93 ZEYNEP TİNEL
93 Zeynep Tinel Zeynep, hayat dolu sınıfın iyi notlar alabilenlerindendir. Başarı grafiği genellikle yüksektir. Yapmacık ve hava dolu sınıfın, bu niteliklere sahip olmayan ender kızlarındandır. Her zaman açıksözlüdür. Her konu hakkında açıkça konuşabildiği ve sır saklamasını herkesten iyi bildiği için sınıfın ağlamak duvarı haline gelmiştir. Sınıftaki görevi, siniri zaman zaman bozuk olan “bazı” kişilerin moralini düzeltmektir. Bütün bunlardan başka Zeynep hem derslerini hem de sporunu birlikte başarıyla yürüten ender tiplerdendir. Sınıfça gittiğimiz tiyatroları hiç kaçırmaz. Fakat tiyatro çıkışı meyva kokteyli içenlere gıcık olur. Sakin hanımefendi gibi görünse de her olan tantanada yer alır. Sınıftaki “Bana da Özcan” tarikatının mürıtlerindendir. (Biraz Arapça oldu ama) Sınıfın “ayrıcalıklı” sırasında oturan Zeynep bu bakımdan Kimya derslerini bize oranla daha yakından izleyebilir. Bundan başka istemediği şeylerin yapılmaması için sonuna kadar her yöntemle! savaşabilir. Yanındakinden ek bilgi aldığı zamanlar yüzü kıpkırmızı kesildiği ve dehşetle hocaya “hocam ben kopya çekiyorum” der gibi baktığı için yazılılarda da yanında oturmak tehlikelidir. Bu tatlı, dost arkadaşımıza layık olduğu mutlu bir yaşam dileğiyle.
  125 SEVİNÇ MÜFTÜOĞLU
125 Sevinç Müftüoğlu Sınıfımızın medar-ı iftiharı sevgili Mecburemizin yegane ve biricik gıdası dersleridir. Bilhassa Tarih ve Sosyoloji kitaplarının lezzetli olduğunu söyler. Bu yıl garnitür olarak virgül ve noktaları da yutmaya başlamıştır. En büyük meraklarından biri ön sıradan ders izlemektir. Sevinç her derste en önemli yardımcılarımızdan olmuştur. Bütün sosyal derslerde kurtarıcımızdır. Modaya ve model çizmeye, saatlece “Burda” lara bakmaya bayılır. İlerde seçeceği doktorluk mesleğinin yanısıra bir modaevi açacağını öğrendik ve ilk siparişlerimizi şimdiden verdik, o ise bize kızdığı zaman çocuklarımızın hastalığına bakmayacağını söylüyor. Bilumum artist ve sanatçılar hakkında ondan geniş ve ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Sevinç bu yıl annesinin ördüğü nefis ceket ve kazak ve tüm yün eşyalarla hayli sükse yapmış ve iyi giyinen unvanını kazanmıştır. Sevinç bir yazılı kağıdına, bir notlarına baktı “yaa gene 9.5’tan 10 almışız” diye söylendi. Siz artık sınıfın bu sözlere nasıl bir tepkide bulunacağını düşünedurun, Lise 1′ deki güzel Rapunzel sıkıca toplayarak kadrini bilmediği saçlara sahip olmuştur. Her ne kadar bazı arkadaşları yüzünden son zamanlarda saç tokasını pencere pervazlarında asarken akrobatik hareketler yapryor ve yeni atraksiyonlar katıyorsa da trapez dünyasına hanım kız deyiminin tam karşılığıdır. Sevinç koş kursa, koş okula. Tıplar seni bekliyor. Tüm iyi dileklerimizle….
  147 DİLEK TÜRKMEN
147 Dilek Türkmen Bu tatlı arkadaşımız sınıfımızın en güzel ve romantik kızlarındandır. Kendisine özgü hayat felsefesi ile en neşeli arkadaşımızdan biridir. Çok büyük bir hoşgörüye sahip olduğu için kızdığı zaman kendisine söylenen bir çift tatlı söz onun gönlünün alınmasına, eski neşesinin yerine gelmesine yeterlidir. Bazı arkadaşlarımız her ne kadar gözlükleri ile hava attığını söyleseler de Dilek arkadaşlarına karşı dürüst ve samimi hareketleri ile onların sevgisini ve güveninin kazanmayı başarmıştır. Dilek’in temiz kalpliliği ve yardımseverliğinden de söz etmeden geçemeyiz. Edebiyat derslerine olan sempatisi edebiyat hocasıyla da arasının iyi olmasını sağlamıştır!, İleride iyi bir kompüter programlayıcısı olmak isteyen arkadaşımızın bu alanda başarılı olacağına İnanıyor ve mutluluklar diliyoruz.
  242 MUSTAFA KARAALİ
242 Mustafa Karaali Arka sıranın en solundaki sıranın sahibi olan Mustafa sınıfın dedesidir. Sık sık siyatiklerinden, lumbagolarından ve saçlarının can düşmanı İ. Engayt’tan şikayet eder. Çok ihtilalci ve asi saçları olan Mistiğin kafası devamlı bir folluk görünümüdedir. Ayrıca hiç göstermediği halde çok çeviktir ve okul takımının bacak arasından gol yemekle nam salmış panter ve de güzel! bacaklı kalecisidir. Ağır ve babacan görünüşlü yüzünün arkasında müthiş esprili bir kişiliğin saklandığını kim bilebilir ki? Özellikle Sosyoloji ve Matemetik derslerinde patlayan kahkahaların sorumlusu Mustafa’dır. Profesyonel bir tavla oyuncusu da olan bu arkadaşımız son haftalarda Ekmel’e 3 oyun bir marsla yenilerek elenmiş ve bir amatöre yenilmenin üzüntüsü ile bu spora elveda! diyerek mütevazi bir jübile yapmıştır. (Kendisine bundan sonraki yaşamında mutluluklar dileriz). Gevrek sesiyle dersin ortasında söylediği dolmuş şarkılarından sosyolojicimiz hariç bütün hocalarımız şikayetçidir. Haldun’la kurduğu fasıl heyetleri de dilere destandır. “Gel gidelim sadabada ya muşmula suratlım” adlı ortak bir besteleri vardır. Ömer’in dikkatle taradığı saçlarını bozmaktan sadistçe bir zevk duyar. Çay ve oralet tiryakisidir. İdeali (bacaklarının arasına ağ gerdikten sonra) Demirlibahçe’de kalecilik yapmaktır. Sana en iyi, en mutlu ve en golsüz bir hayat dileriz baba Mustafa.
  325 PINAR AYDEN
325 Pınar Ayden Yerine oturdu, kazağının kollarını dirseklerine kadar çekti, saçlarını arkaya attı ve başını kaldırdı. Evet, şimdi Pınar, ders dinlemeğe hazırdır. Çok fazla titizliği yüzünden sık sık sıkıntı nöbetleri geçiren, Altan’a ve Cengiz’e susun demekten bitap düşmüş bir şekilde dersten çıkan bu tatlı arkadaşımız yardımseverliği ve iyi kalpliligiyle arkadaşlarının sevgisini kazanmıştır. Büyük bir prenses Caroline hayranıdır. Defterlerini, kitaplarını resimlerıyle süsler ve derslerde uyumak yerine onu inceler. Handan ile konuşmak, tartışmak vazgeçemediklerinden biridir. Onu en çok Handan’ın yavaşlığı çileden çıkarır ve bunu tarzanvari seslerle belirtir. Eski artistlere, özellikle Gary Cooper ve Anthony Perkins’e olan hayranlığı onun cumartesi günlerini iple çekmesini sağlar. Likes: Sports (especialiy swimming) listening to music, cinema. Dislikes: Kötü olan herşey, çok çalıştıkları halde çalışmadım diyenler. Eline aldığı her işi başarı ile yapmağa çalışan Pınar’ın dersleri de çok iyidir. Farewell dear friend have peace enjoy your life.
