262 BÜLENT TUĞRUL
262 Bülent Tuğrul  Sınıfımızın bir numaralı “smiling face”i Bülent, aynı zamanda bütün kızların gönlünde yatan prenstir. Fen derslerindeki başarısını fiziki görünümüne paralel olan parlak zekasına borçluysa da, sosyal derslerini büyüklerimizden örnek alarak Cihan, sıra ve duvarın kendisine katılmasıyla oluşan dörtlü bir koalisyon çalışmasıyla yürütmektedir.
Yarış arabalarına büyük tutkusu olan Bülent, bu arada küçük Volkswagen’ine de çok düşkündür. Ama bu düşkünlüğünü babası yüzünden tatmin edemediği zaman, arkadaşlarınında yardımıyla genişleyen Matchbox kolleksiyonu ile yetinir.
Bülent sınav geceleri ve hafta sonlarında düzenlenen King partilerinin değişmez üyesi olup ay sonlarının aranılan adamıdır.
Arkadaşlarına çok değer veren Bülent’i hiç kimseyi kıramadığından dolayı öğleden sonraları aramızda görmek oldukça zordur. Uzun uğraşmalar ve dil dökmelere karşın bu konuda kandıramadığı sınıfımızın efendi çocuğu Cihan’a sık sık takılarak intikamını acı şekilde alır.
İlerde iyi bir doktor olmak isteyen Bülent’e, toplum sağlığını düşünerek bundan vazgeçmesini rica eder, gelecekteki hastalarına tanrıdan rahmet dileriz…
  463 AYSUN ÖZYILMAZ
463 Aysun Özyılmaz  Sınıfımızda Aysun derler yeşil gözlü güzel bir kız vardır. Bu kız sadece güzel olmakla kalmayıp yardımseverliği, içten davranışları iyi kalbi, tükenmek bilmeyen dostluğu ve insan sevgisiyle de tüm 3-M’nin kalbini kolayca kazanmayı bilmiş bir kimsedir. Yalnız arkadaşları mıdır onu seven? Hayır tabiki… O örnek bir öğrenci oluşu, dersleri en ön sıradan dikkatle izlemesi, sınavlarda sınıf ortalamasının hayli üstünde notlar almasıyla hocalarında sevgisini kolaylıkla kazanmıştır.
Boş derslerde, tenefüslerde, hatta okuldan sonra onu arayan üç senelik sıra arkadaşı Tuğyan’la birlikte geçen yılki fizik hocamız Şadi Bey’in yanında dosyalar ve kağıtlar arasında gömülmüş olarak bulabilirler. Muavinliği bu denli benimseyip öğrenmesini biz Şadi Bey’in yerine göz dikmesine bağlıyorsak ta O bu işi ve hocasını sevdiği için yaptığını savunmaktadır.
Canınız mı sıkıldı? Bir derdiniz mi var? Ödevinize kapak mı yapılacak? Derste not mu tutamadınız? Paranız mı bitti? Hemen Aysun’a koşun, tüm sorunlarınıza çare bulacaktır o… Ama kendi derdi olduğunda kimseye söylemeden bir köşede sessiz sessiz üzülür. Sonra üzüntüsünün yersiz olduğunu anlar ve bulutlanan gözleri yine ışık saçarak hiç birşey olmamışçasına aramıza katılır.
