115 HÜSNİYE ŞENÇOPUR
115 Hüsniye Şençopur Ön sıraların neşeli üçgeninin kürsüye yakın ucunu meydana getiren arkadaşımızın en büyük şikayeti sınıf listesindeki yeri nedeniyle sözlülerin ilk kurbanı olmasıdır. Ömrü matematik çalışmakla nihayet bulacak olan Hüsniye çareyi türbelere çaput bağlamakta bulmuştur. Okul yatakhanesinin yedi yıllık abonesi söylediği dolmuş şarkıları ile Işık’ı çileden çıkarır. Yazılılarda oluşan koalisyonda verdiği kopyalarla çevresindekileri ihya ederken kendi de bundan oldukça faydalanır. Hüsniye’yi teneffüslerde arayan aldığı kırık notların üzerine çay içerken bulabilir. Tatil dönüşlerinde yüzü gülmeyen arkadaşımız kısa zamanda okula alışarak eski neşesine kavuşur. Sene içinde boynu tutularak uzun süre hastaneye taşındı ise de faydasını göremeyerek bir tamirhaneye başvurmuştur. Derste sorduğu lüzumsuz ve saçma sorularla bazı hocalarımızı ders yapamaz hale getiren, konferans ve tiyatroya karşı olan düşkünlüğü yüzünden edebiyat hocalarının haklı olarak gözüne girmiştir. Umursamaz görünüşüne rağmen ciddi ve önemli meselelerdeki isabetli kararları ile hepimize yardımcı olan bu neşeli arkadaşımıza mutluluklar dileriz.
  149 İPEK UÇUCU
149 İpek Uçucu Keskin ve dikkatli bakışlar, daima gülen bir yüz ve kendine özgü bir yürüyüş. Pek çoğumuzun yakından tanıma fırsatı bulamadığı İpek’i yakından tanıyabilmek ne büyük başarı ve şans.
En önemli özelliklerinden biri burçlara ve fallara karşı olan merakıdır.
İpek karanlık kış günlerinde konuştukça insanın içini açan, huzur veren çok sevdiğimiz bir arkadaşımızdır. Arada sırada çok ciddi zamanlarda tutulduğu gülme krizlerinden biraz zor kurtulur.
Basketbola olan merakı ve sevgisi her Kolej maçını izlemesinden belli. Bunun yanısıra çok nefis dans eden İpek Pop müziğine olduğu kadar Klasik Batı müziğine de ilgi duyar. Konserleri kaçırmayan bu arkadaşımız güzel piyano da çalar.
Dedikoduyu hiç sevmez, olaylar karşısında oldukça iyimserdir. Gerçekçi bir kişiliğe sahiptir, insanları olduğu gibi kabul eder. Herkesle kolayca anlaşabilir.
İlk önceleri tanımadığı çevresine karşı ilgisiz kalır ve onları meraklı bakışlarla inceler. Tanıdıktan sonra çok sevilen bu arkadaşımızın en büyük dileği ODTÜ’ye girme, 3-K’nin dileği ise İpek’in bu dileğinin gerçekleşerek, mutluluk dolu bir ömür sürmesidir.
  272 HAKAN GÖĞEN
272 Hakan Göğen Sınıfın sarı mesetası Hakan 3 senedir en ön sırada oturmaktadır. Bu sarışın arkadaşımız ineklemeye eğimli olmadığından ara sıra hocaların hücumlarına maruz kalır. Senenin ilk dönemi bir çok arkadaşları gibi dersleri sermesine rağmen 2. dönem yeteri kadar çalışarak sınıfını direk geçmeyi başarır. Hakan sınıfta hep beraber olduğu Ali Haznedar’la beraber boş zamanlarında bir türlü gerçekleştiremedikleri tatil hayallerinden konuşurlar ve programlar yaparlar. Arkadaşımızın bu sene ehliyet alması, ilk devre kırıklarının artmasına sebep olmuştur. Otomobiller hakkında çok geniş bilgiye sahiptir. Hakan ayrıca tenis oynamayı da çok sever. Okul zamanı, hafta sonları, tatilde ise onu hergün tenis oynarken görebiliriz. Kendisi sakin bir karaktere sahip olmasına rağmen Erhan ve Serdar sulu şakalarıyla onu kızdırmayı başarırlar. Derslerde de genellikle sessizdir ancak Mr. Wright’ın derslerinde “Yes” ve “No” şeklinde yaptığı çıkışlar hocamızı kızdırır. İdeali tıp olan bu arkadaşımıza dilediğinin gerçekleşmesini temenni ederiz.
  400 OSMAN DEMİR
400 Osman Demir Sınıfımızda “KEMİR” lakabı ile tanınan ve arka sıralarda ikamet eden arkadaşımız ders müddetince Erdal’la nükleer savaşlara girişir. Ayrıca Nakkaş’ın savaş menzili içinde kaldığından defalarca gazi olmuştur. Suratında her an tehlikeli bir ifade vardır ve hain planların aynasıdır. Kendinden beklenmeyen ataklarla iyi notlar almışsa da korkunç sondan kurtulmaz. Dışarda çok sakin görünen arkadaşımız havasını bulduğu zaman çevresindekiler büyük kayıplar verir. Öğle yemeklerine erken siftah ederek 4. derste ortalığı yemek kokutur ve çevresindekilere işkence eder. Keçe’ye olan aşırı sevgisi yüzünden kendisi ile çok iyi geçinirler. Sınıfta yapılan tebeşir savaşlarının malzemecisi ve mafiası olan bu arkadaşımıza ne olmak istediğini sorduğumuzda kafamıza tebeşir atmıştır. Kendisine hayatta başarılar dileriz.
  532 AYDIN SAYILGAN
532 Aydın Sayılgan Bir bilim çocuğu nasıl olur diye merak ediyorsanız Aydın’a bakmalısınız. Aydın, her derste gösterdiği üstün başarı nedeni ile hepimizin takdirini kazanmıştır. Elektronik ve fotoğrafik malzemeye düşkünlüğünü bu alandaki yayınları takip ederek tatmin eder, son olarak yaptığı uzun çalışmalardan sonra bir stereo set almıştır. Müzik aşığı çılgın bir gence hiç de benzemeyen Aydın herhalde bundan sonra müziğe yönelecektir. Hiç bir zaman geçinemeyen Mehmet ve Feyhan arasında bir tampon bölge teşkil eder. İstikbalin doktoruna ömür boyu mutluluklar dileriz.
  567 FERDA EKMEKÇİ
567 Ferda Ekmekçi Ferda’yı tatillerden bir hafta önce okulda görmek mümkün değildir. Sene başından beri doğru dürüst bir sıra ve sandalyeye sahip olamayan arkadaşımız tahtayı göremediği için seneyi ayakta geçirmiştir. Hüsniye ve Işık’la meydana getirdikleri ön sıradaki üçgenin kapıya bakan bölümünü başarı ile muhafaza etmektedir bu yüzden hocalarımız tarafından tebeşir, silgi işleri ve zili kontrol mümessilliğine getirilmiştir.
Giresun’a olan bağlılığı yüzünden bütün boş zamanlarını tatil günlerini hesaplamakla geçirir. Hafta sonları istemeyerek Hüsniye’nin hazırladığı çalışma planlarına uymak zorunda kalır. Lise hayatı boyunca, Ferda’yı Işık’sız görmek mümkün olmamıştır. Rüzgara benzeyen yazısı ile hocalarımızı dürbün almak zorunda bırakmıştır. Ön sırada oturmanın mükafatını maths. sözlülerinde kopya verirken yakalanıp 1 almakla gören Ferda tövbekar olarak sözlülerde arka sıralara taşınmaktadır. En büyük korkusu sözlülere kalkmak olan arkadaşımız bütün dersleri saate bakmakla geçirir. Yatılılardan meydana gelen gruplarının en gayretli, şakacı, güvenilir üyelerindendir. Sevdiklerine ve ideallerine çok bağlı olan Ferda’nın kendine göre en kötü huyu çevresindekilere çok güvenmesidir. En büyük ideali İstanbul’da okumak olan Ferda’ya başarı ve mutluluk dolu bir ömür dileriz.