  367 AYDA TANER
367 Ayda Taner Şen ve şakrak kahkahalarıyla sınıfımızı çınlatan Ayda’nın derste sessiz görünmesine rağmen bir deniz feneri gibi yüzünden sık sık kırmızı dalgalar geçer. Ayda’nın dediğine göre hoca bakınca gülmemesi gerektiğini anlıyor ve içinden devam ediyormuş. Ön sıraların gediklilerinden olan Ayda. her nedense (?)… İki senedir Sevinç’le oturmayı çok sevmektedir. Bu yüzden şimşekleri üstüne çeker. Zeki olmasına rağmen, ders çalışmasına sevmeyen bu arkadaşımız, özellikle sosyal derslerinde aldığı yüksek notlarla hepimizi şaşırtır. Ahlak derslerine de girmediği halde sınıfta en yüksek notu alan yine Ayda’dır. Çarşamba ve Cumartesi günleri Ayda’yı berberinde, pazar sabahları Feyza ile kursta çay içmede ve diğer günlerde butiklerin vitrinlerine bakarken bulabilirsiniz. Arkadaş canlısı, iyiliksever, açıksözlü, içten bir arkadaşımız olan Ayda’nın bir başka özelliği de hediye almayı ve vermeyi çok sevmesidir. Yemek yapmakta onun merakları arasındadır. Öğrendiği değişik yemekleri ve pastaları heyecanlı bir şekilde Feyza’ya anlatarak çevresindekilerin de ağzını sulandırır. Good Luck and Happy Life sözcükleri onun hakkındaki iyi dileklerimizi anlatmaya yetmez. Sanatta ve diğer alanlarda başarılar.
  774 TAHİR GÜRHAN
774 Tahir Gürhan Okul basketbol takımımızın baş oyuncularından biri olan Tahır çok espritüeldir! Tahir’in kuşlarının ünü bütün dünyada duyulmuştur. Bu kuşlar bizim Matematik derslerindeki tek kurtarıcımızdır. Tahir kendi deyimi ile “filinta” gibi çocuktur. Ah birde o dolma dudakları olmasa! Değişik tip çizmeleri ile okulda sansasyon yaratan Tahir giyimine de çok dikkat eder. Gömleğinin boyun düğmesini kapattıramadığımız Tahir’in öğretmenlerle arası pek iyi değildir. Tarih hocası ile yaptığı kısa vadeli konuşmalar onu herhalde Eylül’de gelip ziyaret edeceğimizi gösteriyor. Geleceğin tüccarına başarılar dileriz.
  830 CENGİZ YÜCESAN
830 Cengiz Yücesan Sınıfın en stratejik ve merkezi noktalarından birinde, koyu renk gözlükleri ile oturan neşeli bir arkadaşımızdır Cengiz. Hemen tüm boş vakitlerini spor arabalarla ilgilenmek, karikatür çizmek, satranç oynamak ve kitap okumakla geçirir. Her ne kadar İngilizceyi bir Amerikalı şivesi ile konuşmaya çabalıyorsa da ilerde bu başarıya erişeceğinden eminiz. Bir göz doktorunun oğlu olarak gözlüksüz gezmenin faydalarını anlatır durur. Ona uyan sınıfımızdaki çok zeki tiplerden biri şimdi bunun acısını çekmektedir. Sınıfın o çok sessiz zamanlarının birinde Cengiz başını kaldırır ve gayet masum bir yüzle ne olduğunu sorar. Altan ve Sualp’le beraber olduğu zamanlar ise ortaya koyduğu şamata ve gırgır cinsinden şeyler her ne kadar etraftan çok haşin karşılanırsa da onlar bundan çok hoşnutturlar. Boş vakitlerinde satrançla uğraştığından adeta bir satranç ustası haline gelen Cengiz (!) vezirin 91 oyununu bulduğunu. 92. cisini aramakla meşgul olduğundan derslerine vakit ayıramadığını ve hiç çalışamadığını söylerse de derslerinde de oldukça başarılıdır. Ayrıca iyi giyimi ve kravatı ile (o da ne ki) tam anlamı ile bir öğrencidir. Bu yüzden özellikle bayan öğretmenler tarafından çok sevilir. Babası gibi doktor olmak isteyen bu arkadaşımıza ömür boyu başarılar ve mutluluklar dileriz.
  843 SİBEL TOPALOĞLU
843 Sibel Topaloğlu Sınıfa girince göze çarpan kızlarımızdandır. İyi giyimi, güzel kokuları ve gözlüğü ile ilgi çeker. Çok iyi niteliklerinden biri de kendisine takılan isimlere kızmamasıdır. Onu sadece Balık ve Burak çileden çıkarabilir. Kızdımı da yanında hiç durulmaz. Yoksa kafanıza en yakınındaki şeyleri fırlatabilir. Biryantin kullanan beyaz çoraplı erkeklere bayılır. Her teneffüs tıkınmak için kantine iner. Gofret, tost ve sakız için her arada taa kantine kadar gider veya hayranlarından birini yollar. Bu yüzden de kilo almaktan yana çok müştekidir. Sergen’in devamlı müşterilerindendir. Sibel psikolojik nutuklarıyla ilgi çeker. Kendisine göre mantarların beyaz renkli olma nedenleri psikolojiktir. İngilizce tekerlemelere de meraklıdır. Harika marmeladlı çörekler yapar, Almanca’da oldu-halde çok güzel resim yapabilen Sibel “Mimar olacağım” demektedir. Fakat Burak’la aynı okulda bulunmaktan korkup her an cayabilir. Sana ağrısız, dertsiz mutlu yıllar dileriz.
  946 TURGUT PUSAT
946 Turgut Pusat Kızıl saçları ile dikkatleri üzerine toplayan Turgut kendini kısa zamanda bize sevdirmeyi bilmiş, yaptığı espriler ve taklitler sayesinde neşeli sınıfımıza neşe katmıştır. Turgut’un dersleri pek iyi olmadığı halde kendisinde bulunan gizli yeteneklerden dolayı hocalar ona hayrandır, Turgut bize sene boyunca herşeyin ders olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Çok sağlam bir karaktere sahip olan Turgut ağzından her çıkanı yerine getirebilecek bir kisidir. Dört dörtlük bir insandır. Turgut’u kimi “kızıl”, kimi “Salça Turgut” diye çağırır. Günün moda şarkılarını kendine göre yorumlayan Turgut onları bize çok değişik bir şekilde sunar. Mühendis olmak arzusunda olan bu arkadaşımızla sınıfça gurur duymaktayız. Herseyin gönlünce olması dileği ile.
  1026 ÖMER ÖZGÜLE
1026 Ömer Özgüle İşte sınıfın göze çarpan adamlarından biri. Ömer, bıçak gibi ütülü pantolonu, tertemiz ayakkabıları, özenle taranmış saçlarıyla sınıfımızın gülüdür. En büyük derdi saçlarının sadistçe ve büyük bir zevkle Burak, Hüseyin, Mustafa ve Haldun tarafından darmadağınık edilmesidir. Sporu sever, çok iyi tenis oynar ve yüzmede rakipsizdir. Beden derslerinde giydiğı adidas takımları ile dikkatleri üzerinde toplar. Çok ta azimlidir. Kısa zamanda 20 kilodan fazla vererek çakı gibi bir delikanlı olmuştur. Alain Delon’a çok benzediği için ismi Alen’dir. Ayrıca Ming ve Konfüçyüs gibi adları da vardır. Alen’in bir özelliği de ehliyetsiz olduğu halde Opel’iyle her gün Çankaya’yı turlaması ve hiç yakalanmamasıdır. Kendi deyimiyle bunu “Olgun erkek görünüşlü” yüzüne borçludur. Siyah pardesü ve renkli camlı gözlüklerini takınca tam bir ajan görünümüne giren Alen’e bu yüzden birçok kız görür görmez aşık olmuştur. Çok geniş kravat ve parfüm koleksiyonları olan bu arkadaşımız bunları titizlikle korur. Ekmel ve Hüseyin’le yakın arkadaşlık ilişkileri vardır. Domuz’la başlarından geçen maceraları bize ballandıra ballandıra anlatır, Ömer yazlar, bir ayını İsviçre’de geçirir ve bir İstanbul hayranıdır. Üniversiteyi Amerika’da okumayı isteyen Alen’imize Ekmel’siz mutlu bir yaşam dileriz.