İşte sevgili Aysun’umuzu ikiyüz sözcüğe ancak böyle sığdırabildik. Onu sonsuza dek sevecek ve anımsayacağız. Tüm mutluluklar onun olsun…
  570 SERDAR MALKOÇ
 570 Serdar Malkoç 3/M sınıfının en yakışıklı sessiz sakin delikanlılarından biridir. Kendisine çok yakışan sarı saçları ve O’na bir profesör havası veren gözlüğü ile arkadaşları arasında derhal dikkati çeker. Ciddi ve ağırbaşlı olmakla beraber zamanı gelince espirileriyle herkezi güldürür. Büyük bir ustalıkla kullandığı arabasıyla sınıf arkadaşlarını çiftlik Gölbaşı gibi mesire yerlerine götürmeye bayılır. Futbola olan aşırı düşkünlüğü yüzünden okul bahçesinde bir maç yapabilmek için elinden ne gelirse yapar. Çok zeki olduğundan dolayı fen derslerinde büyük başarı göstermesinin yanısıra sosyal derslerinde gösterdiği başarı ise hiç de küçümsenecek bir başarı değildir. Sınıfımıza bu yıl gelen Serdar hakkında daha fazla bilgi edinmek için tıpkı onun sık sık yaptığı gibi kütüphaneye başvurduk ve kendilerinin yerçekimini keşfettiklerini öğrendik. Aaaa… Pardon bu Einstein’mış. Hah! İşte Serdar kısmını bulduk: a) İnsanları çok severmiş b) Kağıt oyunlarında oldukça başarılıymış c) Politikayla pek ilgilenmezmiş d) Mavi güzel gözleri kendisine çok yakışırmış e) Arkadaşları O’nu çok sever ve mutlulukların en yükseğine layık görürlermiş…
  643 TUĞYAN ARPAÇ
 643 Tuğyan Arpaç İnsanlar vardır, ölesiye duygusal, insanlar vardır doğalarını unutmuşçasına akılcı. İşte böylesi güç bir dengeyi kurmayı başardın sen, Tuğyan…
Yaptığın yorumlarda, verdiğin kararlarda akılcılığın, mantığın, çok yönlü düşüncenin insanca düşünmeden, doğa vergisi duygulardan uzaklaşmadan sergilendiğini gördük.
İnsanlara sonsuz sevgini, güveni gördük. Umduğunu bulamadığın zamanlarda insanlara gücendiğin günlerde “Onları tanıdıkça köpeğimi daha çok seviyorum.” dedin. Çünkü sen almayı düşünmeden vermeyi amaçlayan, çıkarcı düşüncenin ötesinde bir sevgi anlayışını benimsedin. İşte biz de seni böylesi bir sevgiyle sevdik, elimizde olmadan…
Sen bu sonsuz sevginle yalnız insanları değil, hayvanları, köpekleri hatta çiçekleri, ağaçları, gökyüzünü, doğayı sevdin. Biz sende gördük bir köpeğin ne denli sevilebileceğini ve bir yüreğin ne denli yardımsever olabileceğini. Kısacası seninle algıladık dostlarımıza ne denli bağlanabileceğimizi.
İşte tüm bu özelliklerin, iyi yüreğin, kıvırcık saçların, sempatik yüzünle kazandın kalbimizi, sevgimizi. Umarız aradığın güzel şeyleri bulursun. Ama bulamasan da hiç aklından çıkarma belleğinden buralarda bir yerlerde verebileceğini vermeye hazır dostların olacak. Mutluluk çok uzağında değil ama, onu ararken sabırlı ol, başaracaksın, inanıyoruz…
  704 COŞAN AYAN
704 Çoşan Ayan  Sınıfın sağ tarafında duvar kenarında oturur. Dersleri büyük bir dikkatle dinler ve zil çaldığı zaman Özcan çikletini ağzına atarak çayhaneye iner. Eğer burada çevresinde birkaç bayan toplanmış asker traşlı bir vatandaş görürseniz bu Coşan’dır.
Sınıfımıza bu yıl katılan Coşan sene başında kişileri inceler gibi görünmesine karşın yarı yıla doğru tüm arkadaşlarla gerek kişisel gerekse güncel sorunlar konusundaki tartışmalarıyla içten bir havaya girmiştir. Coşan dürüstlük ve doğruluğu sınıf içindeki sakin tutumuyla tüm arkadaşlarının ve hocaların sevgisini kazanmıştır.
Tiyatroya, halk müziği ve halk ozanlarımıza duyduğu ilgi boş zamanlarını sanatla değerlendirmesine yol açar. Saz çalmayı seven, konserlere gitmekten hoşlanan arkadaşımız ayrıca çeşitli kitaplar okur. Fotoğrafçılık sevgili uğraşıdır.
