377 VERDA DOĞULU
377 Verda Doğulu Şirin Verda’mızı böyle kısıtlı miktarda kelimelerle anlatabilmek öylesine zor ki…… O, üç sene boyunca çok az bir çalışmayla derslerini kolaylıkla başaran bir öğrenci ve en zor durumlarda arkadaşlarının yardımına koşan bir dost oldu. Okuluna gelmediği günler sayılıdır. Bu derecede okuluna bağlı (!) olan Verda’ yı teneffüslerde yakın arkadaşlarıyla birlikte koridoru bir uçtan öbür uca arşınlarken görebilirsiniz. Fen derslerine özellikle fiziğe (!) çok meraklı olan bu arkadaşımızın diğer bir özelliği de İngilizce zamanlara olan düşkünlüğüdür. Fen derslerinde bütün dikkatiyle ders dinlemesine rağmen diğer derslerde Meltem ve Dilek’le olan günlük sohbetlerini sürdürür. Verda’nın bütün bu iyi vasıfları içinde bizce en güzeli iyi ve kötü olayları eşit soğukkanlılıkla kabullenmesidir. Bütün bu özellikleriyle Verda, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin kalplerini kazanmayı bilmiştir. Derslerde ve teneffüslerde bolca duyabildiğimiz değişik kahkahası onun en çok arayacağımız özelliği olsa gerek. Azim kelimesinin en büyük savunucusu ve temsilcisi olan Verda karnesine TARİH’den gelen notla bunu ispatlamıştır. Sevgili Verda, 3/N sınıfı olarak o güzel kahkahalarının hayatın boyunca devamlı olmasını dileriz.
  460 CEMİL KUŞOĞLU
460 Cemil Kuşoğlu – Hocam! Bence bu konu üzerinde tartışmaya değer!!… Böyle ilginç bir önerinin sahibi olsa olsa Cemil’dir. Gerçekten de Cemil tartışmayı çok sever ve bu isteğini her derste tekrarlaması bazı öğretmenlerimizin bağırmasına yol açar. Ne de olsa Cemil’in kendine özgü ilginç düşünceleriyle süren bu tartışmalar derslerimizin değerli dakikalarını harcamaktadır… Soyadının Kuşoğlu olmasına rağmen cin gibi bir zekası vardır Cemil’in. Ne yazık ki bu yeteneğini derslerinde kullanmak gereğini pek duymayarak dönem sonları rahat değildir. Onun en büyük merakı, hesap makinaları, fotoğraf makinaları ve müzik aletleridir. “Canon” marka fotoğraf makinasını boynuna takarak okulda adeta bir turist gibi dolaşır. Cemil’in her zaman gülümseyen yüzü ve esprileri zor imtihanlardan sonra gönlümüzü ferahlatan etken olmuş ve hepimizin sempatisini kazanmasına yol açmıştır. Onun diğer bir spesialitesi cebinde taşıdığı koca STAEDTLER marka silgisidir. Yalnız silgisine hakim olabildiği pek söylenemez. Silgiyi kapan vakit geçirmeden birisinin kafasında patlatır. Arkadaşımıza mutluluk ve arzularına ulaşması için bol şans dileriz.
  541 DİLEK UZSES
541 Dilek Uzses Sınıfımızın İstanbul temsilcisi olan Dilek, üç sene boyunca nezaketi, güleryüzü ve çalışkanlığıyla kendisini öğretmenlerine ve arkadaşların sevdirmiş ve aramıza kaynaşmayı bilmiştir. Her nasılsa gırgırı, dersi ve gezmeyi bir arada yürütebilme kabiliyetine sahiptir. Güzel giyimi, mantıklı konuşmaları ve ölçülü hareketleriyle dikkati çeker. Dilek’in İstanbul sevgisi onun tercih listesinin en başına hep Boğaziçi üniversitesini sıralamasına sebep olmuştur. Bu arzusunun yerine gelmesi en büyük isteğimizdir. Ailesinde benimsenen meslek olan işletmecilik idealidir. Hayata bağlı, her zaman canlı, neşeli bir insandır. Okula her sabah parlayan gözlerle, büyük umutlarla gelmektedir. 11 senedir bunu hala nasıl başarabildiğinin sırrını asla açıklamaz. İlgisini çekmeyen derslerde Verda-Meltem-Dilek triosunun değişmez elemanı olan Dilek usta bir kopya vericisidir. Şu sıralardaki en büyük ihtiyacı kaset-teyptir. Çünkü Ankara dışında oturan arkadaşları tarafından gönderilen kasetleri, dinlemeyi vicdanı bir borç saymaktadır. Her gün taktığı yeni kolye ve yüzüklerle Meltem’i bile çatlatacak güce sahiptir. Her öğlen bulduğu muzip yemek fikirleri herkesi cezbeder. Her hafta değişik şekle giren saçları Dilek’e hayatı boyunca arzuladığı herşeye sahip olmasını diliyoruz.
  553 MELTEM TORUN
553 Meltem Torun Bediiş… evet dersin ortasında ön sıralardan yükselen bu tiz ses şüphesiz ki Meltem’e ait. O ise sınıfın gırgırına ve işittiği bir takım garip cümlelere aldırmayarak seslenmesine devam eder. Bu seslenmeler sadece arkadaşlarına olmakla kalmayıp hocalarla da aynı önemini devam ettirir. Özellikle coğrafya hocamız tarafından “kaynana” lakabını da aldığı halde uslanmayan Meltem, hergün takılmak için yeni birisini bulmayı başarmıştır. Çevresi tarafından bütün yönleriyle sevilen Meltem, gırgır yönünün yanısıra çok duyguludur. Aynı zamanda hassas ve alıngandır. Bilumum derslerde Dilek ve Verda ile yaptığı sohbetlerde Hafta Sonu, Hey, Şey gibi mecmualarla ne kadar yakından ilgili olduğu ortaya çıkmıştır. Tenefüslerde Dilek ile birlikte kantinin müptelası olmasına rağmen, her öğlen yemeği için uzun tartışmalara girmekten sakınmaz. Fakat bu tartışmaları kaybetmesi onun için bir üzüntü kaynağı olmakla beraber diğer konularda bunu telafi etmeyi becermiştir. Hafta sonları kendisini bir derse adamaya karar verdiği zaman bunu büyük bir sabırla yerine getirmesi Meltem’in azmini ortaya koyar. Kuyumcu dükkanı açabilecek kadar mücevhere sahip olan bu arkadaşımız yüzük ve kolyelerini muavinlerden kaçırmayı başarmıştır. Tatlı Meltem’e yaşantısı boyunca başarı ve mutluluk dolu günler dileriz.
  625 FUNDA SONAR
625 Funda Sonar Sevimli hareketleri, cana yakın davranışları ve hayatı umursamazlığıyla tanınan Funda’yı kısaca böyle tanımlamak mümkündür. Hayat felsefesi “hiçbir şeyi dert etmeden yaşamaktır”. Onu, en sevinçli anında da en üzüntülü anında da gülerken görebilirsiniz. Herkes için dert olan dersler özellikle bu sene onun için dert değildir. Funda’nın diğer bir özelliği de herkeste kolay rastlanmayacak güzel bir yürüyüşe sahip olmasıdır. Bunun sırrını bilen 3-4 kişi olmasına rağmen çoğu kimseler için bir sır olarak kalmıştır. Güzel ve zevkli giyimin temsilcilerinden olan Funda’yı hafta sonlarında bu özelliğini kanıtlarken görebiliriz. İlgisini çekmeyen derslerde çevresindeki herkesle ayrı ayrı ilgilenerek hatırlarını sorup, sohbet etmeyi ihmal etmez. Hergün herkese ayrı bir isim takan Funda, aynı zamanda fizik dersinin koyu bir savunucusudur(!). Sabahları 9 civarında okula gelir ve o günkü yazılıları için çalışmakta olan büyük çoğunluğu görünce birden bütün neşesi kaçar. En sevdiği ve başarılı olduğu derslerin başında Jeoloji (!) gelir. Matematik hocamız Hüseyin Bey bütün gayretine rağmen bir türlü dersine karşı Funda’nın ilgisini çekememiş ve çalıştırmaya muvaffak olamamıştır. Biz 3/N sınıfı olarak hayatın boyunca hep böyle neşeli kalmanı dileriz.