  1060 ALTAN ERSİN
1060 Altan Ersin Sınıfımızın ön sıralarında oturan 525 liralık gözlüklerinin onun deyimiyle eye-lenslerinin arkasından dünyayı hülyalı süzen yüzünün yarısı Handan ve Pınar’a dönük bir arkadaşımızdır. Bu ilgisi daha çok Pınar’ın kalemlerinedir ve Pınar tarafından çoook hoş karşılanır (!) İngilizce derslerine olan büyük ilgisi ve sevgisi (!) onu yazın da bu dersle uğraşmaya itmiştir. Sınıfımızın müzikteki tek üyesi, bizi Almanca ve Sanat Tarihine hayli alaylı remarklarla uğurlar. Araba aksesuarlarına ve klasik müziğe büyük bir eğilimi vardır. Ayrıca güzel giyimi, çizgili ceketten, kareli yelekleri, nefis tarçın rengi kravatları ve fularları ile dikkati çeker. Diğer bir hobbysi orijinal yemekler yapmaktır. (Sualp bunlardan birisini annesine yaptırmış, ertesi günü ailece hastaneye kaldırılmışlardır !) Yılbaşı geceleri ağzına alkol koymayan bu arkadaşımız, üzerine aldığı her işi başarı ile bitirmek ister. Türkiye’nin ekonomisinin uğrayacağı kaybı düşünüyoruz ekonomist olmak istediğini duyunca. Beklemek ve bekletilmek nefret ettiği şeylerden biridir. (Bunu ilerde arkadaş olabileceği lady’lere duyururuz) Tüm yaşamında başarılar! Altan kucak dolusu sevgiler bizden sana….
  1082 OĞUZ ERDİNÇ
1082 Oğuz Erdinç Sanat Sevenler Derneği kurucularından olan bu arkadaşımızı, boş zamanlarında ararsanız türlü sanat faaliyetlerini yakından izlerken bulursunuz. Sınıfımızda sanat ile ilgili haberleri öğrenmek için herhangi bir dergi almaya gerek yoktur, Oğuz’a sorun yeter. Övünmeyi ve övülmeyi sevmeyen arkadaşımız bazı niteliklerini övünmek olmasın diye aylarca bizlere söylememiştir. Ehliyeti olduğunu bile rastlantılar sonucu aylar sonra öğrendik. Görünüşte çok ciddi ve ağırbaşlı olan Oğuz, gerçekte sakacı ve esprilidir. Kendisine yapılan saçı ile ilgili şakalara kızdığını bildiğimizden, derste arkasına oturmak ve saçı ile oynamak bize büyük zevk verir. Oğuz’un titizlik gösterdiği diğer bir konu da kalem kutusudur. Düştüğünde garip bir gürültü çıkaran, bu teneke parçasını yok etmek için halen faaliyette bulunan kampanyamız çalışmalarını başarı ile sürdürmektedir. Oğuz son derece iyi kalpli ve arkadaş canlısıdır. Unuttuğumuz kitapları anında sağlayarak ne denli geniş bir çevreye sahip olduğunu ispatlar. Böylece de bizleri pek çok defa zor durumdan kurtarmıştır. “Astroloji” ye meraklı arkadaşlarımızı daima bu konuda artık uzman sayılan Oğuz’un çevresinde görmek mümkündür. Oğuz, derslerin tümünde özellikle fen derslerinde başarılı olmasına rağmen ot yiyenlerden değildir. Kısa ve günlük çalışır. Yazılı sınavlarda genellikle heyecanlıdır. Çevresindeki en ufak konuşma dikkatini dağıtacak ve Oğuz’u sinirlendirecektir. Oğuz’a başarılı ve mutlu bir yaşam dileriz.
  1200 SUALP TURAN
1200 Sualp Turan Eğer Sualp’in karikatürü çizilse idi kafası sinüs kosinüs denklemleri ve inclined plane problemleri dolu biri olarak çizerdik. Oturduğu sıranın etkisi ile olacak suçlu olduğu zaman bir bebek masumiyetine bürünür ve hiçbir şey yapmadığını iddia eder. Her ne kadar sessiz sakin etliye sütlüye karışmayan olarak görünürse yere bakan yürek yakan ve de saman altından şamata yürütenlerdendir. Balıkları, adı Pamuk olup da garip bir şekilde Şeytan adını verdiği tavşanını hergün anlatmaktan bıkmaz. Ayşe ve Hüseyin’le Lodumludaki ortak serüvenlerini, 600 km, araba kullanıdığını, VW’i olduğunu, yakında ehliyet alacağını hep bu uzun nutukları sayesinde öğrendik. Özellikle fizik anlatırken bulunmaz bir öğretmen, iyi ve yardımsever bir arkadaş, bir ping-pong hastasıdır. O da 3-P’nin inkar etmeyen möölerinden biridir. Sık sık sıra tamtamları ile sınıfı inletir. Bu arada BMW hayranlığı onun her BMW geçişinde iç çekmesine neden olur. Bütün amacı iyi bir operatör olmaktır. Onu ilerde BMW’li bir operatör olarak görmek dileği ile uğurluyoruz!…
  1217 SELMİN İNAL
1217 Selmin İnal İlk bakıştaki sakin ve ağırbaşlı görünüşüne karşın sınıfımızın en neşeli kızlarından olan Selmin aynı zamanda çok duygulu ve romantiktir. Teneffüslerde ve ders sırasında arkadaşlarına takılmaktan ve şakalar yapmaktan da geri kalmaz ama bu şakaları o kadar içten bir şekilde yapar ki hiç birimiz ona kırılmayız. Herkese karşı büyük bir hoşgörüye sahip oları bu arkadaşımızın en büyük niteliklerinden biri de açıksözlü oluşudur. Yine en sıkışık anlarımızda yardımımıza koşarak gerçek arkadaş olduğunu göstermiştir. Selmin resim yapmaya olan düşkünlüğünü ve yetisini ilerde dekoratör olarak geliştirmeye ve sürdürmeğe karar vermiştir. Yaptığı yağlı boya tablolar sınıf arkadaşları tarafından kapışılmaktadır. İlerde başarılı bir dekoratör olacağına şimdiden inanıyoruz. Sally’nin diğer uğraşları arasında ise tiyatroya gitmek, kitap okumak, müzik dinlemek gelir, ayrıca çok güzel pastalar yapması ve bunlardan bize de tattırması iyi bir aşçı başı olarak ün kazanmasına neden olmuştur. Tatlı Sally’e yaşamı boyunca mutlu ve başarılı olmasını dileriz.
  1474 İLHAN ALCAR
1474 İlhan Alcar Kapıdan girişte hemen duvarın yanında duvarla içice oturan sevgili mümessilimiz yeşil gözleri ve yakışıklılığı ile hayli can yakmaktadır. Gençlerbirliği’nin lisanslı bir basketbolcusu olan İlhan bu yüzden sınıfımızın medar-ı iftiharlarındandır. Antrenmanlarından ve bazı özel (!) işlerinden nasıl vakit bulup her gün okula gelebildiğini merak ediyoruz. Bu özel işleri Sayın Milli Güvenlik hocamız tarafından saptanmıştır. Müziğin iyi olan her yönünü severek dinleyen İlhan iyi ve yardımcı bir arkadaş aynı zamanda zeki bir öğrencidir. Günleri çok dolu olduğu için sosyal dersleri hep onun yerine biz çalışmak zorunda kalırız. Sık sık Sualp’e “Lan bebe, yardım etmezsen seni düğüm yaparım” dediğini duyarız. Basketbola olan düşkünlüğü öylesine ileridir ki bu uğurda kolunun incinmesini bile göze almış ve ayrıca evde kirlettiği tavanları silmeye uğraşmıştır. Sibel’le birbirle rine atfettikleri nefis sözlerde henüz maçın bitmediğini ve 122. raundda 120’ye 2 İlhan’ ın yenilgisi ile sürdüğünü görüyoruz. İlhan özellikle jeoloji ve sosyoloji derslerini çok (!) sever. Bu iyi kalpli, centilmen, neşeli, aynı zamanda kulaklarını önündekileri dinlemeye bayılan ayrıca başarılı işadamı olacağına inandığımız İlhan’a önündeki yıllarda ideallerini gerçekleştirmesini dileriz.
