Berna. Çalışkanlığı ve terbiyesiyle öğretmenlerin takdirini kazanmış olan bu arkadaşımız Fen derslerine karşı büyük bir ilgi gösterir. Kimya’da çok başarılıdır ve bu sene Tarih derslerinin belirli semalarından biri haline gelmiştir.
İyilik ve yardım perisi gibidir; Başınız ne zaman sıkışsa çekinmeden Berna’ya başvurabilirsiniz, sizi hiçbir zaman geri çevirmez. Çok çabuk kızar. Sinirli olduğu zaman yanına yaklaşmak biraz (!!) zordur. Neyse ki kızdığı kadar çabuk yatışır.  Çok açık sözlü olan bu arkadaşımız inandığı bir fikri cesurca ve yılmadan savunur. Olaylara daima gerçekçi açıdan bakar ve karşısına çıkan zorlukları olgunlukla karşılayarak mantığıyla çözüm yolu bulmaya çalışır. Derslerdeki ciddiyeti teneffüslerde neşeye ve etrafı çınlatan şen kahkahalara dönüşür. Neşeli ve güleryüzlü olduğu kadar da hoşsohbettir. Bilhassa “yumurcaklık” anılarını zevkle dinleriz. Sık sık sahip olduğu çürük izleri (bilhassa II. sınıfta) arkadaşımızın küçüklüğündeki hareketliliğinin devam ettiğinin delilleridir. Bu tatlı arkadaşımızda tam bir “doktor hanım” tipi vardır. Zaten onun da sevdiği meslektir doktorluk.  Hayatın boyunca tüm arzularının gerçekleşmesini, başarı ve mutlulukların senin olmasını dileriz Berna…
  1859 BERİL BOLGİ
1859 Beril Bolgi Boncuk adıyla ün yapmış tatlı, sevimli, neşeli arkadaşımızın çok enteresan bir hayat görüşü vardır. “Yarın diye birgün yoktur, yaşadığımız gün bugündür”. Çok çabuk kızmayan fakat kızınca da hemen affeden şipşirin arkadaşımızın en belli başlı özellikleri, canayakınlığı, çevresine olan yardımseverliği ve arkadaşlarına olan düşkünlüğüdür. Her zaman gülen dost bir yürek, buna karşılık zaman zaman hüzünlenen 2 kahverengi göz ve 3-J’nin sevgili Boncuğu. Yüzünden hiç eksilmeyen tebessümüyle en kızılacak bir zamanda bile insan bundan vazgeçer. Derslerde sakin görünüşüne rağmen, sıkıldığı zaman arasıra “Of Aman Aman” şarkısını söyleyerek açılır. Bir yerde şamata mı var, kahkaha gırla mı gidiyor orada en samimi arkadaşı Gül ile beraberdir. En ufak şeylerden bile mutlu olmasını bilir,
Yazları, tenis oynamasını sever. Hayatta çok hem de pek çok mesut ve başarılı olmasını dileriz. Likes: Bay City Rollers, Gül. Dislikes:
  1861 GÜL ERALP
1861 Gül Eralp GÜL. Bu isim bize herhaliyle natürel, sevimli, canayakın, sınıfımızın cingözü olan arkadaşımız Gül’ü hatırlatır. Dışarıdan belli etmese de romantikliğin ve duygusallığın bütün özelliklerini üzerinde toplamış olduğundan hepimiz kendisine ileride iyi bir ROMEO bulmasını dileriz. Kendisine has davranışları, düşünceleri ve zekice esprileri sayesinde sınıfımızın vazgeçilmez kişilerinden biri olan Gül, derslerindeki sakin ve masum görünüşünün yanısıra derslere karşı olan büyük alakasını gizlemez ve derslerinde oldukça başarılı ve kaabiliyetlidir. (heyecanının yanısıra) Gül’ün en hoş yanlarından birisi de herşeyde memnun olacak bir husus bulabilmesidir. Pollyanna’nın yazarı Gül’ü görseydi herhalde eserine birkaç cilt daha ilave ederdi. Spor yapmayı özellikle (yüzme, tenis) ve güzel giyinmeyi seven, ileride iyi bir Psikolog olmayı isteyen sınıfımızın güzel, tatlı, çalışkan kızına ömür boyu başarılı olmasını ve layık olduğu mutluluğa erişmesini dileriz. Philosopy of Life: Life is a Camera Please Smile!
