779 AYLİN AKPINAR
779 Aylin Akpınar Sabahları geç kalma, ön sırada kopya çekebilme(!) rekorlarını elinde tutan Aylin, gerçekte çalışkanlığı, sosyal etkinlikleriyle öğretmenlerin ve sınavlardan önce yaptığı yardımlarla da arkadaşlarının gönlünü kolaylıkla kazanır, Herşeyden önemlisi onun çok iyi, örnek kişiliğidir. Pek çok kitap ve dergi okuyarak çağdaş insan olma yolunda her konuyla ilgileniyor, atılımlarda bulunuyor. En değerlisi tüm başarılarına karşın sürekli özeleştiri yapabilmesi ve pek çok konuya nesnel açıdan bakabilmesi. Güzel sanatlarla; özellikle çağdaş yazınımızla yakından ilgilidir.. Bir başka özelliği de sanatçı oluşu. Kendine özgü duygusal bir evreni vardır Aylin’in. Köylerimize ve köylülerimize olan sevgisi her yaz tatilini köylerde geçirmesine neden olmuştur. Tüm halk değerlerine, özellikle halk oyunlarına büyük tutkusu vardır. Güleryüzlü Aylin’imize toplumsal uğraşılarında başarılar ve mutlu yarınlar…
  787 SİBEL SAYMAN
787 Sibel Sayman Sarı saçları ve mavi gözleriyle değişik bir fiziğe sahip olan bu güzel arkadaşımızın fizik notu da oldukça güzeldir. Hem eğlenceyi, nem de derslerini bir arada yürüten Sibel’in en büyük kusuru elinin birazcık(!) ağır olmasıdır. Kim “ahhh,..” diye bağırırsa bilin ki onun arkasında Sibel vardır. Yine yaptığı tatlı şakalardan biri de Afife’ye deodorant sıkıp, onun sinirlenmesine sebep olmasıdır.
Kendi dersleri iyi olduğu kadar arkadaşlarının derslerinin de iyi olmasına yardımcı olur. Her yazılıdan önce “çocuklar, yazılıyı attıralım mı?” diye sorması ve tatlı sertin en büyük korkusu üniversiteye girememektir. Onun hiç bir üniversiteye giremeyeceğine biz de inanıyoruz(!). Okuldaki başarısını dışarıda da sürdürebilen Sibel, sınıfın iyi-kötü bütün uğraşlarına katılır. Sibel’in acı şakalarına daha fazla dayanamıyacağını söyliyen Mihriye yine de Sibel’den vazgeçemez. Kargadan biraz daha ince sese sahip olan bu arkadaşımız, her zaman sesinin kısık olmasından şikayet etmesine rağmen, yine de sınıf korosuna eşlik etmekten geri kalmaz.
Gelecekteki idealine ulaşmasını gönülden ister, başarısının devamını ve mutluluklar dileriz.
  1291 NAZLI KÖSELİOĞLU
1291 Nazlı Köselioğlu Sınıfın arka sıralarında oturan Nazlı’mız için sınıfın meleği mi ne desek bilmemki? Böyle iyi tanınmasının nedeni çoğunluğa uymakta hiç qüçlük çekmemesinden ve her zaman iyi niyet göstermesinden dolayıdır. Yalnız yıl sonunu kadar Gülçin ile oynamakta olduğu matematik oyunundan vazgeçmezlerse, en yakın zamanda bu arkadaşımızı kaybedeceğiz sanırız.
Her dersin başında kalemini, defterini hazır gören onu çok örnek bir öğrenci sanırsa da o, hiçbir şeyin aşırısına kaçmama taraftarıdır.
Sınıftan uzakta olan kantine on dakikalık teneffüslerde inmeyi göze alsa da, inince zaman darlığından mı, ne yiyeceğine karar veremediğinden midir, başı döner.
Derslerin sonlarına doğru, suratındaki değişiklikleri sıkıntısına yorumlayan kendini bilinez varsa da, onu tanıyanlar dersin bitmesinden duyduğu üzüntüden olduğunu anlar(!).
Bu arkadaşımıza bundan sonraki yaşamında da başarılar dileriz.
  1404 AYDIN ÖZDALGA
1404 Aydın Özdalga Her hareketiyle olay yaratan AYDIN daki cevherler hocalarımız tarafından anlaşılamadığından sınıfımızı disiplin kurulunda sık sık temsil eden arkadaşlarımızın başında gelir.
Ancak, Aydın espirili davranışlarının yanı sıra vurgulanmaya değer bir kültür birikimine sahiptir ve bu özelliğini kendisiyle yapılan kısa diyaloglardan algılamak mümkündür. TÜRK kültürünün ve onun ayrılmaz bir parçası olan Türk dilinin özleşmesi yolundaki uğraşılarında ona destek olan Atatürk ilke ve devrimlerine olan sarsılmaz inancının en basit örneklerinden birini Ahlak Hocamızla giriştikleri tartışmalardaki tutarlı savunmalarında görebiliriz. Toplumsal yaşantıdaki her türlü yanlışlığa ve bozukluğa, kendisine yönelik olmasa bile haksızlığa karsı çıkan Aydın’ın ileride olanakları ve koşulları elverirse siyasal yaşama girmek istediği de bilinen bir gerçektir. Ancak bu gereği gerçekleşmese bile çabalarının TÜRK Ulusunun mutluluğuna dönük olmasından hiç kuşkumuz yoktur.
Ciddiyet ve espirisini bağdaştırabilen ender kişilerden olan Aydın’ın sporun her dalında, özellikle basketbol ve atletizmde vurgulanmaya değer başarıları vardır.
Boğazda yaşamayı düşleyen Aydın’a tüm istek ve amaçlarının gerçekleşmesini dileriz…
  1523 ÖZDEN SAV
1523 Özden Sav Özden’i tam anlamıyla tanıyabilmek için ona yakınlaşmalı, okul dışındaki yaşantısını da bilmeli. İlk bakışta ciddi, ağırbaşlı, pek de sıcakkanlı olmayan biri sanabilir insan. Gerçi ders sırasında ciddiyetle dersleri dinler, ama asıl Özden çocuksu ruhlu şakacı bir kızdır. Neşeli olduğu zaman bunu her hareketiyle belli eder. Bir de öğütlerim, sakın kızdırmayın. O zaman görürsünüz… (Laf aramızda sözcük dağarcığı çok geniştir,) Her tenefüs lise 1’deki arkadaşlarını ziyarete gider. Okul dışındaki yaşamı ise çok doludur. Sinemalar, tiyatrolar, konserler vs. vs. Klasik müzik yanında hafif batı müziğinden de hoşlanır ve oldukça zengin bir plak koleksiyonuna sahiptir. Sanat tarihine olan düşkünlüğünü de belirtmeden geçmeyelim.