Yaşamındaki en büyük amacı Hacettepe Tıp Fakültesine girmek olduğundan derslerine fazlasıyla önem verir. Sevdiği derslerin başında fizik, kimya, matematik gelir. Özellikle fizik dersinin yararına herkesi inandırmaya çalışır. Üniversiteyi bitirdikten sonra amacı doğuya gitmek ve halkımıza hizmet etmek olan Dost Coşan’ın bu amacını gerçekleştirmesini ve başarıya ulaşmasını dileriz.
  736 SİNAN KAYAALP
736 Sinan Kayaalp  Geçen yıl sınıfımıza sık sık gelip gitmesi ve bu ziyaretler sonucu 3/M’deki temiz arkadaşlığın farkına varması onda büyük bir sempati uyandırmış olacak ki bu yıl derslerde de aramızda görüverdik ve bu bizi son derece mutlandırdı. Eh! Kalp kalbe karşıymış çünkü bizde onu geçen seneki arkadaş toplantıları ve partiler sonucu benimsedik ve çok sevdik.
Uzun boyu, yetenekleri ve yoğun çalışmaları sonucu okulumuzun voleybol takımının başarılı oyuncularından biri haline gelmiş, böylece Sinan’ın da transferiyle sınıfımızdaki sporcu oranı daha da artmıştır.
El sanatlarına olan tutkusu, Hakan Özerkliğ tarafından meydana çıkartılarak, bu alanda gösterdiği beceriler herkesin takdirini kazanmıştır. Sene başından beri doldurup Amerika’ya gönderdiği formlar P.T.T. yi hayli zengin etmiş ve Amerika’dan, özellikle Oregon’dan sık sık söz etmesi hepimizde bunalımlar yaratırken Cihan’ın “Yavrum be! Bu adam da artık Oregon’lu oldu.” demesine yol açmıştır.
Onun en büyük dileği olan Oregon’a gitmesi bizi de sevindirecektir. Ama o olmazsa girmek istediği O.D.T.Ü. Endüstri Bölümünde de başarılar dileriz.
  793 KAMER ATALAY
 793 Kamer Atalay Kişiler vardır, kişilerin oluşturduğu topluluklar vardır ve bu topluluklarda kendilerini çeşitli yönleri ile kabul ettiren kişiler vardır… İşte Kamer’imiz kendini özellikleri ile sınıfımızda kabul ettiren ender kişilerden biridir. O ki sınıfımızın neşe kaynağıdır, derslerinde oldukça başarılıdır. Derslerinin yanısıra çeşitli uğraşlarda da başarılı olmasını bilen Kamer’in en büyük özelliklerinden bazıları arkadaş canlısı olması, sonsuz bir hoşgörüye sahip olması ve sanata karşı olan aşırı düşkünlüğüdür. Kamer biraz önce de belirttiğimiz gibi son derece arkadaş canlısı, kalp kazanmasını bilen ve kendini çevresinde sevdiren, herhalde bu nedenlerden olacak bütün arkadaş şakalarına sonsuz bir sabır ve hoşgörü ile karşılık veren bir kişidir.
Desinatörlükte büyük başarı kazanabileceği de bir gerçektir. Kamer biraz da evlerinin bir dağ köyü olan Keçiören’de olması dolayısıyla olsa gerek arkadaş toplantılarına pek katılmaz, katıldıklarından da erkenden ayrılmak zorunda kalır. En ciddi anlarda dahi gülümsemesi yüzünden eksik olmayan Kamer desinatörlük mesleğini terkederek hariciyeciliğe merak sarmıştır.
Müstakbel diplomatımıza sonsuz başarı ve mutluluklar…
  822 HAKAN ÖZERKLİĞ
822 Hakan Özerkliğ  Sınıfta müzik deyince akla ilk gelen isim Hakan’dır. Müzikten anladığını ve bateri çaldığını bizlere kanıtlamak için teneffüsler boyunca sıralarda sololar(!) yapar. Herkes tarafından sevilen Hakan bu kötü alışkanlığından ötürü sıraların nefretini kazanmıştır.
