59 NEGÜZ GÜNSENİN
59 Negüz Günsenin Sınıfımızın en uslu (!) kızlarından olan Nergis, ufak (!) kabahatlerinden sonra “Ben naaptım?” diye masumca sormasıyla ünlüdür. Derslerde piknik yapmada usta olan bu arkadaşımız sayesinde midemiz bayram eder. Geçen seneki İngilizce hocamızın gözbebeği (!) olan Nergis, birbirinden güzel kazaklarıyla örgü modasını yakından tanımamızı sağlar. Çukulata kağıtlarından yaptığı kayıklar boş ders hocasının beğenisini kazanmış ve ondan büyük destek görmüştür!!! Psikoloji hocasına yüzünde kendine has bir ifadeyle sorduğu sorular, hocamızın onunla daha yakından ilgilenmesine neden olmuştur. Nergis, her hocaya, ayrı bakış taktiği kullanıp, bu özelliğini zekası ve soğukkanlılığı ile de pekiştirerek derslerini daima rayına oturtmayı başarmaktadır. Derslerde oynamak için oyun icat etmede de üstüne yoktur. Özellikle kızıldericilik oyununa çok ilgi gösterir. Bu nedenle sayın psikoloji hocamızın “inşallah paçamız tutuşur” laflarına maruz kalmıştır. Müzik dersine olan aşırı, sevgisini Almancacıların yanında belli etmesi, can güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Boğaziçi üniversitesine girmek isteyen arkadaşımıza ömür boyu mutluluk ve başarılar dileriz.
  423 ÇİĞDEM KIZILOĞLU
423 Çiğdem Kızıloğlu Sınıfta zarifliği, güleryüzlülüğü ve ölçülü davranışlarıyla hepimizin sevgisini kazanmış bu tatlı arkadaşımız zevkli giyimi ile de dikkat çeker. Sabahları kapıda yapılan kontrollerden o güzel saçlarını bağlamak tehlikesiyle karşı karşıya kaldığından hiç hoşlanmaz. Okulda Çigdem’i aradığınız her an İncila’nın yanında bulabilirsiniz. Samimi yetlerinin 7 yıl gibi uzun bir süreye dayanması, tesadüfen onları ya aynı gün hastalandırır ya da işlerini çıkartır(!) Zaman zaman bütün gün beraber olmaktan yakınmalarına rağmen yine de üniversite öğreniminde birbirlerinden ayrılmak en büyük korkularıdır. Bu arada bizlerin dileği de her bakımdan uyuşmuş bu iki arkadaşımızı daima beraber görebilmek… Çiğdemimiz, olgundur neşelidir aynı zamanda çok daha romantiktir. Çağımızın hızlı yaşantısını sevmez ve duygudan yoksun bulur. Bu düşüncesini de sık sık “Biz 18. yüzyılda yaşamalıydık” diye belirtir. Muhteşem tenisiyle (!) şimdiden ünlü tenisçilerin korkulu rüyası haline gelen Çiğdem’in ideali O.D.T.Ü.’de ögretim üyesi olmaktır. Tatlı kızımıza yaşam boyu tebessümü dudaklarından eksiltmeksizin mutluluklar diliyoruz.
  443 İNCİLA KAPLAN
443 İncila Kaplan Yeşil gözleri, uzun boyu ile dikkati çeken incila çalışkanlık. zekilik, güzellik gibi tüm iyi nitelikleri üzerinde toplamış bir arkadaşımızdır. Yardımseverliği, alçakgönüllülüğü ve iyi niyetiyle hepimizin sevgisini kazanmıştır. Çevresindekilerin iyi yönlerini görmeye çalışması, kimseyi kırmamayı ve herkesle iyi geçinmeyi benimsemesi en belirgin niteliklerindendir. Ancak zaman zaman bu iyi niyetinin zararını görmediği de söylenemez. Aynı zamanda her yıl iftihara geçerek sınıfımızın şerefini kurtaran medar-ı iftiharımızdır. Bu arada onun romantikliğini de belirtmeden geçemeyeceğiz. Yavaş parça lardan özellikle Joe Dossin ve Pierre Bachelet’in yapıtlarından hoşlanması ve zaman zaman yeşil gözlerinin dalıp gitmesi ile adeta bizlerden çok uzaktaymışçasına bir izlenim bırakması bunu kanıtlar. Doğaya olan tutkusu sakin yerleri kalabalığa yeğlemesi bu niteliğini vurgulayan özellikleridir. Hoşlandığı şeylerin arasında seyahat etmek ve araba kullanmak ayrı bir yer tutar. Bu isteklerini gerçekleştirmek için yazı iple çeker. Evet… İncila sana seçeceğin meslek hayatında bugünkü başarını sürdüreceğin konusunda güveniyoruz ve tüm yaşam boyu mutlulukların seninle olmasını diliyoruz.
  687 YASEMİN BİLGEN
687 Yasemin Bilgen Sınıfımızın en sempatik kızlarından olan Yasemin, bir türlü güzel olduğunu kabul etmek istemez. Çabuk Kızaranlar Derneği’nin en faal üyelerindendir. Kedileri çok sevmesi yüzünden sık sık Canan’lara gitmekte, fakat tostlara olan sempatisi saye sinde kedilerle pek haşır neşir olamamaktadır. Sınavlarda Nergis’le kurdukları kollektif çalışmanın ürünlerini fazlasıyla almaktadır. Ama yardıma gerek kalmadan da en iyi notları almayı başarır. En büyük zevki öğlen tatillerinde kendi yemeklerinden sonra arkadaşlarının yemeklerini tatmaktır. Almanca derslerine devam eden arkadaşımız, müzik özlemini konser salonlarında giderir. Güzel sarı saçlarını haksız yere manavda satılamayacak kalitede pırasaya benzeterek alçak gönüllülüğünü burada da ispatlar. Ara sıra Yasemin’e takılan ön sıradaki arkadaşlar onun hışmına uğrayarak acı kuvvetine yenilirler. Pazartesi günleri sıkı bir rejime karar vermesine rağmen arkadaşlarının yiyecekleri daha cazip geldiğinden kararından çabucak döner. Fakat bu ona birşey kaybettirmez çünkü rejime ihtiyacı yoktur. Yasemin’in içimizi ılıtan masum bakışları, tartışmalarda fikirlerini hararetli hararetli savunurken yerlerini haşin kıvılcımlara bırakırlar. Geleceğin güzel doktorunun hastalarına çarpıntısız kalpler dileriz.
  763 GÜL SILAY
763 Gül Sılay Pazartesi ilk ders kimya; ön sıralarda “tükenmez, gelmez de” sesleri, bu sesler “mez” leri değişik biçimde söyleyen Gül arkadaşımıza Faruk Beyin söyletmek için sarfettiği sözler. Gül’ün kitaplarının üstüne gül gülmez yazılan matematik, nerede Oturulacağı bilinemeyen İngilizce ve Ahlak, zil çalmadan patlanılan edebiyat, hocayla sohbet edilen almanca dersleri… Bütün bunlar hocalarımızın kalbinde taht kuran, çevreye neşe saçan Gülümüzün okul yaşantısının bir bölümü. Teneffüs yaşantısı ise bazen bir tanesinin 200 kelimeyi aşacağı hareketli anlarında oluşur. Koridorlarda yaşamını paylaştığı arkadaşlarıyla kimimizin “burası podyuma dönmüş!” dediği yürüyüşleriyle gelmediği günlerde gözlerimizin hayli aradığı bir çehredir. Gerideki yaşamının bugünkü kadar mutlu, sınavlarda Zühal’le kurulan ortaklıklar kadar başarılı olmasını dileriz.