Özden isteği yabancı ülkeleri gezmek, tanımak. Tüm isteklerine kavuşman ve amacının gerçekleşmesi dileğiyle mutlu yıllar…
  1525 ŞULE DURUARI
1525 Şule Duruarı Ön sıranın müthiş takımından bizim ufaklık… Sakın ha, böyle sözler sarfetmeyin onun için çünkü atom çağının en hızlı uçan kitabı kafanızın en sivri köşesine yapışır. Gerçekte kendi de bilir kısacık boyu, hızlı hızlı yürüyüsü sevimli halleriyle herkese hiç durmaksızın takılışı, laf atışıyla çok sevimli olduğunu, bilir aslında herkes tarafından çok sevildiğini, ama kimseye de çaktırmaz hani…
Ayağını yorganına göre uzatmanın değil, yorganını ayağına göre uzatmanın daha uygun olacağını, öğretmenleri tavlama yolunun mideden değil küçük öğretmenler odasındaki dolaptan geçtiğini ve başarıya ulaşmak için saman altından su yürütmenin değil, değerli abla ve ağabeylerimizce bulunmuş olan x-14-k formülünün daha etkin olduğunu kabul eder. En önemlisi aklın yaşta ve boyda olmayıp başta bulunduğunu şiddetle savunur.
Sınıfımızın bu sevimli ufaklığına hayat boyu başarı ve mutluluklar.
  1559 MİHRİYE HIZALAN
1559 Mihriye Hızalan Arka sıralarımızın gülü, sözlü sınavların bülbülü, tatlı ve yardımsever Mihriye’mizin güzel kızıl saçları herkesin olduğu gibi bu yılki tarih öğretmenimizin de dikkatini çekmiş ve beğenisini kazanmıştır.
Yazılı, sözlü ve ödevlerin arttırılması için Sibel’le birlikte öğretmenlerimize “N’olur canım hocam” diye yalvarmaları sonucunda öğretmenlerin bıkkınlığını, sınıfında takdirini fazlasıyla kazanmışlardır. Yazılı yoklamalarda bütün sınıfın Mihriş’in etrafına oturmaya çabalaması onun çok çalışkan ve yardımsever olduğunu bir kez daha kanıtlar.
Birinci dönem sonunda sınıfça yaşadığımız çok eğlenceli ve tatlı bir gün için ingilizce hocamıza duyduğu minneti, ona sınıfın ortasında sarılıp öperek belirtmiş ve hocamızı hayretler içinde bırakmıştır. Zavallı Mihriye’nin Sibel’in inadından ve çimdiklerinden bıkmasına rağmen yine de arkadaşlıklarını herkesin imreneceği şekilde sabırla sürdürmektedir.
Zevkli giysilere, pop müziğe ve gezmeye olan düşkünlüğünün yanı sıra değişik tipiyle de ideal genç kız tipini yansıtır. Eğlenmesini iyi bilen Mihriye, derslerini de aynı başarıyla yürütebildiği için hocalarımızın takdirini kolayca kazandı.
İdeallerini yerine getirebileceğine inandığımız için onu şimdiden başarılı bir mimar olarak aramızda görmekteyiz, 3-B’den mutluluk ve sevgiler…
  1880 NÜVEYT IŞITMAN
1880 Nüveyt Işıtman Nedense kızlar Nüveyt’e bakınca etrafın fazla sıcak olduğundan şikayet ederler. Artık bunun nedeni güzel gözleri mi, yoksa tatlı sözleri mi ona siz karar verin. Eğer öğle teneffüslerinde kantinde çay içerken görürseniz yanına uğramayı ihmal etmeyin, memnun kalırsınız. Nüveyt’in jazz’a olan ilgisini, Ziya’lardaki Chicago ve BloodSweat and Tears seanslarında anlayabiliriz. Tabii bu arada İstanbul’a yapılan amacı belirsiz ziyaretler ve dönüşte hem Ziya’nın, hem Nüveyt’in suratında beliren garip mutluluk belirtileri hayli ilginçtir. Fakat bu seyahetlerde Nüveyt’in İstanbul’da bir tiyatronun oyunlarını hiç kaçırmaması da bayağı önemli bir detay.
Koleji eninde sonunda bitirip, İstanbul’da bir üniversiteye girmek herhalde Nüveyt’i ve bu arada bir kaç arkadaşını da çok mutlu edecek. Yalnız koleji eninde sonunda bitirdi dediysek, az kişinin başarabileceği şekilde, en az miktarda çalışıp, en çok miktarda eğlenerek, aslında değeri büyük ve çok güzel olan bu yılları iyi değerlendirip, koleji tam bir kolejli gibi bitirecektir.
Gelecekteki başarısını ise söz konusu bile etmek saçma, doğru düşünce ve akıl ilkelerine kesinlikle inanan, bir kişilik olarak, arzuladığı yaşama, ulaşacaktır nasılsa. Kolejde sana mutluluklar Nüveyt…
  1921 ŞULE ŞENCAN
1921 Şule Şencan Zilin çalmasına beş dakika var. Uzaktan bir siluet belirir. O alımlı yürüyüşü. uykulu gözleri, şirin gülüşü ile Şule’miz içeri girer. Herkese tatlı bir günaydın der ve yerine oturur. İlk işi hemen çantasını açıp aynasını ve fırçasını çıkarmak ve bir türlü düzene sokamadığını sandığı saçlarını taramaktır. Hem de büyük bir hışımla.
Özelliklerine gelince, yalancılıktan hiç hoşlanmaz, hele İsmail söylerse, herkesin dertlerine ortak olur, yardım etmeye çalışır. Bu yüzden lakabı “İyilik Perisi” olmuştur. Derslerine gelince, pek dikkatli ders dinlememesine rağmen başarılıdır. En çok korktuğu şey habersiz sözlülerdir.
Küçükken bale dersi aldığı için mi nedir beden derslerinin bir nolu öğrencisidir. Hayatta en çok sevdği şeylerden biri de seyahat etmektir. Tatil başladı mı göremezsiniz onu. Ya İstanbul’dan ve ya Antalya’dan haberi gelir. Hayat felsefesi, Don’t use tentürdiyot when you hurt any part of your face.