  880 MELİH ILGAZ
880 Melih Ilgaz Kocaman vücutlu, kocaman ayaklı Melih oturduğu zaman bacaklarını hiçbir yere sığdıramaz. Bu yüzden de dolmuşta çeşitli tartışmalarla karşılaşır. Bunu önlemek içinde kırmızı mersedesiyle bize hava atmaktan kendisi yorulmamıştır. Aynı zamanda Melih, cüssesinin iriliğinden habersiz olmalı ki kısa boylu kızlara karşı özel bir merakı vardır…… Ercan’la çok iyi arkadaş, olmasına rağmen anlaşamadığı iki konu vardır. Biri bayanlar ikincisi de müzik. Ercan’ın aksine underground müzikten hoşlanır. Ayrıca haftada 12 saat özel kurs gördüğü halde karnesine 7 kırık getirme başarısından dolayı kendisini kutlarız. Bu sene kendisini derslere verdiği için Melih’in odası daha ziyade bir laboratuvarı andırır. Önceki seneler duvarlarda bulunan Deep Purple ve Pink Floyd resimleri yerlerini büyük kartonlarda Fizik, Kimya, Trigonometri formüllerine bırakmıştır. İleride iyi bir iş adamı olmak isteyen Melih’e başarılar dileriz.
  901 ÇİĞDEM ÖZKAN
901 Çiğdem Özkan – Çiğdem…
– Cevap yok
– Çiğdem…
– Yine cevap yok
– Çiğdem, bana da bir midye çıkar bari.. Zergün’ün bu sözleriyle hayal aleminden uyanan Çiğdem koyu kumral saçlarının gölgelediği bir çift ceylan gibi gözlerinin bazen müşfik bazen de şeytanca bakışlarıyla tanınır. Bir çoğumuzun tersine Çiğdem tarih derslerine derin bir aşkla bağlanmıştır. Takriben üç sene önce nükseden bu aşk onu Hellenizm Krallıklarının tüm özelliklerini öğrenmeye itmiştir. Ancak Hellenizm Krallıklarının tarihe karışmasını bir türlü kabul edemeyen arkadaşımızın ilerde bu konuda yetkili mercilere baş vuracağını umuyoruz.Bütün bir sene boyunca yakından ilgilendiği üniversite sınavlarında başarı sağlayıp doktor olacağına inandığımız arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar dileriz.
  979 ZERGÜN POZAM
979 Zergün Pozam – Of elimden kaçtı
– Yakalıyamazsın
Bu hararetli konuşma Zergün’le İsmet arasında geçmektedir. Çok güzel yemek pişirdiğini bize ispat etmek isteyen Zergün’ün hindi dolması yapmaya karar verdiği gün başlayan bu koşuşma Zergün’ün büyük zaferiyle(!) sonuçlanmıştır. Buna Zergün’ ün günde dört öğün yemek yediğinide eklersek sanırız ağzının tadını bildiğini kanıtlamak mümkün olur. Tabii ki arada yediklerini katmıyoruz.
Zergün’ün tiyatroya karşı olan ileri derecedeki ilgisini de “Hakkımı ver Hakkı” piyesini hepimizi hayretler bırakarak üç defa seyrederek ispatlamıştır. Kopye dalında kariyer yaparak uzmanlaşan tatlı arkadaşımız Zergün kendine has özel teknikleriyle başarı sağlamaktadır. İyi bir tenisçi olan bu arkadaşımız ping-pong maçlarında matematik hocamızı birçok defalar yenmiş ve bu yüzden matematik’ten başarısızlığa uğramıştır. Sömestr tatilinde İngiltere’yi ümit eden arkadaşımız son anda THY’daki grev dolayısıyla kargoda kalmıştır.
Müziğe aşık olan, rahatına ve özgürlüğüne çok düşkün olan bu arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar dileriz. En içten sevgilerimizle.
  984 BATUR BİNGÖL
984 Batur Bingöl – When I was in Amerika last summer onda beni herkes tanır.
– Çocuklar gömleğim USA’dan kravatta oralı, nasıl iyiyim ama değil mi?
Nasıl (!). Evet evet evet bildiniz(!). Tebrikler, hediyemiz bir ipana diş macunu. Bu gerçekten Batur’du. Sınıfımızın lamba sileceği vazifesini üslenecek kadar uzun bir boya sahip olan arkadaşımız kendini kazanovanın XX. Yüzyıl Kolej şubesi olarak kabul eder. Gerçekten de üç yıl yakışıklılık unvanını rakiplerine kaptırmamış, sayısı kabarık kız hayranlarının koridorda beş aşağı beş yukarı dolaşmalarına neden olmuştur. Nedendir bilinmez bir türlü Zergün’le yıldızı barışmamış, ders ortalarında bomba gibi patlayan çatışmalarla hocalarda dahil tüm sınıfın ilgisini çekmiştir. Sürgüne gönderildiği günden itibaren taraflar barış anlaşmasının koşullarını görüşmek üzere masa başına oturmuşlar ancak olumlu bir sonuç alamamışlardır.
Voleyboldaki üstün başarılarını ve Amerika maceralarını anlata anlata bitiremeyen arkadaşımız etrafındakileri baygınlık derecesine getirir sonrada sıcak esprileriyle ayıItır.
Dileriz yaşamın boyunca mutluluğunu başarılarınla süslersin.
  1002 DENİZ ŞAR
1002 Deniz Şar – Can ile ayakları bağlı! Yanıldınız! Bu sözlerin kahramanı bir pranga mahkumu değil, arka sıraların hareketli elemanı Deniz. Milli Güvenlik hocamızın not defterine altın harflerle yazılan bu bir tek cümle Deniz’le sevgili albayımız arasında derin bir aşk (!) doğmasına neden olmuş dolayısı ile de arkadaşımız karne notlarının verileceği günler, öğretmenler odasının önündeki uzun not kuyruklarına karışmıştır. Zekice yanıtları ve bilgisayarları aratmayacak bilgisi vardır. Deniz sözlü günlerinde bizler için adeta kurtarıcı rolünü oynayan bu arkadaşımız yazılı erteletmek istediğimiz zaman sınıf adına öğretmenler odasına gider. Deniz, sevgi dolu tiratlarıyla Jeoloji hocamızın kalbini çalmıştır. Ancak üstüne doğru bir sıranın Allah Allah nidaları arasında uçtuğunu görürseniz bilin ki Deniz yine sırayla tebeşir arasında yakın bir bağıntı kurmuştur! Bu sene baş gösteren ve Kolej camiasını derin üzüntülere boğan bir tehlike (!) arkadaşımızın okula yeni giriş yolları bulmasına yol açmıştır. Sanırız bunda da Deniz’ in yapmış olduğu kayak ve tenis başta olmak üzere çeşitli sporların etkisi büyüktür. Dileriz gelecekteki yaşamında da başarı yolunu bulur ve mutlu olur.
  1046 CAN EMÜLER
1046 Can Emüler Acip Gizli: Teyp: Yukarıda resmini gördüğümüz 1046 no’lu bu haşarı delikanlıdır. Sınıfımızda sevimliliğin simgesi olan Can, yalnızca masum rolünü inanılmaz derecede büyük bir başarı ile oynayan usta bir aktör değil, aynı zamanda iyi bir “Timing” ustasıdır. Bu güne değin hiçbir hocanın ne aradığını bilen bakışları, onun tatlı (!) şakalarından birini bile yakalayamamıştır. Hoca, arkasını dönüp de sınıfı delici bakışlarıyla süzmeye başladığında, 2-3 saniye önce ayakta darmadağın olan Can’ı tüm dikkat, aşk ve bağlılığı ile dersi izler bulur. Zaten o anda çoktan masumiyetini belirleyen bütün unsurlar ince çizgiler halinde pürüzsüz yüzüne yayılmış gibidir. Yüzündeki anlam öylesine güçlüdür ki bazen biz bile kuşkulanırız acaba; arkadaşımız bu muydu diye… Evet, evet o bir melektir. Eğer dersin ortasında garip bir gülme duyarsanız ya da tepenizden beyaz bir uçak salına salına geçerse bilin ki bunu Can yapmamıştır! Dersler de ayağını habire Deniz’inkiyle bağlamak gibi garip bir tutkusu olan bu cana yakın arkadaşımıza tüm yaşamında mutluluklar dileriz.