  814 ERHAN ERDEM
814 Erhan Erdem Sınıfımızın sevilen sessiz, efendi bireylerindendir. Öyle ki sessizliğini gidermek için kendini çılgınca koro çalışmalarına vermiş, bununla yetinmeyip gitar dersleri alarak köşeyi dönmüştür. Fakat bu çılgın gitar dersleri, Erhan’ı toplantılardan münasebetsiz zamanlarda aramızdan ayırdığı için pek hoş karşılanmamıştır. Ziya ve Ali tarafından getirilen müzik aygıtlarının yaptığı yayınlardan coğrafi durumu nedeniyle en fazla faydalanan olması onda müziği bir alışkanlık haline gelmesine yol açtığı gibi teneffüslerde kendinin devam etmesi bazı arkadaşlarımızın kızmasına neden olmuştur. Okula Nuri Turan Bey’den önce mi geldiği yoksa okulda mı yattığı hem bizim hem Nuri Turan’ın cevabını bir türlü öğrenemediği sorulardandır. Uykusunu tam almış, sağ tarafından kalkmış arkadaşlarımızın bile somurttuğu sabahlarda onun sürekli gülümseyen yüzünü görmek kötü geçeceğini inandığımız günlerde bizim için teselli kaynağı olmuştur. Gelecekte bugünkünden daha başarılı olman dileğiyle tüm mutluluklar seninle olsun.
  846 YAVUZ KAHRAMAN
846 Yavuz Kahraman Yavuz Zırhlısının şanına yakışan şekilde mert ve cesur olan arkadaşımız Yavuz’u her türlü işin içerisinde görebilirsiniz. Kimi zaman çok espritüel, kimi zaman iyi bir futbolcu, kimi zaman da başarılı bir öğrencidir.
Dıştan çok sessiz bir görünümü olmasına karşın sınıfın özellikle ön sıralarında çıkan gürültü ve şamatanın belli başlı kaynaklarından biridir. Sessiz görünümü sayesinde bu şamatalardan doğan tehlikeli durumları kazasız atlatır ve sonunda kabak başkasının başında patlar.
Arkadaşımız Yavuz, aynı zamanda, sınıf içinde, gerçek tarafsızlığı ile de ilgi toplamakta ve en çetin tartışmalarda bile bu tarafsızlığını ortaya koymaktır. (Galatasaray ile ilgili tartışmalar hariç)
Müziğe özellikle Türk Hafif Müziğine aşırı merakı vardır. Hele Aydın Tansel’i en ince noktasına kadar tanır. Ders çalışırken müzik dinlemek önemli bir alışkanlığıdır. Bir uğraşı da gitar çalmaktır.
İlerde mühendis olmayı isteyen bu arkadaşımıza yaşamı boyunca mutluluklar ve başarılar dileriz.
  854 YUSUF TUNÇ ÖZBİLGİN
854 Tunç Özbilgin Kendisini tanımasanız bile tuhaf bir İngilizce ile soğuk bir espri yapılıyorsa bilin ki o Tunç’tur, pek sık olmamakla birlikte iyi espriler yaptığı da olur. Gitar çalmayı çok seven Tunç klasik mi folk mu çalması gerektiğine bir türlü karar verememiştir. Üç yıl boyunca erişilmez sandığı Amerikan – İngilizcesi ile dikkatleri kısa zamanda üstüne çekmiştir. Ama onun böyle konuşmasına kızanlar çoğunluktadır. “Caesar” daki Brutus’un, kendince, görkemli seslendiricisidir Tunç. Arasıra arkadaşlarına sert çıkışlar yapar. Onu iyi tanımayanlar Tunç’un bu sert çıkışlarından ürkerler. Oysa o kolay kolay kızamaz. Kızsa bile karşısındakinin küçücük bir gülümseyişle eski haline döner. Birçok kişinin onu yalnızca neş’eli tanımasına karşın gerektiği zaman ciddi olmasını bilir. Arasıra duygulandığı da olur. Verdiği randevularına karşı oldukça sorumsuzdur. İki saat geç geldiği çok olmuştur. Ama sevimliliği ile kendini kolayca bağışlatır, sevdiği arkadaşlarına karşı hep içtendir. Hiçbir şeyini onlardan gizlemeyi başaramaz, özellikle üç yıldır yanyana oturduğu İsmail ve Şafak’a karşı bu konuda oldukça başarısızdır. Doktor olabilmek Tunç’un en büyük idealidir. Tunç’a tüm yaşamında ve eğer olabilirse doktorlukta sonsuz başarı ve mutluluklar dileriz.
  1080 KAMİL ERDEM
1080 Kamil Erdem Adından da anlaşıldığı gibi hayli olgun olan ve arkadaşları arasında adeta bir ağabey muamelesi gören Kamil Arab kelam etmekte “fevkalade istidat ve kabiliyet” gösterir. Kendisi bu niteliğini özel merakına bağlamaktadır. Saat 9’dan önce okula gelme adeti olmayan Kamil bu sayede bütün muavinlerle tanışma olanağı bulmuştur. Geç kalmanın bu bakımdan kendisine bir avantaj sağladığını iddia eder. Fen dersleri arasında bilhassa fiziğe gösterdiği ilginin fizik hocamıza duyduğu saygı ve sevgiden ötürü olduğunu söyler. Derslerde kaliteli espriler yapmasıyla da tanınan Kamil’in diğer bir özelliği fazla çalışmadığı halde imtihanlardan genellikle iyi not almasıdır. Jeoloji ve mantık dersleri kendisine hattatlık ve süsleme sanatı ile yakından ilgilenebişme fırsatı vermiştir. Bu derslerde kitap, defter, sıra gibi gereken malzeme leri bulduğu takdirde süslemecilik sanatı üzerinde çeşitli örnekler verir. Kendisi gibi koro elemanlarından olan Erhan ve Yavuz’la birlikte sık sık ve özellikle yazılı sınav öncelerinde Türk Sanat Müziği icraatında bulunur. Koyu bir Beşiktaş taraftarı olan bu arkadaşımıza yaşam boyu mutluluklar…
  1096 İSMAİL SAYGILI
1096 İsmail Saygılı Yıllardan beri sınıfımızın en uzak köşelerine oturan İsmail genellikle sessiz ve sakindir. Ama bir kızmaya görsün, işte o zaman ondan korkulur. Ne zaman kızacağı pek belli olmadığından kimse davranışlarını ona göre ayarlamaz, bu nedenle da sık sık tartışmalar çıkar. Birinci dönem derslere pek aldırmamayı ikinci dönem ise çok sıkı çalışmayı kendine huy edinmiştir. Sesinin pek iyi olmaması nedeni ile müzik hocamızın onu flüt grubuna ayırması, sınıfımızın, İsmail’i kızdırmak için vazgeçilmez konusudur. Çok az espri yapar ama bunlar güncelliklerini kolay kolay yitirmezler. Aslında çevresindekilerini güldürmesi için, o kalon sesine göre ipince kahkahası, yeterlidir. Ayrıca İsmail’in daldığı zamanlarda kendi kendine yaptığı hareketler de başka bir güldürü kaynağıdır. Denilebilir ki, araba sürmekten başka, hoşlandığı hiç birşey yoktur. Gelecekte ne yapacağından pek sözetmez İsmail. Üniversite tercihlerini yapmakta güçlük çekişi bunu iyice ortaya koymuştur. Sınıfımızın bu “Saygılı” çocuğuna yaşamı boyunca mutluluklar dileriz.
  1144 ÇOŞKAN ARAS
1144 Çoşkan Aras Lise I. sınıfta herkesin, kendine bir yer beğendiği kargaşalıkta Coşkan ön sıralardan birine oturmuştu, şimdi son sınıftayız Coşkan yine en ön sırada ve yuvarlanıp giden sınıfımızda, sınıfımızın namusunu kurtaran çalışkan arkadaşımız.
Boş vakitlerinde acaba ne yapar diye aklımıza sık sık takılan sorumuzu biz cevaplayamayınca kendisiyle röportaj yaptığımız esrarengiz fakat bu sene kaktüs çiçeği gibi açılan sevgili Coşkanımız. (Bu sene kendisinde meydana gelen değişikliklerin nedeninin ne olduğu hepimizin merak ettiği bir konudur)
Yaptığı esprilerle, hareketlerle “Coşkan, neler görüyorum, sen de mi!” laflarıyla gerek bizim gerekse hocalarımızın hışmına uğramaktan kurtulamaz. Dört senedir beraber olduğu sevgili arkadaşı Gaybi’yle sınıfımızdaki “konut sorunu” nedeniyle ayrı düşen arkadaşımız tahtaya yapışan sırasıyla zaman zaman silgi görevini yapmaktadır.