  623 SEVGİ GÖKTUĞ
623 Sevgi Göktuğ Sevgi, ağırbaşlı sessiz görünen bir kız olmasına rağmen onunla arkadaşlık edenler kendisinin eğlenceden hoşlanan bir kimse olduğunu öğrenmekte gecikmezler, diğerleri de onun bu yönünü sınıfta yapılan esprilere kahkahaları ile katılmasından anlarlar. Açıksözlülük onun en belirgin özelliğidir, fakat kendisi bu yüzden pek çok pot kırdığından şikayetçidir. Romantik bir yaradılışa sahip olan Sevgi sık sık o meşhur hayaller alemindeki gezintilerine çıkar ve bu arada kendi çevresini unutur. İnsanları, tabiatı çok sevmesine rağmen arkadaşlarını herşeyden üstün tutar. Sevgi’nin bu arkadaşlık sevgisi o kadar ağır basar ki onları daha ilerki senelerde de hatırlayabilmek için pek çok resim çektirir, ancak bu resimlerin dozunu fazla kaçırmış olacak ki yakında geniş bir koleksiyona sahip olması işten bile değildir. Genellikle başarılı bir öğrenci olmasına rağmen beden dersine karşı antipatisi vardır, bu yüzden rapor almak için çok uğraşmış fakat sonunda yine derslere girmek zorunda kalmıştır. Okulu sever ancak sabahın köründe çok sevdiği uykusundan uyandırılmak onun bu sevgisini sarsar. Bu arada Sevgi okuldan en geç çıkma gibi ilginç bir rekorun da sahibidir. Çocukları çok sevdiğinden pedagog olmak istemektedir. Bu isteğinin en kısa zamanda gerçekleşmesini dileyerek hayat boyu mutluluklar dileriz.
  679 SİBEL ÖZ
679 Sibel Öz Arkadaş canlısı ve neşeli bir tip olan Sibel, ancak samimi arkadaşlarının yanında bu görünüşe bürünür. Olaylar karşısında çoğu zaman karamsarlığa kapılır, fakat bir iki espri ile eski neşesine döner. En belirgin özelliği de her şeye gülmesi ve hızlı yürümesidir. Duygularına göre hareket ettiğinden ve insanları da hareketlerine göre değerlendirdiğinden arkadaş seçiminde büyük titizlik gösterir. Dedikodu ve haksızlığa uğramaktan hiç hoşlanmayan arkadaşımız biraz alıngandır. Bu sene beden dersinden raporlu olmayı başarmıştır. Ancak beden derslerinde bize acıyan gözlerle bakması hepimizi çileden çıkarır. Sportif faaliyetlere de katılmış olan bu arkadaşımız zarifliğine spor giyimini de ekleyince beğenilen kişiler arasına katılmıştır. Uzun telefon konuşmaları çok başarılıdır. Hayatta her yerde ve daima yapılacak tek şey gülmektir hayat felsefesine bağlı olan Sibel, dünyadaki bütün insanların barış ve kardeşlik içinde yaşamasını ister. İdeali İngiliz filolojisine girmek olan arkadaşımızın tüm isteklerinin gerçekleşmesini ve mutluluk dolu günler geçirmesini dileriz.
  766 SERDAR ÖZKANER
766 Serdar Özkaner Oylum oylum fidan boylum…
Bu şarkının söz yazarı herhalde Serdar’ı düşünerek yazdı. Sözlülerde özellikle edebiyat hocamızla büyük bir uyum gösteren (!) yeşil gözlü yakışıklı sporcumuz efendi davranışları ile herkesin sevgisini kazanmıştır. Altın gibi kalbi olan Serdar hiç kimsenin kötülüğünü istemez. Elinden geldiği kadar herkese yardım eder. Tek kusuru kendini hiç sevmeyip sıhhatine hiç dikkat etmemesidir. Çok akıllı olmasına rağmen çalışmaktan hoşlanmaz, okulun bir an önce kapanmasını arzu eder. Bu yakışıklı jönümüz pop müziğinden çok hoşlanır, cumartesi eğlencelerinin neş’e kaynağıdır. Çok güzel dans eden Serdar’dan yeni dansları öğrenmeniz mümkündür. Bu tatlı çocuğa heyecanlı ve başarılı bir hayat dileriz.
  825 CANAN ÖZTÜRK
825 Canan Öztürk Canan, neşeli, sevimli ve çok gayretli bir arkadaşımızdır. İyi huylu ve çok yardımsever olması ile herkese kendini sevdirmiştir. Canan’ı daima elinde yapılacak idari bir işle görmek mümkündür. Sınıfımızın idari işler şefidir. Gerçekten sınıfı çekip çeviren düzene sokan Canan’dır. Çünkü ondan başka kimse sınıf işlerini üzerine almak istemez. Bu sessiz arkadaşımızın diğer takdir edilecek bir yanı da çok sportmen olmasıdır. Bilhassa basketbola olan merakı onu koyu bir basketbolcu yapmıştır. Aramızda en iyi basketbol oynayan arkadaşımızdır. Bir ara aletli jimnastiğe gitmesi onun çok yönlü bir sporcu olduğunu gösterir. Hemen hemen bütün derslerinde çok başarılıdır. Bilhassa güzel kompozisyon yazması edebiyat hocamızın dikkatini çekmiştir. Tek okulla takıştığı konu güzel saçlarının bağlatılmasıdır. Bütün arkadaşlarına derin bir sevgi ile bağlanan bu tatlı arkadaşımıza hayat boyu başarılar ve mutluluklar dileriz.
  844 MEHMET KEÇECİ
844 Mehmet Keçeci Mehmet 3-K sınıfının sessiz sedasız, çalışkan ve gayretli, aynı zamanda çok neşeli bir simasıdır. Onun için önemli olan tek konu FEN’dir. Mehmet safi bir fen çocuğudur. Her ne kadar sosyal konular ile fazla ilgilenmezse de, Ahlak özetleri çıkarmaktan kendini alamaz. Her teneffüs Mehmet’i ya Suna’ya Matematik sorarken ya da NAKKAŞ grubu ile tebeşir savaşı yaparken görebilirsiniz. Sınıfta çıkan her türlü tebeşir ve elma koçanı savaşlarına nedense hep Mehmet hedef olur (!?) Hala Mehmet’in gözlüklerinin nasıl olup ta kırılmadığına şaşarız. Sıra arkadaşı Aydın da olmasa idi, şüphesiz bu üç senede sevgili arkadaşı Feyhan ile arasında kan çıkardı.
İlerinin başarılı fencileri arasında göreceğimizden kuşkumuz olamayan Mehmet’e en iyi dileklerimizle.