  1057 GÜLPERİ TENKER
1057 Gülperi Tenker Ön sıralarda kanatlı bir melek mi gördünüz? İşte o mutlaka Gülperi’dir. Kendisi sınıfımızın en iyi kalpli öğrencilerindendir. Onun için bir kişiye yardım etmek en büyük zevktir. Kendisi aynı zamanda dünyanın en hassas kişisidir. Gülperi kahverengi gözleri, saçları ve müthiş sempatikliğiyle sınıfımızdaki tüm arkadaşların ilgisini ve sevgisini kazanmıştır. Onun en büyük özelliği nedir biliyor musunuz? Dersleri. Gülperi’yi sessizliği ile de hemen tanıyabilirsiniz. Yüzünün daima gülmesi onun bir başka özelliğidir. Suratını asık görürseniz bilin ki bir derse iyi çalışamamış veya kötü not almıştır. Aynı zamanda çalışkan olan bu arkadaşımız Cumartesi ve Pazar günleri de ders çalışır. Bilhassa üniversite imtihanlarına tüm gayretiyle ve azmiyle çalışmakta olan bu arkadaşımız bir tıp öğrencisi olma isteğindedir. Gülperi geleceğin ilk güleç yüzlü ve neşeli doktoru olacaktır. Onun en kötü yanı ise çok fazla heyecanlanmasıdır. Bir öğretmenle konuşurken veya ders anlatırken adeta heyecandan her yeri titrer. Geleceğin büyük doktoruna ileride de böyle çok heyecanlanmamasını temenni eder ona hayat boyu başarı, sağlık ve mutluluklar dileriz.
  1067 FERAH VURAL
1067 Ferah Vural Aaay, ooof, amaan…. evet Ferah’ın sınıfa girdiği kolayca anlaşılabilir. Yüz ifadesinden kapıda muavinlerle nasıl bir ortamda karşı karşıya kaldığını anlamak hiç zor değildir. Şen, şakrak, pek güzelsin, ne de güzel oynarsın… Bu şarkı, Ferah için yazılmış olsa gerek. Gerçekten de bu arkadaşımız cıvıl cıvıl, etrafına neşe saçan bunun yanısıra da duygulu, anılardan kolay kolay kopamayan bir kızdır. Ferah’ı birkaç saat aynı yerde tutmanın imkanı yoktur. Her gittiği yerde bir saat oturduktan sonra “üüüf, ben sıkıldım, haydi artık kalkalım” demesi onun hareketliliğinin en canlı örneğidir. Son aylarda Hacettepe üniversitesi ile çok yakından (!) ilgilenmesi arkadaşları arasında merak uyandırmıştır. Bunun yanısıra İstanbul’a olan düşkünlüğü dillere destandır. Tatillerde İstanbul’a gitmeyi spor haline getiren Ferah, artık hafta sonları da gitmeye başlamıştır. Ferah’ın tarih dersinden 10 alacağını söylemesi ve bu konuda arkadaşları ile büyük iddialara girmesi sansasyon yaratmıştır. Ve herkes tarafından merakla beklenmeye başlanmıştır. Sevgili Ferah’a tüm yaşantısı boyunca en az şimdiki kadar neşeli, mutlu ve başarılı olmasını dileriz.
  1086 NAFİ CEMAL TOSYALI
1086 Nafi Cemal Tosyalı Sınıfımızın terbiyeli öğrencilerinden olup bütün hocalarımızın (özellikle tarihçinin) dikkatini çekmiştir. Bütün bir devre çalışmasına rağmen yine de derslerinde isteneni verememiştir. Sınıfta ilk devre Rasim’le oturması imtihanlarda şeytana uyup beraberce defter ve kitapları karıştırmaları onların ayrılmasına sebep olmuştur. Osman lı tarihi hakkında tartışmaya girecek kadar bilgisi olması haklı olarak sınıfın en iyi tarih notuna sahip olmasına sebep olmuştur. Arasıra yüzünün asık olması ve arkadaşlarına kızmasının tek nedeni o gün kız arkadaşıyla arasında geçen tartışmadandır. Fakat 5-10 dakika sonra yeniden bozuştuğu kimseden özür dileyerek barışır. Öğle teneffüslerinde genellikle onu eski sınıf arkadaşlarının yanında bulmak mümkündür. Onu arayacak olursak ya Hüdaverdi ya da kahvededir. Hüdaverdi’de durmasında başka nedenlerde saklıdır. Bazende Tunç ile kahvede tavla atar. Cumartesileri onu Çankaya’da arasıra görebiliriz. Bu arkadaşımıza hayat boyu başarılar ve üniversiteyi sağ sağlim bitirmesini niyaz ederiz.
  1120 ERCAN ATILGAN
1120 Ercan Atılgan Sınıfımıza arasıra arkadaşlarıyla görüşmek için uğrayan bu esmer arkadaşımız okula hergün arabayla gelerek bizleri çatır çatır çatlatır. Benzin parası babasının cebinden çıktığı için özellikle Gölbaşı sefalarına bayılan Ercan saatte 170 km hız yaparak arabasından inenleri dönme dolaptan çıkmışa döndürür. (Herkese tavsiye edilir..!) Yol boyu ise, en büyük tutkusu olan Orhan Gencebay ve Neşe Karaböcek kasetlerini dinleterek müzik kültürümüzü ilginç bir şekilde yönlendirir. Onu okulda olmadığı zamanlar Melih ve Murat’la beraber bulursunuz. Her ne kadar Melih’le Ercan arasından geçen karakedilerln sayısını unuttuysak da yine de Melih en iyi kafadarıdır. Her ne kadar ben ders almam, ben kursa gitmem derse de siz inanmayın. Sistemli çalışması sayesinde başarısını karnedeki notlarıyla kanıtlamıştır. Umarız bu ve diğer isteklerin gerçekleşir ve mutlu olur.
  1158 FERDİ GÜL
1158 Ferdi Gül 3/N’nin hatta okulun en güzel sesli gençlerinden olan tombalacı Ferdi, boş vakitlerinde tatlı sesiyle söylediği şarkı ve gazellerle çevresindeki kargalarla rekabet etmektedir. Bu başarısını ise Ankara Gençlik korosuna girmekle ispatlamıştır. Müziğin yanısıra sporda da faaliyetleri olmuştur. Yağlı güreş, pankreas, kungfu ile yakından ilgilenen Ferdi modern futbolda verdiği örnekleri Hüseyin Beyle yaptığı özel sınıf maçlarıyla gösterir. Derslerdeki başarısını beklenmedik anlarda aldığı yüksek notlarla gösterir.(!) Nedenini bırakında biz bilelim. Çantası kestane, elma şekeri ve güzel kokulu losyanlar olan Ferdi, okul içi satışlarla ailesine mali yönden katkıda bulunmaktadır. Ancak tarih hocamızın hışmına uğrayarak satışlara şu anda ara vermiştir. Yalnız yıl sonu indirimli satışlara başlayacağı herkese önemli duyrulur. En büyük ideali olan Maksim Gazinosunda sahneye çıkması dileğiyle başarılar.
  1178 MEHMET AYDIN
1178 Mehmet Aydın Sınıfımızın en hareketli kişilerinden biri olan Mehmet’in en belirgin özelliği güzel sesidir. Koroda olması da bunu gösterir. Ferdi’yle yaptığı sololarda büyük başarı sağladıklarından teneffüslerde sınıfa neşe katarlar. Kısa zamanda şöhrete ulaşmayı sabırla bekleyen Mehmet’in bu arzusunu müzik tutkusu kamçılar ve kendisine gelecek olan teklifleri pembe rüyalar içinde görür. Pek yakında Bebek Maksim’de assolist olarak sahneye çıkması kuvvetle muhtemeldir. Kendisi ise bu aralarda çok meşgul çünkü en büyük amacı Türkiye Liselerarası Koro yarışmalarında okulumuza birincilik kazandırmak. Daha sonra da koroyla İtalya’ya gitmek… Dersleri kendisine dert etmeyen ve buna rağmen gelecekten çok ümitli olan Mehmet’in en büyük dileği ODTÜ Endüstri Mühendisliğini kazanmaktır. Kendisinin ikinci döneme çok iddialı girdiğini anlamaktayız. Çünkü biraz geç de olsa yavaş yavaş defter tutmaya başlamıştır. Sınıfa uğradığı zamanlar dersleri iyi takip eden, özellikle sözlülerde lafları çok iyi dolandırabilen Mehmet şu anda sınıfın en başta gelen rekortmenlerindendir. İlk rekoru sınıfta tek ANKARA GENÇLİK KOROSU elemanı olmaktır. Mehmet’e müzik dolu bir yaşam temenni eder, tüm notaların onunla beraber olmasını dileriz.