Üniversiteye girmenin çok zor olduğu bir dönemde, rahatlıkla girebileceğine inandığımız Coşkan arkadaşımıza ulaşmak istediği noktada başarı ve mutluluklar dileğiyle…
  1238 ÜMİT AKYOL
1238 Ümit Akyol Hocalarımızın çok mülayim buldukları için sık sık sözlüye çağırdıkları bu arkadaşımız sabahları okula erken gelmek için çok gayret sarfederse de sabah yürüyüşleri ve uzun kahvaltı fasılları yüzünden bunu başaramaz. Geçen sene sahibi olduğu antika arabayı sattıktan sonra Hondayla yetinen arkadaşımız Konya-İstanbul yolunda sürat denemelerinde bulunmaktadır. Ufak tefek kazaları (!!) göz önüne almazsak dikkatli araba kullandığı söylenebilir. Meşrutiyet caddesinden geçerken çılgınca bir müzik duyarsanız bilinki bu müziği organik aletleriyle ümit neşrediyordur. Oran sitesinde oturanların resmi şikayeti üzerine rally’lerden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Boş zamanlarında (tabii olursa) ders çalışmaya gayret ederse de çalışamadığı için sırası sınav günlerinde genellikle boş kalır. Tarih hocamızla derslerde karşılaşmaktansa sokakta selamlaşmayı tercih eder. Sosyal derslerindeki başarısının gizli formüllerini açıklamaktan kaçınır. Okul çıkışlarında İsmail ile palto savaşı yapmak da özel zevklerindendir. İlerde Türkiye’de 50 kişi arasına girerek Uçak Mühendisi olmak isteyen güler yüzlü arkadaşımıza hayat boyu mutluluk ve başarı dileriz.
  1284 HALİL HİLMİ ÇAKIROĞLU
1284 Hilmi Çakıroğlu Sınıfımızın efendi Hilmi’si, yüzünden o kendine has gülümsemesini hiç düşürmez. Bu yüzden milli güvenlik hocamızın “oğlum gevşek olma” sözlerine haksız yere hedef olmuştur. Sınavlardaki naklen ve ara yayınları sayesinde çevresindeki arkadaşları da nasiplerini almaktadırlar. Bu yayınlar o dereceye varmıştır ki, sayın fizik hocamız, dayanamayıp kendisini ve Canan’ı uyarmıştır. İngilizce derslerine olan sevgisi kendi ismini İngilizce telaffuz etmesine neden olmaktadır. İngilizce derslerinde hocamızı devamlı dinleyen tek kişidir. Çoğumuzun konusunu dahi anlıyamadığımız öyküler hakkında sorular sorması her ne kadar Mes Kennedy’i mutlu kılarsa da bizi çıldırtır. Şüphesiz sınıfta Caesar’ı en iyi bilen kişidir. Her sınav sonunda gayet asık bir suratla zayıf alacağını söyleyen Hilmi, kağıtlar dağıtıldığında ise en kötü ihtimalle 7 alması onun en büyük özelliğidir. İngilizceden bir türlü 10 alamadığı için kahrolan Hilmi’yi ilerde bayaz gömlek ve neşterle görmek dileğiyle…
  1462 MİTHAT CİHANOĞLU
1462 Mithat Cihanoğlu Sene başında yeri arka sıralarda idi. Şimdi ise en mütevazi görünümüyle kürsünün önünde yerini aldı. Hocaların kendisine gösterdiği bu sevgiyi reddetmeyen senelerden beri sınıfımızın “keçisi” olarak anılan Mithat konuşmadan geçen bir saniyeyi bile kayıp sayan nadir kişilerdendir. Derslerde hocalarımızın ihtarlarına karşın devamlı konuşması, kendisinden başka çevresindeki herkesin başını derde sokmaktadır. Amiral battı, nokta, adam asmaca, gibi oyunları boş zaman saydığı derslerde Ahmet’e oynayarak o konulardaki tecrübesini arttırma gayreti hocalarımızın ve bizirn gözlerimizi yaşarttırmıştır. Sacide Hanımın sürekli gözaltında tutması onunla şakalaşması, sevgili keçimizi okulda görmemizi sağlayan nedenlerin başında gelir. Büyük konuşma kabiliyetiyle avukatlığı layik gördüğümüz sevgili keçimize başarı, mutluluk, karşısına çıkacak hakimlere ise bir kutu aspirin verilmesini dileriz.
  1472 FATİH KARACA
1472 Fatih Karaca “Vallahi efendim o kadar da çalışmıştım” işte yazılı kağıtlarının dağıtımından sonra hayal kırıklığına uğrayan Fatih’in sesi bu. Sürekli, hocalarımızla diyalog halinde olan Fatih’imiz bize piyasadaki yağ darlığının nedenini farkında olmadan açıklamıştır. Canan’a olan hislerini her fırsatta belirtmesi bu konuyla ilgilenen hocalarımızın ve bizim gözlerimizi yaşartmıştır. Canan’a her konuda yardım edebilmek için öğrenci Kurulu Başkan Yardımcılığı gibi çok zor (!) bir görevi bile üstlenen Fatih derslerdeki şanssızlığını Canan’ın onla yeterince ilgilenmemesine bağlar. “Saygılar efendim. Afiyettesiniz inşallah” kelimeleri, üstün taklit kabiliyeti olan arkadaşımızın, en katı hocalarımızı ve arkadaşlarımızı yumuşatan sözleridir. Çoğu hocamızınki kadar yoklama defterinde emeği olan Fatih hem hocalarımız hem bizim açımızdan değerli bir mümessildir. Renkli kişiliği, yaptığı hareketleriyle en sıkıcı derslerde dahi sınıfımızın neşe kaynağının bu şirin hallerine gülmeyen hocamız yoktur. Müzik konularındaki derin bilgisi sayesinde Müzik hocası Nevzat Beyin, kendisini profesyonel atıcı olarak ilan etmesine neden olmuştur. Yaşam boyu başarı ve mutluluklar dileği ile Fatih Bey “Sizi şöyle kürsüye alalım”,
  1492 SUAT GİRAY
1492 Suat Giray Sınıfımızın sakinlerinden olup en ücra köşede oturan bu arkadaşımız genellikle kendi halindedir. Sınıfta yapılan azgınlıklara katılmaktansa derslerine çalışmayı yeğ tutar. En iyi arkadaşı kendisi gibi sessiz olan sıra arkadaşı Erhan’dır, Teneffüslerde hiç yerinden kımıldamayan ikilinin ne konuştukları hepimizin merak konusudur.  Sözlülerde ön sıralardan verilen kopyaları büyük başarıyla alan Suat’e bu konuda bir madalya verilmesi kararlaştırılmıştır. Derslerinde çok gayretli olup gittikçe iyileşen’ notları bunu kanıtlamaktadır. Sınıfta herkesle arası iyi olan bu arkadaşımız, Ziya sayesinde okulun futbol takımı hakkında her bilgiyi edinmiştir. Suat’ı ve dersi uygun bulduğu her anda futboldan konuşan Ziya, Suat için arkadaşları arasında ayrı bir yere sahiptir. Tüm arzularının gerçekleşmesini ve hak ettiğin mutluluğa ulaşmanı candan dileriz, Suat…!