  871 DİDEM DİDİN
871 Didem Didin Sınıfımızın Didosunu tanırsanız mutlaka seveceksiniz. Sınıfımızın bu tatlı, esprili, cumartesi toplantılarının aranılan siması ve özellikle saçlarıyla bütün dikkatleri çılgın gibi üzerine toplayan Dido’su bütün bu üstün vasıflarıyla nasıl bağdaştığını bir türlü kavrayamadığımız bir özelliğe sahiptir. Bir çok olayı ilk tepki olarak aaa!.. diye karşılayan Didem, aslında olaylar karşısında büyük bir olgunluk gösterir. İnsanlar hakkında kolayca ve doğru olarak hüküm verebilen al yanaklı şeker arkadaşımız kimya konusunda bayağı üstaddır ve bu özelliği nedeni ile kimya yazılılarında sırasının etrafı yüksek fiyatlarla tutulur. Ayrıca Dido’muz her kimya imtihanından önce evinde bizlere seve seve fahri hocalık eder. Bu şirin kimyacı nedense mimar olmak ister, ancak Selda ile öğle tatille rinde yaptıkları fasılları duyanlar onlara geleceğin ünlü sesleri gözü ile bakıyorlardır. Bir başka huyu da kaliteli espri yapması ve korkunç derecede şaka kaldırmasıdır. Herşey gönlünce olsun, tatlı böceğimiz…
  927 IŞIK BAYHAN
927 Işık Bayhan “YOUR POOR HUSBAND”
İngilizce derslerinde fazla neşeli olması nedeniyle bu cümleyi Mr. Wright’tan sık sık işitir, eğer bir de ingilizce ile arası iyi olmasaydı “punishment”lara hedef olacağı muhakkaktı. Büyük çabalar sarfederek kendini ön sıralar transfer ettirmişse de, orada da tebeşir yutmaktan kurtulamamıştır. Yatılı olmaktan büyük gurur duyan Işık, hafta sonlarını Polatlı yollarını aşındırmakla geçirir. Okul yemeklerinden çok şikayetçi olan Işık’ı görürseniz hayatında çok az yemek yediğini anlarsınız. Teneffüslerde en büyük zevki Ferda ve Hüsniye ile birlikte yatakhane bestelerini sınıfa aktarmak ve şarkıları dramatize etmektir. Düzenli not tutması sayesinde tarih hocamızın gözüne giren Işık, bir daha çıkamamıştır. Sözlüye kalkmaktan nefret eden arkadaşımız bütün sözlü tekliflerini reddetmektedir. İyi kalpli ve çok neşeli olan arkadaşımız ön sıradaki üçgenin en son elemanıdır. Güzel sanatlara olan kabiliyetinden dolayı Ferda’nın bütün angaryalarını yüklenmektedir. Derslerde çenesini bir türlü tutmayı öğrenemeyen Işık, bunu öğreneceği günü büyük bir sabırla beklemektedir.  Yaptığı esprilerle sınıfın olduğu kadar yatakhanenin de neşesi olan arkadaşımız bilumum kırtasiye istekleri ile etrafındakileri bıktırmıştır. Sabah kalkamamak en büyük derdi olduğu için, kahvaltıya yetişememekten şikayet etmektedir. En büyük ideali ODTÜ’ye girmek olan Işık’a ömür boyu başarı ve mutluluklar dileriz.
  959 SUNA NORMAN
959 Suna Norman Suna her zaman tabii görünüşlü, güler yüzlü, iyi huylu bir arkadaşımızdır. Bebek yüzlü, tatlı Suna’mız sınıfımızın Pollyanna’sıdır. Daima derslerden başı dertte olanlara yardım etmeğe hazırdır. Yirmidört saat okulda ve evde sınıfın danışma bürosunu tek başına yönetir. Tarih hocamızın “minik kızı” olan Suna okuldaki başarısı ile bütün hocalarımızın takdirini kazanmıştır.
Her zaman spor kıyafetler içinde gördüğümüz Suna’nın bazı süs eşyalarını takmamasının ilginç sebepleri vardır; örneğin, küpe takınca duymadığını iddia eder.
Hayvanlara olan aşırı sevgisini evde kedisi, okulda da kitap ve defterlerindeki “Snoopy” resimleri ile giderir.
Suna’nın sanatkar ruhunu yansıtan bir özelliği de güzel piyano çalmasıdır.
Sigaraya olan aşırı duyarlılığı onu, her fırsatta sigaranın zararları üzerine konferans veren etkili bir hatip yapmıştır.
İleride başarılı bir psikanalist olmayı düşünen arkadaşımız, kendisine başvuracak hastalarının listesini şimdiden yapmaya başlamıştır; ilgilenenlere duyurulur.
Hayattan her yönüyle zevk alan Suna’nın yaşam felsefesi şu sözde görülür: “Happines is not a station to arrive at, it is a manner of travelling.” Herşey gönlünce olsun, altın kalpli kız.
  1025 SEDEF AKER
1025 Sedef Aker Sınıfımıza bu yıl katılan altın kalpli Sedef’cik hepimiz tarafından sevilir. Çok uysal olan bu cici kız arkadaşlarını kırmaktan çok çekinir. En büyük özelliğinden biri de her çevreye kolaylıkla uyabilmesidir. Derslerde çok sessiz sakin olan sedef teneffüslerde bayağı neşelidir. Herhalde Sedefimizin hayatta en çok sevdiği şey uyku. Çünkü her sabah dersin ortalarında sınıfa girerek sessizce yerine oturmaya çalışır. Bu şanssız her seferinde Mr. Wright’a yakalanır ve dersin kaynamasına yardımcı olur. Çok romantik ve duygulu olan Sedef’cik slow parçalardan çok hoşlanır. En çok sevdiği şarkı da “NIGHTS IN WHITE SATIN”dir. Bu tatlı kızın hayatının bir bölümünü kedişler ve köpişler kaplar. Çok iyimser olan bu arkadaşımız pastaları çok sever ve yalnızca sevgi ile mutlu olunabileceğini ileri sürer. Bu sevimli arkadaşımıza bol pastalı (!!!) çok mutlu bir yaşam dileriz.
  1033 ŞULE KABALAK
1033 Şule Kabalak Simitçi, cabiz, uçuyor deniz ve de kereviz… Ne mi oluyor? Didoşla Şule şifreyle konuşuyorlar ve biz de biraz Fransız kalıyoruz. Onlar da bize kendilerinin çok iyi bir eş teşkil ettiklerini söylüyorlar.
Kahkülleri altından, tatlı tatlı gülen bu yeşil gözlü, Mr. Wright’ın zaman zaman sesinin kısılmasına sebep oluyorsa da, ciddi bir çalışkan olduğu için durum vaziyetlerini genellikle kurtarır.
Sınıfımızın entellektüel tiplerinden olan Şule, kaliteli kompozisyonları ile edebiyat hocamızın dikkatini çeker.
Klasik müziğe olan tutkusu, güzel piyano çalması ince zevklerinden birkaçıdır. Sağlam karakteri prensiplerine bağlılığı, arkadaşlarına olan düşkünlüğünü de ince zevklerine eklersek, Şule’nin mükemmelliği ortaya çıkar.
Ah! bir de şu çoraplarını biraz daha dikkatli giyse, işte o zaman eşsiz olacak.
Ömür boyu mutluluklar ve herşeyin en güzeli senin olsun tatlı Şule.
  1035 DERYA OKTAR
1035 Derya Oktar Sınıfımızın sessiz, güzel kızlarından olan Derya’nın üstünlük kazanmaya çalışan bir karakteri yoktur. İnsanları kırmak istemediği için fikirlerini zorla kabul ettirmek istemez. Müzik dinlemek, yazın vakit buldukça tenis oynamak, yüzmek, yürümek, koşmak, yeni yerler görmekten hoşlanır. Zaman buldukça modern resim yapmaktan çok zevk alır. Ailesiyle birlikte olduğu zamanlar en mutlu zamanlarıdır. Bu yüzden onu Cumartesi toplantılarında aramızda pek göremeyiz. Dedikodu etmek, yalan söylemek, arkadan konuşmaktan, böyle hareketleri sevdiklerine yapmaktan ve kendisine yapılmasından hiç hoşlanmaz. Derslere mümkün olduğu kadar çok çalışır. İlerde iyi bir meslek sahibi olmak ister. Meslek olarak özellikle istediği bir şey yoktur ama ODTÜ’de herhangi bir ekonomi kolu ile ilgilenmek onu çok mutlu edecektir.
Derya’mızı her zaman iyi kalbi, bakımlı, güzel saçları ile hatırlayacağız. Dileriz her zaman mutlu ol Derya.
  1194 ERDAL ERSÖZ
1194 Erdal Ersöz Geçen sene ağırbaşlılığını muhafaza eden Erdal, bu sene kendini aşmış, Osman Can’dan meydana gelen şeytan üçgeni ile sınıfın huzurunu kaçırmaya devam etmiştir. Kamu hizmetine açtığı dergi ve filmleri ile sınıfın kültür ve bilgi seviyesini yükseltmiştir. Amerikan arabaları üzerine aşırı derecede ihtisas yapmıştır, arada bir motor efektleri kulağımızı doldurmaktadır.
69 ya da Baba takma adıyla anılmaktadır. Kız arkadaşlarımızın tahlillerini araba tabirleriyle nitelendiren bir arkadaştır. Ringo’nun düşmanlarına ölüm. Kendisine ne olmak istediğini sorduğumuzda, “Çekil önümden, ezileceksin!” şeklinde cevap vermiştir. Allanın nimetlerini bu kulumuzdan esirgememesini dileriz.