  1198 İLHAN DAMAR
1198 İlhan Damar Sınıfta varlığı ve yokluğu belli olmayan sayılı arkadaşlarımızdandır İlhan. İkinci dönem arka sıralara yerleşmeyi dört gözle bekleyen arkadaşımız haftada aşağı yukarı 3-4 defa sinemaya gitmeyi adet etmiştir. Dersle ilgisiz olmasına rağmen aldığı “perfect” notlarla hepimizi şaşırtmaktadır. Sınıfta birgün bile arkadaşlarına sataşmadan duramayan İlhan birçok defa arkadaşlarının hışmına uğramıştır. Bu arkadaşımızın futbola fazla merakı bazı iddialara yol açmış ve futbol transferlerini üzerine almıştır. Her sene şampiyon olan takımı tutan İlhan umarız kesin bir karar verir. Tarih derslerinde sesini çıkarmayan İlhan yazılılara kopyeyi ilk yardım olarak görmektedir. Her Pazar günü Arı dersaneslne zoraki götürülen bu arkadaşımız asmayı tercih eder ve soluğu Cep sinemasında alır. Aynı zamanda Çankaya kuaförlerinin üyesi olmuş ve özel tarifeyle saçlarını kestirmektedir. Likes: Uyku Sinema Tiyatro Dislikes: Kereviz Blue Jean Kravat takmak Defter tutmak Favorite Words: Otun bitti, yetti be çalıştığın. Kendisine her zaman neşe dolu günler geçirmesini dileriz.
  1228 CAN EROL
1228 Can Erol Sınıfımızın çalışkan ve cüsseli öğrencilerinden olan Can, çalışmayı oldukça sever ve bu sevgisini hafta sonu ders çalışarak geçirmesiyle ispatlar… Başarısının büyük bir kısmını dersleri dikkatle dinlemeye borçlu olan arkadaşımız giyimine özellikle saçlarına önem verir. Onun bu huyunu bilerek kasdi olarak kravatının çekilmesine çok kızan Can çevresine tehditler savurur ancak sonradan söylediği kırıcı sözler için üzülür. Can’ın titizliği ise kitaplarının daima kaplı olmasından anlaşılabilir… Koyu Galatasaraylı olduğu için sınıfta diğer takımları tutan arkadaşlarıyla yaptığı tartışmaların kavgaya dönüşmesi muhtemeldir. Fakat bu kadar koyu Galatasaraylı olmasına karşın maçlarına ancak bir iki defa gidebilmiştir. Ağırbaşlılığı ve hareketleri ile kendisini sevdirmesini bilen sakin arkadaşımıza uzun, hayat yolunda mutluluk ve başarılar dileriz.
  1388 RASİM YILDIZ
1388 Rasim Yıldız Sınıfımızın sevilen, sempatik, neşeli, centilmen olan Rasim arkadaşımız, her nedense isminin Ramiz olarak telaffuz edilmesine alışmış gibidir. Çok değişken bir karaktere sahip olan bu arkadaşımızın ne zaman ne yapacağı belli değildir. Kendisinin bazen neşeli ve hareketli bazen de gayet karamsar ve düşünceli hali dikkati çeker. Derslerde arasıra dalar arasıra da Serdar’la birlikte muziplikler düşünür. Geçen senelerde gayet çalışkan ve derslerde dikkatli olan bu arkadaşımız bu sene işi Don Juan’lığa vurunca dersler haliyle yatmıştır. Kendisi sık sık, Londra’daki teyzesine gittiği zaman başından geçenleri mütevazi bir havaya girerek anlatmaya çalışır. Özel merakları arasında basket oynamak gelir ki bu konuda pek iddialı olmadığını söylemektedir. Rasim bu sene ehliyet almak derdine düştüğü için bu konuyla hayli meşgul olduğu görülmektedir. Belli başlı özelliklerinden kırık dökük gözlüğü ve daima taralı saçlarıdır. Öğlenleri ve çıkışta aynı vazifeyi Hüdaverdi’nin önünde devam ettirmektedir. Bu çok sevdiğimiz arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar, başarılar dileriz.
  1820 ÖNDER ERDOĞAN
1820 Önder Erdoğan Formüller yetmiyor, makinalar çalışıyor ama yanlız değiller, başlarında bir dahi var onları yanıltmaya çalışan bir dahi. Evet sizlere anlatmaya çalıştığımız arkadaşımız gerçekten çok zekidir. Zekasına güvenen ve gerçekten çok az bir çalışma ile başarıya ulaşan geleceğin belki de bir bilim adamı kimbilir. Birşeyin içinden çıkamadığı zaman yanaklarını sanki bir balon deneyi yapar gibi şişirir. Havada tebeşirler uçuşuyor, kitaplar fırlatılıyor, sıralar devriliyor 42 kişi bağırıyor. Doğal olarak Önder ile Levent pankreas güreşine benzer yarı güreş yarı boks biraz da futbolumsu birşeyler yapıyorlar. İmtihanlarda saçını başını yolan renkten renge giren Önder, adeta bir heyecan kasırgasını andırır. İçi hep zayıf alma korkusu ile dolu olan Önder, kötü geçtiğini söylediği imtihanlarda genellikle başarı ile çıkar. Bu sessiz arkadaşımızın derslerdeki en büyük uğraşısı olan test çözmek arzusu arkadaşları ile birtakım iddialara yol açmak tadır. Bu arkadaşımız kendisini basketbol dünyasının Önder’i saymakla beraber sınıfın basketbol takımına girememesi bir takım kınamalarına yol açmıştır. Lise sonrası öğrenimini ODTÜ Makina bölümünde yapmak isteyen arkadaşımıza, seçeceği meslekte ve tüm hayatı boyunca mutluluklar dileriz.
  1850 ENGİN AÇIKKAN
1850 Engin Açıkkan  Sınıfımızın colormatic bir siması olan Engin yaptığı tatlı esprileriyle bizlere kahkaha makinalarını aratmaz. Edebiyat hocamızın deyimiyle tenasübü yerinde delikanlı Engin, sınıf başkanlığı ve godfatherlık görevlerini başarıyla sürdürmüş, filme ilave renkli miki olarak da üç yıl kopya yayın istasyonluğu vazifesini yüklenmiştir. Sınıfımızda son olarak (5,4) koordinatları üzerinde mevzilenmiş bu tatlı arkadaşımız ileride doktor olup yurt kalkınmasına % 11 faizli bir katkıda bulunmak arzusundadır. Cildinin güzelleşmesi için Çiğdem-Zergün ikilisi tarafından yürütülen kremleme (nivea) işlemleri ikilinin parlak başarısı ile sonuçlanmış ve Engin’imiz Hollywood’un en güzel yıldızlarını bile kıskandıracak bir cilde sahip olmuştur. Önünde mekan eden kız arkadaşlarının sandalyelerini tam oturacakları sırada yok etmek, basketboldan sonra kaydettiğimiz en önemli alışkanlıklarındandır. Başarılı bir öğrenci ve okul dışı toplantılarının değişmez şahsiyeti olduğunu söylemeden geçemeyiz. Engin’in dış görünüşüyle içi tam bir zıtlık teşkil eder. Dileriz ömür boyu bütün engeller önünde yumuşar ve tüm mutluluklar senin olur.
  1852 MURAT ÜLGEN
1852 Murat Ülgen Sınıfımızın en şirin ve en güleryüzlü üyesidir, Murat. O, sene başından beri sınıfın arka köşesinde oturmuş ve dersin en ciddi yerinde yaptığı esprilerle sınıfın havasını elinden geldiğince, bizler için çekilir hale getirmeye çalışmıştır. Ancak ilk dönem karnesinden sonra ön sıralara sürgüne gönderilen Murat yeni yerinde kendisini sürgünden çok cennette sanmakta ve bizleri neşelendirme çabalarına buradan devam etmektedir.