  1500 SAHİR CARILLI
1500 Sahir Carıllı Aramızda efendiliği ile tanınmış, çoğumuzun hiç çekinmeden anlattığı dertlerimizi paylaşmış bir arkadaşımızdır. Yakışıklılığıyla çevreden büyük bir ilgi gören Sahir, bundan dolayı hiç şımarmadan rnütevazi bir şekilde yaşamını sürdürür. Sınıftaki kızlara ağabeylik yapma görevini üstüne alan Sahir’in öğütlerinden özellikle Nilgün, Gül ve Zuhal’ın çok faydalandıkları bir gerçektir. Telefonda başlayan muhteşem arkadaşlıklar (!)?? sonucu gelecek yıl onu altında son model bir Mercedes’le güneydoğu yollarında görme düşünceleri hepimizi korkutmaktadır. Öyle ki bu arkadaşlık (?) uğruna bazılarımızın geçirdiği korkular bu düşüncemizi daha da vurgulamaktadır. Güneydoğudaki aşiretler hakkında gittikçe artan bilgisi bizleri şaşırtmaktadır. Boş zamanlarında yakın arkadaşı Haldun’la Ayşa’yı şereflendirmeyi zevk haline getirmiştir. Tercih sırasında 16 tane tıp olan ve bu konuda çok azimli olan Sahir’in hak ettiği mutluluğa ulaşması dileğiyle…
  1533 CANAN TÜRKERİ
1533 Canan Türkeri Bütün arkadaşları tarafından sevilen Canan, sınıfımızın en popüler kızlarındandır. Hatta ünü o kadar yayılmıştır ki, adına şarkılar, şiirler yazılmış, gazeteler çıkarılmıştır. Çok sevdiği lades oyunlarındaki mütevaziliği, herkese gofret dağıtması hepimiz tarafından takdir edilir. Arada sırada Nergis’in eşyalarını kaybedip, sonra da kantinden yenilemesi de takdire değer davranışlarındandır. Canan’ın kedileri de en az kendisi kadar ünlüdür. Arkadaşımızın hayvan sevgisini yalnız kendi kedilerinde değil yolda gördüğü hayvanlardan da anlıyabiliriz. Bizim yüreğimizi ağzımıza getirmek pahasına, şefkat dolu seslerle (!) üzerlerine atılır. Sınıfımızın, üç kişiden oluşan Çabuk Kızaranlar Derneği’nin faal üyelerindendir. Bundan dolayı sık sık Erol Bey’in esprilerine hedef olur. Dersleri çok iyi olan bu arkadaşımız yazılılarda çok iyimser olduğu günler hariç çok namusludur. Havanın hafifçe puslu olduğu günlerde bile Canan’ı o meşhur şemsiyesiyle görmek olasıdır. Geleceğin zarif doktoruna ömür boyu mutluluklar.
  1603 ZUHAL ALPTEKİN
1603 Zuhal Alptekin Sınıftaki her muzurluğun altından kesinlikle çıkan tatlı kıvırcığımızın karekteri hakkında söylenecek tek söz “incredible” dır. Sevimlilik, olgun kişilik, güzellik, zekilik, iyilik gibi birçok özelliğin hepsini birden üstünde toplayan nadir insanlardandır.Çok canlı bir kişiliğe sahiptir; bulunduğu gruba neşe saçar. (ve laf aramızda hemen azdırır) İnsanların hatalarını yüzlerine söylemesi arkadan konuşanlardan nefret etmesi, herkesi haklı olduğuna inandıktan sonra gücü oranında savunması onu vazgeçilmez bir dost yapmıştır. Bizlerin ona bu kadar bağlanış nedenlerimizden biri de sevgiye dayalı sağlam ve gerçek dostluk anlayışıdır.
İncecik vücuduna rağmen yemek yeyişi hayret vericidir. Tok olduğu zaman yok gibidir.
Voleybol sahalarında medar-ı iftaharımız olan Zuhal’ın değerini takımının yöneticileri de çok iyi bildiklerinden ayağı kayıpta bir zarar gelmesin diye onu saha kenarındaki lastik yerde oynatmayı yeğlemektedirler.(!)
İleride yapmak istediklerinde ona başarı dilemek gereksiz, çünkü o, tuttuğunu koparan karakteriyle başarı ve mutluluğu daima yanında taşıyacaktır.
  1634 ERHAN EKERMEN
1634 Erhan Ekermen İyi bir futbolcu, iyi bir komedyen, iyi bir konuşmacı… Bunlar Erhan’ın sadece birkaç özelliği. Bu neşeli ve hayat dolu arkadaşımız tüm bu özelliklerinin yanısıra edebiyat dersindeki açık oturumda iyi bir yönetici olduğunu da göstermiştir. Okul futbol takımımızın değişmez geri dörtlü elemanı (zekasıyla orantılı olarak) Erhan, sınıfımızda üç yıldır gelenek haline gelen yazılı sınav öncesi şarkı, türkü alemlerinin gözde elemanıdır. Bu alandaki başarısı okul korosuna kadar yükselmesini sağlamıştır. Sınıfın koyu Besiktaşlılarındandır. Pek çok olan ideallerinden bazıları şunlardır: dolmuş şoförlüğü, futbolculuk, spikerlik, inşaat mühendisliği. Yemeklerden iskender kebap, artistlerden toprağı bol olsun Sermet Serden Geçti, şarkıcılardan Orhan Gencebay’ı seven Erhan Klasik Türk Müziği hayranıdır. Bu arkadaşımızın bütün ideallerinin gerçekleşmesini ve yaşam boyu mutlu olmasını dileriz.
  1816 GAYBİ TÜRKKAN
1816 Gaybi Türkkan Çankaya’nın hızlı gençleri arasına üç senedir araba kullanmasına rağmen bu sene 1303 mavi VW’iyle katılan Gaybi sınıfın sessiz kişilerindendir. Fen derslerinde rağbet görmeyen kapı girişi en arka köşeden bir evvelki sırası sohbet için dağıldığımız derslerde kapanın elinde kalır. Sınıfımızdaki konut darlığı nedeniyle senelerdir beraber oturduğu Coşkan’la ayrı düşmesi her ne kadar Gaybi’yi üzmüşse de zamanın tedavi edici kuvvetiyle hayatın zor şartlarına ve coğrafya koşullarına ayak uydurmuştur. Son derece efendiliğine okul çıkışı arkadaşlarını evlerine bırakmasıyla da nazikliği eklemiştir. Derslerde pek sesini duyamadığımız, bu arkadaşımızın karnesi bize “sessiz fakat derinden git” felsefesinin en iyi örneklerinden biri olmuştur. Ayrıca 1816 numarasının sahibi sınıfta olmadığı halde öğleden sonra beşinci ders yoklamalarında yok yazılmıyan numaralardandır. Çünkü hocalarımız bile Gaybi’nin “okula gitte, ne vakit gidersen git, ister erken, ister geç olsun” düşüncesiyle hareket ettiğine inanmışlardır. 350 000 bin öğrenci içinden istediğin üniversiteye girerek hayatta başarının yolunu açman dileğiyle tüm mutluluklar seninle olsun.
  1845 NİLGÜN BAŞAR
1845 Nilgün Başar Güzel mavi gözleriyle dikkati çeken Nilgün, sınıfımızın en neşeli kızlarından biridir. Onu asık suratla görmek olanak dışıdır. Sınavlarda Fahri’yle beraber kurduğu N8F. Ortaklık Limited Şirketi’ne verdiği emeklerin ürünlerini karnesinde fazlasıyla almıştır. Bitmez, tükenmez konuşmalarında arkadaşlarına neler anlattığı hepimizin merak konusudur. Bu sene sıra arkadaşlığı yaptığı sınıfın sakin kızlarından Çiğdem’de arasıra görülen değişiklikler Nilgün’ün usluluğunu (!) anlatmakta bize yardımcı olur. Ciddi olduğu zamanlarda gerçekten çok mantıklı olan Nilgün, o bıcır bıcır konuşmasıyia üzüntülü anlarımızda bizleri büyük bir başarıyla teselli eder. Tarih derslerinde gözlerimizi yaşartan, bir fedekarlıkla “şematize müdürlüğünü” üzerine almıştır. Dersten çıkış zilinin çalmasıyla saç fırçasının üzerine atılarak ve bir koşu sınıf kapısının önündeki yerini alır. Tenefüslerde bir dakika yerinde duramayan bu arkadaşımızın edebiyat dersi haricinde her ders ayrı yerlerde oturması özel zevklerinden biri haline gelmiştir. Güzel gözlerinden dolayı okulda BONCUK adıyla anılan minik kuşumuza yaşam boyu mutluluklar dileriz.
  1847 DENİZ DEMİREL
1847 Deniz Demirel Deniz, tonton yanakları ile sınıfımızın en tatlı kızlarındandır. Spora olan aşkını bel ağrılarına rağmen sürdürüp, voleybolda ‘”genç milli” unvanını kazanmıştır. Bu sene ön sıraların kuytuluğundan faydalanıp sınavlarda bayağı faal görülmüştür. Beden derslerinde hocamız tarafından çok takdir edilir. Voleyboldan olan smaç alışkanlıkları özellikle Fatih tarafından çok iyi bilinir. Arkadaş toplantılarında yaptığı güzel börek ve çöreklerle kalbe giden yolu çoktan bulmuştur. İkram ettiği aşurelerin tadı hala damağımızdadır. Oryantal figürleri yabancı hocalara öğretmekte ustadır. Kahkül kestirdikten sonra sevimliliği birkat daha artan, çok iyi kalpli, hocalarına karşı daima saygılı ve derslerinde gayretli olan Deniz’e tıpçılar kervanında başarılar dileriz.