  1931 MEYDA YEĞENOĞLU
 1931 Meyda Yeğenoğlu Sınıfımızın en neşeli kişilerinden olan Meyda tüm neşe ve eğlencesine karşın derslerinde de aynı başarıyı gösteren sayılı arkadaşlarımızdandır. Onun bu başarısındaki en büyük etkenin sorumluluk duygusu olduğunu söylersek sanırız yanılmamış oluruz. Müziğe ve bu arada Güherle ortak beğenileri olan Ajda’nın şarkılarını, özellikle yazılılardan önce moralinin genellikle düzgün olması…(?) nedeni ile aynı morali ders çalışanlara da vermek amacı ile söylediği şarkılar ne yazık ki yanlış anlaşılır ve güzel sesi susturulur.
Meyda’nın en büyük özelliklerinden birisi de, kişiler hakkındaki olumsuz duygu ve eleştirilerini yüzüne karşı söyleyebilmesidir. Sanırız çok sevdiği O.D.T.Ü. ye girmesi, onun layık olduğu mutlulukların en basit ve küçüklerinden salt biridir.
Her neşeli insan gibi aslında duygusal ve hassas bir yapısı olan Meyda’nın bu erdemlerinin bundan sonra gireceği topluluklarda onun sevgi ve saygı görmesinden büyük etken olacağı kuşkusuzdur. Gerçekte Meyda ve onun gibi kişileri kısıtlı bir kompozisyon içinde tanımlamak gerçekten güçten de öte bir şey onu ancak yakından tanıyanların anlayacağını söylersek sanırız en doğru söylemiş oluruz.
İstediğin tüm değerlere kavuşman dileğiyle… GÜLE GÜLE MEYDA
  1945 FATMA GİRAY
1945 Fatma Giray “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” sözü gibi, her insanın da kendine has bazı özellikleri vardır. Fakat bu sevimli, sempatik arkadaşımızın o kadar çok özellikleri var ki, burada onların hepsini belirtmemize sayfalar yetmez. Sosyal konulara, özellikle spor ve yabancı dile olan ilgisinin onu gerçekliğe, tüme götüreceğinden kuşkumuz yok. Çok iyi niyetli kişiliği ile örnek olma niteliğini taşır. Kendine özgü tatlı gülüşü, sınavlardaki yardım etme arzusu, özür dilerken takındığı gerçekten üzgün tavırlarla üstümüzde bıraktığı saygınlığı arttırıyor. Sınıfımızın ön sıralarını iki seneden beri işgal eden arkadaşımızın, bu yıl derslerinde gösterdiği büyük başarısına rağmen ufak, bir şanssızlık sonucu I. dönem taktirnameden mahrum kalması hepimizi üzmüştür.
Nuri Bey ve Leman Hanımla karşılaşmamak için büyük gayret sarfetmesine rağmen, yine de çok kere o güzel küpelerini paketleyip, Nuri Beye teslim etmek zorunda kalmıştır. İleride T.R.T,’de spiker olarak çalışmak isteyen Fatoş’un güzel, renkli kazakları ve değişik tipiyle, şimdi bizim olduğu gibi, o zaman da herkesin dikkatini çekip, beğenisini kazanacağına inanıyoruz.
Arkadaşları arasında neşe kaynağı olarak tanınan Fatoş’un bize gösterdiği dostluk ve sevgiyi bütün hayatı boyunca görmesi hepimizin dileğidir.
  1957 ŞULE EZER
1957 Şule Ezer Nuri Bey’in deyişiyle sınıfımızın şemsiye saçlı hacivatı, 3/B cici kızlarının elemanı, boncuk gözlü, tatlı dilli, tonton yanaklı Şule’miz, teneffüs konserlerinin ast solistidir.
Aile hasretine dayanamayıp, her tatilde Antakya’yı ziyaret eden Şule, memleketinden mi, yoksa ailesinden mi kopamaz bilinmez, her seyahatinden sonra 3 gün okula gelmemeyi alışkanlık haline getirmiştir. Gırgırla geçen etüdler, dolayısıyla gece geç vakte kadar oturup çalışmaya çalışmalarının uykusuz kalmalarına sebep olduğu için herhalde, okulun içinde yatıp kalkmalarına rağmen henüz hiç bir sabah derse öğretmenden evvel giremedi, diğer yatılılar gibi.
Gül’ü eğlendirip, şarkı söyletmek için attığı göbekten dolayı Fikret’den kazandığı 10 lirayı hiç harcamayıp, ömrünün sonuna kadar saklamak niyetindedir. Geceleri kendisine yastık görevi gören yumuşak saçları, her teneffüs Sibel’in “kıvırcığım” diye kızcağınızın kafasına hücum etmesine neden olur. Arkadaşlarına gösterdiği gerçek dostluk ve dobra dobra konuşması onun bütün sınıf tarafından sevilmesinin ve takdir edilmesinin en önemli nedenidir. Şule’nin bir başka özelliği de “öküz” lafını hiç ağzından düşürmemesidir!!
Bu tatlı arkadaşımız ne yazık ki, ileride ne olmak istediğine henüz karar verememiştir. Fakat hepimizin dileği onun idealindeki mesleğinde başarılı olmasıdır.
  2089 HANDE YALÇIN
2089 Hande Yalçın … Ama ben de asmak istiyorum.,.
Yüzlerce istekli arasında bunu bağırarak söyleyen kim mi? Yemyeşil gözler, kalkık bir burun ve muntazam bir ağız… İşte bizim Hande’miz.
Derslerinde 5’ten şaşma, 6’yı aşma prensibini uygulayan bu arkadaşımızın bu sene aldığı yüksek notlar hepimizi şaşırtmıştır. Bu yıl ailesinin İstanbul’a yerleşmesi nedeniyle yatılılar grubuna dahil olan Hande, aile hasretinden mi, yoksa İstanbul’a olan aşırı sevgisinden! midir nedir, tatil günlerini takvime gerek duymadan ezbere söyliyebilir.
Yazılılardan önce arkadaşları harıl harıl ders çalışırken kendisi çalışmaya pek tenezzül etmez, çünkü hazırladığı değişik kopyalarla kendisini güven altına almıştır. Hırçın görünüşüne rağmen çok uysal, neşeli ve arkadaş canlısı olan Hande’yi kızdırmak çok kolaydır, ama öfkesi de o derece çabuk söner.
Hayatta en çok koyu renk saç ve göze hayran olan tatlı arkadaşımız “All hang up in your green eyes” ve “histoire D’O” adlı parçaların en istekli dinleyicisidir.