Şimdi Murat’ın güleç yüzünü solduran, çok çok sevdiği (!) dersler, onun belini o kadar çok büküyor ki, onu kambur ve mahmur gözlerle kantinde görebilirsiniz. (Kendisi bu yüzden basketbol antrenmanlarını bile feda etmektedir.)
Bir dost olarak size bir tavsiyede bulunmak istiyoruz. Murat’a ciddi bir şey anlatmak istiyorsanız önce onu kantine davet edip bir sosisli ısmarlamalı ve tam onun ağzı doluyken söyleyeceklerinizi sıralamanızdır. Eğer bu tavsiyelerimize uymazsanız onun tatlı dili ve karşısındakini ikna etme yeteneğinden hem söyleyeceğinizi unutur hem de yanından tüm düşüncelerinizi değiştirmiş olarak ayrılırsınız. Sonra da neye uğradığınıza siz bile inanmazsınız…Şu anda yalnızlığa mahkum okulumuzun sayılı çapkınlarından Murat’a güzel ve mutlu yıllar dileriz.
  1865 SUMRU BARAN
1865 Sumru Baran Siyah saçları koyu kahverengi gözleri ve sempatikliğiyle kolay kolay benliğimizden silinmeyecek arkadaşımızdır Sumru. Onu iyi tanıyanlar onun ne denli iyi kalpli ve yardımsever olduğunu bilirler. Her sabah okula geldiğinde mutlaka ilk ders üstünden kedisinin tüylerini ayıklamakla meşgul olan Sumru’nun en büyük hobisi sokakta rastladığı sakat hayvanları alıp, onları tedavi etmektir. Bu şekilde hayvanları koruma derneğinden altın madalya kazanmıştır(!). Ayrıca hazır cevap olması Sumru’ya bir başka hava ve şirinlik kazandırır. Uykusuzluğa ve yorgunluğa hiç dayanamayan bu arkadaşımız arada bir uyumak amacı ile kendi kendine tatil bile verir. Bundan dolayı bazen dersleriyle arası bozulan Sumru (as most of us), gerçekte bu dersleri başarabildiği halde fazla iddialı olmaması nedeniyle azmini dönem sonlarına saklar. Sumru’nun en önemli özelliklerinden biri de aklına komik bir olayın gelmesiyle gülmeye başlaması ve bu gülüşünü elektrik akımı gibi yanında oturanlara iletmesidir. Kıkırkıkır gülüşüyle hatırlayacağımız Sumru’dan en çok şikayetçi olan da hiç şüphesiz üniversiteye hazırlık kurslarında durmadan kalem istediği ve İnci ile sözbirliği ederek saniye başı saat sorduğu sıra arkadaşlarıdır. Cana yakın Sumru’muza hayatı boyunca mutluluklar ve tatlı gülüşler dileriz.
  2017 DENİZ YURTERİ
2017 Deniz Yurteri Geçen sene 2/S’sinin haşarı, bu sene ise uslu ve de sessiz olan Deniz ilk anda sınıfını pek benimsememekle beraber artık yakınmalarından vazgeçmiştir. Yeri değişmeden önce Deniz’in Gülperi’yle hararetli tartışmalara girdiği görülürdü. Ne yazık ki ikinci dönem Hüseyin Bey onları ayırmıştır. Deniz şirin hareketleri, şirin yüzü kendisini herkese sevdirmesine neden olmuştur. Deniz belki de tanıdığımız en şanslı kızdır. Annesinin butik sahibi olması ve Deniz’e çalışması onun en büyük avantajıdır. Ancak bu parasız müşteri Asuman hanımın iflasına neden olursa hiç şaşmamak gerekir. Deli gibi kedilere aşık olan Deniz’in moruk, gri, tüylerini döken, çikolata hastası bir kedisi vardır. Kendisi çok şımarık olup biftekten başka bir şey yememek gibi bir huya sahiptir. Deniz ise ilerde bir sürü kedisinin olmasını istemektedir. Umarız ki yaşadığı çevrede kabul edilir. Bu şirin arkadaşımıza arzuladığı gibi bir yaşam dileriz.
  2364 SERDAR GÖKSAL
2364 Serdar Göksal Sessiz görünümünü zaman zaman patlattığı esprilerle bozan Serdar bu huyuyla hocaların sempatisini kazanmış olup Emin Beyle Kıvılcım Hanımın odasını aşındırmaktan yorulmuştur. Kendisi sınıfımızın ceza rekorunu Gülden ile paylaşmak gibi bir duruma düşmüştür. Fakat iddiası bu konuda okul birincisi olmaktır. Ancak bu suçlarını aldığı TÜBİTAK ödülleriyle örten Serdar gelecekte başarılı bir elektronik mühendisi olma yolunda adım adım ilerlemektedir. Tek dileğimiz onun fizik ve matematik konusundaki pratik bilgilerini biraz olsun derslerde uygulamasıdır. Unutulamayacak bir muzipliği ise geçen sene 1 Nisan’da sınıf kapısına bağladığı yüksek voltajlı elektrik akımıdır. Sınıfımızın bu neşeli, muzip ve sevimli arkadaşımıza idealindeki mesleğe kavuşmasını, radyo ve televizyonların elinde kalmamasını ve hayatı boyunca tüm mutlulukların onunla olmasını dileriz.
  2387 İSMET ALINCA
2387 İsmet Alınca – Kızartalım.
– Hayır, yahnisini yapalım.
– En iyisi kestaneli dolmasını pişirelim…! Bütün bu iştah açıcı konuşmalar zavallı İsmet’imizin kaderini belirleyecek. Sene başında büyük bir fedakarlık örneği olduğunu ispat edercesine sınıfın hindilik görevini üstlenen ancak yılbaşını hesaba katmayan bu sevimli arkadaşımız özellikle derslerde Zergün-Çiğdem ikilisinin muzurluklarından en çok hasar gören kişidir. Krem savaşlarından her zaman için payını alan arkadaşımızı yakında televizyonda Engin’le beraber Nivea reklamlarında göreceğimizi umuyoruz. Derslerde ve imtihanlarda kendi kendine çektiği uzun nutuklarıyla çevresindekileri çılgına çeviren İsmet yüksek perdeden tezahüratlara şirin gülüşüyle karşılık verir. Yine de bizlere yaranamayan İsmet, teneffüslerde adeta bir deneme tahtası rolünü görür ve çeşitli tebeşir, ayakkabı ve su atışlarına maruz kalır. Kendine özgü şakaları ile de özellikle Belma’yı deli eder.İsmet, yeni aldığı süper pabuçlarını bizlere gösterene kadar akla karayı seçen, saatine düşkünlüğü ile de tanınmıştır. (Elektronik saati olanlara İsmet’in tavsiyesi: sakın 20 defadan fazla basmayın, yoksa pili biter…)İleride doktor olmak isteyen bu arkadaşımıza başarılar, hastalarına ise sabırlar dileriz.
  2402 MUSTAFA UĞUR
2402 Mustafa Uğur Havada bir parmak ve arkasından gelen bir itiraz: – Afedersiniz hocam ama, bence bu problemin çözümü böyle olmamalıydı. Kanımca, cisim en üst noktadayken ayrılır. Mustafa’nın söylediği bu cümle bir anda dersin akışını değiştirir. Yarım saat kadar sürecek olan ve sınıfın çoğunun anlamayacağı bir tartışmaya girilmiştir ki sonunda Mustafa’nın haklı çıkacağına inanabilirsiniz. Bu tartışmalarda hocalara saygıda kusur etmeyen Mustafa, nezaketi sayesinde güç durumlardan kolaylıkla kurtulmasını bilmiştir. Sınıfımızda üç senedir çalışkanlığı ve zekasıyla tanınmış olan Mustafa özellikle Fen derslerinin imtihanlarında yanında oturanlarının kurtarıcısı olmuştur. Voleybol ve Basketbolda başarı sağlamasına yardımcı olan uzun boyu, derslerde arkasında oturan talihsiz öğrencilerin tepkilerine yol açmış ve Mustafa bu nedenledir ki II. Dönem pencere kenarına oturmayı tercih etmiştir. Bu neşeli arkadaşımızın en hoşlandığı şey derslerde sohbet etmektir. Fakat küçük sesle konuşmayı başaramadığından hocaların tüm dikkatini üstüne çeker. Sevgili arkadaşımıza mutluluk ve bol şans dileriz.