  1871 SELMA ÖZALOĞLU
1871 Selma Özaloğlu Güzel gözleriyle herkesin ilgisini üzerinde toplayan Selma, çok neşeli bir arkadaştır. Sesi çok güzel olan bu arkadaşımız genel istek üzerine sık sık şarkı söyler. Derslerle pek ilgilenmemekle beraber, okut hayatı boyunca ikmale kaldığı görülmemiştir, Tiyatro ve konserlere gitmeyi çok seven Selma özellikle “Ahmetlerim” adlı oyunu çok beğenmiştir.(!) Self service’si benimseyen Selma pişirdiği yemekleri cefakar (!) arkadaşı Gülden’e tattırmaktan büyük zevk alır. Geniş bir arkadaş çevresi olan Selma’mn tanımadığı kişi yok gibidir. Çoğunlukla güleç bir karakteri olan bu arkadaşımız eleştiri dolu espriler yapmayı çok sever. Edebiyata karşı olan ilgisini sınıf tartışmalarındaki başarısıyla kanıtlamıştır. Derslerde fırlattığı sözler ve hayret nidalarıyla bir anda tüm sınıfın şaşkın ve sevimli (!) bakışlarını üzerinde toplar. Hayat 24’ten sonra başlar sözünü kanıtlamak istercesine 24’den sonra ders çalışır. Almanca derslerine bayılan (!) Selma’nın ilerde şakır şakır Almanca konuşacağına inanıyoruz. En büyük arzusu ODTÜ’ye girmek olan bu arkadaşımıza başarı ve biraz da şans dileyelim.
  1903 SEMRA SOLAKOĞLU
1903 Semra Solakoğlu Semra, ciddi görünüşlü fakat gerektiğinde şamata yapmasını bilen arkadaşlarımızdandır. Bu özelliği arkadaş toplantılarında su yüzüne çıkar. Beden derslerinde denge tahtası üzerinde yaptığı zarif (!) hareketlerle hepimizin gönlünde taht kuran bu arkadaşımız, sabahları dolmuşta dinlediği şarkıları söylemek için bizleri hiç yalvartmaz. Güzel sanatlarda gösterdiği bu başarısını yaptığı resimlerle tamamlar. Derslerine fazla çalışmadığı halde nadide notlar almasını başaran Semra, kitap okumasını, müzik dinlemesini ve seyahat etmesini sever. Çok cömert olan bu arkadaşımız sayesinde hiç aç kalmayız. Edebiyat ve kompozisyon derslerinde çok başarılı olan Semra’nın yıldız falında bile ilerde “yazar” olacağı belirtilmektedir. Yüzmeyi çok seven arkadaşımız bu zevkini yazın Tuzla’da kalarak çıkarır. Hafta sonlarında Semra’yı yakın arkadaşı Yasemin’le birlikte tiyatrolarda görmek mümkündür. En büyük arzusu iyi bir üniversiteye girmek olan bu sevimli arkadaşımıza ders kitaplarından uzak mutlu bir yaşam dileriz.
  1997 ŞEYDA ÜNSAL
1997 Şeyda Ünsal Güzel sesiyle kulaklarımızın pasını gideren arkadaşımız, orada bu kabiliyetini Canan ve Yasemin’in de destekleri ile geliştirip, ilkokul günlerimizi tekrar yaşatır. Arkadaş toplantılarında yapılan Ruh çağırma partilerinden oldukça etkilenmekte ve bu yüzden geceleri uyumakta zorluk çekmektedir. Sınav günlerinde Canan’a yalvarmaktan tatlı sesini kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya gelmektedir. Böyle günlerde sırasının fotokopisi çekilse ikinci bir kitap ortaya çıkabilir. Arkadaşımız, güzel taklitleri sayesinde, sınıfımızın “Domates Güzeli” seçilmiştir. Şeyda, Çabuk Kızaranlar Derneği arasında ayrı bir yere sahiptir çünkü bu renk değişimi onun kulaklarından başlar. Nergis’le derslerde yaptıkları mimik anlaşmalarıyla hoşça vakit geçirirler. Kendisi çok güzel defter tutar, bilhassa Fizik defterinde kullandığı renk ahengi hocamızın kanaatini olumlu yönde etkilemiştir. Derslerinde çok gayretli olan Şeyda ara sıra kızıp “Git kızım ben şarkıcı olacağım” diye ayağa fırlamakta fakat arkadaşlarının gayretleri ile yatıştırılmaktadır. Bülbülümüze hayat boyu huzur içinde şakımasını dileriz.
  1998 BAHADIR BARIŞ
1998 Bahadır Barış İşte Kolej yine çok yakışıklı bir jönünü mezun ediyor. Sınıfta efendiliği ile tanınan Bahadır, arkadaş çevresinde vazgeçilmez bir dosttur. Yaptığı akıllıca espriler çoğu zaman insanı gülmenin ötesinde düşündürür. “Gözlerin bir içim su”, “ela gözlerine kurban olduğum” gibi şarkılara taş çıkartacak kadar güzel gözleriyle çevresindeki kızların tüm ilgisini üzerinde toplar. Eğlenceyle beraber derslerini de başarıyla yürüten bu arkadaşımızın özellikle jeoloji derslerinde gösterdiği başarı gözlerimizi yaşartır. Ayrıca coğrafya derslerinde sözlülerde ondan önce ve sonra kalkanların sende “Bahadır tüyü var” sözlerini insanı çileden çıkaran bir suratla dinlemesi söyliyenleri pişman edecek cinstendir. “Kapı aralık, pencere şubatmış; adamın her yeri tutulmuş, kulakları kiralıkmış” yanılmadınız bunları bir dergide değil Bahadır için yazılmış yazıdan okuyorsunuz. Pencereler açık olduğunda bile sıcak olan sınıfımızda arkadaşlarını serinletmek için Bahadır’ın klima cihazı yerine kullandığı esprilerden sadece iki tanesi bunlar. Bu esprilerden sonra nasıl hala sağ kaldığı ise cevapsız kalan sorularımızdandır. İdealindeki doktorluk baba mesleğinde başarı ve tüm mutluluklar bizi unutmaman dileğiyle senin olsun.
  2052 MURAT SEZGEN
2052 Murat Sezgen Sınıfa girdiğinizde bir ses bir şarkıya aranağme yapıyorsa, bilin ki Murat’tır. Güzel zannettiği muhteşem sesiyle sınav önceleri geleneksel şarkı festivallerinin vazgeçilmez solistlerindendir. Bu vazgeçilmezliğini, toplanılan öğleden sonralarda gitar çalarak devam ettirir. Başka bir eğlencesi de Gül’e türlü kuş isimlerini duyanın tekrarlatacağı bir şekilde söylemektir. Öğretmenlerimiz tarafından sessiz bir öğrenci olarak tanınır. Fen derslerindeki başarısı korkunçtur. Bunların semeresini karnedeki notlarıyla hepimize göstermiştir. Ayrıca arkadaşlarına derslerinde yardım etmekten büyük mutluluk duyduğu inancındayız. Gül, Zuhal ve Nilgün’le birlikte sınav önceleri çılgın ders partilerinin aranılan hocasıdır. Yaşam için temeli İngiltere’de atmayı düşünen arkadaşımızın ideali makina mühendisi olmaktır. Kendisine bu aile mesleğinde başarı, mesleğinden arta kalan zamanda mutluluklar dileriz.