  1250 FEYHAN BUMİN
1250 Feyhan Bumin Sınıfımızın en neşeli ve fiyakalı kişilerinden biridir Feyhan. Neşeli, gururlu aynı zamanda gayet sinirli olmasını beceren Feyhan, korkunç derecede zekidir de. Darbuka çalmadaki üstünlüğü bilhassa sıra arkadaşları tarafından çok takdir (!?) edilir. Çeşit çeşit darbukaları, fıkır fıkır göbeği ve TlR kamyonlarına şoför olmak isteği vardır. TIR kamyonlarına olan aşkı bizi yakında İstanbul yolunda FEYHAN CO. yazılı TIR’lar görmek ümidine yöneltmektedir. Ayrıca Ortadoğu ve Balkanlar’ın en süslü ve faydalı sırasına sahiptir. Kilitli gözü, TIR arabaları, şarkıcı resimleri, ve tesbihleri ile bu sıra, sınıfa giren herkesin dikkatini çeker. Bu arada ezan okumaktaki başarısı nedeni ile yakında Kocatepe Camii’ne müezzin olması beklenilmektedir. Hocaların fikirlerini hemen kavrayıp cümle kuracağı kelimelerin dilini derhal bulur. Bazen tarih derslerinde yanlışlıkla !? kullandığı Arapça kelimeler hocayı fitil ederse de inanmayın. Zira bütün hocaları tarafından hem sevilen hem de biraz kızılan Feyhan’ı sevmeyen yoktur. Feyhan’a hayırlı yolculuklar dileriz.
  1295 AYFER ARAT
1295 Ayfer Arat “Gülünce gözlerinin içi gülüyor” şarkısı eminiz ki bizim tatlı Ayfer’imiz için yazılmıştır. Zaten onun tabii güzelliğini ve gözlerini görüp de böyle bir şey yazmamak imkansızdır. Kendine has gülüşleri, hareketleri ile sınıfımızın gözbebeğidir. Sınıfımızın neşe kaynağı olan Ayfer’imizin ufacık bir olay üzülmesi için yeterli bir sebeptir. Kimi zaman akıttığı iki damla gözyaşı, mutlaka anlamadığı bir ders içindir. Üzülmesine bu kadar basit olayların sebep olduğu Ayfer’i mutlu etmek de çok kolaydır. Çünkü onun mutluluğu için arkadaşlarını mutlu görmesi yeter.
Çocuksu hareketleri olması onun herkes tarafından daha bir sevilmesine sebep olur. Mert, sözünün eri, lafını sakınmayan özellikleri de onu tam bir kafa arkadaşı yapar. Her topluma, her yönüyle uymasını bilen Ayfer, araba kullanmasını bilmesi ve onaltı yaşında uluslarası ehliyet alması ile de çoğu erkek arkadaşımızı da kıskandırır.
Her ne kadar küçük dertleri kendisini sorun etse de, başkalarını tesellide ve bilhassa derslerin hayatta hiç sorun olmaması gerektiğine ikna kabiliyeti de çok kuvvetli olan Ayfer, hepimizin sıkıntılı ders saatlerine renk katar.
Onu kış mevsiminin erişemediği bir sahil kasabasının idealist ve başarılı avukatı olarak görmek hepimizin en büyük dileğidir. Mutlu ol, Mutlu ol, Mutlu ol.
  1414 SERDAR KAYIHAN
1414 Serdar Kayıhan Sabahları genellikle zil çaldıktan yarım saat sonra sınıfa teşrif etmek lutfunda bulunan Serdar, en sudan sebeplerle bile (bir kere Mr. Wright’a trafiğin akış hızı yüzünden karşıdan karşıya ancak 15 dakikada geçtiğini söylemişti ya, Mr. Wright’ın ne düşündüğünü Allah bilir!) sınıfın, sırasına giden anayolunda aşılmaz bir engel oluşturan Mr. Wright’ı bile kandırarak izin kağıdını almadan ve buna rağmen fırçalanmadan yerine oturmayı başarır. Sınıfın nükte üretimini elinde bulunduran bir küçük grup içinde yer alan Serdar, korkunç zekası ile bazen bizleri saygı duruşuna geçirirken, bazen de Arşimed gibi kendini “buldum, buldum” diye ortalara atarak, yüreğimizi ağzımıza getirir.
Rezzan ve Gülbin ile sınavlarda oluşturdukları kollektivite genellikle başarılı sonuç verir. Ancak bazen de bu çalışma düzeni bozulur ve sınıf, 5 sayfa yazıp, hiçbirşey yazamayarak zayıf alacak Gülbin’le, tüm sınav boyunca Gülbin’i kağıdın içinden çıkarmaya çalışan Serdarla arasındaki hararetli tartışmaya tanık olur.
En kritik durumlarda, bazen de gıcıklığına Serdar o tipik sesiyle “heyecanlanmayın”, “sakin olun” laflarını daima duyabilirsiniz, tepkiniz size bağlı tabii ama bundan çıldıranlar da çoğunluktadır.
Geleceğin başarılı ve yakışıklı genç doktoruna tüm yaşamı boyunca başarılar diliyor… aaahh GÜNEŞ de gözlerimizi kamaştırıyor.
  1430 SADİ SIZMAZ
1430 Sadi Sızmaz Sadi, sınıfımıza bu sene katılan, güleç çehresi, düzenli ve çalışkan öğrenci vasıfları ile mükemmel bir arkadaş olarak tanınmıştır. Derslerdeki ciddiyeti (!) üstün kabiliyeti ve zekası sayesinde başarır. İmtahanlarda etrafı yardım almak isteyenler tarafından adeta kapışılır. Arkadaşlar için hiç bir fedakarlıktan kaçınmaz. Ders aralarında çeşitli otoritelerden sağladığı sermayeler sayesinde eğitici belgesel fıkralarla sınıfı kahkahaya boğar. Öğle tatilinden istifade ederek gittiğimiz yemeklerde milattan önce devirden kalma TIR’dan bozma TORNET’i ile ölüm yarışına çıkarak yol boyunca uygulamalı geometri dersleri verir (!!!). Eğer yolda saçları ağarmış zavallı bir garip görürseniz bilinki Sadi arkadaşımız bir kişiye TEODOR KASABIN usulü ile bir teğet çekmiştir. İngilizce dersleri sırasında Gürcan’ın Mr. Wright’a verdiği cevaplara şen kahkaha atması ile ve Gürcan’ı kışkırtması ile meşhurdur.
Bu sevimli dürüst ve arkadaş canlısı arkadaşımıza, yapmak istediği tıp tahsilinde ve hayatının bundan sonraki yıllarında sonsuz mutluluk ve başarılar dileriz.
  1464 GÜRCAN BULAT
1464 Gürcan Bulat Sınıfın en renkli, neşeli ve sempatik simalarından biri olan Gürcan şık giyimi, cana yakınlığı, yerinde ve zamanında yaptığı esprilerle her yerde aranılan bir kişiliğe sahiptir. Özel bir bakım uyguladığı saçlarının bazen fazla uzaması nedeniyle okul idaresi ile başının derde girdiğine çoğu kez tanık olmuşuzdur. Bütün çalışmalarını programlı ve ciddi yaptığı için başarılı sonuçları aldığını iddia etmesine rağmen biz bunda arka sıralarda oluşturdukları koalisyonun önemli bir rolü olduğunu sanmaktayız. Sabahları genellikle okula erken gelen Gürcan’ın en büyük zevki, sevmediği dersleri kaynatmaktır. Bu gibi durumlarda son derece ustaca hareket edip sonuca varır. Sıkıldığı zamanlarda onu yaptığı esprilerle sınıfı kahkahaya boğarken ya da Rezzan’la bakışırken görebilirsiniz. Gürcan’ın Mr. Wright’le sık sık tartıştığına ve onu son derece sudan sebeplerle ikna ettiğine hepimiz tanık olmuşuzdur. Zengin bir maskot kolleksiyonuna sahip olan bu arkadaşımız arasıra kendini tutamayıp attığı kahkahalarla da dikkati üzerine çeker. Sporun her dalını sevmesine rağmen futbol branşıdır. Geleceğin endüstri mühendisine başarılı ve mutlu bir yaşam dileriz.