  2406 OKTAY KASIMOĞLU
2406 Oktay Kasımoğlu Sınıfımızın cana yakın talebelerinden olan Oktay, kendine has esprileriyle ve hareketleriyle sınıfta değer kazanmıştır. Özellikle tarih hocasının takdirini çok kazanmıştır ki, nedenini hala anlayamamışız. En büyük merakı kim ne demiş, kime demiş, niçin demiş aaa.. öyle mi demiş? gibi soruları çevresine yöneltmesidir. Çok güzel piyano çaldığı ve elektronik aletlere karşı büyük bir ilgisi olduğu ajanlarımız tarafından saptanmıştır. En büyük merakı motosiklete binmek ve hız yapmaktır. Gezmeyi seven arkadaşımız her yerde sırrını anlayamadığımız bir biçimde biter. Kıyafetlerine özellikle kravatlarına düşkün olan bu arkadaşımız sakin görünmesine rağmen haksızlığa karşı çok çok sinirlenir. Hayatta en büyük isteği babası gibi doktor olmaktır. Arkadaşımızın bu dileğinin gerçekleşmesini tüm kalbimizle dileriz. Çok centilmen olan geleceğin doktoru (inşallah 602 puanı alırsın) Oktay’a mutluluklar dileriz.
  2443 BAHAR İNCEOĞLU
2443 Bahar İnceoğlu Bahar sınıfımızda kendine has hareketleriyle herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştır. Sürdüğü değişik kokularla Gülden ile yarışır. Değişik çizme ve küpelerinden giyimine gösterdiği özen anlaşılır. Sesi oldukça güzeldir, spor salonunda söylediği şarkılarla herkese iyi bir moral kaynağı olur. Koyu bir Paul Mauret ve Kadir İnanır hayranıdır. Doğup büyüdüğü yer olan Diyarbakır’dan her zaman büyük bir sevgi ve özlemle bahseder. Derslerde sorduğu sorular ve -öğretmenim efendim bir daha anlatır mısınız lütfen- gibi ricalar Bahar’ın günde kullandığı alışıla gelmiş sözlerdir. Her yazılıdan önce mutlaka çok heyecanlı ve hiç birşey bilmediğini anlatır durur. Sonuçlar her zaman iyi olsa bile nedendir biImeyiz hep itiraz eder. Hani bir laf vardır herşeyin altında kalır ama laf altında kalmaz, bu laf Bahar için biçilmiş kaftandır. Mustafa’yla derslerde sık sık kavga etmesi yüzünden ona bazı isimlerin takılmasına yol açmıştır. Arkadaşımızın memnun etmek biraz zordur. En sevdiği şey ise hatıra resimlerini getirip arkadaşlarına göstermektir. İnşaat ve yapı işlerine aşırı tutkusu onu inşaat mühendisi olma yoluna itmiştir. Fakat bizim tavsiyemiz inşaat mühendisi olduktan sonra yaptığı sağlam (!) yapılarla birçok masum insanın ölümüne sebep olmamasıdır. Arkadaşımızın gelecekte bu arzusuna kavuşmasını ve mutlu olmasını dileriz.
  2456 BİLGEHAN ÖGEL
2456 Bilgehan Ögel Uzun boylu, ve yüzünden gülümsemesi hiç eksilmeyen sempatik arkadaşımızdır. Orijinal fikirleri ve sempatisi ile hepimizin sevgisini kazanan Bilgehan, sıra arkadaşı Oktay ve Can Erol ile devamlı savaş halindedir. Derslerde hocalara karşı mahcup tavrı ile göze çarpar. Daima herşeyin en iyisini yapmaya gayret ettiğinden okul hayatı hep başarılı geçmişse de kendisine çalışkan olduğunu kabul ettirmek zordur. Ölçülü davranışlar, saygılı tavırları ve özellikle kimseyi sokmak istemediği iç dünyasıyla karşısındakiler üzerinde saygı uyandırır. Çok olgun ve düşüncelidir. Bazen derste bile olsak dalıp kendi dünyasında yaşar. Genel kültürünün genişliği sayesinde edebiyat derslerinde hiç zorluk çekmez. Şamata ve ciddiyet için zaman ayarlamasını iyi yapabilmesi onu çoğunlukla hocaların hışmından korur. Bazen derslerde dinliyor görünüyorsa da kimbilir aklından kimler geçiyordur. Kendisinin iyi bir kaleci olduğunu iddia eder. Ve Mair ile dahi boy ölçüşmeye kalkar. Kurtarılması imkansız topları kurtarmakla beraber ayağının önüne düşen topları içeri alır. Sporu seven fakat bütün çabalara rağmen basketbolu beceremeyen bu arkadaşımıza tüm güzelliklerin onunla olması dileğiyle.
  2543 MÜGE TEZCAN
2543 Müge Tezcan Sınıfımızın yeşil gözlü, kıvırcık saçlı bu güzel kızı davranışlarında kendine özgü şirinliği kadar utangaçlığı ile de dikkati çeker. Yalnız bizi üzen tek nokta saçları hakkında kesin bir karar verememiş olmasıdır. Okula bir gün kıvırcık, ertesi gün ise dümdüz saçlarla gelerek bizleri hala şaşırtmaktadır. Ayrıca babasından zuladan aşırdığı bol kazaklarla bambaşka bir şirinlik muskası halini alır. Burada Müge, dersler boyu Murat’la ateşli tartışmalara ve iddialara girmekte olup, sonunda kimin kazanacağı bizler için bir merak konusudur. Nedense omzuna dokunduğumuzda yüzünde kırmızının bütün tonlarını görebildiğimiz, arada bir gözleri dalarak, kimsenin erişemediği o hayal dünyasına dalan Müge’nin Ankara Tıp’ı düşündüğünden eminiz. Genellikle derslerde sessiz duran Müge’nin sesini falan kelimesini söylerken duyarız. Yanlış fakat tatlı bir şekilde telaffuz ettiği bu kelimeyle bizlerin sempatisini kazanmıştır. Tenefüslerde ise Müge, Belma ve Gülden’le aynı zevkleri paylaşmıştır. Tatlı ve şirin Mügemizin yaşamında aradıklarını bulmasını ve mutlu olmasını dileriz.
  2546 BEDİRHAN DİLER
2546 Bedirhan Diler Bedirhan Diler. Ölmek üzere olan bir adam. Ama ona tekrar hayat vermek için gerekli tekniğe sahibiz. Bilim adamlarımız uzun süren çalışmalarının sonucunda dünyanın ilk bionik insanını yaratacaklardır. Bionik bir kol, bacak ve göz. Bedirhan’a olağanüstü bir güç sağlayacak. Şaka bir yana Bedirhan’ın vahşi bir karateci ve boksör olduğunu bilenlere hatırlatmak, bilmeyenlere fısıldamak sanırız faydalı olur. Derslerde aklına estiği zaman duvara indirdiği yumruklar bizlere Van depremini aratmayacak sarsıntılar yaşatmakta, duvarların ve tavanın ne zaman kafamıza ineceği merakını uyandırmaktadır. Arzuya göre hafif el temaslarıyla (!) sıralara türlü şekiller vermekte usta olan arkadaşımız bu sene kısa saç modasının öncülüğünü yapmış sıfır numaraya kazınmış saçları ile sınıfımızda sivrilmiştir. Saflığın kaynama noktasına ulaştığı derslerin yegane sessiz ve ilgili ferdine hayat boyu mutluluklar dileriz.