İdealinin Boğaziçi Üniversitesi olduğunu söyleyen Hande’ye hayallerinin gerçekleşmesi fakat gerçek arkadaşlığının hayal olmaması dileğiyle…
  2115 ZERRİN CECELİ
2115 Zerrin Ceceli Zerrin deyince akla sarı saçlı, çıtı pıtı, tatlı mı tatlı bir kız gelir. Sessiz sessiz köşesinde oturup derslerle (xxx) ilgilenen bu arkadaşımız 3-C den transfer oldu. Herkesle iyi geçinmeye çalışan Zerrin, genellikle hayata iyi yönden bakar ve hiç bir şeyi kendine dert edinmez. İngilizce derslerinin uyuyan simalarından biri olan bu arkadaşımız bu işi yapacağı zaman önünde oturan Aylin’in siper almasını isteyerek sırtının tutulmasına sebep olur. Eğer öğle tenefüslerinde onu arayacak olursanız, hiç kuşkusuz ya sınıfta ya da Foto Naci de bulabilirsiniz. Fotojenik olan bu arkadaşımız haftanın dört gününü çektirdiği resimleri bulup ısmarlamakla geçirir.
“Sağolasın anacığım,” “Gözünü seveyim” dilinden hiç düşürmediği sözcüklerdendir. Biraz da geveze olan bu arkadaşımız hocaların söylediği sözlerin sonunu kaçırdığından dolayı “Ne olacakmış” “Ne zamana” “Öylemiymiş” diye sormadan edemez. Ayrıca arkadaşlarına olan bağılıyı yüzünden bayramlarda dükkanlardaki kart stoklarının bitmesine sebep olur.
Sevgili Zerrin, tüm arkadaşların da seni hatırlasın…
Daima neşeli ve mutlu ol emi…
  2281 GÜHER MÖREL
2281 Güher Mörel Sınıfımızın güzel giyinen kızlarından olan Güher, uzun saçları, değişik takıları, ve Meyda ile olan yakın arkadaşlığıyla tanınır. Sınıfça kendi kendimize verdiğimiz tatilleri genellikle Güherlerin evinde geçirdik. Bu günleri bize ileride en güzel şekilde anımsatacak resimleri de Güher e borçluyuz. Güher’in hiç yanından ayırmadığı günlük defterindeki ilginç yazılar (Meyda ile ders esnasında yapılan sohbetler) ve resimler sınıftaki herkes tarafından karıştırılır.  Derslerinin gayet iyi olmasına rağmen çok sevdiği (!) tarih dersinden tüm lise boyunca sıkıntı çekmiştir.
Amerika’dan sık sık gelen mektuplar sayesinde Güher’i her an güleryüzlü ve neşeli görmek mümkündür.
Büyük bir Beatles hayranı olan Güher, sınıfa getirdiği kasetlerle öğle tenefüslerinin ve boş derslerin daha hareketli ve neşeli geçmesini sağlar. Güher’i yıllardır yakından tanıyanların birleştikleri bir konu da, günden güne artan bir hızla daha iyiye daha güzele doğru yaptığı atılımlar ve sonsuz bir öğrenme isteği, daha doğrusu kendini yenileme ve aşma çabasındaki iradeli tutum ve başarısının sonunda kazandığı saygınlıktır.
Çektiğin hasretin bir an evvel bitmesi ve ömür boyu mutlu yaşaman dileğiyle… SEVGİLİ GÜHER
  2324 MECDETTİN ATAÇ
2324 Mecdettin Ataç 3-B nin sarı saçlı, yeşil gözlü neşe kaynağı, tatlı Mecdi’si bu yıl derslerde de neşesini sürdürmesi nedeniyle gerek arkadaşlarının gerekse hocalarının sempatisini bir kez daha kazandı(!). Mecdi, nereden bulursa bulur ve kırk yılda bir ders dinlemek isteyen kişinin yanına oturur. Tabii onun tatlı sohbetine ve “Mecdi Oyunları” na katılmaktan kendini alamayan o dersteki sıra arkadaşı ile birlikte kendisini sınıf kapısının önünde bulur.
O sapsarı saçları ve çocuksu yüzüne aldanıp da “NECMETTİN” buraya gel” derseniz ve özellikle erkekseniz o çok güçlü sol yumruğunun size daha neler söyletebileceğini ve gösterebileceğini anlarsınız. Fakat eğer kızsanız ve ondan herhangi birşey rica ederseniz, tüm centilmenliğini takınarak okulun öbür ucuna bile gidebilir. Sınıfın teneffüslerdeki güreş müsabakalarının değişmez galibi olan Mecdi, kavgadan vakit bulduğu sürece etrafına her gün değişen beş, on kız (!) olarak derin sohbetlere dalar.
Aslında çok zeki olan bu arkadaşımız lisenin son sınıfının tadını çıkartmak istediğinden midir bilinmez, bu yıl “Beşten şaşma, altıyı aşma, gül ve yaşa” felsefesini gütmüştür.
İleride hariciye olmak isteyen bu arkadaşımızın güler yüzü ve tatlı sözleriyle Türkiyemizi dış ülkelerde kusursuz temsil edeceğine inanıyoruz… Mutluluklar…
  2327 AFİFE ÇULHACI
 2327 Afife Çulhacı Sınıfımızın ön sıralarının sarı saçlı, güzel gözlü, küçük ağızlı tatlı Afiş’i, güzel sesiyle söylediği şarkılar ve yaptığı Emel Sayın taklitleriyle boş derslerimizin vazgeçilmez simasıdır. Yaptığı güzel makyaj, sürdüğü değişik kokular, giydiği kıyafetler ile tarih öğretmenimizin bile dikkatini çekmiştir.
Her zaman neşeli kahkahalarını sınıfa duyuran, yapılan espirileri birazcık geç anladığı için zaten müsait olan 3-B’yi iyice azdıran sevimli arkadaşımız, bu yüzden geçen yıl Naci Bey’in derslerinde kibarca kapı önüne konulup, bir türlü matematik dersini izleyememiştir. Ön sıralarda oturmalarını büyük bir bahtsızlık olarak nitelendiren Afife-Fatoş ikilisi, bunun aksini ispat edermişçesine hiç de kopya çekmezler yani(!)
Sık sık yetiştirme yurtlarına yaptığı ziyaretler, oradaki çocuklara aldığı hediyeler onun ne kadar insancıl ve yardımsever olduğunu kanıtlar. Herkes tarafından tanınmasını sağlayan pembe panter paltosunu da, bu yıl Van felaketzedelerine vermesi yardımsever Afiş’e olan sevgimizi bir kat daha arttırmıştır.
Afiş’i en çok kızdıran şey boş derslerde sınıfça söylenen güzide(!) şarkıları Nuri Bey’in beğenmemesi ve yaptığı ani baskınlar sonucunda, bu şarkılardan sadece arkadaşımızı sorumlu tutmasıdır.