  1506 ALİ HAZNEDAR
1506 Ali Haznedar Sınıfımızın mazlumlarından olan Ali arkadaşımız en arka sıraların vaz geçilmez elemanıdır. Sınıfta herkese kendini sevdirmeyi başarmıştır. Vahşi bıyıklarıyla bir leventi andıran bu arkadaşımız tenefüslerde genellikle Can ile boğuşur. Arkadaşımız sesinin tonunu bir türlü ayarlayamadığı için gürleyerek çıkan sesi sınıf içinde kolaylıkla duyulur. İmtihanlardan önce kopya çekmek için niyetlenirse de bunu pek başaramaz. Derslerine gayretle çalışan bu arkadaşımız KOLEJ maçlarını takip etmeyi de ihmal etmez. Ali Mayhoşla birlikte maçlara getirdiği tezahürat aletleri ile bizim de coşmamızı sağlar. Soyadından türetilerek takılmış olan pek çok lakapları vardır. Fakat o bu isimlere karşı kendisini kahramanca savunarak sınıfa bunları unutturmuştur. Gerçek anlamda sporcu olan bu arkadaşımıza hayatta bütün isteklerinin gerçekleşmesi dileği ile mutluluk ve başarılar dileriz.
  1531 BERNA SERDAROĞLU
1531 Berna Serdaroğlu Sınıfımıza bu sene katılan Berna tatlı gülüşü, sıcak hareketleri, cana yakınlığı ile herkesin sevgisini kazanmıştır. Çok ağırbaşlı ve olgun olan bu altın kalpli arkadaşımızı teneffüslerde Emin ile dolaşırken görebilirsiniz. Berna ders esnasında genellikle sessiz, sakin oturup, bütün dikkatiyle dersleri izlemeye çalışır, fakat bunda ne derece başarılı olduğunu bilemeyiz, çünkü etrafındaki ateşli grubun yaptığı espri ve muzurluklardan pek kolay olmasa gerek! Sınıfta herkesle iyi anlaşır, duygulu Bernamız kimseyi incitmemeye çalışır. Sanat yönü çok kuvvetli olan bu tatlı kız kabiliyetli parmaklarıyla çok güzel gitar çalarak bize nefis konserler verir. Klasik müzik hayranı olduğu için onu Cumartesileri çoğunlukla aramızda göremeyiz, çünkü kendisi konsere gitmekten büyük zevk duyar. Müzik yanında en büyük zevklerinden biri de şiirdir. En büyük arzusu ekonomist olmak olan bu güzel ve zarif arkadaşımızın arzusunun gerçekleşmesini ve çok mutlu olmasını dileriz.
  1554 TANSU ESİN
1554 Tansu Esin Sınıfımızın yakışıklı jönlerinden olan bu çılgın genç, derslere önem vermeyerek daima işin şamatasındadır. “Ördek suya daldı, zil çaldı” İşte bu da Tansu, kendisi edebiyat derslerini böyle neşelendiren mutlu bir azınlıktan biridir. Özellikle attığı çığlıklarla kendisine sınıfta özel bir yer sağlamıştır. Ancak bunların hepsinin üstünde, yaptığı olağanüstü ÖZTÜRK SERENGİL ve YAHUDİ taklitleri ile sınıfımızı bir anda hıçkırık ve göz yaşlarına boğar. Kopya konusunda Ankara Koleji üniversitesinde “master” yapan Tansu, doktora tezini “Kopya’da yakalanınca nasıl masum rolü oynanır” konusunda yapmaya karar vermiştir. Tansu’yu son zamanlarda sık sık As sineması çevresinde görenlere, Tansu’nun cevabı kursa gidiyorum olmuştur! Her cumartesi çalışmaya karar veren, fakat sonra da cumartesi eğlencelerinde başı çeken bu vatandaş, buradaki inanılmaz becerileri ile herkesin dikkatini çekmektedir. Bunun nedeni de son yılda çok ünlü dans üstatlarından aldığı “BUMP” dersleridir. Selda ile yedi yıldır aynı sırayı paylaşarak inanılmaz bir rekor kıran Tansu’yu trafik kazası geçirmişçesine görürseniz bilinki Selda ile aralarında çok ufak bir tartışma geçmiştir.
İdeali tıp öğrenimi olan Tansu’ya ömür boyu mutluluklar dileriz. Arzumuz onun ilerde güzel hemşirelerle dolu bir hastanede başarılı ve de yakışıklı bir doktor olarak görmektir.
  1675 AYŞE ÖZDEMİR
1675 Ayşe Özdemir Ayşenin dış görünüşü ile gerçek kişiliği arasındaki fark sanırız çok kişiyi yanıltmış tır. Ama onunla bir kez içten bir arkadaşlık kurdun mu hele o evlerindeki o sıcak çay partilerinden birinde bulundunmu artık ondan kolay kolay vazgeçilmez. Gerek cömertliği gerekse hoş sohbetliği, olayları kendine özgü üslubuyla tatlı tatlı anlatışla bambaşka bir yeri vardır Ayşenin. Kimi zaman tatlı, küçük bir kız, kimi zaman pırıl pırıl uzun saçlarıyla şık bir genç bayan olur. Ayşenin sayılı sevdiklerinden biri olan Kardeşi için yapamayacağı yoktur. Aynı zamanda Ayşe sayılı çaykoliklerimizdendir.
Neşeli, tatlı, cömert daha ne diyelim, Ayşeciğimiz, yaşantın boyunca tüm güzellikler seninle olsun.
  1680 SERDAR ŞENAYDIN
1680 Serdar Şenaydın Serdar 3-K’nın neşeli, sempatik ve derslerine bir karar çalışan elemanlarındandır. Sınıfın en ücra köşesinde araziye uyup çok rahat oturuşu ile hocaların dikkatini çeker. Yaptığı güzel trompet taklidi ile arkadaşlarının ve hocaların haklı takdir ve hayranlıklarını kazanmıştır. Otomobillere ve bilhassa kamyonlara karşı büyük bir sempatisi vardır. Sadi’yle beraber yemekhanenin ayakta durmasını sağlayan abonelerdendir. Kaçak araba sürmek ve seyahat etmek zevkleri arasındadır. Sıra üzeri edebiyatı ile nobel ödülüne aday gösterilmektedir. En sinirlendiği şey Gürcan’ın kendisi hakkında yaptığı espirilerdir. Ders esnasında çıkan bilumum dünya dışı seslerin patenti kendisine aittir. Ülkemizin çeşitli yörelerinden sunduğu türkülerle sınıfı coşturur. Orta Doğu’nun ve Balkanlar’ın en bi gırgır ve sempatik adamına arzu ettiği üniversitede okuma şansı ve ömür boyu mutluluk ve başarı dileriz.
  1700 HALUK GERAY
1700 Haluk Geray  Bu sosyo-ekonomik koşullar içinde bir ülkenin kültürel yapısı…
Evet, yanlış okumadınız, Haluk bir fizik probleminin çözümü ile uğraşıyor. Haluk’tan her derste ve her an bu tip konuşmalar duyabiliriz. Sosyoloji, Kompozisyon, Mantık ve Edebiyat derslerinin bu dahisi organik Kimyanın neden müfredat programına alındığını hala sorar.
Dikkaaaat!.. Sınıfımızın otoriter mümessili Haluk, Milli Güvenlik hocamız sınıfa girmeden önce vazifesinin başındadır. Açıkçası hocamız ikaz ve tehdit etmeseydi, Haluk mümessil olarak yaptığı yegane işi de unutacak ve biz Haluk’un pazartesi günü 2. derste o canhıraş feryadını duymaktan mahrum kalacaktık. Allahtan Haluk Canan gibi bir asistana sahip, sınıf işleri bu sayede düzene giriyor.
Çeşitli renkli gömleklerle biz onun kapıdaki kontrolden nasıl geçtiğini düşüne duralım, o bilhassa sık sık giydiği pembe gömleği ile hocaları ona “pembe panter” dedirtmek zorunda bırakmıştır. Daha sonra fiziki faktörün ağır bastığını gören sınıf üyeleri, ona “YOGİ” demekte karar kıldılar.