  2551 BELMA ARCAN
2551 Belma Arcan Kullandığı aynı renk saç bantları, çorapları, değişik kazakları, ilginç küpeleri ve çekici güzelliğiyle hepimizin göz zevkini okşamasını başarabilmiştir, Belma. Teneffüslerde Belma’yı nerede bulabileceğinizi soruyorsanız bize; zil çalınca sınıfta oturmaya dayanamadığından eski arkadaşları ile devamlı kantindedir. Ancak bazı özel zevkleri yüzünden bu huyundan fedakarlık edebilmiştir. Onun diğer bir özelliği ise çok sıkıldığı derslerde dışarı çıkabilme cesaretini göstermesidir. Tabii sınıfa dönene kadar ne yaptığı meçhul…!! Arasıra televizyon ekranlarında gördüğümüz Belma, her ne kadar sessiz ve sakin görünse de siz bir de bunu biz sınıf arkadaşlarına sorun!. Rahatına çok düşkün olan Belma minderi ve tablosundan ayrılamaz. En sinirlendiği şey ise minderinin alınmasıdır. Dersler boyu arka sırada yaptığı bitmez tükenmez sohbetlerden dolayı Belma şimdi en önde çok iyi anlaştığı!! İsmet’in yanında. Tabii o yine her ders elinde minderi sınıfın içinde bir göçebe gibi dolaşmakta… Umarız sende yaşamını arzuladığın biçimde sürdürürsün. Tüm güzellikler seninle olsun Belma.
  2602 MAHİR YÜCEDAĞ
2602 Mahir Yücedağ Yıllıkta sınıfımıza ayrılan bölümün parlayan, mavi gözlü yıldızıdır, Mahir. Gerçekte onu anlatabilmek için Servet-i Fünun cümlelerine gerek yok. Hocaların kafalarında belirledikleri, arayıp bulamadıkları öğrenci kavramını ender olarak oluşturan kişilerdendir. Mahir’in bizce en büyük özelliği düzensiz çalışmasıdır. Bu düzensiz çalışma onun daha başarılı olamamasının da en önemli etkenidir. Tabii ki arkadaşımıza hak vermek gerekir. Okulumuzun Haysiyet Divanı ve Öğrenci Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan bu zat, omuzlarına yüklenen bu hafif sorumlulukları taşımakta zorluk çekmemektedir. Fakat futbolda üstün oyun kaabiliyeti ile göz doldurur ve takımına büyük galibiyetler kazandırır. Sesi güzel olduğu halde amacı iyi bir hekim olmaktır, ama sakın kanmayın, her dediği laftır. Hekimliğin televizyondaki dizi filmlere benzemediğini kavraması gerekir. Boş zamanlarını nasıl geçirir diye sorarsanız, eee… o da sorulur mu hiç, tabii ki Müge Tezcan’la kavga ederek. Hocalarla arası iyidir. Karadenizli olmakla da her zaman övünen ve doktor olmak heveslisli bu arkadaşımıza tüm yaşantısında başarılar dileriz.
  2684 LEVENT OKTAY
2684 Levent Oktay “Aman beni gördüğün gibi yaz” dedi Levent bana. Ama yüzeydeki niteliklerini bile yazsak, yine de gerçekleri yeterince yansıtmış olmayız. Levent arkalarda oturmasına karşın derse en çok ilgi gösterenlerdendir. Dersleri ile eğlenceyi birbirinden gayet iyi ayırmasını bildiğinden derslerinde başarıya rahatlıkla ulaşabilmektedir. Bu özelliğini Tarih hocamızın soru bombardımanlarına kahramanca göğüs gerip, tezahüratlarımız arasında başarıyla çıkarak göstermiştir. II.dönem arka sıralara atanan Levent ilerde daima önde olacağını söyler. Okulumuza Kore’den transfer olan bu arkadaşımız sorunları mantığıyla çözmesiyle tanınmıştır. Ayrıca iyi de satranç oynayan Levent son günlerde Önder ile yaptığı maçta yenilerek bundan böyle yerini gençlere bıraktığını açıklamıştır. Levent iyi ve havalı giyimiyle kimseyi kendisine rakip tanımamakta ve bu nedenle “Vakko çocuğu” sıfatına layık görülmektedir. Çoğu zaman sessiz ve durgun olan Levent kendini sınıfın havasından alamayarak sınıfta esen espri tufanına tatlı sözleriyle katılır. Okul sonrası hayatının da şimdiki kadar başarılı ve mutlu olmasını dileriz.
  2743 GÜLDEN ÖZKUTLU
2743 Gülden Özkutlu Sabah saat 8. 3/N sabah uykusunun en tatlı yerinde. Kime baksanız gözler şiş şiş, bu anda bir ses. <blockquote>- Kızzz.. Belma neredesin?<BR>- Buradayım.</blockquote> O günkü dersler öğrenildikten sonra arkadan ikinci bir ses -Yürü öyleyse Nalka’ya. İşte bu sabah solosu Güloş’a aittir. Bu kısa aryadan sonra 3/N kendine gelir. Fakat Gülden hayal olup gitmiştir. Fakat Güloş şimdi de başını kaşıyacak durumda değildir, nedeni mi? Bir taraftan yıllıklara yazı yetiştirmekte, derslerine çok çok çalışmakta(!) ve pencere dibi, kürsü önü sosyetesini kurmakla meşguldür. Halterden aldığı ilhamla Güloş kız erkek demeden bir iki rakibini devirmiş ve bu günlerde moda olan “en büyük benim” akımına katılmıştır. Güloşcuğumuzun bir diğer hüneri de tavla oynamaktır. Yaptığı binbir üç kağıtlardan sonra (özellikle pul kaçırma) kazanınca iki sevimli gamzesi piyasaya çıkar ve böylece tüm rakiplerini devirir. Kendisi sınıfımızın ip başı olup turistlerdendir. Böyle bir unvana sahip olmasını disiplin kuruluna borçludur. Tenefüslerde Güloş nerede midir? Gayet kolay. Şööyle Emin Beyin odasına doğru gidin oradadır! SAVULUN HUKUKÇULAR BAYAN PETROÇELLİ GELİYOR.
  2753 FİGEN FENEMEN
2753 Figen Fenemen Birkaç sene sonra adından her yerde bahsettirecek hatta milli olacak bir voleybolcuyu size şimdiden tanıtalım. Sınıfımız medar-ı iftiharı okul takımının biricik voleybolcusu Figen spor sahalarında gösterdiği başarıyı derslerinde de devam ettirebilen ender kişilerdendir. Bütün bu ününe rağmen alçak gönüllülüğünden hiçbir şey kaybetmemiş olması ona olan sevgimizi bir kat daha artırmıştır. Öyle ki kazandıkları maçları bile başkalarının ağzından duyarız. Buna rağmen Beden Eğitimi derslerinde adidas eşofmanıyla ve klas hareketleriyle bol bol hava atmaktan geri kalmaz. İmtihanlarda etrafındakilerin iyilik meleği olan Figen (sakın hocalar duymasın) bir haber dağıtma bürosu gibi çalışır ve çoğumuzu kötü sondan kurtarır. Klasörde poptan kesilmiş posterlerle doludur. Ayrıca sınıfın çoğunluğu gibi o da bir Beatles hayranıdır ve koro halinde söylediğimiz parçalara katılmaktan zevk duyar. Öğle tenefüsleri bile boş değildir Figen’in. Eğer işiniz masa tenisi salonuna düşerse mutlaka orada Figen’i de görürsünüz. Bu yüzden doğru dürüst yemek yemeğe bile fırsat bulamaz ve öğleyi sandviçle geçirmek zorunda kalır. Yeşil gözleriyle ve kahverengi saçlarıyla hepimizin kalbini kazanan bu tatlı arkadaşımıza bütün bir ömür boyu mutluluk ve şans dileriz. Bizleri unutma olmaz mı Figen?
  2851 ŞEBNEM ARIKMAN
2851 Şebnem Arıkan – Allahaşkına
– Sahi mi?
– Eh vallahi inanmam…
Bunlar Şebnem’den en çok duyduğumuz sözler olup arada şırada arka sıralardan sessizliği bozan bir kahkahası yükselir. Ancak ikinci dönem 6 kişilik arka sıra sosyetesinden koparılarak önlere yollanmıştır. Burada büyük bir azimle ders dinler gibi görünürse de o yine şahane hayalleriyle çok uzaklardadır. Bu kadar çok düşünecek şeyi nasıl bulduğuna hala şaşıyoruz! Teneffüslerde Şebnem yoğun bir şekilde lastik ve kazak arama işlemine girişir. Ayrıca Şebnem’in sabahları vaktinde gelmek gibi bir alışkanlığı yoktur ve bu huyuyla yoklamalarda çeşitli karışıklıklara sebep olur. Sınıfımızın en şirin kızlarından olan Şebnem, Nuri Bey’den izin bulduğu zaman açtığı saçlarıyla ve giydiği kazaklarla havalı bir görünümüne sahiptir. Aynı zamanda Şebnem, sınıfın haşarılarının ilk hedefidir. Bunun tek nedeni de sınıfımızın bu güzel üyesinin saf bir mizaca sahip olup ne söylenirse söylensin inanması ve hayretini gizleyememesidir.Bu saf ve temiz arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar dileriz.