  2130 İHSAN DERMAN
2130 İhsan Derman Sınıfımızın en güleç, en sempatik, en espritüel ve en uyanık erkeği… İnsanın en somurtkan olduğu zaman bile onun yaptığı esprilere gülmemesi olanak dışıdır. Fakat bu sözlerimiz onun her zaman güldürücü espri yaptığını belirtmez. Bazen öyle espriler yapar ki insan karşısında takırdar. Böyle zamanlarda bir klima cihazı bile onun yanında çok sıcak kalır. İhsan gerçekten çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Fotoğrafçılıktan Ralliciliğe kadar herşeyi başarıyla yapar, kaliteli müziğin hastalık halinde sürekli dinleyicisidir. Odası adeta küçük bir diskodur. Aynı zamanda yaptığı güzel organizasyonlarla topluca yapılan azgınlıkların kaynağıdır. Asılan öğleden sonralarda hep onun planlarına uyulur. Nilgün tarafından Alain Delon’a benzetildikten sonra havalara girmiş ve Catherine Denuve ile film çevirmek için atılımlarda bulunmuştur. Buna en haşin tepkiyi gösteren Gül’e olan anlaşmazlıklarında yaptığı kazak davranışlarla sınıftan 10 çok çok iyi almasını her zaman becermiştir. Doktor olmak istediği halde son anda aslını bilmediğimiz birtakım nedenlerle bundan vazgeçmiş ve mühendisliklere yönelmiştir. Yaşamının uzun bir bölümünü Amerika’da geçirmeyi düşünen İhsan’a mutluluklar 3-O dan…
  2232 ŞAFAK GÜLDEMİR
2232 Şafak Güldemir Orta sıralarda kendine mütevazı bir yer edinmiş olan Şafak, her olaydan sonra ellerinin üstünde yürümeyi adet edinmistir(!) (Aslında sinirlendiği olaylar demek gerekir ama ne zaman sinirlenmiyor ki?). Ankara’nın hızlı şoförlerinden olan arkadaşımız o kaldırım senin bu kaldırım benim deyip gezmekten ve 1.viteste merhaba 150 Km. (o kadar da değil ya.!,) demekten çok hoşlanır. Sınıfta yapılan istatistiklere göre kendisi Gül’le en fazla yarım saat dost kalabilmekte ve birlikte sınıfa müşterek bahis oynama olanağı sağlamaktadırlar. Edebiyat hocamızın gözbebeği olan Şafak olgun düşünceleriyle aramızda kendine haklı bir yer edinmiştir. Boş zamanlarında gitar çalan ve yaptığı beste çalışmalarıyla hepimizin hayranlığını kazanan Şafak asılan öğleden sonraların vazgeçilmez gitaristlerindendir. Bunları okuduktan sonra, her an patlamaya hazır bomba örneği gözlerinizin önünde Şafak için canlanabilir. Aslında olaylar karşısında oldukça serinkanlı, elinden geldiğince iyi niyetli davranan, sinirlerine hakim olmasını bilen bir kişidir. Yeter ki inatla damarına basanlar olmasın !?!… Herşey gönlünce olsun…
  2242 FAHRİ MÜFTÜOĞLU
2242 Fahri Müftüoğlu II. dönemin başında hepimizin un ufak dağıtıldığı fizik dersinde “hocam gözlerim miyop, ben oradan hiç göremem” diye yerinde kalmayı başaran Fahri bu arada N3F Ortaklık Limited Şirketi’nin de jeopolitik durumunu korumuştur. Sessiz, sakin görünüşlüdür; insanda uyandırdığı etliye sütlüye karışmaz görünümü Fahri’yi tanıyınca hemen değişir. Zühal’le aralarındaki gözlerimizi yaşartan ilişki her ne kadar Limited şirketi ortaklarından Nilgün tarafından paylaşılmak istendiyse de Fahri’nin “Ben seni hiç kırabilir miyim?” sözü onu Zuhal’in nasıl ve nereden geleceği belli olmayan hışmından kurtarmıştır. Herkes “Kim kaybetti ki 602 puanı, ben bulacağım” diye, tıp yazarken ızdırap çektiği devrede onun büyük bir cesaretle tıp yazması, kız arkadaşlarımızı “sana bir hemşire lazım” düşüncesiyle tercih sıralarına bir de hemşirelik okulu yazmalarına neden olmuştur. Kolej yaşantımızın en güzel günlerini geçirdiğimiz bir devrede kendince daha güzelini yaşayan geleceğin çok hemşireli, en iyi dost, doktor Fahri’ye arkadaşlarından başarı ve mutluluklar…
  2250 AHMET ERSAN
2250 Ahmet Ersan Sınıfımızın sevimli jönü ve neşe kaynağıdır. Özellikle tarih ve ingilizce derslerinde neşesini bulan Ahmet, yaptığı esprilerle sınıfı kahkahalara boğar. Müzik ve mantık derslerini genellikle sınıf dışında geçiren arkadaşımızın en büyük özelliği her teneffüs kantinde kulis yapmasıdır. Bu sayede okulun bütün kızları tarafından tanınır. İki senedir tutulduğu süt içme merakı şimdi yerini coca-colaya bırakmıştır. Şimdiki sütlerin bozuk çıktığından yakınan Ahmet yakın çevresine kendi düştüğü duruma düşmemeleri için markalara dikkat etmelerini tavsiye etmektedir. Yeni yılı geçirmek için gittiği İngiltere’den döndükten sonra sınıfın konusu haline gelmiş ve anlattıklarıyla hepimizi uzun süre oyalamıstır. After-shave kokularını izleyerek yerini kolaylıkla bulabileceğimiz Ahmet yakışıklılığı konusunda oldukça mütevazidir(!) “öyle diyorlar” der. Okulda özellikle 1. ve 2. sınıflarla ilgilenen arkadaşımızı boş derslerde yakın arkadaşı Sahir’le öbür binanın koridorlarında görmek olasıdır. Derslerde, dersle genellikle ilgisi olmayan Ahmet’i hocalarımızın sevmeleri yaptığı yağ sarfiyatıyla yakından ilgilidir. Yakışıklı arkadaşımız, sevdiklerinle başbaşa yaşam boyu mutlu yaşa…
  2258 MEHMET ÖZEKMEKÇİ
2258 Mehmet Özekmekçi Sınıfımızın cıvıl cıvıl, sıcak bakışlı, sevimli yüzlü, çok zeki ve az çalışkan üyesidir Mehmet. Geçmiş yıllarda üstün yetenek ve zekasını perçinleyen düzenli ve çalışkan olma özelliğinin yerini nedense, bu yıl hızlı araba kullanma ve gece Elmadağ’da kayak yapma merakı almıştır. Bu sıralarda ehliyet alma uğraşında olan arkadaşımızın geleceğin ünlü rallicilerinden olacağına en ufak bir kuşkumuz yok. Bayrak olarak kıpkırmızı, sınıfın gönderine çekildiği zamanlarda, kesin elinde bir hesap makinesi birşeye itiraz ediyordur. Ara sıra haklı çıktığı görülmüştür. Fizik dersine özel ilgisi olan Mehmet, problemlerin uyanık ve inatçı tartışmacısı olmasıyla hocamızın beğenisini kazanır ve sık sık övülür. Müziğe olan düşkünlüğünü cuma akşamları konser salonunda mutlu görüntüler vererek kanıtlar. Kısa, kıvırcık gür saçlarının süslediği zaman zaman çocuksu, genellikle muzip tebessümlerle aydınlanan yüzüyle, hocaların ve arkadaşlarının çok sevdiği bir kişidir Mehmet. Gelecekte çok başarılı operatör alabilecek arkadaşımıza 3-O’dan başarı ve mutluluk dilekleriyle…
  2278 KAĞAN GÜRSEL
2278 Kağan Gürsel Sınıfımızın yakışıklı jönü Kağan, David Bowie’ye olan aşırı hayranlığıyla tanınır. Sivri burunlu, topuklu ayakkabıları, son Paris modasını yansıtan kıyafetleri ile her zaman şıktır. Her sabah fon çektiği saçları, 10 metre öteden dahi duyulabilen after-shave kokuları ve bütün bunlara eklenen aşın kibarlığı onu sınıftaki kızlar arasında paylaşılamayan kişi haline getirmiştir. Son çareyi hepsini bir arada idare etmekte bulmuş; bu başarısıyla diğer erkek arkadaşlarının kıskançlıklarını üstünde toplamıştır. Senin en güzel yerin kahverengi gözlerin adlı şarkının kendisi için söylendiğine iyice emin olan Kağan, sınıfta moda olan bu şarkının en vefakar dinleyicisidir. En ufak bir tatilde bile İstanbul’a gitmesi hepimizin dikkatini çekmektedir. Boş zamanlarında Fatoş ve Basri adlı resimli romanları okumayı adet haline getirmiştir. Öğrenim hayatını Boğaziçi üniversitesi’nde sürdürmeyi düşünen Kağan, bu isteği gerçekleşmediği takdirde kendini İsviçre’nin karlı yamaçlarına atmayı düşünmektedir. Mutluluklar Kağan…
  2302 ALİ SEVER
2302 Ali Sever Sınıfın arka taraflarından bir müzik sesi geliyorsa bilin ki yangın kulelerimizden Ali getirdiği neşriyat aygıtları ile yayın yapmaktadır. Her lafında Santana’dan bir name bulmaya alıştığımız bu müziksever arkadaşımız sayesinde bütün bir sene boyunca kulaklarımızın pası silindi. Ankara asfaltlarında alçaktan uçarak karşıdan karşıya geçen sinek, böcek cinsinden haşaratları ön cama yapıştırmaya pek meraklıdır. Arabasında çaldığı kartuşlar kaldırımda yürüyenlerin ilgisini çeker. Çizdiği resimler ve projelerle yakın arkadaşlarının takdirini kazanan Ali ileride mimar olmak ve bu alanda birçok yenilikler yapmak niyetindedir. Derslerde yaptığı espriler herkesi güldürmekle beraber bazen de havaya bakıp ıslık çalmalarına neden olur. Sakal ve bıyık bıraktığında daha da yakışıklı olduğuna inanan Ali, her sakal bırakışında resim çektirir ve herkese dağıtır. Hava atmakta üzerine olmaması yakın çevresinde nefes darlıklarına sebep olmaktadır. Okul orkestrasında Electric Bass’ı profosyonellere taş çıkartacak derecede mükemmel çalan Ali’ye ömür boyu neşeli ve başarılı olmasını dileriz.