  1925 FEZA ÜLGENALP
1925 Feza Ülgenalp Bizim minik Feza’mızın altından kalkmadığı şey yoktur dersek herhalde yalan olmaz. On parmağında onbeş dersi kolaylıkla oynatırken, eğlenmeyi de hiç ihmal etmez. Sporun her dalına karşı büyük bir yakınlık duyar. Kendisini kışın, sömestir tatilinde, Avusturya’nın sisli dağlarında müthiş bir kayakçı, yazın ise iyi bir tenisçi ve cesur bir binici olarak görebilirsiniz. Uğurum dediği Buda heykeli ve itfaiyeci çizmeleri ile arkadaşları arasında meşhur olmuştur. Klasik ve pop müziği dinlemek, resim ve heykel cikler yapmak sevdiği şeylerin basında gelir. Şu sıralarda, iyi bir ahçı olmanın sırları adlı bir kitap yazmakla meşguldür. Bu neşeli, çok yönlü dış görünüşünün altında, gerçekte, çok ince duygulara sahiptir. Ümit edelim ki bu ince duygular, daima etrafa mutluluk dağıtsın, öğrenimine İngiltere’de mühendis olarak devam etmek isteyen arkadaşımıza, olabildiği kadar çok mutlu olmasını, renkli, dopdolu bir hayat sürmesini dileriz.
  2035 SEVDA ERENSEL
2035 Sevda Erensel Tarih öğretmenimizin parlak çizmeli ve de yüksek ökçeli kızı Sevda sınıfımızın saçına en çok özen gösteren kızıdır. Bu uğraşısı ile yatakhane arkadaşlarına örnek (!) olmaktadır. İçindeki büyük İstanbul tutkusunun sebebi anlaşılamadığından 2 veya 3 günlük resmi tatilleri 1 haftaya çıkarması da merak konusudur. Gün aşırı büroya uğrayarak mektup olup olmadığını sormakta ve İstanbul damgalı bu mektupları eline geçirince sevinç çığlıkları atmaktadır. Boş olduğunu varsaydığı dersleri bu mektupları cevaplamakla geçirmektedir. Nilüferle oturmayı büyük bir şans sayan Sevda, öğretmen engelini aşarak Nilü’ye ulaşmayı başardığı sınavlardan iyi not almaktadır. İrfan Hoca’ nın gözüne girmek için ilk dönemi Cebir, Geometri sözlülerinde tahta, silgi ve tebeşirle haşır neşir geçirerek büyük başarı kazanmıştır. Aynı başarıyı tarihte gösterememe şanssızlığına uğramıştır.
İleride Sevda’ya İstanbul’da mutlu başarılı ve dilediği gibi bir yaşam dileriz bütün 3-J sınıfı…..
  2057 YÜKSEL ER
2057 Yüksel Er “Ahhhh”…. der sıkılınca, “bir Mayıs gelse, binsem trene ve çook uzak bir yere gitsem….” Ve başlar şarkı söylemeye. En tecrübeli öğretmenlerin bile susturamadığı azgın 3-J, bir anda onun tatlı ve yumuşak sesi sayesinde sus-pus olur da, biz bile şaşırırız kendi halimize (“Ağlıyorum Yine” yi dinlerken hep seni anımsıyacağız.) Müziğe olan tutkusu Fransızca’yı bırakmasına sebep olmuştur fakat dersleri bahane ederek okul korosuna gitmemesi yüzünden müzik öğretmeni ile araları şeker renktir. Bir de gitarı var bu tutkusunu pekiştiren ki (en çok Romans’ı sever; ıslıkla da sınavlarda çalar kendi kendine) gece 12’den sonra çalması yüzünden tatlı derdi olmuştur onun.  Uzun sarımtrak saçları, açık renk teni, masum yüzü ile tarih öğretmenimizin sevgisini kazanmış ve “Servet-i Fünun yüzlü” unvanı ile ödüllendirilmiştir.
Sandwich merakı yüzünden çok zaman bir haşaratla, yüzük merakı yüzünden Nuri Bey’le, İrfan Hoca’yı savunma merakı yüzünden de sınıfta math aleyhtarları ile başı derde girer durur.
Kadavradan korkacağını tahmin ettiği için tıp yazmaktan çekinen Yüksel ileride bir okul, hastane veya çocuk yuvası yapmak üzere baba yolunu seçip Mimar olmaya karar vermiştir. Zaten İngilizce derslerini de plan çizerek ya da Tarık’la “sol elle yazı yama yarışı” yaparak geçirir.  Herşey gönlünce olsun!…
  2086 CAN MUŞLU
2086 Can Muşlu Okulumuzun kayak takımı kaptanı olan Can, kıs mevsimi içinde kayaktan başka birsey düşünmez ve devamlı derste gözü caddededir. Bu yüzden de hocalar sık sık uyarırlar. En büyük amacı kayak müsabakası amacıyla okulu asmaktır. Tatlı esprileriyle sınıfı neşelendirmek amacındadır. Birisine takılmadan edemez. Teneffüslerde onu ya şişmana takılırken ya da Kantin’e volta atarken görmek mümkündür. Şişman’a takılmasına rağmen onu kardeşi gibi sever. Her yanıyla canayakın, yakışıklı, tatlı, espritüel bu kayakçı arkadaşımıza her emelinin gönlünce olması dileği ile başarılar dileriz.