  2861 İNCİ UTKUCU
2861 İnci Utkucu İnci, sarı saçları, bazen bal rengi bazen yeşil olan gözleri ve gülerken çıkardığı o sevimli sesiyle tanınmıştır. Gerçekte bir kusur olmamasına rağmen saçlarıyla başı derttedir. Her zaman saçlarının “asi”liğinden yakınır.
Güzel sesinden dolayı her yıl koroya hocalarının isteklerini kıramadığı için giren İnci her koro çalışmasına gitmeden evvel mutlaka bir offf… çeker. Fotoğraf çektirmeyi hiç sevmeyen ancak çok gerekli hallerde çektirse bile gayet ciddi duran İnci’yi yandaki kepli resmi çekilirken arkadaşlarımızın büyük gayretleri sonunda güldürmeyi ve sakladığı güzel dişlerini göstertmeyi başardık.
İnci birgün yağan, birgün güneş açan bahar havasını andırır. Bazen de çok neşeli veya çok durgun olan bu arkadaşımızın haliyeti ruhiyesinin ne olacağını önceden kestiremezsiniz. Hassas bir bünyeye sahip olduğu için sık sık hastalandığı ve doktorların azizliğine uğrayarak bir sürü ilaç kullanmış olduğu için ona, “Ah boğazım ağrıyor” deseniz hemen size bir ilaç adı verebilir. Tıbba girmek isteyen bu arkadaşımız önceden bizler üzerinde tecrübe sahibi olduğu için, onun geleceğin ümit verici doktorlarından biri olacağına inanıyoruz (Şimdiye kadar sınıfımızda kimse ölmediğine göre…)
Sevimli İnci’mize üniversite sınavlarında başarılar ve ömür boyu sağlık, mutluluk dolu yıllar dileriz.
  2961 MÜGE GÜÇSAVAŞ
2961 Müge Güçsavaş – Ben oturacam
– Hayır ben  – Sen nasıl olsa biliyorsundur. Pat, küt, yandım allah sesleri… Eğer 3/N’nin önünden geçer ve bu sesleri duyarsanız, bilin ki o gün 3/N de imtahan günüdür ve “bilgi toplum içindir” ilkesine uyan Müge’nin yanına kimin oturacağı konusu, bazı yakın arkadaşları birbirine düşürmektedir. O, bütün bir sene boyunca Şebnem ve Belma’ya bir anne şefkati göstermiş mamalarını da yazılılarda vermiştir. Süt saatlerinin ise nasıl hep sözlülere rastladığı sınıfımızda hala merak konusudur. İki sene önce Amerika’dan gelen Müge önceleri en ufak bir ters laf duyduğunda kıpkırmızı kesilirken, değerli, rejisör arkadaşlarının elinde “Hayata Dönüş” adlı eğitsel ve belgesel filme başrol oyuncusu oldu. Yine de ilkel Türkçesiyle çam, kavak, meşe gibi ağaçlar devirmesi gelecekte onun başarılı bir orman mühendisi olabileceğini kanıtlamışsa da Müge, tıpta karar kılmıştır. Güleryüzü, bitmez tükenmez neşesi, incecik vücududur onu Müge yapan. Eğer biri size mutlak değerce iyi bir kişiyi sorarsa, bilin ki o Müge’dir. Teneffüslerde koridor nöbetçisi olan bu zat, koridorun bir ucundan diğer ucuna koşuşturmakta ve -Vınn, ne geçti? Müge geçti – skeçlerine neden olmaktadır. Tabii bu arada yürümesini beceremediğinden arkasından kırılan topuklarını toplamak bizler için bir görev olmuştur. Tüm yaşamında başarılı ve neşeli olarak sürdürmeni dileriz.
  3039 NİLGÜN MAT
3039 Nilgün Mat En ince notalarda yumuşak bir gülüş mü duydunuz, tahtanın bir köşesine çizilmiş mantar, smiling faces ve hi!.. resimleri mi gördünüz bilin ki Nilgün o gün okuldadır. Bu tatlı arkadaşımız bir yıl önce katıldı aramıza. Kibarlığı, dürüstlüğü, temiz kalpliliği, yardımseverliği ile kısa bir süre içinde kendini bizlere sevdirmiştir. Sessiz sakin kendi halinde bir arkadaşımızdır Nilgün. Onun sinirlendiğini çok ender görürüz. Sabırlıdır da. Arkadaşlarının ona gelip dertlerini dökmesinden yakınmaz bile. Boş oturmayı hiç sevmez Nilgün. Her öğle tenefüsü sınıfın pencere kenarında köşesine çekilir ve İngilizce kitaplarına dalar. O arada ona birşey söyliyecek olursanız önce “hımm…” sesi sonra bakışı gelir. Yurt dışında kalmış olması onun için akıcı bir İngilizceyle konuşmasını sağlamıştır. Onun Türkçe tamlamaları ters kullanılması; örneğin elektrik sobası yerine elektrik ısıtma makinası demesi bu yüzdendir. Jetonunun geç düşmesi de ona ayrı bir özellik verir! Yüksek öğrenimini tamamlamak için dışarı gitmeyi düşünen Nilgün’e gelecekte seçeceği meslekte başarılar dileriz.
  3066 BOZKURT AKTÜRK
3066 Bozkurt Aktürk Sınıfımızın sarışın yakışıklılarından olan arkadaşımız Bozkurt’u her sene ön sıralarda otururken görürüz. Ders saatleri dışında, hocalarımızı gerek öğretmenler odasında, gerekse koridorlarda soru yağmuruna tutar Bozkurt. Öyle ki ıslanmamak için yanlarından geçerken şemsiye açmak gerekir…! Ayrıca Bozkurt, bu yıl sınıfta sistemli çalışması sonunda dikkatleri çekmektedir. Her zaman “bemyen” den giyindiğini söyleyen bu arkadaşımız giyimine ve özellikle saçlarına çok düşkündür. Bozkurt her ne kadar sınıf içi sosyal faaliyetlere katılmasa da yine de çok hareketli ve sevilen bir arkadaşımız olup özellikle Mahir’le çok iyi anlaşır. Devamlı evinde aletle Jimnastik yaptığını söyleyen Bozkurt duyduğumuza göre harçlığını menteşe ve cam faturalarına harcıyormuş. Aynı zamanda basketbol oynamayı ve seyretmeyi de çok sever. Bozkurt’u sadece okulda görmek mümkündür! Bu güne kadar onu okul dışında görmek kimseye nasip olmamıştır. Liseyi bitirdikten sonra ideali olan Komputer (bilgisayar mühendisliği) mesleğini, çok arzulayan bu arkadaşımıza istediği yere girmesini ve bütün ömrü boyunca başarılı olmasını dileriz.
  3074 SÜHA MENZİLCİOĞLU
3074 Süha Menzilcioğlu Sınıfımızın neşeli çocuklarından olan Süha, geçen senelerde göstermiş olduğu hararetli çalışmayı ne yazık ki bu sene arka sıralara geçerek yitirmiş ve mümkün olduğu kadar az çalışıp idare ve gırgır yöntemini uygulamıştır. Bu konuda da ne kadar başarılı olduğu tartışılabilinir. Ezberi çok kuvvetli olan Suha, Tarih ve Coğrafya derslerinden aldığı notlarla herkese parmak ısırtmayı başarabilmiştir. (Sınıfta herkesin 4 parmaklı oluşu bu nedenden ileri gelir.) Zaten bu huyuyla sınıfta bazı tartışmaların patlak verdiği odak noktası olmuştur. Fazla çalışmadan girdiği imtihanlarda dahi kendini rahatlıkla kurtarmasını (!) bilen Suha aynı zamanda şık giyimiyle de göze batar. Yeni aldığı biraz yüksekçe topuklu pabuçları Batur’la arasının açılmasına neden olmuştur. Sınıfın en uzun boylu adamı unvanını elinden kaçırdığına çok üzülen Batur, Suha’nın pabuçları