Kendisine çok yakışan tatlı tebessümün ileride de hiç eksilmemesini diliyoruz. 3-B’den kucak dolusu sevgiler…
  2394 TAHİR ERGUN
2394 Tahir Ergun Sınıfımızın en uslu ve centilmen erkeği olan Tahir tüm arkadaşlarıyla dostça geçinmesini bilir. Ancak, centilmenliği yüzünden tüm öğretmenler tarafından sınıf tahtasını silmeye davet edilir. Dersleri genellikle düşler kurarak geçirdiğinden olacak, bazı çalışkan arkadaşların defterlerini toplama ve bir ay haciz koyma alışkanlığına sahiptir.
Gazete okumasını seven bu arkadaş, güncel olaylar ve toplumsal sorunlar hakkında bilgisini genişletmeye çalışmaktadır. Özellikle tarih dersinde konu anlatması ve uyuduğunu sandığımız bir sırada değişik düşüncelerle ortaya çıkmasıyla kendini belli eder. Bir parça da geç kalma alışkanlığına sahip olan Tahir, Nerelerdeydin oğlum? sorusuna ‘geç kaldım hocam’ yanıtını vererek, hocamızın ‘iyi ki geç kaldığını biliyorsun’ şeklindeki sözlerine hedef olmuştur. İskandinav ülkelerine ayrı bir sempatisi olan bu arkadaşımızın ereği Ziraatın ‘Süt Teknolojisi’ bölümünü kazanıp, her eve iki şişe süt projesini gerçekleştirmek!. İyi projeler ve mutlu günler, Tahir.
  2444 FİKRET SIĞINAN
2444 Fikret Sığınan Sınıfımızın gurur kaynağıdır. Çok yönlü bir insan olarak tanınan Fikret okulumuzun futbol takım kaptanı olması yanında saz ve trompet çalmasıyla da ad yapmıştır. Okul eşyalarını koruma kolu tarafından aranan Fikret’imiz sınıfın sıralarını sökmekten büyük bir haz duyar ve acı kuvvetini kanıtlar. Yıl başında gün aldığı ehliyet sınavına bir türlü girememiştir. Okul takımında ‘jilet’, sınıfta ise ‘kasap’ lakablarıyla tanınır. Sınıfta her grupta yer almasına rağmen İsmail, Gülçin, Volkan, Aydın, Şule, Nazlı grubundan ayrılamaz. Mobilyadaki ustalığını evlerdeki möbleler hakkında düşüncelerini söyleyerek gösteren arkadaşımız sonunda bu yüzden her evden kovulur.
Birinci dönem sonunda erkekler arası en az zayıf getiren Fikret’in yıllardan beri özlemini çektiği tek kırıklı karnesi büyük bir törenle kendisine verildi. Ehliyetini en kısa zamanda alması dileğiyle ilerdeki yaşantısında başarılar dileriz.
  2540 VOLKAN VURAL
2540 Volkan Vural Volkan tam adına yakışır bir karakterdir, birden parlayan sinirlenen fakat en sinirli olduğu zaman bile hoşgörülü olabilen, öfkesi bir sabun köpüğünün yaşamı kadar kısa süren bir arkadaşımızdır. Daha bu dönem sınıfımızın haydutlar kadrosuna dahil olan Volkan hem daha önceden tanımamız hem de sınıfdaki olumlu davranışlarıyla kalbimizde yer kazanmasını bildi. Sevgilileri arabalar, aşkı yarışlar, ümitleri de yarışlara katılmak! Sınıftaki emektarların arasında yaşça küçük olmasına karşın bazen onlardan akılca nasıl büyük olduğunu kanıtlar. Ama saygılıdır da. Liseye geçtiğinden beri haylazlıkta kimsenin üstüne olmamasına karşın hiç ihtar almamıştır. Edebiyat sınıfları içinde geçen yıl Fikret’ten sonra en fazla kırık getirdiği halde bunu ikmallerde nasıl verdiğine inanamamaktadır. Dansta sınıftaki erkeklerin en iyisidir. Arkadaşımıza hayatta bütün isteklerini en kolay yoldan elde etmesi dileğiyle başarılar…
  2544 İSMAİL KARAKOÇ
2544 İsmail Karakoç Sınıfın arka sıralarındaki bir araba sesi geliyorsa, bilin ki İsmail düşlerindeki MASERATTİ’siyle yeni bir yarışa katılıyordur. Bu müthiş araba sevdası yanında derslerini de biraz sevse! 3-B sınıfının haydutlarının en sevimlisi olan arkadaşımızın gülerken gözlerinin içi güler. Ustası onu imal ederken ufak bir yanlışlık yapmış olsa gerek ki, onun bir gözü mavi bir gözü yeşildir. Ve onlar sınıfımızın sembolü haline gelmiştir. Müziğe olan aşırı tutkusu yüzünden her hafta bir plak almadan yapamaz. Diskoteğini genişletmek için arkadaşlarından aldığı plakları da geri vermeyi hiç unutmaz! sağolsun. Koku kolleksiyonunun her gün ayrı bir parçasını kullanan İsmail’in son günlerde en çok Brut’ü kullanmasının nedeni ne acaba? Onu okulda Aydın, Şule, Gülçin, Fikret, Nazlı, Volkan’dan oluşmuş gruplarından ayrı görmeniz olanaksız gibidir. Bu arkadaşlıklarının devamı dileğiyle.
  2787 EMEL ÖZYÖRÜK
2787 Emel Özyörük Bu sessiz ve kendi halinde arkadaşımız sınıfımıza bu sene gelmesine rağmen kendini hepimize kabul ettirmiş ve 3-B’nin tabiriyle havaya girmiştir.
Derslerde hocayı dinliyor gözükmesine rağmen yanında ve önündekilerle hocaya farkettirmeden sohbet etmekte çok ustadır.
Herkesin çatışma halinde olduğu uykusuz ve sinirli imtihan günlerinde, o heyecan içinde dahi Emel çevresiyle ilişkilerini barış içinde sürdürecek kadar sakin ve sabırlıdır.
Sene başından beri beş dakikada bir düşürdüğü kalemtraşları yerden toplama görevini Hülya’ya vererek onu canından bezdirmiştir. Ayrıca İngilizce imtihanlarında çevresindekilere sürekli akıl danışmasıyla da tanınır. Okula devam yönünden içleracısı olan 3-B’nin bu konuda medar-ı iftiharlarındandır.
Kendisine ne olmak istediğini sorduğumuz zaman liseyi bitirmekten başka amacı olmadığını, ama kazanırsa üniversiteye girmeye de niyeti olduğunu söyleyen bu iyi kalpli, cana yakın arkadaşımızı yolun sonuna geldiği için kutlarız.