  2200 TEMEL TACAL
2200 Temel Tacal Temel son derece hareketli, sevimli, neşeli, zeki ve arkadaş canlısı bir kardeşimizdir. Ders saatleri haricinde onu bir dakika bile otururken görmek imkansızdır. Bu hareketliliğinin sonucu olarak da her teneffüs sonunda göle düşmüş gibi kan ter içinde sınıfa girer.
En büyük hobisi de resim çekmektir. Hiç ummadığınız bir anda “click” diye bir ses duyarsınız. Bir de bakarsınız ki Temel fotoğraf makinasıyla karşınızda. “Sakın çekme, halim halim reza….” derken “Çektim bileee!” diye gülümser.
Gerçekleri ya da gördüğü kusurları çekinmeden suratınıza söyler. Bu yüzden çoğunlukla Işık’la sonucu meçhul tartışmalara girişirler. Derslerde son derece faaldir. Hele çok iyi bildiğinden emin olduğu konularda derse kalkmak için hocaların başlarının etini yer.  Son derece hazırcevap olan bu arkadaşımızın “Sir”le bir türlü yıldızı barışmadı. Nedense her derste en az bir kere “sir”ün iltifatlarına maruz kalır. (Amuda kalkıp FINDIK kırsa bile faydasız) Temel’in elektriğe karşı olan ilgisini aramızda bilmeyen yoktur. Sık sık televizyonlarını bozar ve tekrar tamir eder. İleride onun iyi bir elektrik mühendisi olacağına yürekten inanıyoruz. Bu hareketli espritüel ve sevimli arkadaşımıza hayat boyunca başarı ve mutluluklar dileriz.
  2272 AHMET ERTUĞRUL
2272 Ahmet Ertuğrul Ahmet arkadaşımız; sınıfımızın yaramaz tiplerindendir. Bilhassa Mr. Wright ile yaptığı dialoglar meşhurdur. Mr. Wright kendisini çok sever ve bu yüzden her ders ihtar almaya gönderir. Önde oturan Ahmet, sözlülerde araziye uyamamaktan şikayet etmektedir. Fakat sözlü olmadığı zaman onu, Efe ile zar atarken görebilirsiniz. Teneffüslerde ise Sinan ve Muşlu ile kumrular gibi sevişmeleri meşhurdur.
Ahmet her hafta cuma günü son ders ağır olan bayrağı çekmede Tunç’a yardım etmek için dışarı çıkar. Kalender ve Frank adlarıyla da tanına bu arkadaşımızın bir başka yönü de sporculuğudur. Ahmet çok güzel kaymaktadır. Elmadağ’ın madalyasız slalomcularından olan Ahmet, Can Muşlu ile birlikte kışın her hafta, zor derslere rağmen kayağa gitmeyi ihmal etmez.
Bu arkadaşımızın en çok sevdiği hoca İngilizce hocamızdır. Çünkü ilerde hatıra sayılacak ihtar kağıtlarını bir tek bu hocamız dağıtmaktadır.
İlerde büyük adam olacağına inandığımız Ahmet arkadaşımıza hayat boyu başarılar ve mutluluklar dileriz.
  2354 EFE DEMİRSİPAHİ
2354 Efe Demirsipahi Sınıfımızın baş elemanlarından olan bu uzun boylu, sarı saçlı arkadaşımız neşeli ve faal hali ile herkes tarafından sevilir.
Tenis, halk oyunları, Ankara Gençlik Korosundaki başarıları ile yetinmeyen arkadaşımız çalışmalarına, okulumuz müzik kolu başkanlığını, öğrenci yönetim kurulu üyeliğini, okulumuzdaki 2 ve 4 sesli koro çalışmalarını ve okul atletizm takımını da eklemiştir.
Birinci dönem arka sırada kurulmuş bulunan 8 linin elemanlarından olan Efe 2. Dönem öne gelerek büyük bir hızla derslerine çalışmaya başlamıştır. Bu arkadaşımızın en büyük isteği tıbba girmektir.
Efe her ne kadar öğrenci yönetim kurulunda olması dolayısı ile yakasındaki amblemi çıkartmasa da bazen arkadaşlarının ısrarı üzerine bu amblemi çıkartarak yan sınıfları basmaya gider.