Saçlarına ve giyimine gösterdiği özeni derslerine göstermiş olsaydı hiç kuşkusuz okul birincisi olurdu. Ama o bu özeninin de hiçbir zararını görmemiş, yakışıklılığı sayesinde çok ilgilendiği kızların dikkatini çekmeyi başarmıştır.
Parlak zekası sayesinde zamansız ve tehlikeli ataklardan kendisini hor gördüğü sırası kurtarır. Bu yüzden umulmadık anlarda söylenen sözlerin kahramanını aramayın çünkü o çoktan sırasının altına girmiştir bile…Arabalara çok düşkündür. Hakan…”Araba” deyince sakın öyle Porche, Jaguar filan sanmayın!… Bu tip arabaların onarımı oldukça pahalı olduğundan, o kamyoneti yeğe tutar.
Çok açık(!) düşünceli biri olduğunu derslerde bile anlattığı fıkralarla kanıtlar. Bu aldırmaz ve de şamatacı görünümünün altında gerçekte çok duygusal olan kişiliği saklıdır.
Hakan’ın yaşamının her devresinde mutlu olmasını ve bateri çalmadaki yeteneğini daha da geliştirmesini dileriz. Allah komşularına da sabır versin.
  874 LEVENT SADIR GÜRBÜZER
 874 Levent Sadır Gürbüzer Levent hakkında çok şey yazılabilir aslında ama bütün arkadaşları tarafından tartışmasız kabul edilen özelliği mertliği ve hiç bir zaman şüphe duyulmayacak sağlam karakteridir. Bir çok ders dışı uğraşmalarından pek antrenmana gitmeden yürüttüğü atletizmde yurt içinde ve milli olarak gittiği dış ülkelerde çeşitli dereceler almış. Böylece hepimizin onunla gurur duymasını sağlamıştır. Bunun yanısıra profesyonelin kralı olmuş, çektiği üstelik banyosunu kendi yapıp bastığı fotoğraflar bizlerin de haklı beğenilerini kazanmıştır.
Bunların üstüne Levent deyince anımsayacağımız bir diğer konu da arabalar ve şoförlüktür. Hızlı bir sürücü olduğu hepimizce bilinen Levent bu özelliğinden ötürü ailesini parasal zorluklarla karşı karşıya bırakmış, babasının kesesinde büyük gedikler oluşmasına neden olmuşsa da şimdilik durumu idare etmeyi başarmaktadır.
Sınıfın bilumum üç kağıdında sınıf yönetim kurulu üyesi olarak şerefiyle en kısa zamanda bir ceza alacağı düşünüldüyse de bunun tersi olmuş ve bu da Hakan’ı düş kırıklığına uğratmıştır. Aslında Levent’te şimdiye dek hiç ceza almamış olmanın verdiği meraktan olacak bir kez olsun bunu denemeyi istememiş değildir.
Bizim elimizden Sevgili Levent’e başarı ve mutluluk dilemekten başka bir şey gelmiyor. İnanıyoruz ki o azmi ve vereceği doğru kararlar sayesinde kendi başarı ve mutluluğunu yaratmasını bilecektir.
  894 MEHMET ÖZBİLEN
 894 Mehmet Özbilen Sınıfta kendisini belli etmeyen Mehmet’in bu durumuna sakın aldanmayın, aldanmayın, ama aldanmayın. Yine de siz bilirsiniz. Mehmet güçlü kişiliği, güzel gözleri ve kusursuz yüz hatları ile birçok kişinin dikkatini çekmeyi başarmıştır, ancak başta da söylediğimiz gibi sınıfta varlığını ustalıkla gizler. Ancak bütün gizlemelerine karşın yorucu çabalarımızın sonucu onun spora, özellikle futbola olan düşkünlüğünü ortaya çıkardık ve işte bu satırlarla onu tanıyan herkese açıklıyoruz;
“Mehmet futbolu seviyor   Fenerbahçe futbol oynuyor  Mehmet Fenerbahçeyi seviyor”
Çalışkanlığıyla ve derslerdeki özellikle fen derslerindeki ve bilhassa sınıf içi illegal hareketlere katılmayışı ile hocaların haklı takdirlerini kazanmayı başarmıştır. Gür ve güzel sesiyle ve şaşkın bakışlarımız altında arada sırada söylediği Türk Sanat Müziğinin güzide eserleriyle kendisinin bu dalda olan iddiasını kanıtlamıştır. Atilla ve Sinan’la 3 yıldır çok yakın arkadaşlıkları vardır. Sessiz Mehmet’imizin ileride sesini her dalda duyurmasını ve ideallerinin gerçekleşmesini dileriz.