  1482 HÜSEYİN ÇEBİ
1482 Hüseyin Çebi Adından çok soyadı ile çağrılan bu arkadaşımız, sınıfın en ücra köşesi diyebileceğimiz bir yerde oturur. Bu sayede hocaların detektörlerinden kolaylıkla sıyrılır. Ağırbaşlı olmasına rağmen son derece esptitüeldir. Basketbol ve futbolu aynı derecede ve çok iyi oynayan bu arkadaşımız, sınıf maçlarının de gediklisidir. Sanata meraklıdır ve özellikle müzik “eser” lerine bayılır. Bu sevgisini “Ademler” in yaptığı müzik parçalarında da görmek mümkündür. Sırayı, elinin altında sanki bir bateri varmış gibi ustalıkla çalar, üç senedir harita mümessiliği ile sınıfa geç girer, erken çıkar. Sadık’la şakacıktan da olsa hergün enaz birkaç kez tartışırlar! Ayrıca para-maçını sınıfa yayan, sevdiren ve kalkındıran kişidir. Teneffüslerde ise Birlerin koridorunda, bıkıp usanmadan Hakkı ve Erol ile gezinirler. Son derece de iyi kalpli olan Hüseyin arkadaşımızı sınıfta herkes sever. Arkadaşımızın sınıfta olduğu gibi hayatta da başarılı olmasını dileriz.
  1488 HAKKI ERATLI
1488 Hakkı Eratlı Hakkı sınıfımızın en kalın sesli tiplerinden biridir. Görünüşüne aldanıp da onu kuvvetsiz sananlar, ufak bir bilek güreşinden sonra fikirlerini hemen değiştirirler. Bu güçlü arkadaşımızın beyni de kolları gibi kuvvetlidir. Bu yüzden okulun satrançta önde gelen isimlerinden biri olmuştur. Aynı zamanda satranç kolu başkanıdır. Erol ile uzun süreden beri arkadaştır ve onların şakalaşması bir nevi günlük olay haline gelmiştir. İmtihanlarda yanlışlıkla gözü, açık olan kitaba kayınca Hocadan “şu mıntıkadan biri kopya çekiyor” sözü duyulur. Pencerenin kenarında oturması yüzünden bazı problemlerle karşı karşıya kalır. Kimi pencereyi aç derken kimi kapa diye ihtar eder. Koridorlarda dolaşan Hüseyin, Hakkı ve Erol triosunun en faal üyesidir. Bu dolaşmalardan da en karlı o çıkmış ve Erol’dan bir gofret kazanmıştır. Ekmel’i aldatmak onun büyük zevklerinden biridir. Bu arkadaşımız son derece iyi kalplidir. Dersleri hakkında biraz kötümser olmasına rağmen sınıfını geçer. Bu sevimli arkadaşımıza hayatta başarılar dileriz.
  1574 EROL ÇOKCA
1574 Erol Çokca Sınıfımızın efendi üyelerinden olan Erol son derece sakindir. Yakın arkadaşları olan Hakkı ve Osman’dan her teneffüs birkaç yumruk yemesine rağmen sesini çıkarmaz. Erol’un bir özelliği de içkiyi çok sevmektir!!! En sevdiği içki süttür. Televizyonu da her zaman geç saatlere kadar izler!!! Hiçbir kötü huyu yoktur. Sınıfımızın üç tane olan koridor mühendisinin en naziğidir. Yalnız bu durumdan en fazla da kendi zarar eder. Ayrıca basketbolu da iyi oynar. Bir kere genç milli takıma çağrıldı ise de öyle bir davet gerçekten olmadığı için milli olamamıştır! İmtihanları hep kötü geçer fakat notları iyi gelir. Buna ençok Ercüment ile Lakkı bozulur. Bu iyi notlar Erol’a birkaç yumruğa mal olur. Bu iyi kalpli efendi ve sakin arkadaşımızın dileği mimar olmaktır. Derslerde çizdiği resimler bunu kanıtlar. Arkadaşımızın her zaman başarılı olması en büyük arzumuzdur.
  1593 AYŞE İNCEOĞLU
1593 Ayşe İnceoğlu – Ayşe en çok neyi sever Feyza?
– Tabii ki beni.
Kapıdan hemen girişte Nuri Turan dahil her türlü akıma kolaylıkla yakalanan o uzun saçları yüzünden bir kere papara yiyen ve bir daha da ömür billah saçını açmayan sınıfımızın bir üyesidir. Salı akşamlarını film seyredebilmek için halatla çeker. Askerlik derslerini büyük bir özlemle bekleyen Ayşe saçlarının önüne düşmesine, bir toplamadaki hatasına çok sinirlenir. Kerem Yılmazer’e olan hayranlığı da (!) sürüp gitmektedir. İmtinanlarda aceleciliği ve heyecanı yüzünden nefis notlar kaçırır, sonra da üzülür. Fakat yine de başarılı öğrencilerden biridir. Ayşe bütün arkadaşları tarafından sevilir. Çünki herkesin derdini dinlemek ve onlara yardımcı olmak ona büyük zevk verir. En büyük ideali iyi bir doktor olmaktır. Her ne kadar o aksini iddia etse de biz eminiz ki Ankara Tıp kapılarını açmış onu bekliyor.
Tüm dileğimiz onun ilerde layık olduğu tüm güzel şeylere kavuşması, kucak dolusu sevgiler bizden sana….
Kafika meşi Ayşe!
  1628 SADIK GÜRAY
1628 Sadık Güray Sadık, öğretmen masasının hemen önünde kürsüyle gayet samimi bir şekilde oturur ki bu oturuşun ona bir çok faydalar sağladığına inanıyoruz. Tüm dikkatini hocaların not defterlerine vererek bizi meraktan kurtarır. Öğle teneffüslerini son model Fiat arabasıyla ve bütün dikkatleri üzerine çekerek değerlendirir. Ayrıca Hüseyin ve Zafer’in kurduğu “ADEMLER” grubunun en önemli simalarından biri olup yeşil gözleriyle büyük dikkat çeker. Sınıfımızın futbol takımının as oyuncularından biri olup kaçırdığı gollerin yanında attıkları nokta gibi kalır (!) Derste ona doğru baktığınızda ya hayal alemindedir (İspanya’da şatolar kuruyordur) ya da Hüseyin ve Selçuk’la kafa kafaya vermiş büyük projeler yaratmaktadır. Zira en büyük ideali iyi bir inşaat mühendisi olmaktır. Herkes tarafından sevilen Sadık’a ömür boyu başarılar, neşeli bir yaşam ve hayallerini gerçekleştirmesi dileği ile….
  1630 SELÇUK TOKGÖZ
1630 Selçuk Tokgöz Kürsünün tam karşısında oturur, trio’nun vazgeçilmez elemanıdır. Sınıfımızın her işine koşan müstahdemi olan Selçuk silgi, tebeşir alma ve tahta silme konularında adeta uzmanlaşmıştır; bu ona bir de lakap kazandırmıştır. Bu yüzden arkadaşlarının olduğu kadar hocalarının da takdirini kazanmıştır. Sadık ile teneffüslerde ve bazı derslerde arasıra şakalaşırlar! Yazılılarda hocalar arka sıralara doğru yönelince Selçuk’ta hummalı bir faaliyet göze çarpar, ön sıraların avantajlarından en çok yararlanan arkadaşımızdır diyebiliriz. Sessiz ve sakin görünümüne birçok kişi kanabilir, amma aslında son derece hareketlidir. En büyük özelliği dürüst olmasıdır. Hocalarının sempatisini kazanmıştır. Bazen silgi veya kalemle eğer hiçbir şey bulamazsa eliyle oynaması yüzünden hocalarla arası bozulur. Tavlada üstüne yoktur. Sadık’la yaptıkları iddialı maçlar genellikle olaylı biter, ve ikisi de birbirinin kazanmadığını iddia eder. Herşeye rağmen Selçuk’u bir kişinin sevmediğini öne sürmek, arslanın zayıf bir hayvan olduğunu söylemek gibidir. Bu arkadaşımızın hayatta da başarılı olması hepimizin dileğidir.