Okuldaki herkesle iyi anlaşan Efe’nin tek anlaşamadığı kişi İngilizce hocamızdır. Bunun sebebi de aynı dilleri konuşamamalarıdır.
Özellikle müzik ve beden derslerindeki başarılarından dolayı bu hocalarımızla arası çok iyidir. Bu cömert, iyi kalpli, yardımsever arkadaşımıza hayat boyu başarı ve mutluluklar dileriz.
  2454 MELİH NEMUTLU
2454 Melih Nemutlu “tatlı”
Tatlı’yı anlatmak için “Tanrı şeytanı, tatlı ise şeytanlığı yarattı” demek aslında yeterli. Bu tatlı kardeşimize dikkat edilirse gözlerinden binbir üçkağıt ve güzel şakalarının kendisine verdiği haz, rahatlıkla okunabilir. Buna rağmen aslında kuyumcu çarşısı gibi bir kalbi vardır. İnce ve güzel vücuduyla beden dersleri sonunda kalorifer borularında millete “on derste maymunluk” öğretir. Yine yorulmazsa birkaç kişinin şakadan kolunu bacağını kırar. Tabii altın gibi kalbi olduğundan bütün bu kırma işlemlerini büyük bir masumiyetle yapar. Çok çalışkan bir fert olduğu için dersleri arka tarafın gülleriyle (Oğuz, Mete, Önder) beraber Sindrella gibi kalorifer dibinde uyumak, konuşmak ve birazcık kopya çekmekle geçirir -hoş kopyayı bile doğru çekmez ya, neyse-Mesleğini şimdiden belirleyen tatlı, ay sonunda küçük işler çevirip kolay zengin olma yoluna gider. Tatlı bunlara rağmen arkadaş ve hocalarının itimadını hiçbir zaman kötüye kullanmaz. Hayvanları, bilhassa kedileri çok seven bu kardeşimiz ileride iyi bir işletmeci olmak istemektedir. Bu kardeşimizin kırıksız bir karne ile geçmesini arzular, başarılı bir iş hayatı dileriz.
  2480 CAN SİPAHİ
2480 Can Sipahi 3-J Sınıfına giren uzun boylu, yakışıklı, gözlüklü (renkli olduğundan bir türlü rengini göremediğimiz gözleri aslında çok güzeldir.) bir arkadaş görürseniz mutlaka Can’dır.
Zühtü türküsünü okulumuzda temsil ederek bestekarına altın plak kazandıran Zühtü’yü (pardon Can’ı) kutlarız.
Utanınca, gülünce, sinirlenince güneş görmüş ayva gibi kızaran bu arkadaşımız kızarmayı önlemenin çarelerini aramaktadır. Kağıdının üzerine yumulduğu için sınav sonraları Gözen’in başının etini, sınav sırasında da parmaklarını yemekle geçirir. Kimya’ daki özel başarısının nedeni merak ve ilgi konusudur.
İleride doktor olmak isteyen Can’a mesleğinde başarılar, Zühtiye ile mutlu yaşamlar dileriz.
  2664 ÖMER DAYI
2664 Ömer Dayı Sınıfımızın uzun boylu, kocaman sesli, canayakın bir üyesidir Ömer. En belirgin özelliği son derece açık sözlü ve fedakar olmasıdır. Yerinde yaptığı esprilerle bizi kırar geçirir. Dinlenmesi gerekli olan derslerde bütün ciddiyetiyle ders dinler.
Ömer’le son derece zevkli fikir tartışmaları yapabilirsiniz. Yalnız, onunla fikir tartışmalarına girişebilmek için bir fırın kitap okumanız gereklidir.
En kötü olaylar karşısında bile soğukkanlılığını ve cesaretini hiçbir zaman kaybetmez ve daima mantıklı bir çözüm yolu bulmaya çalışır. Oldukça sakin ve sabırlı olan bu arkadaşımız kolay kolay sinirlenmez. Ama bir de sinirlendi mi… Gökgürültüsü gibi öyle bir bağırır ki lambalar sallanır. Bir aralık alçaktan uçmaya heveslenen Ömer ilk uçuşunun başarısızlıkla sonuçlanmasıyla büyük bir hayal kırıklığına uğradı (?).
Hemen her teneffüs yine kendisi kadar şamata olan arkadaşlarıyla beraberdir. Sınıfta olduğu teneffüslerde ise ya Rengin’in bağıra bağıra şarkı söylemesini ya da Berna’nın keskin çığlıklarını susturmaya çalışır. Ama üç senedir bunu başaramadı.
Ömer’e tüm hayatı boyunca başarı, sağlık, neşe ve mutluluk dolu günler dileriz.