Emel’e yaşamı süresince karşısına kendisi gibi kolay anlaşılan, arkadaş canlısı kimselerin çıkmasını, ömür boyu sonsuz mutluluk ve başarıların sahibi olmasını diliyoruz.
  2829 GÜLÇİN SADE
2829 Gülçin Sade Gülçin hareketli, neşeli, cıvıl cıvıl ve sözünü sakınmayan cici bici bir kızdır. Ama sakın ha, onu öyle göründüğü gibi suya sabuna dokunmayan bir kişi zannetmeyin. Dişlerini göstermeye görsün, benim diyen önünde duramaz. Çok dikkati çektiğinden midir? “sarılık illeti” bula bula onu buldu. Tabii kısa sürede dişlerini gıcırdatmaya başladığından zavallı sarılık selameti kaçmakta buldu. Derslerde önüne acayip şekiller çizip, içine sayılar doldurmaya başladıysa, bilinki sıkılmaya başlayan ruhunu eğlendirmek için son umarları zorlamaktadır. Sınıfta herkesi sevmesine karşın İsmail, Şule, Aydın, Nazlı, Volkan ve Fikret’ten ayrılmaz. Belirtmek isterim ki tavlada erkeklere taş çıkartır, ayrıca iyi kağıt falına bakar. En büyük umudu bir an önce liseden tasını, tarağını toplayıp gitmek, sonra eşyalarını O.D.T.Ü. Psikoloji Bölümüne atmak olan Gülçin’e tası ile tarağı ile kazasız belasız! yıllar.
  2845 SELMA ONGANKUL
2845 Selma Ongankul Neşeli sınıfımızın, güleç yüzlü bir kızı daha. Evet, Selma’nın en göze çarpan özelliklerinden birisi de bu. Yüzünden eksik olmayan kendine örgü, tatlı gülüşü. Televizyondaki “Vadideki Hayat” dizisinden sonra arkadaşları tarafından “Kathy” diye adlandırılmıştır. Renklere olan aşırı sempatisini giydiği kazaklar, çoraplar, kullandığı kalemler ve bindiği arabalardan(!) anlayabiliriz. Ama kontrollerde çoğu zaman Nuri beyle, Leman hanımı atlatmayı başaramamıştır. Dürüst olmaya, açık konuşmaya gayret eden ve bunu en az hatalarla başaran Smiling Face’mizin sahip olduğu bu yeteneğini iyi kullanacağından eminiz. Gülerek fotoğraf çektirmek en hoşuna giden merakıdır. Ayrıca kendisi de fotoğrafçılığa meraklıdır ve amatör olarak çok değerli yapıtları(!) vardır.
Kathy’mizin vazgeçemediği diğer bir tutkusu da “Moonshadow” ve “yesterday” i saban aksam dinlemektir. Cumartesi, Pazar günleri sürekli olarak gezen Kathy son günlerde İspanyolca ve diğer dillere merak sarmış, sınıfımızın bütün tepkilerine rağmen üniversite formuna onlarıda yazmayı ihmal etmemiştir.
On ay dinlenip iki ay çalışan Selma her şeye rağmen bütünleme sınavlarını uykusuzluktan şişmiş ve morarmış gözlerle başarılı bir şekilde bitirir.
Hayat dolu, cıvıl cıvıl, bu şirin arkadaşımıza yaşamı boyunca o şen kahkahalarının eksilmemesi dileğiyle…
  2847 HÜLYA BANKOĞLU
2847 Hülya Bankoğlu Sabahları ders zili çaldıktan uzun bir süre sonra, dersi yarıda keserek sınıfa giren üç cici kızlardan birisi de bizim tatlı dilli, güleryüzlü, sevimli Hülya’mızdır. Sınıfımızın yatılılar grubuna dahil bu güzel sesli elemanı uyumayı hiç sevmez(!) Birazcık uyuduğu zamanlarda etrafdan rahatsız edilmek onu çok sinirlendirir. Ders saatleri dışında Şule ve Şebnem ile birlikte sözleri kendilerine ait olan şarkılarla sınıfa müzik ziyafeti verirler. Onun türk sanat müziğine duyduğu büyük hayranlığını kitaplarına yazdığı şarkı sözlerinden anlayabiliriz. Sınıfın sevilen simalarının başında gelen bu arkadaşımız okulu çok sevdiğinden olacak (!) tatil günlerini iple çeker ve “Ah bu okul çekilmez” adlı şarkısıyla hislerini açığa vurur. En büyük derdi derste hoca not yazdırırken bu notların önünde oturan Afiş tarafından çekilip alınmasıdır. Böyle anlarda da “Senin vicdanın yok mu” isimli parçayı tüm içtenliği ile söyler. Tatlı Hülüş’ün en çok sevdiği derslerin başında tarih gelir(!) Her tarih yazılısından önce “Hiç çalışmadım, eh Afiş bir söylemezsen” diyerek Afife’yi tehdit etmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Bu yılki modaya uyarak yaptırdığı dişleri hepimizin beğenisini kazanmıştır.
Bu neşeli arkadaşımızın geçen sene okuduğumuz psikoloji dersine duyduğu aşırı sevgi onu ileri de psikolog olmaya zorlamıştır. Hepimizin dileği onun bu idealine erişmesidir. Her şey gönlünce olsun Hülya…
  2849 LEYLA ÖZYÖRÜK
2849 Leyla Özyörük Şirin yüzlü, sempatik hareketli bir arkadaşımız kısa zamanda bütün yönleriyle kendini herkese sevdirmiştir. Güzel, uzun saçlarıyla bize hergün kordela defilesi sergilerken değişik kıyafetleriyle zevkine hayran bırakan arkadaşımız, yüzünden eksik olmayan tebessümü ile de en karamsar kişiyi bile neşelendirme özelliğini taşır, Boğaziçi tutkusundan başka istanbul’a olan aşırı sevgisinden dolayı her tatilini İstanbul’da geçirmekten çok mutlu olduğunu, tatillerden önceki hareketlerinden rahatça anlayabiliriz. Bu yıl Hande sayesinde İngilizce öğretmeninden 4 kere “shut up, Hande and the girl next to her” uyarısı dışında öğretmenlerden herhangi bir ihtar almamakla beraber salt disiplin kurulundan 6 ihtar (2 tektir) 1 tart aldı! dersek herhalde şaka yaptığımız hemen anlaşılır. Mutlu yarınlar…
  2937 ÇİĞDEM KILIÇBAY
2937 Çiğdem Kılıçbay Günün önemli olaylarını yalanlarıyla beraber duyuran sınıfımızın ufacık tefecik tatlı Çiğdem’idir. Kendi sesini çok taktir ettiği boş bulduğu her aralıkta avaz avaz gırtlak yırtmasından anlaşılır. Ön sıraların en iyi defter tutan kişisidir. Ama ders boyunca ‘Hocam, biraz yavaş söyleyin.’ demekten kendini alamaz.