Son sıralarda Cevat Kurtuluş’vari saç sitili ve hareketleri ile dikkat çeken, aynı zamanda safi iddia olan bu arkadaşımıza yaşamı boyunca başarılar diliyoruz.
  1709 REZZAN ŞAHİN
1709 Rezzan Şahin “Ayy, vallahi hiç çalışmadım, kitabın kapağını açmadım, ne yapacağım?” Rezzan bir sınav günü sınıftan içeri böyle girer. Fakat sınav sonucunda şahane notlar almasının kerametini biz şu ana kadar anlayamadık. Bunun sonucunda ve evdeki hummalı çalışması sayesinde, Rezzan oldukça çalışkan ve başarılı bir öğrencidir. Sınavlarda eteğine yazdığı kopyelerle ünlüdür, ancak bazen bunları titreyerek saçar yerlere döker, ama bütün bunların sonunda da çekmeyi başarır. Sınıfta bazen duyulan sert çatırtılar deprem paniğine yol açsa da sonunda bunların Rezzan’ın çıkan çenesinden ya da kolundan geldiği anlaşılır, hepimiz derin birer nefes alırız. Rezzan’ın bir kolunun UZUN olması sınıfta herkesin şüphesini uyandırmış, uzun süreli gözlemlerden sonra, onun bildiğimiz uzun kollulardan olmadığı anlaşılmıştır. Bu arkadaşımızın en önemli özelliklerinden şimdiye kadar söz etmedik, o, çok güzel, havalı, diğer bir deyimle muhteremdir. Çok iyi giyindiğinden ve taktığı çeşitli küpelerle sık sık oftsayta düştüğünden bilmem söz etmeğe gerek var mıdır? Bardaklar üzerinde elleri ile yürümesi onun birçok yeteneğinden sadece bir tanesidir. Rezzan’ın sporculuğunu da unutmamalıyız, KOLEJ VOLEYBOL TAKIMI A KADROSUNDA yer alır. Rezzan’ın gelecek yaşamında çok başarılı smaçlar atması dileği ile, Ciuuuu……
  1725 EMİNE TEKİNEL
1725 Emine Tekinel Türk tipini inkar edercesine sahip olduğu sarı saçları ve mavi gözleri ile dikkati çeker Emine. Gerek ders anlarında gerekse ders aralarında nedense sesini duymamız mümkün değildir. Öğle teneffüslerinde de sınıfta bulunması bir mucizedir. Sözlülerde ne kadar uğraşsa da o büyük heyecanını yenemez. Onun en büyük derdi İngilizcedir. Bütün gayretlerine rağmen İngilizce öğretmenleri nedense ona karşı bir not cimriliği içindedirler. Tatlı Eminemiz güzel saç bağları ile de tanınmıştır. Her gün okulda kazaklarına uygun rengarenk saç bağlarından takar. Güzel saçlarını bu güzel bağlar daha da güzel gösterir. Sınıf içinde sessiz dediğimiz bu arkadaşımız arkadaş toplantılarının vazgeçilmez kişisi ve bu toplantıları düzenleyenlerin de daima başıdır. Her türlü toplantılarımızda neşe kaynağıdır. Arkadaşlarını kırmaktan çekinen bu tatlı arkadaşımız, ayrıca arkadaşlarının fikirlerine de son derece hürmet eder. Bu yüzden Emine ile her türlü konu rahatlıkla konuşulur.
Mutluluk ve başarı en büyük arzumuzdur.
  1741 SELDA SUYOLCU
1741 Selda Suyolcu Tatlı gülüşü, güzel gözleri ile sınıfımızın havalı kızlarından olan Solda öğle tatilinde yaptığı esprilerle neşe kaynağımız, edebiyat derslerinde ise ayaklı librarymizdir. Sınıfımızın olgun, mantıklı düşünebilen, yetenekli arkadaşlarının güvenini kazanmış bir kızdır. Yüzünün gülmediği zaman çok azdır.
Son derece entellektüel olan bu hatun kişinin devamlı okuyarak (özellikle Kemal Tahir) Tansu’nun tabiriyle yakından gözlerini 50’ye çıkarmasından endişe edilmektedir. Zaman zaman sınıf düzeyinin üstünde laflar ederek toplumsal konularda nutuklar atarak bazen de küçük bir kız gibi muzurluklar peşinde koşan Selda’nın sınıfın bayağı çalışkan kişilerinden olmasına karşın kopya konusunda 7 yıldır aynı sırayı paylaştığı Tansu’nun asistanlığını yapmasının nedeni anlaşılamamıştır. Gözlerinin içi gülen bu tatlı kızın en ufak bir haksızlık karşısında nasıl bir barut fıçısı kesildiğini görseniz ilerde niye avukat olmak istediğini çok iyi anlarsınız. Okulu bir iki gün asmak yetmedi, son saniyeye kadar write uplarımızı yazmak için inzivaya çekildi Seldacık. Oysa bitirdiği an rahatça bir ohh diyebildi ama biz böylelikle onun hakkında birşey daha söyleyebileceğiz. Herkes hakkında ne kadar iyi niyetli olduğunu… Biz de seni çok çok seviyoruz. Seldacık sana ak günlerde ak mutluluklar dileriz…
  1793 ECEHAN GÜRLER
1793 Ecehan Gürler Ecehan, 3/K sınıfının en tatlı, şirin ve narin kızıdır. Güldürü yeteneği bol olan bu arkadaşımızın yaptığı espriler karşısında kimse gülmekten kendini alamaz. Ecehan’ın en göze çarpan özelliklerinden biri de pratik düşünen, eli her işe yatkın, hamarat bir kişi oluşudur. Giydiği kıyafetlerin ve kullandığı aksesuarların (bilhassa küpelerinin) çoğu kendi eseridir. Kendisi pek kabul etmese de, aslında taklit etmede ve karikatür çizmede (bilhassa hocaların) üstüne yoktur. Bütün muzipliklerini derslerde, özellikle Suna’nın defter ve kitapları üzerine dökerek, herkesin neşesini yerine getirir. Kendi defterleri sayın hocalarımızın güzel portreleri ile dolup taşmaktadır.
Büyük bir inatla senelerdir bedenden rapor almasına karşın okul dışında sporla ilgilenir. Her imtahandan sonra Suna ile “öff… ne kopya çektik ama” derlerse de gerçekte birbirlerine en çok iki kelime hatırlattıklarını herkes bilir. Herkesin müfredata bile niye alındığını merak ettiği Kimya’ya Ece aşırı bir ilgi duymakta ve işin garibi bunu kendine meslek edinmek istemektedir.
Sınıfımızın daima sevgi ile hatırlayacağı bu taçsız Ecemize hayatta hatırlamasını dilediğimiz iki güzel söz:
“Friendship is one soul in two bodies” Aristoteles.  “Life is like an onion: You peel it off one layer at a time, and sometimes you weep.”
1885 GÜLBİN SAVAŞAL
 1885 Gülbin Savaşal “Ah, cok kötü, kötü, taş çatlasa 2, belki 2 ,5’tan 3. Off .. ” Evet her imtihandan sonra böyle feryat eden Gülbin’imiz ne hlkmetse ikilik üçlük kağıtları sekizlik dokuzluk çıkar. Güvenilir kaynaklar bunu imtihan öncesi yapılan okuyup üfleme fsıllarına bağlıyorlar.  Ancak bütün sınıf onun başarılı kopye verme çabalarını ve kopye verirken çekiyormuş gibi kızarmasını, sözlülerdeki heyecanını (ayrıca kendisine pek yakışır) unutmayacağız. Zamanında cok anlayışlı ve olgun, zamanında ise bir ilkokul cocuğu kadar sevimli, neşeli, tatlı, şirin, uysal, sınıfımızın yeşil gözlü fıstığını eğer ağlarken görürseniz mutlaka biliniz ki berberden geliyordur. Fıstık çok romantiktir. Slow parçaların ve İskender Doğan’ın hayranıd.r. Cumartesi eğlencelerinin aranılan ve laf aramızda en havalı kızlarından olan bu genç kız nasıl oluyor da matematikten de hoşlanıyor.   Hoşlanmaktan öte bu işi bayağı kıvırıyor, zevk işte!  Herkesle kolay tanışmaz, ama çok sağlam arkadaşlık kurar.  Cok duygusal olması nedeni ile insanları kırmaktan çok korkar.  Gülbinimize ömür boyu berbersiz mutluluklar dileriz.