  1686 HÜSEYİN NEFTÇİ
1686 Hüseyin Neftçi İçten davranışları ye kaliteli esprileriyle tanınan arkadaşımız hepimizin sevgisini ve güvenini kazanmıştır. Sınıfımızın neşeyle dolmasının nedenlerinden biri de kuşkusuz Hüseyin ve korkunç fıkralarıdır. Bu fıkralar özellikle rejim yapan kız arkadaşlarımıza iyi gelmekte ve iştahlarını açmaktadır! Şakaları kadar arkadaşlarına karşı olan içten davranışları da onun çok sevilmesinin nedenlerinden biridir. Uğraşları arasında müzik dinlemek kitap okumak ve avcılık başta gelir. Bunun yanısıra tiyatro ve sinemaya da sık sık gider. Hafta sonları onu balık tutarken veya avlanırken (sinek) görebilirsiniz. Edgar Allan Poe hayranı olan Hüseyin’in kitaplar, ayrılmaz bir parçası haline geldiğine inanıyoruz. Hüseyin’in bir diğer özelliği ise kullandığı nefis kokulardır. Kokularının kalitesini arkasından gelen güzel ladylerin astronomik sayılara ulaşan çokluğundan anlayabilirsiniz. Tabii Hüsey’in bu çekiciliğinin diğer nedeni ise ceylan bakışlı gözleridir. Okul hayatından bir hayli şanssız (özellikle sınavlarda) olan Hüseyin’e bol şanslar ve mutluluklar dileriz.
  1716 ZAFER GÜRPINAR
1716 Zafer Gürpınar Sınıfımızın en renkli simalarından biridir. Arkadaşları tarafından oldukça sevilen Zafer’in lakabı “Santil”dir. Bunun yanısıra kendisine verilen bir diğer san da “Adem” dir. Bu arkadaşımız basketbol ve futbola oldukça meraklıdır. Okul futbol takımının as elemanlarından olan Santil aynı zamanda Maracana stadında oynamış tek futbolcudur. Basketbolda ise Harlem’in Ankara şubesidir. Varyeteli pasları maçlarda bazı tartışmalar doğurmaktadır. Kızlarla arası iyi bulunan Zafer sınıfta bu konuda oldukça nam salmıştır. Hareketleriyle hocalarının da sempatisini kazanmış olan bu arkadaşımız sözlülerde bu sempatiden çok yararlanır. Hiç İspanyolca bilmemesine rağmen son derece güzel İspanyolca şarkılar uydurur. Zafer’in tatil anılarını dinlerken bir film seyredermiş gibi olursunuz. Zira bir çok dostlar edinmiş bir çok yerler görmüştür. Santil abartma sanatı nı en iyi kullanan kişilerden biridir. Bu dürüst ve iyi kalpli arkadaşımız imtihanlarda da her yönden son derece başarılıdır. Hergün geliştirdiği yeni tekniklerin yanısıra yanında oturan Handan’ın yardımlarıyla başarılıdır. Bu başarısının hayatta da devam etmesini dileriz.
1771 AYŞE GÜRAY
1717 Ayşe Güray Ayşe’yi ilk defa gören bir kişi onun davranışlarını çok yadırgar fakat ona yaklaştıkça çok tabii ve o nispette iyi düşüncelerle dolu olduğunu anlar.  Aslında Ayşe yirmibeşinci yüzyılın kızıdır. Değişik yüzükler, boyundan uzun kurdelaları ve Leman hanımın deyimi ile yırtık eteği ile dikkatleri üzerinde toplar.  İki tarafında oturan yaramaz çocuklardan çok çektiği halde onları kırmaya hiç kıyamaz.  Oturduğu yer biraz falso olduğundan imtihanlarda hocalar hep onun etrafında dolaşırlar.  Oysa bilmezler ki Ayşe hiç kopya çekmez!  Ayşe’nin en önemli özelliklerinden biriside çok arkadaş canlısı olmasıdır, bunu her sözlüde ispat eder.  Ayrıca Ayşe’nin kedisi de hiç bir başka kediye benzemez.  Sınıfımızın bir molekül kadar canlı ve de küçük kızına spet dolusu kediler, pardon başarılar…  
  1837 HANDAN ŞENBAŞARAN
1837 Handan Şenbaşaran Burnunun üzerine düşen gözlüklerini ikide bir iten ve yüzünü kaplayan saçları arasından etrafı görmeye çalışan Handanın not alırken büyük yazısı, herşeyini “Acele işe şeytan karışır” türünden yapması, onun dikkati çeken özelliklerindendir. Her yıl yaptığı Avrupa ve Kıbrıs gezileri, değişik aksesuarları özellikle saatleri ile bu arkadaşımız gezi anılarını zevkle dinletir. Sene başından beri Zafer’in yanında oturarak ona nasıl dayanabildiğini, nasıl bir siyaset uyguladığını anlayamadık ve ancak soğukkanlılığına bağlıyoruz ki Handan, Zafer’in cazibesine (?) kapılmayan ender kızlardan olmuştur. Bu kalem ne kadar usta olursa olsun ve biz ne kadar laf ebesi olursak olalım onun neşesini, canlılığını, insan sevgisini anlatamayız. En büyük olayları ve önemli düşünceleri, yüz karakteriyle anlatma yeteneğine sahiptir. Kitapları, müziği, maç seyretmeyi, konuşmayı çok seven Handan, düzenli çalışması ve sorumluluğu ile her zaman başarılı bir öğrenci olmuştur. Biz, onun bütün iyiliklerinin tüm yaşamı süresince artarak devam edeceğini ve daha bir çok güzel şey yapabileceğini bilerek en iyi dileklerimizi sunuyoruz.
  1843 FEYZA MELİK
1843 Feyza Melik Ön sırada uzun saçlarının içine gömülerek tebeşir yutmaktan yakınan ve ikide bir saçlarını silkeleyen Feyza hepimiz hayal alemlerine dalmışken gerçekçilikten şaşmaz ve ayrıca çok da inatçıdır. Edebiyat derslerindeki ilginç ve doğru fikirleriyle hepimizi bu dersin masal havasından kurtarır. Çok okuduğu için her konuda sonuna kadar tartışabilir. Çok güzel şiirler de yazan Feyza’nın en büyük derdi saçlarıdır. Bu yüzden yanından fırça eksik etmez, fakat bunu kullanmak pek kendine nasip olmaz. Klasik müzik ve tiyatronun her türüne, Cengiz Aytmatov ve Çehov’un eserlerine hayrandır. Bunun yanısıra Oueen ve Deep Purple’i especially Bohemian Rhapsody’i pek severek dinler ve söyler. Hemen hergün okula bir başka güzel kazakla gelir. Leman Hanım da bu sevimli kazaklardan hoşlanır ve kimi zaman örgü örneği çıkartmak için ödünç alır. Ders çalışmadığı ve proje (!) çizmediği zamanları Ayşe ile geçirir. Bir zamanlar kürsüdeki para maçlarına merak sarmış ama tırnak kırıkları ve kondisyon nedeniyle jübile yapmıştır. Yazlarını Avrupa’da geçirdiğinden nefis takıları ile kızları çatlatır. Nuri Turan da bunlara bizzat ve özellikle ilgi göstermektedir. Arkadaşlarına daima yardımcı ve içten olan Feyza’ya tüm dileklerinin olrnasi dileği ile. Favorite sentence: İlhan! dinlemesene.