Ay ne gıcıksın Mecdi. Sen sus konuşma, bayramdan bayrama konuş.
Afiye’ye bakın eğleniyor, bırakın eğlensin.
Bu sözlerin yaratıcısı kim olabilir, tabii ki Çiko. Zaten kendi adından adlar türetmede üstüne yok. ‘Çiko’ ‘Cici’ ‘Çidoş’ bunlar arasında. Son zamanlarda sözcük türetme oyununa da merak sardı. Millete sataşmak huyundan bir türlü vazgeçmeyen Çiğdem, onun sevimli(!) şakalarına en iyi dayanan Aylin’e sataşmaktan kendini alamaz. Bir de küsme huyu vardır, ama fazla dayanamaz, konuşur. Kızların beden dersi kaptanı olan ‘Çiçi’ bu sayede Nuri beyin gözüne girmeyi başarmıştır. Spora çok yatkın olup, iyi bir koşucudur. Derslerine gayretli olan arkadaşımız, televizyondaki dizi filmleri, Türk filmlerini ve bilgi yarışmalarını hiç kaçırmaz. Taktığı gözlüğüyle daha sevimli olan afacan Çiğdem’e ömür boyu başarılar ve mutluluklar dileğiyle.
  2941 ŞEBNEM SÖLPÜK
2941 Şebnem Sölpük “Kara basma iz olur, kara basma iz olur.” “Güzellerde naz olur, güzellerde naz olur.”
İşte bizim tatlı Şebo’muz güzel sesiyle herkesi neşelendirmeye çalışıyor yine. İmtihan günlerinde bozulan sinirlerimizi düzeltmede, neşeli sınıfımıza neşe katmakta bayağı başarılı olan Hülya-Şule-Şebnem üçlüsünün güzel saçlı, tatlı sözlü Şebnem’i “vur patlasın, çal oynasın, bu okul böyle geçer” parolası ile hem okumayı hem eğlenmeyi bir arada sürdürmeye çalışan ve bunda da hayli başarılı olan dünya tatlısıdır. Güzel ve iyi koşması ile değerli muavinimiz Nuri Bey’in bir hayli dikkatini çekmiş ve bütün kız öğrencilere örnek olarak gösterilmiştir.
Genellikle tatillerini İstanbul-Uludağ, Eskişehir’de ailesine olan özlemini gidermek amacıyla geçiren Şebo, ileride mimar olmak istemekte. Ankara’yı çok sevmesine rağmen, bu nedenden dolayı ayrılması hepimizin üzüntüsüdür. Çok doğru sözlü olması ve dobra dobra konuşması ile okul içindeki bazı şahısları kızdırmasına rağmen, tatlılığıyla tekrar kalplerini kazanmada hayli başarılı olmuştur. Etüd saatlerinin tatlı sohbetlerini ve sebep olduğu uykusuzluğu bilhassa imtihan günlerinde Şebo’nun yüzünden gayet iyi anlayabiliriz.
Hayatın boyu karşına senin gibi neşeli, mutlu olmayı bilen, kaygısız insanlar çıksın. Mutlu ve başarılı ol.
  2947 GÜL ULUSOY
2947 Gül Ulusoy Sınıfımıza bu sene fen şubesinden transfer olan Gül, bunun nedenini fizik dersinden kolay geçmek şeklinde açıklamıştır.
Sınıfımızın Twiggy’si Gül her teneffüs elinde tostla görünmesine rağmen kilo almayı bir türlü başaramamıştır. Sene başından beri haftada üç kez değiştirdiği saçlarının girmediği model kalmamıştır. Dersin ortasında yaptığı espirilerle, hocalarda dahil bütün sınıfı kahkahaya boğar, fakat kendisi espiri yapmadığı iddiasındadır.
Bol bol gezmeye, her nedense mobilya beğenmeye, kahkaha atmaya, Kathy’yi gıdıklayarak dersin ortasında kahkaha attırmaya, konuşmak yerine mektuplaşmaya bayıldığı gibi, her yazılıdan önce güzel sesiyle “Ben kalender meşrebim” sarkısını söylemeye ve her dakika yapılacak yeni muzurluk bulmaya hazırdır. Sabahları sınıfa bacakları kırıla kırıla girer. Bunun yorgunluktan mı, yoksa okulu sevmemesinden mi olduğu hala anlaşılmamıştır. Bağımsız bir karaktere sahip olan Gül, herkesin olduğu gibi görünmesinden yanadır. Kopye çekme sanatını tüm inceliklerine kadar öğrenmiş olan Gül’ümüz bu sayede derslerini bir ölçüde düzeltmeyi başarır.
Çok yönlü bir kişiliğe sahip ve devamlı değişiklikten hoşlanan Gül kısacası neşeli, hareketli, canlı bir arkadaşımızdır. Tüm yaşamının neşe içinde geçmesi dileğiyle…
  2964 NECİL BEKİROĞLU
2964 Necil Bekiroğlu Necil tüm arkadaşları tarafından sevilip sayılan, sınıfımızın, giderek okulumuzun en tanınmış kişisi. Tam 14 yıldır Ankara Kolejinde olduğunu söylüyor. Hemen her defasında değişik sınıflarda okumuş, böylece sağlam bir tecrübe sahibi olmuş. Kendine göre bazı prensipleri var. Örneğin sabahları geç gelmek, dört gün gelip üç gün gelmemek, vs. vs. Şaka bir yana çok dolu bir yaşamı var, Necil’in, Voleyboy oyunculuğu sayesinde yurdumuzun pek çok ilini görmüş. Hoşgörüsü, saygın görünümü, sesinin inandırıcı tonu, düşüncelerini içten geldiği gibi söylemesi başlıca özelliklerinden. Bu arada sanatçı bir yönü daha var. Yaptığı resimler tabii. Hepsi düşünce dolu. Genellikle siyah-beyaz ve modern resim yapar. Dersin ortasında yükselen o çocuksu kahkahaların sahibini mi merak ettiniz? Kıpkırmızı olmuş yüzüyle Necil’i görürsünüz. En sevdiği şehir mi? İstanbul. İstanbul’un balıkçılarını, satıcılarını çok sever, özellikle “çiçek pazarını”. Necil öyle biri ki herkesin dostu, arkadaşı. 3-B sınıfının ağabeysi. Bir zamanlar Naci babamız vardı, emekli oldu. Şimdi de Necil ağabeyimiz emekli oluyor, değil mi Necil?