  2131 MURAT SENEMOĞLU
2131 Murat Senemoğlu Imıçıgıh geonaçççh…
Evet Murat birine gıcık kapmış ve bunu belirtmeye çalışıyor. Neyse siz takmayın, o normale döner, Murat’ın her lafa kahkahalarla gülmesi karakteri icabıdır, başka bir şey düşünülmesin, Murat’ın iyi niyeti suistimal edildiği takdirde haşinizme dönüşür ve “müdüre kadar çıkarım valla” diyerek gayet tavissizce hakkını savunur. Zengin elbise kolleksiyonu her ne kadar hocalar tarafından takdir!? edilmekte ise de giymeye israr eder. KING-KONG’a olan nefretinden her cuma sabahı okula geç gelen Murat’ın saçlarını kestirmesi de iyice problem olmuştur. Kurumun arzusu üzerine en az 500 lira borç verilmezse, saçlarını kestirmez. Sesi her ne kadar herkes tarafından o bölgeden kaçılarak dinlense de yine de işe yarar, çünkü her imtahana girmeden önce söylediğimiz “DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ” marşının en iyi yol göstericisidir. Repertuvarını kapsayan şarkıların miktarı bir merak konusudur, ama, bazan bu miktarı pratik yaparak belirtmeye çalışır, o sıralarda sınıf nedense hep terkedilir. ODTÜ’ye olan aşkı ve İnşaat mühendisi olma isteğinin gerçekleşmesi dileği ile, Murat’a başarılar dileriz.
  2360 KENAN ALPAN
2360 Kenan Alpan Arka sıralardaki o neşeli, gürültücü grubun arasında sessiz bir sima görürseniz, bilin ki o Kenan’dır. Genellikle ciddi olmasına karşın Jeoloji… İngilizce gibi sınıfın son derece Sessiz ve Ciddi (!!) olduğu derslerde onu da çevresindekilere katılmış olarak görebiliriz. Sınıfın erkencilerinden olan Kenan birkaç yıldan beri yaptığı rekor denemeleri sonucunda Kızılay-Kolej arasını 5 dakikaya indirmiştir. Kenan bu yıl okulda kurulan, futbol takımının hem kurucularından hem de bu takımın belkemiğidir. Onu tenefüslerde takım arkadaşlarıyla yeni taktikler üzerinde çalışmalar ya da son derece dostane spor tartışmaları yaparken görebilirsiniz. Gün olmaz ki Kenan’ı terlemeden ve futbol oynamadan görelim. Heybetli vücudu ile Nuri beyin dikkatini çeken Kenan okul çekiç atma takımına seçilmiştir. Gürcan ile köklü bir dostluğa sahip olan arkadaşımızın spor yapmak, müzik dinleme, kibrit kolleksiyonu yapmak, seyahat etmek hobileri vardır. Bu sevgisi sayesinde bütün Türkiye’yi dolaşmış ve ayaklı bir coğrafya ansiklopedisi haline gelmiştir. Kenan’ın özelliklerinden birisi de, Edebiyat hocasının “şartların değiştiremediği öğrenci” olarak tanımladığı Kenan’ın bilhassa, Mr.Wright ve Razan Hanımla arası çok iyidir. En büyük arzusu iyi bir maden mühendisi ya da doktor olabilmektir. Ömür boyu başarılar ve mutluluklar Kenan.
  2460 CAN NAKKAŞOĞLU
2460 Can Nakkaşoğlu Arka sırada oturmayı sever. Öğle yemeğini bazen evden getirir ve iştah ile yer. Ayran içmeyi sever. Yanında oturanlarla debelleşir, itişir. Sınıfta patlak veren tebeşir savaşlarına iştirak eder. Çok çalışkan değildir, vaziyeti kopye çekerek idare eder. Spordan hoşlanan bu arkadaş maçlarda pek güzel tezahürat yapar. Renkli çoraplar giyer. Buradan onun renkli biri olduğu anlaşılır. Sömestr tatilinde yaptığı İstanbul gezisi ile hayat tecrübesini arttıran Can’a ileride de tecrübe ve başarı dolu bir hayat dileriz.
  2479 FEZA URAL
2479 Feza Ural “Feyza! You are late again, I’ll punish you next time, and give you a hektaar!!’ İşte böyle, tatlı Feza’mız uykuyu fazla sevmesi yüzünden her sabah Mr. Wright ile aralarında ufak bir tartışma geçer. Her seferinde de bu cici kız geçerli nedenler(!) bularak sınıfı kahkahaya boğarak yerine oturur, ve Mr. Wright ile atışmaları ders boyunca devam eder. Mr. Wright’ın her “Feyza, you are not listening” dediğinde, dersi dinlediğini kanıtlamak için, söylenilen son sözü bağırarak tekrarlar. Bu Feza’nın İngilizce derslerindeki en büyük eğlencesidlr.
Sınıfımızdaki şeytanca muzurluklann kaynağı olan Feza, hepimizin sevdiği cana yakın bir arkadaşımızdır. Bu cici kız zeki olmasına rağmen, çalışmayı pek sevmez, ama her sene ikmalsiz geçmeyi de başarırır. Sosyal yönü güçlü olan Feza’nın en büyük tutkusu kitap okumaktır. Edebiyat dersinin başarılı öğrencilerinden olan Feza, yazdığı kaliteli kompozisyonlarla hepimizi hayrete düşürür. Feza’nın diğer bir özelliği de çok güzel taklit yapmasıdır. Özellikle hocaların taklidini çok iyi yaparak, hepimizi gülmekten kırar. Uzun boyu ve Avrupai havası ile dikkati çeken Feza’yı her zaman sade ve spor kıyafetlerle görmek mümkündür. İlerde hukukçu olmak isteyen Feza’mızın çok başarılı bir avukat olacağına içten inanıyoruz. Feza’mız, hep mutlu, çok mutlu ol e mi?
  2486 OSMAN AYKUT
2486 Osman Aykut Osman sınıfımızın en neşeli ve popüler simalarındandır. Bu yeşil gözlü, kumral jönümüz adeta Alain Delon’un Türkiye temsilcisidir. Okul kurallarına aykırı giyimi ile başta Nuri Bey olmak üzere bütün okul idaresini peşinden koşturur. Buna rağmen kendine özgü yöntemlerle onları ikna etmeyi başarır. Arabalara karşı özel bir merakı olan Osman, uzun süreden beri araba kullanmasına rağmen vakit bulup da ehliyet alamamıştır. Zaten buna ihtiyacı da yoktur, hafta sonlarında Osman’ı kolej maçlarında ya da arkadaş toplantılarında hepimizin çok beğendiği Arabasında Gürcan’la birlikte gezerken bulabiliriz. Mr. Wright’in derslerine pek ilgi göstermeyen bu arkadaşımız İngilizce derslerinde yerinde yaptığı esprilerle derse renk katar. Sporun her dalını çok seven bu arkadaşımız masa tenisi ve yüzmede oldukça iddialıdır. Özel istihbaratı sayesinde yeni esprileri öğrenmek gibi bir özelliği olan Osman bunları piyasaya sunmakta çok ustadır. Kokulara, sigaralara ve şans oyunlarına karşı özel bir tutkusu olan arkadaşımız yeni öğrendiği oyunlarda olağanüstü başarı gösterir. Gelecekte iyi bir iş adamı olmak isteyen sempatik arkadaşımız Osman’a tüm hayatı boyunca başarı ve mutluluklar dileriz.