  963 DENİZ BALKAN
 963 Deniz Balkan Kişiler vardır, belli bir zümrede sevilir, kişiler vardır tüm çevrenin, tüm toplumun sevgisini kazanır, işte öyle bir arkadaşımızdır Deniz Balkan. Girmiş olduğu her toplumu neşe ve mutluluğa boğan, sebat ettiği herşeyi başarıya ulaştıran bir yaradılışa sahiptir. Bütün bunların yanısıra en ufak konuları kendine dert edinen bu arkadaşımız daima iyilik meleği gibi bütün kanatlarını arkadaşları için gerer ve onları mutlu görmek kendisini de mutlu eder. Hayvan sevgisi büyük olan bu arkadaşımız kedi ve köpeği çok sever. (Duyduğumuza göre Hayvanlar Cemiyetinin fahri başkanıymış !!). Derslerle arası onlar onunla iyi olduğu oranda iyidir. Yani karşılıklı antlaşma yollarına giderler. Özellikle Tarih!! dersini çok sever. Kendisinin iyiliklerini daha çok anlatmak isteriz, ama onun iyiliklerini anlatacak sözcükler henüz sözlüklerde yoktur. Kısacası dört dörtlük bir arkadaşımızdır. Bütün ömrü boyunca da başarılı olacağına inandığım bu arkadaşımıza sonsuz saadet, neşe ve mutluluk dileklerimizi tüm 3/M adına takdim etmek isteriz. Engin anılarının olduğu 3/M’den Deniz Balkan’ımıza sevgiler.
  987 AYDAN İKİNCİOĞULLARI
 987 Aydan İkincioğullari Bu sevimli arkadaşımızın en büyük tutkularından biri de Pop müziğidir. Sema ile ikisini her an yeni çıkan toplulukları ve şarkıcıları eleştirirken görebilirsiniz. Bu konuda bilgileri o kadar geniştir ki, çoğu kişi onların konuştuklarına yabancı kalır. Son çıkan albümleri dinlemek istiyorsanız Aydan’a uğramanız yeterlidir. Çünkü bu arkadaşımızın zengin bir plak kolleksiyonu vardır. Güçlü bir kişiliğe sahip olan ve ölçülü davranışlarıyla tanınan arkadaşımız inandığı şeylerde oldukça inatçıdır ve onu düşüncelerinden caydırmak zordur. Aydan ciddi görünüşüne rağmen neşelidir ve sınıfta yapılan gruplarla en çok gülenlerdendir. Arkadaşlığa çok değer veren ve yardımseverliğini özellikle sınavlarda gösteren bu çalışkan arkadaşımıza ömür boyu mutluluklar dileriz.