  3000 ZİYA SÜKUN
3000 Ziya Sükun 3-B’nin kendine en çok özen gösteren “smart man”ı Ziya, saçlarının her zaman kendi halinde bulunduğunu iddia ediyorsa da, 3-B gene de şüphelenmeden yapamaz. Nüveyt’le beraber İstanbul’a yapılan sık geziler genellikle parlak geçer. Ziya’da İstanbul’a yerleşip erken kazanmak bir sabit fikir halindedir. Zaten gazete muhabirliği anılarının İstanbul’da olması ve bu anılar arasında “Sultan Ahmet”in apayrı bir yer tutması da başka bir bağ olsa gerek.
Kendisine lise sonrası için bir soru sorulacak olursa “iyi yaşam, zevkli giyim, kaliteli yerler, kaliteli insanlar” cevabı alınır. Sanat yönünün kuvvetli olması ve olgun insan görünüşü onun bu ideallerini gerçekleştireceğini gösteriyor. Konuşurken genellikle aklı başında ve karşısındakine kendini dinletebilen bir ses tonuna ve stiline sahiptir, özellikle ilk tanıştığı kişiler onun “kafaya alma” yeteneğini farkedebilirler, ancak çok geç kalmış da olabilirler.
Bundan sonra da iyi bir yaşantı dileriz Ziya; başarılı olacaksın.
  3001 SERAP ÖZELSOY
3001 Serap Özelsoy Sınıfımıza bu yıl gelen Mısır Fatihi Serap daha ilk günden tüm sınıfın sevgisini kazandı. Mısır’da İngiliz okulunda öğrenim görmüş olduğu için İngilizcesi, özellikle konuşması çok iyi. En büyük zevki her hafta bir roman alıp okumak. Müzik dinlemeyi de seviyor. Diğer bir özelliği de saçlarına gösterdiği özen. Bu arada giyimine ve formuna da özen gösterir. Mısır’dan getirmiş olduğu güzel deri çantaları da dikkatimizi çeker. Sınıfta yanında oturan Çiğdem’le anlaşamadıkları bir konu geçiş sorunudur. Serap’ın her teneffüs tuvalete, saçını taramaya gitmesi, sandalyesini yerinden oynatmak istemeyen Çiğdem’in sinirlenmesine neden olur. Diğer yanında oturan Zerrin’le çok kısa bir süre içinde sağlam bir arkadaşlık kurmuştur. Kara kaşlı, kara gözlü, buğday tenli Mısır güzeli Serap’a yaşam boyu mutluluklar ve sağlam dostluklar dileğiyle.
  3020 EROL UĞURLU
3020 Erol Uğurlu Okulumuzun tanınmış kişisi, namı-diger “Salça” ya da “Kınalı Kuzu” olan Erol’umuz sevimli hareketleriyle sevgimizi kazanmıştır. Her ne kadar “Hiç bir şey çalışmadım” diye okula gelse de birtakım üstün hünerler sonucu sınavlardan yeteri derecede notlar almayı başarır. Kendi deyimiyle “Halk Çocuğu” olan arkadaşımız, Ankara Kolejinden mezun olacak bu yıl, ama erken yaşlarda atıldığı “Hayat Okulu”nu yıllar yılı deneylerine deney katarak sürdürecek. Harçlığını çıkarmak için yaz-kış çalışan Erol geçen yaz sattığı ünlü “Erol ağa patates kızartması” ile Tunalı Hilmi cad. sosyetesinin karınlarını doyurmakla kalmayıp, gönüllerini de fethetti. Diğer bir özelliği de teknik işlerden anlaması. Devamlı pürneşe gözüken bu arkadaş duygusal bir kişidir de. Bir de eskiler bilirler(!) emekli atletlerimizdendir Erol, atletizmin hemen her dalında dereceleri olmuştur. Laf aramızda, Nuri beyin gözdelerinden olduğu için bu yıl ‘0’ numara! saçlarıyla kontrollerden geçmeyi başardı. Yaşam uğraşında başarılar sana Erol, tüm dileklerin gerçekleşsin, mutlu ol.
  3045 ERGÜL KARAİSMAİL
3045 Ergül Karaismail Sınıfımıza Almanya’dan geçen sene gelen Ergül, Almanca bilgisiyle Necati Beyin gözdesi olmuştur. Genellikle gayretli bir öğrenci olan Ergül’ün tarih dersiyle başı hep derttedir.
Bak, vallahi bu pazartesi rejime başlıyorum, göreceksiniz nasıl zayıflıyorum. Bu sözleri hafta başında Ergül’den duyarız ama öğle teneffüslerinde bir elinde coca-cola, bir elinde çok sevdiği çikolata ile kantinin kapısında belirir.
Çoğunlukla sakin bir arkadaşımız olan Ergül arasıra Kathy tarafından kızdırılır. Hayvanlara karsı aşırı bir sempatisi vardır, diğer bir özelliği de çok şık giyinmesidir. Kıyafetlerini kapı komşusu yaptığı Almanya’dan alır. Kıyafetleriyle olduğu kadar saçlarının bakımıyla da çok ilgilenir. Üzerleri güzel resimlerle kaplı klasör ve defterlerinin sayfaları Kathy tarafından en kısa zamanda kirletilmiştir.
Müzik dinlemesini de çok seven bu arkadaşımız evinde zengin bir long-play kolleksiyonuna sahiptir. Vazgeçmediği topluluklar Boney M., Chicago ve Jethro Tull’ dır. Çok sevdiği cumartesi günlerini sabırsızlıkla bekler ve o günü en iyi bir şekilde değerlendirmeye çalışır.
Öğrenimini Almanya’da bilgisayar programcılığı üzerine devam ettirmek isteyen havalı arkadaşımıza iyi yolculuklar ve yaşam boyu mutluluklar dileriz.
  3203 SİLVANA ZADROVSKA
3203 Silvana Zadrovska This short and lovely Yugoslavian girl gained our hearts on the first days she came to our school. Also she attracted the attention of our teachers by her cleverness and intelligence in a very short time, by the help of her friends Mihriye and Sibel, she learned Turkish very well and became able to accompany us in our conversation. She likes Turkish music and people very much and sings the song “Tatlı, Tatlı” better than us. As she doesn’t attend the Turkish lessons she is our best helper, especially in history tests. With her green eyes, blonde hair long and thin body she is also a beautiful girl with her warm heart to everbody. As she will leave Turkey after she finishes our school. All of her friends, especially Mihriye and Sibel will miss this pretty girl very much as they are always together. This girl who won the sympathy of our teachers wants to study english in the future. We wish her all the best all through her life and we wish her to remember us as her best friends