  2572 ERDEN SAVAŞMAN
2572 Erden Savaşman Sınıfımızın Jön premiere’si olan Erden sürdüğü after-shave’lerle herkesin dikkatini çeker. Efendi ve gentle davranışlarıyla sınıftakilerin sevgi ve saygısını kazanmıştır. Arkadaşlarıyla arasında mesafe bırakmayı tercih eder. Erden’i bazen çok ciddi bazen de sınıfın azgınları arasında görmek mümkündür. Sosyal yönü çok kuvvetli bu yakışıklı çocuk sınıfın basket takımında oynamaktadır. Sınıfın İngilizce üstadı olan Erden Mr. Wright’ın en gözde öğrencisidir. Çok güzel piano, org çalar ve kendisini liselerarası müzik yarışmasına hazırlamaktadır. Evlerindeki mükemmel müzik tesisatı ile bizlere müzik ziyafeti çeker. Hafif batı müziği hayranı olan arkadaşımıza yeni parçaları öğrenmek için başvurabilirsiniz. En büyük zevklerinden biri de araba kullanmaktır. İlk girişte ehliyet alarak senenin rekorunu kırmıştır. Erdenimize müzik dolu bir yaşam dileğiyle.
  2680 ALİ ÖRKİZ
2680 Ali Örkiz 3/K sınıfının Ali Örkiz’i sessiz sakin duruşu ve ani çıkışlar yapıp hocaları ürkütüşü ile tanınmıştır. Gerçekte çok iyi kalpli ve ders haricinde çok neşeli bir arkadaşımızdır, yaptığı kapalı ve kaliteli esprileri ile tanınmıştır. Tatlı yan bakışları ile Mr. Wright’ı, uzun saçları ve çok açık beyaz gömlek giymemesi ile Nuri Bey’i çileden çıkarır. Ancak Ankara’ya biraz uzakta oturmasına rağmen (500 km falan) (!) sabah 5’te (!) okula gelişi ile Nuri Bey’in tuzağından kurtulur. Boş zamanlarını genellikle sınıfın yeni elemanları, fakat Ali’nin eski arkadaşları, Serdar ve Sadi ile geçirir. Sınıfta bu grupla en hoşlandığı şey, GÜRCAN ve OSMAN’nın sözleri ile dalga geçip onları kızdırmaktır. Ehliyeti aldığından beri polislerle iddialaşıp varyeteler çekmek zevkleri arasındadır. Üstelik biyonik gözleri ile bilumum radar ve çevirmeleri uzun mesafelerden görebilir. Ayrıca Pakistan’lı arkadaşımız Mahmut’a acaip şeyler öğretip, onu doldurmak hobileri arasındadır.
Bu dürüst ve hayat dolu arkadaşımıza istediği üniversiteye girmesini dilerken, ona hayat boyu mutluluk ve başarılar dileriz.
  2688 ILGAZ DOĞUSOY
2688 Ilgaz Doğusoy Ilgaz arkadaşlığı candan, samimi yardım sever bir arkadaşımızdır. Onu hiç bir zaman yüzü asık, üzgün göremezsiniz. Herşeye olumlu ve iyimserlikle baktığından daima güler yüzlüdür. Arkadaşlarına olan saygısı ve sevgisi herkes tarafından takdir ile karşılanır. Onu daima ilginç bir kitap okurken bulmak mümkündür. Boş vakitlerini İngilizce kitaplar okumakla geçirir. Okul ile en ters düştüğü nokta, sabah erken kalkıp, okula gelme zorunluluğunun olmasıdır. Ilgaz arkadaşlığı candan, samimi ve yardımsever bir arkadaşımızdır. Herşeyi olgunlukla karşılayarak ve kişileri olduğu gibi kabul eden bir arkadaştır. Beğenmediği şeylere ise “İğrenç” tabirini kullanır. Örneğin ona kalırsa domates ve peynir iğrençtir. Çok ağırbaşlı olan Ilgaz kesin kararlar verir. İngilizce derslerinde o nefis şivesini duyup başları ona doğru çevirmemek olanak dışıdır. Çok centilmen olan bu iyi kalpli arkadaşımıza yaşam boyu mutluluklar dileriz.
  2710 HAKAN GİRAY
2710 Hakan Giray Arka sıralarda oturan gözlüklü, gözleri yarı kapalı, uykudan yeni uyanmış gibi oturan bir arkadaşımızı görürseniz anlayın ki bu Hakan’dır. Derslerle arası pek iyi olmayan Hakan sınıfta ses çıkarmadan bir köşede oturur. Kalın camlı gözlüklerinin arkasında derinliğine inemediğimiz bir deha pırıltısı gizlidir. Sınıftaki takma adı “BOBO” olan bu arkadaşımız bu yüzden bizlerle sık sık tartışmaların içine girer. Her ne kadar fazla konuşkan değilse de edebiyat ve kompozisyon derslerinde bülbül kesilir ve hepimizden iyi notlar alır. Bu sessiz arkadaşımıza hayatta istediğinin gerçekleşmesi dileği ile mutluluklar dileriz.
  2830 ERHAN OĞUZ
2830 Erhan Oğuz Mimiklerini en başarılı şekilde kontrol gücüne sahip olan 3/K’nın bu zeki üyesi, sınıfta neden olduğu kargaşalıktan takındığı masum tavırlarla ve “Kim o?, aaa!” gibi soruları ile daima beraat eder. Kendisi bu konuda büyük tevazu göstermesine rağmen, ROKSİ kravat, Vakko takım ve yeni moda, her zaman gıcır gıcır çizmelerinin gözlerini kamaştırmaması olanaksızdır. Gülünüz Güldürünüz programından sonra da Yılmaz San olarak türküleri ile bizi kahkahalara boğmuş, Keloğlan taklitleri ile baymış ve Cin Ali ile de kendini öldürmüştür.
“İŞ habe ein teppiş” insan yazlarını Köln’de geçirirse, Almanca’yı böyle konuşur. “Yahu o ICH değil İŞ olarak okunur, ama tabii alışkanlık meselesi”. Bunun yanıtı ünitenin içeriğini bozmadan ve olanaklar elverdiğince…… Evet Erhan’ı dinlemek hepimiz için büyük bir zevktir, çünkü istediğini her koşulda en iyi bir şekilde açıklayan ender insanlardandır. Sınıftaki tartışmalar genellikle onun mantıklı açıklamaları ile bir sonuca bağlanır, bu durumda hem biz arkadaşları hem de hocalarımız Erhan’ı takdir ederiz. En ciddi konularda bile Haluk ile kendi aralarında yaptıkları sert (!) tartışmalar kendi çevrelerindeki bölgeyi kahkahalar içinde bırakır.
İleride her dalda başarılı olacağından emin olduğumuz ÇİTA’ya adet yerini bulsun diye başarılar ve mutluluklar diliyoruz.
  2998 GÜNHAN AKTAN
2998 Günhan Aktan “BEKİR” lakabı ile tanınan ve bu arkadaş derslerle olan ilişkisini uzaktan sürdüren ve ders süresince sırasına ve etrafına yaptığı acımasız saldırılarla bizi teslim olmaya zorlayan bir zattır. Erdal ile sıkı ve kopmaz bir arkadaşlık kuran Günhan ata olan düşkünlüğü ile tanınır (atını seven koyboydur). Hayatımıza kasteder ve zaman zaman bizi zehirlemeye teşebbüs eder. Hocalarla yaptığı ilginç münakaşalarla bizi sırıtmaya zorlar. Konuştuğu Tarzan İngilizcesi ile bütün sınıfı etkisi altına alır (ben piano çalıyoring. Mercedes’in sürekli bayiliğini yapar ve atlı spordaki maceralarını anlatır. Kenan Alpan arkadaşımızın kurduğu futbol takımında (yıl 1976) halen faal olarak kalecilik görevini sürdürmektedir. Surat ifadesi bir komedi olan bu arkadaşımızın istediği değirmen mühendisliğine ulaşmasını dileriz. Hayat boyunca tanışacağı arkadaşlara sabır ihsan eyleriz.
  3208 NAUFİL MAHMUD
3208 Naufil Mahmud Naufil is a handsome and gentle friend from Pakistan, “Lessons were much more easier when I was in U.S.A” Nafil always says this when he gets falling marks in Algebra. His hobbies are driving car and riding racing bikes. Listening pop-music playing basketball, volleyball are among his hobbies also. He only likes the name “Maqui, it is very hard to pronounce his name we call him “Fanign” shortly. He was able to adopt himself to the class and our jokes. He wishes to study Mechanical engineerlng in METU.
We wish him successful life.