  1011 SEMA BAYBARS
 1011 Sema Baybars Sema deyince akla ilk gelen şey onun çalışkanlığıdır. Hazırlıktan beri iftihar listesinin değişmez üyesi olarak erişilmesi güç bir başarıya sahiptir. Özellikle fen derslerine yetenekli olan arkadaşımız, diğer derslerde üstün notlar alarak kendini hocalara sevdirmesini bilmiştir. Sema’nın okul dışında en önemli uğraşı müziktir. Paul Simon’un bir numaralı hayranı olan arkadaşımız kadar müziğe bu derece ilgi duyan bir kişi daha bulmak zordur. Zaten onun en büyük isteklerinden biri de yurt dışına çıkıp plaklarda dinlediği şarkıcı ve toplulukların konserlerini izlemektir. Pop müziği hakkında geniş bilgiye sahip olan bu arkadaşımızı boş zamanlarında eline geçirdiği müzik dergilerini Aydan’la birlikte büyük bir dikkatle incelerken görebilirsiniz. Bu sevimli arkadaşımızın tüm güzelliklerin kaynağı olan doğaya, özellikle çiçeklere karşı sonsuz bir sevgisi vardır. Bu arada onun insanlara karşı beslediği güzel duygulardan söz etmeden geçemeyeceğiz. Arkadaşlık onun için kutsaldır. O, arkadaşlarını çok sever. Onların sevinçlerini olduğu kadar, sorunlarını da paylaşmasını bilen gerçek bir arkadaştır. “Az konuş, yerinde konuş” sözünü benimsemiş, nadir kızlardan olan Sema, arkadaşları arasında ağırbaşlılığı ve olgun davranışlarıyla tanınır. En büyük emeli tüm dünyayı dolaşmak ve öğrenimini yurt dışında tamamlamak olan bu zeki ve tatlı arkadaşımıza hayat boyu başarı dileriz.
  1042 GÜRKAL VURAL
 1042 Gürkan Vural       Sınıfımıza bu yıl gelen arkadaşlarımızın içinde belki de en ilginç olanı Gürkal’dır. Gözlerinin renginin birbirinden farklı oluşu ve kızları kıskandıracak kadar güzel meçli saçlara sahip olması onu daha da sevimli yapmış, efendi ve ağırbaşlı bir kimse olarak da kendisini bizlere çabucak sevdirmeyi başarmıştır. Sene başında ilk kez tarih ödevini aktarırken keşfettiğimiz bir diğer özelliği de çok heyecanlı oluşudur. Öyle ki elinde tuttuğu kağıt parçası depreme uğramış bir yapı gibi sallanmış ve bu sadece bizim değil hocamızın da dikkatini çektiğinden bir olay haline dönüşmekten zor kurtulmuştur. Daha sonra Gürkal heyecanını ödev kağıtlarını bir sıranın üstüne koyup okuyarak gizlemesini bilmiştir. Son derece iyi kalpli olan Gürkal, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok sever. İyi nitelikleri sayesinde de bu sevgisi hiç de karşılıksız kalmaz. Dersleri büyük bir ilgi ile izleyip öğrenmeye ve iyi notlar almaya çalışan Gürkal’ın bu konuda başarılı olduğunu söylememek haksızlık olur sanırız. Kendisine hangi üniversiteye gitmek istediği sorulduğunda alınan ‘Birmingham’ yanıtı en çok bu kente özel sempatisi(!) olan Tuğyan tarafından beğenilir(!) Nerede olursa olsun biz onun dileklerinin gerçekleşmesini, gelecekte başarılı bir mühendis olmasını herşeyden çok isteriz. Mutlu bir yaşam dileğiyle…
  1062 SİNAN DOLUCA
 1062 Sinan Doluca Bir fen sınavı öncesi sınıfa girince önden ikinci sıranın çevresinde yoğun bir kalabalık göze çarpar. Bu kalabalık Sinan’a soru sormak, bir problem daha çözdürmek için sıra bekleyen arkadaşlarımızdan başka birşey değildir. Zavallı Sinan artık türev yada Uniform Circular Motiondan bıkmış ama yine de sorulan soruları yanıtlamaya hazır bir şekilde bir sağa bir sola laf yetiştirmektedir. Sinan’ın karnesi oldukça ilginçtir. Çok yüksek fen notlarına karşın ahlak ve tarih gibi çooook sevdiği derslerinde içinde bulunduğu bir takım düşük notlara da sahiptir. Sinan demek sadece akıl, mantık ve kafa demek değildir. O aynı zamanda hepimiz tarafından çok sevilen, yokluğunu hissettiğimiz, şakacı, sevimli ve sportmen bir insandır. Hatta yoğun derslerine karşın dört yıl önce masa tenisinde Ankara ikincisi olmayı başarmış. Ama sonradan derslerinin üstün gelmesi nedeniyle sporu bırakmış. Zaman geçince buna kendisi de pişman olmuştur. Oysa üzülmesine gerek yok. Çünkü o gerçek bir sporcunun tüm iyi özelliklerini hala taşımaktadır ve taşıyacağına dair inancımız sonsuzdur. Hiç kuşkumuz yok ki Sinan ilk seçeneği olan O.D.T.Ü. Elektrik bölümüne girecek ve okulumuzu ağabeyi gibi en iyi şekilde temsil edecek öğrencilerden biri olacaktır. Hatta diyebiliriz ki o ilk yüzün içine girecek kadar başarılı olacaktır. Tüm başarı ve mutlulukların onunla olması bizleri de mutlandıracaktır.