  1853 MELEK YARGICI
1853 Melek Yargucu Her fırsatta yanağındaki gamzesini gösterebilmek için (!) gülücükler dağıtan bu arkadaşımızın hayat felsefesi “Not even Candy is sweeter than a smile”… deyimi içinde gizlidir. Onu en çok üzebilecek olaydan bile iyi bir sonuç çıkarmayı başarabilmiş ve neşesinden birşey kaybetmemiştir, Üç hocamız tarafından derslerdeki sırtı duvara donuk oturuş şekliyle o dolmuş şoförüne, biz de içindeki yolculara benzetildik. Renkli tırnakları ve başarılı ters taklaları sayesinde Nuri Turan’dan aldığı mükafatın izleri hala kaybolmamıştır. Bugün bana kim çay ısmarlıyor diye bir ses duyarsanız kaçmanızı tavsiye öderiz, zira yalnız bir çayla paçanızı kurtaramazsınız. Teneffüslerde büyük bir zevkle yemek için aldığı hamburgerlerin her lokması, gün geçtikçe şişmanladığını söyleyen Ahmet tarafından boğazına dizilir. Dileğe derslerde sık sık attığı tekmeler sonunda ayakkabıları arasında yakın bir arkadaşlık doğmuştur. Doğum günlerinde ankadaşlaırına hediye al mayı genellikle unutmaz. (gerçi sahibini bulmayan hediyeler olmuştur!!!) Kendisine verilen hediyelerden en çok hoşuna geden 8 tane ayçekirdeği olmuştur. Çalışma temposu böyle devam ederse, ODTÜ’ye girmek isteyen Meleğe, galiba ancak Sümerolojide rastlayabileceğiz.
  2009 ÜBEYDE ELLİ
2009 Übeyde Elli Sınıfımızın en havalı, en şirin kızlarındandır. Şen kahkahaları, ve Selmin’le verdiği hapşırık konserleri ile Kıranta’nın sempatisini kazanmıştır. İlerde çok iyi bir öğretmen olacağını sınıfa verdiği kimya ve matematik dersleri ile kanıtlamıştır. Basketbolu çok sever ve bu sporda okul takımının kaptanlığını yaparak başarısını sergiler. Gerektiğinde bir çocuk, gerektiğinde olgun bir insan gibi davranmasını bilir. Çok güzel resim yapan ve aynı zamanda çok zevkli olan bu arkadaşımızın iç mimari dalında bu yeteneğini en iyi şekilde değerlendireceğine inanıyoruz. Sınıf arkadaşlarına kendini sevdirmeyi başaran Übiş, çocuk bakımı konusunda da çok tecrübelidir. Arkadaşlarına karşı daima nazik ve saygılı davranmasına rağmen bir de onları bekletmemeyi başarabilse hayatta daha başarılı olabilir inancındayız. Übiş’e bir yaşam boyunca mutlu ve başarılı olmasını dileriz. Likes: Basket bol, gofret, pizza, Payzın’cikle oynamak, Dislikes: Ukala ve kendini beğenmiş kişiler.
  2058 TUNÇ ÇAKINER
2058 Tunç Çakıner Tunç’u uzun süredir tanımıyorsanız, onun oldukça ağır ve sessiz olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, sınıfta kimden geldiğini bilmeden güldüğümüz esprilerin sahibinin Tunç olduğunu öğretmenlerimizle birlikte çok geç anlayabildik. Bu da bize oldukça pahalıya mal oldu. Arkadaşımızın kendi hakkında söylediği her sözü fazlaca ciddiye almamakta fayda vardır. Sebebini ise çok iyi araba kullandığını söylediğinde O’na inanmak gafletinde bulunan arkadaşlarımız size anlatacaklardır. Araba modelleri, müzik sistemi herşeyden fazla ilgisini çeker. Boş vakitlerinin büyük kısmını plakçılarda geçirdiğinden müzik dünyasının en yeni haberlerini Tunç’tan alabilirsiniz. Her zaman hangisi olduğunu bilmediğimiz bir ralliye katılmak hazırlığı içindedir. Hala beklenilen şampiyonluk haberi alınamamıştır. Bu meraklarının yanısıra kayak ta ilgilendiği konudur. Kışın Uludağ’a tırmanıp kayak yapmak en büyük zevklerinden birisidir. Bu hobileri arasında derslere nasıl vakit ayırdığı, ne zaman ne kadar çalıştığı meçhuldür. Okulda fazlaca iddialı olmayan, olmaktan da kaçınan Tunç’a arzu ettiklerini gerçekleştirmesini, mutlu ve başarılı olmasını dileriz.
  2070 OSMAN SAATÇİ
2070 Osman Saatçi Osman, gürültücü, şamatacı sınıfımızın ender efendilerindendir. Bir tek sululuğa karıştığı veya ölçüsüz bir hareket yaptığını görmedik. Basketbol oynar, müziğin her türüne ve spor arabalara düşkündür. En gıpta ettiğimiz yönü ise herşeye zaman ayırabilmesidir. Derslerini ve eğlenceyi birarada bu kadar iyi başaran kişi sınıfta değil okulda bile azdır. Ayrıca birçok kişiye (özellikle sıra arkadaşlarına) yazılılarda bazı bakımlardan büyük katkıları olmuştur. Her bakımdan gerçek dosttur. Uluslararası Eros takımında as oyuncudur. İyi bir boksör olduğunu sık sık Erol’un omuzlarında ispatlar. Sınıfımızdaki spor hareketine, birçoğumuza salonda oynama olanağı vererek bir yenilik getirmiştir. Onun sayesinde Ekmel bile basketi öğrenmiştir. Zayıflığının sırrı bizce çok terlemesindendir. Beden derslerinde adeta eriyen Osman, herhalde istese de kilo alamaz. Osman için söylenecek çok şey var amma, bu kısacık yerde hepsine değinmek olanaksız. Kısacası herkesin olmak isteyeceği bir kişiliğe sahip. Yurdumuzun en iyi doktorlarından biri olacak Osman’a başarılar.
  2076 ABDÜLGANİ YAZGAN
2076 Abdülgani Yazgan Sınıfımızın en sessiz öğrencisidir. Çok iyi ders dinlemesiyle ünlüdür. Gani’yi derste konuşturmak, Ahlak dersinden beş almaktan zordur. Teneffüslerde masasından kalkmaz ve bütün vaktini para maçı yaparak geçirir. Bilmem anlatabildim mi? Kısacası Gani sessizliği ve o ölçüde çalışkanlığı nedeni ile dört dörtlük bir talebedir. Endüstri Mühendisi olmak isteyen bu arkadaşımıza ömür boyu başarılar dileriz…..
  2184 AHMET GÖÇMENOĞLU
2184 Ahmet Göçmenoğlu “Fotoğraf” deyince aklımıza hemen Ahmet gelir. Her fırsatta fotoğraf çektiren ve bunları büyük bir beğeni içinde herkese gösteren Ahmet’in sık sık tekrarladığı söz vardır; “Tuh! Yine yakışıklı çıkmışım…” Ahmet son derece kapalı bir arkadaşımızdır. Kendisi hakkında bildiğimiz tek şey kendi tipine ve yeteneklerine büyük bir güven duyulan olmasıdır. Ahmet yalnızca okulda, okuldaki davranış ve sözleri ile tanınabilir. Okul dışında ne yaptığını, kimlerle nasıl vakit geçirdiğini asla anlatmaz, sevdiği ya da sevmediği şeyleri pek yakın arkadaşları dahi bilmezler. Anlaşılması oldukça güç olan arkadaşımızın bu derece kapalı olmasının nedeni bilinmemektedir. Zaman zaman çevresinde derin bir tartışma yapıldığı, ancak, Ahmet’in katılmadığını görmek doğaldır. Bu tartışmaları başlatan kişi kendisi olmasa dahi katılmamasının nedeni, seyirci kalmaktan hoşlanması ya da çevresini daha iyi değerlendirebilmesi açısından zevk aldığı bir gerçektir. Karar ve hareketlerinin doğru olduğundan o derece emindir ki, Ahmet’in kararlarından vazgeçmesi söz konusu olamaz. Bazı konularda (özellikle üniversiteye hazırlık çalışmaları konusunda) yaptığı reklamlar, aksi düşünenleri suçlamasına kadar gider. Ahmet’e başarılar dileriz.