  2439 GÜLDEN AKMAN
2439 Gülden Akman Güzelliği, iyi huyu ve çalışkanlığı ile bilinen bu şakacı arkadaşımız yakın arkadaşları dışında kişilerce pek ciddi tanınır. Ancak onun yüksek düzeydeki esprilerine erişebilenler bu fikirlerini derhal değiştirirler. Kendine özgü esprilerle bezenmiş bir cevherdir. Haksızlığa pek dayanamayan arkadaşımız “Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma” ilkesinin savunucularındandır. İşlerine karışılmasından ve başkalarının işlerine karışmaktan pek hoşlanmaz. Bazen bir ev kedisi gibi yaşamayı sever. Tüm yazı geçirdiği Kuşadası’nda yüzmek en büyük zevkidir. Soslu biftek, makarna ve patates kızartması yemek çok hoşuna gider. Ayrıca müziğe de ilgisi olan Gülden, müzik yapan arkadaşlarımızı görünce gitar çalmaya pek özenir. Yine de biz onun iyi bir dişçi veya mimar olacağına inanıyoruz. Eğlencedan hoşlanır ama zamanını hoş ve boş geçirmemeye dikkat eder. Bazı öğretmenlerimizin “Siz! Gülden daldınız yine!” uyarılarına rağmen derslerde dalmamak adetidir. Okuldaki ilgililerin (!) dikkatini çeken sarı saçları ile ünlüdür. Aynı zamanda bu özelliği ile yabancıya da benzetilir çoğu kez, İngjlizcesi yanı sıra ilerlettiği Almancası ile şarkılar bile söyler. Dış ülkelerden birinde yüksek tahsil yapmayı da düşünen Gülden’imizin güzel Türkiye’mizde mutlu günler geçirmesini dileriz.
  2462 ERTAN DEDEOĞLU
2462 Ertan Dedeoğlu Genellikle sınıflarda en arka uç köşeler hocalar tarafından çok yaramaz bilinen kişilere aittir. Oysaki bizim sınıfımızda kürsü önü en arka köşe sınıfımızın en sessiz kişisinindir. Teneffüslerde hiç sesini duymadığımız Ertan arkadaşımız, ses tonuyla ancak sözlülerle tanımış fakat Ertan’ın büyük gayretleriyle çok kısa zamanda bu şansımızı da yitirmiş olduk. Suat’la olan arkadaşlığı bizde “Suat’mı Ertan’ı sessiz yapıyor, yoksa Ertan mı Suat’ı diye bir düşünce uyandırdıysa da bir türlü çözülememiştir. Sınıfımızın doksanlarından birini meydana getiren Ertan TV, müptelalarındandır. Boş zamanlarını kitap okumakla geçiren arkadaşımız arada bir “Sessiz filimlere gitmektedir.” Sessiz Gemi de en sevdiği şarkılardandır. Cam kenarında oturmasına rağmen itfaiye arabalarına falan bakmak gibi bir hobisi yoktur. Makina Mühendisi olmak isteyen Ertan’a ömür boyu mutluluk ve başarılar dileriz.
  2500 ZİYA ERÜNLÜ
2500 Ziya Erünlü Sınıfın ufak tefeklerinden (!) olan Ziya, müziğe olan ilgisi ile tanınır. Sway şarkısına (herhalde anısı vardır) biten, Tina Charles ve 10.c.c. yi bizden çok seven bu arkadaşımız genellikle çok sakindir(!) İsmail’le arası da gayet iyidir; derslerde kardeş kardeş yumruklaşırlar. En sevdiği yiyecek maddesi Çokomilk olan bu arkadaşımız hafta sonlarındaki gezmelerinde çok miktarda limonata (!) içmesiyle tanınmıştır. Ankara sokaklarının fotoğraflarını çekme merakının onda neden meydana geldiği bizim için meçhuldür. Derslerde sıkıntısını tesbih çekmeyle gideren, tenefüslerde ise pencereleri açıp ciğerlerini temiz havayla doldurarak gideren Ziya’nın tek ilgi duyduğu ders fiziktir. Kıymet Hanım’ın kopan kolyesini onarmada gösterdiği centilmenlik her zaman hatırlıyacağımız bir özelliğidir. Kız arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde son derece nazik olan arkadaşımız, sınıfın en centilmen erkeği unvanına layıktır. Mutluluklar Ziya!…
  2662 ŞAHABETTİN YILDIRIM
2662 Şahabettin Yıldırım En arka sırada paltolar arasında hocalara soru sorabilmek için sandalyenin üstüne çıkan, ufacık, kısaca Şahap diye çağırdığımız “onun daha kısa çözümü vardı.” sözünü çok kullanan sevgili arkadaşımız. Fizik, cebir, geometri ve kimya dersleri öncelerinde son derece faal görünen ye arkadaşı Kamil yardımlarını en iyi şekilde değerlendiren Şahap’ın en büyük zevki tahtada sınav soruları hakkında tartışmaktır. Çoğumuzun tantana yaptığı saatlerde sırasında üniversiteye hazırlık testleriyle uğraşmasıyla iddialı olduğunu göstermiştir. Hocalarımız ve bizler tarafından akıllı ve efendi tanınmış ve bu sayede hepimizin sevgisini kazanmıştır. Uzun zamandır uğraş verdiği çalışmalarıyla istediği yere gireceğinden emin olduğumuz sevgili arkadaşımıza başarı ve mutluluklar…
  2704 TURGAY TAMER
2704 Turgay Tamer Kürsünün önünden üçüncü sıra, duvar kenarı Turgay’ın sırası, yatağı, dinlenme yeri… Okula uğramayan arkadaşlarımızın bile okula geldiği edebiyat dersinde boş kalan sıra yine Turgay’ın sırası…
Sene başından beri hocalarımıza yerlerimiz değiştirilsin diye tutturup, kendisinin hem öne hem de güzel bir kız arkadaşımızın yanına oturtulması önerisinin sadece ilk kısmını dört saatliğine gerçekleştiren sevgili Turgayımız…
Sınıfta olduğu halde adeta yok gibi olduğu günlerde çoğumuzun merakını üzerinde toplar. “Neyin var, nasılsın?” sorusuna “Bırak ya Çiğdem yüz vermiyor” yanıtı sınıfımızda çevrilen Love Story filmlerinin sadece bir tanesini belgeler. Çiğdem’ in katı inadına Karşın o hiç yılmadan iltifat etmeye devam etmektedir. Sayın jeoloji hocamız tarafından çok merakla izlenen bu durumdan tek memnun olmayan kişi herhalde Zühal’dir. (Neden acaba?)
Çoğumuzun şahsen değil de bir takım özel mektuplarından tanıdığımız ağabeyisinin okuduğu Boğaziçi Üniversitesini ideali haline getirmiş olan Turgay’a kendi anlattığı kadarıyla ağabeyisininki kadar renkli bir yaşam dileriz.