  1244 KAMİL AYRANCIOĞLU
1244 Kamil Ayrancıoğlu  Eğer bu yazıyı Kamil’i tanımak amacıyla okuyorsanız, yol yakınken vazgeçin çünkü o, kendisiyle konuşulmadan tanınamayacak biridir. Bakmayın siz, atalarımızın “Görünen köy kılavuz istemez” dediğine, Kamil’e şöyle uzaktan bakan onu masum yüzlü, sessiz ve sakin biri olarak görür. Oysa eğer onu bir “kılavuz” un önerisiyle yakından incelerseniz durgun görünüşüne tamamıyle ters düşen şeytanlık dolu pırıl pırıl gözlerini ve espri dolu konuşmasını farkedersiniz. Eğer biraz daha yakından incelemek isterseniz biz sorumluluk alamayız bu mesafeden sonrası sizin bileceğiniz birşey. Evet, dediğimiz gibi Kamil sınıfta esprileri ve fıkralarıyla tanınır.(3000’i aşkın fıkra bildiği belgelenmiştir). Espri yeteneğinin yanısıra özellikle fen derslerinde gösterdiği zekasıyla da dikkati çekmiştir. Kendisi bu yönünü çok iyi değerlendirmiş ve sene boyunca sadece sınav sırasında çalışmasına karşın bütün derslerinde başarılı olmuştur. Ders çalışmamaktan arta kalan boş zamanlarında özellikle belgesel kitaplar ve dergisel espriler okur. Sabahları sınıfımızın kapısını açma şerefini aylar boyunca kimseye bırakmayan “Mito”muzun gelecekte kırmızı kurdeleli fabrika kapılarını açacak yerlere yükselmesini dileriz.
  1342 MEHMET EKMEN
 1342 Mehmet Ekmen Tenefüslerde koridora çıkınca 3/M nin önünde yoğun bir kalabalık görülür. Hiç eksilmeyen bu kalabalığın sürekli kişilerinden biri de sınıfımızın sevimli bireyi Mehmet’ tir. Mehmet’in her sabah en az on dakika geç gelmesini hepimiz öylesine kanıksadık ki o bu belirgin özelliğini yitiripte erken geldiği günlerde hayret dolu bakışlar ve alkışlar arasında sınıfa girer. Sonra da sınıfın neşe dolu, azgın havasına kendini kaptırıp ya sağa sola tebeşir atmaya ya biriyle boğuşmaya, ya kızlara sataşmaya, ya da ciddileşerek Hüsnü ile satranç oynamaya başlar. Bu azgınlıklarının sonucu olarak da gözlüğünü bir kaç kez kırmasına karşın uslanmayı hala aklına getirmez. Ama biz onu bu çocuksu haliyle çok çok severiz ve hiç değişmemesini arzularız. Üstelik Mehmet böylesine çocuksu davranışlarının yanısıra gerektiğinde son derece ciddi olup sık sık yapılan sınıf tartışmalarına hararetle katılır. Akıllı, mantıklı Mehmet’in en belirgin özelliği ise konuşmasıdır. ‘R’ harflerini yutarak öylesine şirin bir şekilde konuşur ki bunu ona yakıştırmamak, sevmemek olanaksızdır. Eğer normal konuşmasaydı herhalde kendisini çok garipser, bu konuşmayı ona hiç yakıştıramazdık. Diğer bir özelliği ise başarılı bir yüzücü olmasıdır. Bu nedenle klübü olan ODTÜ tarafından kendisine verilen çantayı gururla taşır. Bizim dileğimiz onu ODTÜ’nün kitaplarını taşırken görmektir. Tüm mutluluklar senin olsun Mehmet…