  2204 EKMEL OLCAY
2204 Ekmel Olcay Sınıfımızın en büyük ayaklı jönü olan Ekmel, bol olan şamatacılarımız arasında kendine özgü şakalarıyla ilgi çeker. Bu sakalar genellikle Hüseyin’i hedef alır ve başta o olmak üzere herkesi kırar geçirir. Çorum’lu olduğunu her fırsatta göğsünü gere gere söylerse de bu ilimiz sakinleri hakkında söylenenlerin hiçbirini yapmadığından bu konuda şüpheliyiz. Ayrıca Ekmel gerçek bir kasap ve baytardır. Hastalara (özellikle dişi ağrıyanlara) iyi niyetle yardım teklif eder ama biz onu yormamak için! kabule yanaşmayız. Sadece bu kadar değil bu adamın nitelikleri. Ahçılığı iyidir. Harika yemek ve pasta yapar. Şekerli turşusu ve tursilli mantarı dillere destandır. Hemen hemen her yaz Almanya’ya gider. Ekmel’in bir sırrı da hiç futboi bilmediği halde Ankaragücü’nde kalecilik yapmasıdır. Bu çok yönlü arkadaşımız ayrıca iyi bir avcıdır da. Sevimli ve haşin erkeğimize başarılar dileriz.
  2248 BURAK AKSOYLU
2248 Burak Aksoylu “Yalelli Yaaaalaalel….” Sınıfa yaklaşırken çoğunlukla duymaya alıştığımız, öğretmenlerimizin ne olduğunu bile anlayamadığı bu sesi tanımak bizim için hiç zor olmaz. Çünkü Burak’ı çoğunlukla fiatının açıklanmasını istemediği miktarda sigorta ettirdiği sesini kullanırken buluruz. Derslerde her türlü konuşma kuralına uyan, bir tek arada su yudumlamak için bardağı eksik olan bu büyük konuşmacı arkadaşımız teneffüslerde ve okul dışında fikirlerini kabul ettirmek için kaba kuvvete baş vurur. Tüm çabalarına rağmen sınıf emniyet komiserliği seçimini kaybederek kitap ve eşyalarımızı aramak zevkinden yoksun kalan! Burak sınıfta kendisini diktatör ilan etmiştir. Gizliden gizliye hazırladığımız ihtilal planlarından haberi olmadığı için kendi rejiminden memnun kaldığımızı sanmakta ve aldanmaktadır. Burak sadece esprileri ile değil, davranışları, bakışları, hareketleri ile sınıfımızı renklendirir ve hiç boş durmaz. Çoğunlukla neşeli göründüğü halde kendisini karamsarlığa kaptırdığı an her şeyin kötü tarafını ve insanların çıkarcı yanlarını söyleyerek moralimizi bozar. Burak’a mutluluk ve başarılar.
  2274 HALDUN ORCAN
2274 Haldun Orcan Her sabah ilk dersin son dakikalarına doğru sınıf kapısının üzerindeki pencerede Haldun’un yüzün görmek son derece normal bir olay haline gelmiştir. Gayet sakin bir şekilde sınıfa giren Haldun’un en arka sıraya kadar gidip yerine bir başka arkadaşının oturmuş olduğunu görünce büyük bir üzüntü duyduğu bir gerçektir. Boş bir yer bulmak üzere tekrar yürümeye başlaması sınıftan geri çıkmak üzere olduğu izlenimi yarattığından pek çok öğretmenimizi şaşırtır. Sportmen bir yapıya sahip olan arkadaşımız iyi bir basket oyuncusudur. Okul takımının aranan bu elemanı turnuvalar sırasında izinli sayıldığından pek çok yazılı ya da sözlü sınavdan kurtulabilmektedir. Haldun hareketli olduğundan monotonluktan nefret eder. Eğer ders sırasında böyle bir sıkıntıya düşerse sınıfta ufak çapta gezintiler yapar. Tatlı sohbetleri ile derslerde bizleri başka alemlere götürebilir. Haldun’un en çok sevdiği dersin Tarih olduğu kuşkusuzdur. Bu yüzden de Tarih öğretmenimizin örnek gösterdiği tek arkadaşımızdır. Bu sportmen arkadaşımıza başarılar dileriz.
  2634 CAN ÖZELÇİ
2634 Can Özelçi Otururken gayet sessiz olan ve dikkat çekmeyen Can, ayağa kalkması ile olay yaratır. Boyu ile aramızda kolaylıkla seçilebilir. Bu boyu ile bir de ön sıralarda oturması çok kişi için sorundur. Bu da yetmezmiş gibi basını bir sağa bir sola eğmesi ona başta arkasındaki Hüseyin’den olmak üzere pek çok laf işittirir. Fakat basketbol maçlarında boyu ile büyük işler başarır. Bu yüzden sabahları kıpkırmızı ve nefes nefese görülür. Ancak iki-üç turdan sonra kondisyondan düşerek ilk dakikalardaki oyunlarını aratır. Fazla çaba harcamadan her şeyi oluruna bırakan, her zaman aynı yüz ifadesi ile görünen Can’daki en ufak bir değişiklik hepimizin dikkatini çeker. En sessiz derslerde tam dikkatimizi toplamışken duyduğumuz gürültü ile bir anda yerimizden sarsılıp ne olup bittiğini anlamak için şaşkın gözlerle bakmamızın nedeni Can’dır. Zira kendisi sınıfın en büyük mendil tüketicisidir. Cebinden eksik etmediği o bembeyaz yıkanmış mendillerini acımadan kullanır. İngilizce derslerinin rakipsiz kahramanı Can’a takılmak için söylenen sözlerden biri de MELEZ olduğudur. Bu tür sözlerin karşısında bile soğukkanlılığını kaybetmeyerek İSKOÇ kanı taşıdığını ispat eder. Can’a gelecekte başarı ve mutluluklar dileriz.
  2698 NECİP DOĞANAKSOY
2698 Necip Doğanaksoy Sınıfımızın espri makinası Necip’i tarif etmek cidden güçtür. Kaliteli esprilerini sadece arkadaşlarına yapması öğretmenlerimizin genellikle zoruna gider. Esprilerine gösterdiği titizliği derslerine de gösterse hiç şüphesiz sınıf birincisi olur. Necip fiziki bakımından da bulunulmaz güzelliklere sahiptir. Yüzüne ilk bakışta yeşil gözleri ve kulaklarına kadar ulaşmış ağzı dikkati çeker. Yerli Cat Stevens’ın elektrikli aletlere olan merakı tartışılmaz. Hayatta bütün başarılar ve bir türlü alamadığı gitar onunla olsun….
  2824 ERCÜMENT SORUŞBAY
2824 Ercüment Soruşbay Ercüment, sabahları hocayla birlikte ve hocanın arkasından girmekle tanınır. Sebebini kendisine sorarsanız evim uzakta der ama ev okuldan 50 m. uzaktadır. Fen derslerinde çok dikkatli görünen Ercüment, sosyal derslerinde uyumakta diğerlerinden geri kalmaz. Bunu ancak ders çıkışında gözlerinin kırmızılığından ve çay içişinden anlarız. Resme eğilimi olan Ercüment ağzından değişik melodiler mırıldanmasıyla ünlüdür. Onun en ilginç yönü herkesin tersine doktor olmak istememesidir. Onun için her mühendis bölümünün değeri aynıdır ve herhangi bir tercih yapmaz. Bütün teneffüslerini para maçı yapmakla geçiren Ercüment’e üniversite öğreniminde ve hayatta başarılı olmasını dileriz.
  2953 PEMBE OSMAN
2953 Pembe Osman İki sene önce Kıbrıs’tan gelip, aramıza katılan bu arkadaşıma sınıfımızda yavru vatanın yegane temsilcisidir. Aramızda olmaktan her ne kadar memnunsa da, Kıbrıs’ın özlemini çekmektedir. Sınıftaki sessizliği kadar derslerdeki başarısı da bahsedilmeğe değer bir özelliğidir. Math. derslerindeki başarısını arkadaşlarıyla paylaşmaktan büyük zevk duyar. Resim yapmasını çok seven ve bunda da başarılı olan Pembe, son sınıfta resim dersi olmamasından yakınır ve derslerde resim çizerek bu kabiliyetini geliştirmeğe çalışır. Math. derslerindeki başarısı kadar beden derslerinde de başarılı olması, onun spora karşı olan aşırı sevgisi yüzündendir ve voleybolu da çok iyi oynar. İleride başarılı bir çocuk doktoru olmayı arzu eden Pembe’nin bu emeline kavuşması on büyük dileğimizdir. Başarılar….