  2883 NAZLI DAMLACI
2883 Nazlı Damlacı Ön sıraların müdavimlerinden olan Nazlı, çalışkanlığı, sessizliği ve güzel resimleriyle tanınır. Sanata olan büyük aşkını ileride de devam ettirmek isteyen arkadaşımızı, ünlü bir ressam olarak görebiliriz. Odası boya tüpleri, fırçalar, tamamlanmamış resimler ile ressamlara has tertipliliğini (!) korumaktadır. Hocalarla olan dialoglarında sesini güçlükle işitebildiğimiz bu çok yönlü arkadaşımız piyano çalar, kitap okur, satranç merakı vardır, camlardan lamba yapar ve bol bol uyur. Fakat derslerine olan sevgisi yüzünden uykusuz kaldığı geceler olmaktadır, bu gecelerin mahmurluğunu ise her tenefüs çay ocağına inmekle gidermeye çalışır. Geleceğin sanatçısına palet, tuval ve tuşlarla dolu bir yaşam dileriz.
  2897 SUNASU TURA
2897 Sunasu Tura Sınıfımızda yapılan güzellik yarışmalarında birinciliği kimseye kaptırmayan arkadaşımız, deniz dibi araştırıcısı olmak istemektedir. Seyahat etmekten, yüzmekten, dans etmekten, müzik dinlemekten, kitap okumaktan, mum yapmaktan (nasıl oluyorsa?) çok hoşlanan Sunasu, atlarla da yakından ilgilenir. Boş zamanlarını genellikle Atlıspor’da geçirir. Duvar dibindeki arabaya başta diye gaz vermesi ve hafif (!) sürtmelere sebep olmasıyla ünlüdür. Hergün özel şampuanlarla yıkadığı kedisini ne yazık ki Ankara’nın temiz(!) havasına dayandıramamaktadır. Sınıfta sessiz, sedasız, kendi halindedir. Dökük saçlarıyla öğretmenlerin ilgisini toplar. Sevimli Sunasumuzu ileride sünger satarken (!) görmek dileğiyle başarı ve mutluluklar.
  2902 BAHADIR İSLAM
2902 Bahadır İslam – Bahadır! Lütfen susar mısınız!
– Ama hoc…
– Size söz vermedim!!!… İşte Bahadır’ın her edebiyat dersinde Rükzan Hanım’la çekişmesine bir örnek. Sınıftaki fikir tartışmalarının en ateşli kişisi olan arkadaşımızın sınıfla pek ilgisi yoktur. Devamlılığı (!) ile tanınan Bahadır için İngilizce hocamızın “Who is Bahadır? He has no mark in my book.” sözleri aramızda günlerce konu olmuştur. Bir dönemin bütün sınavlarını bir günde olan, arkadaşımızın başarısı gözlerimizin dolmasına neden olmuştur.”Bak Yeşil Yeşil” adlı şarkının kendisi için yazıldığına inandığımız yakışıklı arkadaşımızın sınıfta arka sıraların itibarını arttırdığı hepimizin malumudur. Yeşil gözleriyle tam bir uyum gösteren kadife lacivert ceketi, bütün hocalarımızın tepkilerine nedef olursa da Bahadır inatla onu giymekte devam etmektedir. Saç sakal konusunda Rükzan Hanım’la bir türlü anlaşamayan arkadaşımız her derste berbere gönderilir. Okula uğradığı zamanlarda arka sıralarda oturan ancak edebiyat dersinde ön sıralarda görülen Bahadır keyfi yerinde olduğu zamanlar yaptığı espriler ve anlattığı fıkralarla gönlümüzde taht kurar. Gelecek için planladıklarını bilmediğimiz ancak bizim milletvekilliğini uygun gördüğümüz Bahadır’a inandığı yolda mutluluklar……
  2975 DİLEK ARIKAN
2975 Dilek Arıkan Avustralya transferimiz Dilek, ilk günlerden kendisini iyi niyeti ve sevimliliği ile hepimize sevdirmiştir. Güzel şivesi yüzünden İngilizce derslerinde epey ilgi çeker. Derslerine olan gayreti ile bütün hocalarımızın takdirini kazanmıştır. Bol bol atıştırıp sonra da ‘Rejim yapmalıyım’ demesi bizleri çok güldürür. Avustralya’daki müzik dinleme ve dans etme hobileri, burada yerini ders çalışmaya bırakmıştır. Edebiyat hocamızın “istersen sınav kağıdını kütüphanede tamamlayabilirsin” önerisini kabul etmeyecek kadar dürüsttür. Arkadaş toplantılarının vazgeçilmez üyesi olan Dileği tenefüslerde, kantinden kendi deyimiyle “Selpaks” alırken görebilirsiniz. Türkçeyi hafif İngilizceye kayan bir şiveyle konuşması ona olan sempatimizi bir kat daha arttırır. Aramıza bu sene katıldığı halde, kısa sürede sınıfta aranılan bir kişi haline gelmiştir. Gezdiği ülkeleri genel kültürümüzü arttırmak amacıyla üşenmeden en ufak ayrıntılara kadar anlatır. En büyük arzusu liseyi kazasız, belasız bitirmek olan Dileğimize kangrularla dolu bir yaşam dileriz.
  3124 ZİYA URAZ
3124 Ziya Uraz Elinde bir yığın kağıtla sınıfımızın vatandaşlarından biri, dersten zilden önce çıkıyor. Sonra giriyorsa bilin ki bu kişi Ziya Uraz’dır. Futbol takımının lisans işlerini üzerine almış olan bu arkadaşımız bu işte başarısını oyununda da sürdürür. Geçen senelere nazaran bu seneki sakinliği ve nazik davranışları özellikle kız arkadaşlarımızı sevindirmektedir. Sınıfın dayılığını yine de kimseye kaptırmayan Ziya ikinci zilden sonra sınıf kapısının önünde nöbetçi hocalara özellikle Hüseyin Aydın’a yardım edip bizleri içeri sokmayı kendine görev edinmiştir. Müzik hocasıyla arasındaki sempatinin uzun araştırmalardan sonra ikisinin de Adana’lı oluşundan ileri geldiği anlaşılmıştır. Hafta sonlarını devamlı Adana’da geçirmesi bizlerin kafasında yanıtlıyamadığımız bir takım soruların (?) oluşmasına neden olmuştur. Hışım dolu hareketleri hiç nazik olamıyacağı görünümü bırakırsa da, bu ona yapılan en önemli haksızlık olur. Gerektiği zaman son derece nazik olmasını bilen yakışıklı arkadaşımız babalık yapmaya pek meraklıdır. İleride futbol milli takımında görmeyi düşlediğimiz Ziya’ya mutluluk dolu bir yaşam dileriz.
  3224 MİR WEİS SAİT
3224 Mir Weis Sait Wais! Bu isim çoğumuzun kulağına yabancı gelir. Ama resmine baktığınızda okulun her yerinde ona rastladığınıza eminiz, İlk tanıştığımızda sadece İngilizce anlaştığımız Wais şimdi bir edebiyat dersinde bizim bile cevap veremediğimiz sorulara doğru cevap verebilecek bir Türkçeye ulaşmıştır, Çok iyi kalpli olmasına karşın kendisinin neden “DOĞU’NUN VAHŞİ KAPLANI” diye anıldığı çaktırmadan gururla sorduğu sorulardandır. Çankaya gençlerinin içinde en iyi ve çılgın araba kullanan olan Wais, yeni Scirocco’suna büyük özen göstermektedir. İhsan’la cart sarı spor arabasıyla Çankaya’ da bir çok genç kızın kalbini yakmıştır. Çok mütevazi olan bu arkadaşımız Çankaya’ daki yeni evinden bahsetmeden duramaz. Gerçekten çok temiz kalbi olan Wais’in Van felaketinden sonra kan verişi bunu kanıtlar, Aleyhte tezahürat topladığı konulardan biri de süslü İngilizcesi ile sınıfta konuşmasıdır. Bu sene yaz tatilini Fuji dağının eteklerinde küçük ve sıcak evinde geçiren Wais’ in en büyük hobisi araba motoru karıştırmak ve sonucunda parça attırmaktır. Üniversiteye, sınava girmeden girecek bu arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar dileğiyle.