  2978 MEHMET İLHAN IŞIL
2978 Mehmet İlhan Işıl Sınıfımızın okulda, okulumuzun Türkiye’de övündüğü atlet denilince hiç şüphesiz akla Mehmet gelir. İpiri, masmavi gözleri ve beden derslerinde açıp gösterdiği adaleli bacakları hem onun hem de bizim övünç kaynağımızdır. Öğretmenlerle ders boyunca hiç konuşmamasının en önemli nedeni kırk dakika boyunca uyumasıdır. Zaten ders boyunca kafası sıradan bir hoca girerken bir de çıkarken kalkar buna rağmen şaşılacak derecede başarılıdır. Yumruklarıyla çoğu kez adaşının omuzlarını morarttığı görülmüştür. Yüz metreyi beş saniyede koşan bu “Biyonik Adam” aynı zamanda T.E.D. Ankara Koleji Emniyet Müdürü Nuri Turan’ın baş komiseridir. Bu sevimli arkadaşımızın endüstri mühendisi olması dileği ile…
  3023 BİNHAN DEMİREL
3023 Binhan Demirel İlk dersin bitimine 10 dakika kala kapının yavaşça vurulması Binhan’ın gelişini müjdeler. Sınıfımızın geç kalanlar grubunun daimi üyelerindendir. Ayrıca topluca okulu asmada arkadaşlarına hiç zorluk çıkarmaz. Bu hassas konuda Melek’le beraber kimsenin hatırını kırmaz. Sömestre tatilini bir hafta uzatan Güney Avrupa gezisindeki anılarını, anlata anlata bitiremez. Burnunuza hafif bir Yves Saint Laurent kokusu gelirse bilin ki Binhan’ın yakınlarında bir yerdesiniz. Hayatı boyunca vazgeçemeyeceği şeylerden biri günlük parfüm banyolarıdır. Binhan’ın tek başaramadığı şey kopyadır. Bütün sene boyunca Tarih ve Edebiyat hocalarıyla bütün iyi niyetine rağmen bir türlü yıldızı barışmamıştır. Melek’le beraber hazırladıkları Caesar nutkunu sıranın üstünde okumak çok hoşuna gider. Dilek ve Melek sıralarına ulaşabilmek için her seferinde Binhan’ı kaldırmaları, sınıfın önemli sosyal problemlerindendir. Pazartesi günleri, pazar günü Melek’le yaptıkları çalışmaları anlata anlata bitiremez. Kendisini ileride başarılı bir mimar olarak görmek en büyük arzumuzdur.
  3024 ÖNDER ÇİFTÇİOĞLU
3024 Önder Çiftçioğlu Sinek sikletimiz Önder, Bülent Ersoy’u bile kıskandıracak bir bene sahiptir. Hiç de çelimsiz olmayan bu arkadaşımız Alen’in ayıca şakalarına azim ve sabırla karşı koyar. Ayrıca ele avuca sağmaz bir forvet ve iyi bir basketçidir. Çok ta hızlı koşar: Borzow stili koşusu dillere destandır. Sınıftaki ününü on birerden çift kale maç yapan palabıyıklarına borçludur. Sınıfta gayet yaygın olan para maçının ilahıdır. Dersleri ise fena değildir. Arasıra yaptığı büyük çıkışlar bizi şaşırtır. İlgilendiği konular olmadıkça tartışmalara pek katılmaz. Ağzı genellikle sıkıdır öyle ki Esin adında başka bir sınıfta bir ikizi olduğunu bile eski arkadaşlarından öğrendik. Fen dersleriyle genellikle ilgilidir ama geometriden nefret eder. Sevmediği bir başka ders ise İngilizcedir. Ağır siklet Burağa bile posta koyacak cesarettedir. Bilgi alış verişi hareketlerine genellikle karışmaz. İyi bir üniversiteye girmek isteyen arkadaşımız bu sene çalışma temposunu artırmış ve haftada oniki saatlik bir kursa kaydolmuştur. Sevdiğimiz arkadaşımıza mutluluklar.
  3047 DİLEK HANANEL
3047 Dilek Hananel Her sabah 3-P sınıfının açılış törenini yapma şerefi ona ait olduğu gibi, Binhan sayesinde kapanış görevini de üstüne almıştır. Bu da geçen sene II. dönemden sonra katılmış olmasına rağmen, okulun cazibesine ne kadar kapılmış olduğunu gösterir. Tam derse konsantre olduğu sırada Melek veya Mehmet tarafından ilgisinin dağıtılmasına önce sinirlenir fakat hemen arkasından kendisini konuşmağa kaptırır. Her ne kadar İnal bey kendisini karnede belirttiği üzere vasat bir talebe olarak nitelendirdiyse de ne derece başanlı bir öğrenci olduğu (bilhassa edebiyatta) Lise II edebiyat kitabındaki “Sen olmasan” ve “Balıkçılar” şiirlerini fevkalade bir şekilde açıklamasından anlaşılır. Teneffüslerde Dileği, Meleğin hararetli hararetli anlattığı şeyleri dinlerken görürseniz sakın konuşulanların çok önemli olduğunu zannetmeyin çünki mutlaka hergün en az üç defa üzerinde tartışılmış konulardır. İlerde arzu ettiği gibi iyi bir doktor olursa arkadaşlarına vizite konusunda kolaylık göstereceğinden emin olabilirsiniz.
  3050 MEHMET SOYSAL
3050 Mehmet Soysal Sınıfımızın esmer güzellerinden olan Mehmet derslerinde gösterdiği başarısını, bizlerle olan ilişkilerinde ve esprilerini seçişinde de gösterebildiği için hepimiz tarafından çok sevilen bir arkadaşımızdır.
Fen derslerinde genellikle paşa paşa oturup ders dinleyen Mehmet’e bilhassa Jeoloji ve Sosyoloji derslerinde bir patlama getir ve o hızla sınıfı birbirine katar. Neyse gülü seven dikenine katlanır.
Hangi takımı tutuyorsun diye sorulunca “Bağlama Takımı” diyen Mehmet özellikle Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur’u dinler, yeteri kadar ilham kaptıktan sonra da kendine has şiirlerini yazar. Şiirlerinden bazıları: (Mister Fırt Hayat Hikayeni, Kalha Köprüsü)
Üniversiteye girebilmekten sonra en büyük amacı bu yaza sakal bırakabilmektir.
İyi niyetinden dolayı zaman zaman aldatılmalara uğrayan Mehmet bu çeşit her pozisyondan sonra “Herkesin nabzına göre şerbet verme taktiğini uygulayacağım” söyler fakat yine iyiniyetinden dolayı bu fikrinden hemen vazgeçer.
Büyüyünce doktor olmak isteyen Mehmet’e ömrü boyunca başarılar dileriz.
  3122 ERCÜMENT ÖKTEM
3122 Ercüment Öktem Sürekli arka sıralarla ilgilenip konuştuğu için oturduğu yönle bir tezat meydana getiren Ercüment’in başının bu şekilde kalacağından hepimiz endişe duymaktayız. Çok sevdiği fakat hemen her konuda tartışmaya girdiği Burak’la konuşmaları hepimizin ilgisini çeker. Sakın ona saçlarının çok sert olduğunu söylemeyin! Aksi halde Ercüment’in olağanüstü kuvveti başınıza kötü şeyler getirebilir. Sinirlenirse o büyük sıraları kaldırıp atmakla, saçları arasına sıkıştırılıp konan kalemleri bir hamle ile ve üstelik tek eliyle kırmakla acı kuvvetini size gösterecektir.
Bu esprileri dinlememek için ağzını tıkadığımız ve zaman zaman başını sıraların altına soktuğumuz Hüseyin’i bu güç durumdan kurtardığı yetmezmiş gibi, yarım kalan fıkranın devamını bizlere de dinletmek istediği için teneffüslerde ve boş derslerde en büyük fakat en sevimli düşmanımızdır.
Sosyal derslerdeki başarısı hepimizi kıskandıracak derecede üstündür. Sabır ve gayretle o çalışması çok vakit alan derslerden 10 almanın inkar edilecek bir başarı olmadığı açıktır. Ercüment tartışmaların aranılan elemanıdır. Sınıfımıza renk katan arkadaşımızın yeteneklerine uygun bir spor dalında gayet başarılı olacağından eminiz. Ercüment’in hayatta başarılı ve mutlu olması dileğimizdir.