  1406 NECİL ÖZTÜREL
1406 Necil Öztürel  – Çok iyi yaa! diyen birini duyarsanız işte sınıfımızın Neco’suyla karşı karşıyasınız, aman dikkatli olun! Ve eğer voleybolden hoşlanmıyorsanız hemen oradan uzaklaşın, çünkü Necil’in en sevdiği konu (usta bir voleybolcu(!) olduğu için) voleyboldur. Büyük otorite havalarında size hemen voleybol sorunları ve kendi önerdiği çözümlerden başlar. Akıcı İngilizcesi ve kusursuz Amerikan şivesiyle hepimizin hayranlığını kazanmış ve özel istek üzerine İngilizce derslerinde Ceasar’ın konuşmaları kendisi tarafından icra edilmiş ama ne yazık ki Ceasar’ın zamansız vefatı yüzünden hepimizin hevesi kursağında kalmıştır. Derslerde yaptığı çok yerinde ve harikulade espriler sadece bizleri değil hocaları da kahkahaya boğmaktadır. Boş derslerde ve özellikle sınav öncesi teneffüslerde 3/M sınıf korosunun konserlerini “Jean Perisson’a” taş çıkarırcasına kendinden geçerek, üstün bir başarıyla yönetir. Büyük bir tarafsızlıkla (her iki tarafa da söz vermeksizin) yönettiği açık oturumlar ile Müdiremizin bile takdirlerini kazanmıştır. Sınıfımızda herkesin sevgisini kazanmış yakışıklı Necil’imize sonsuz başarı ve mutluluklar dileriz.
  1502 CİHAN KARANCI
1502 Cihan Karancı  İşte sınıfımızın en cesur erkeği… Adı Kolej tarihine altın harflerle yazılacak milli bir kahraman. SAYIN VE DE SEVGİLİ BAŞKANIMIZ…… Sene başında başkan seçildiğinde hepimiz korku ile karışık bir heyecan geçirdik. Çünkü Cihan’ın dürüst karekterinin bu görevle uyuşamayacağını sanıyorduk. Oysa o, bizleri yanıltıp bu özelliğini hiçbir şekilde yitirmeden, 3/M sınıf başkanlığı gibi bir tehlikeyi pek kolay olmamakla beraber atlatmayı bildi. Zaman zaman düş kırıklığına uğradıklarını söylemelerine karşın, efendiliği, düzenli çalışması, ağırbaşlılığı ve derse olan ilgisiyle bütün hocalarımız aslında onu severler. Kendisine olan güveni, onun sözlerini sakınmadan, dilediğince söylemesini, davranışlarında açık ve içten olmasını sağlar. Sanırız aşırı hırsı ve yenilgiyi kabullenememesini de bu sonsuz güvene bağlayabillriz. Sınıfta en büyük zevki üç yıl önceki voleybolculuğundan bahsedip ne kadar usta olduğunu söylemektir. Size tavsiyemiz, ilerde ünlü bir cerrah olmayı düşleyen Cihan’ın (eğer ölmek istemiyorsanız) muayenehanesinin çok çok ötelerinden geçmenizdir. Bugünkü çalışma azmini hiçbir zaman yitirmemesini, meslek yaşamında da bu günkü gibi düzenli ve başarılı olmasını dileriz.
  1557 LATİFE ÖZKARAMETE
1557 Latife Özkaramete  Tatlı bir gülüş içten bir kahkaha duyarsanız hiç kuşkunuz olmasın ki bu Nesli ya da Tuğyan’ın anlattığı şeylere gülen Latife’dir. Zaten bütün gün Aysun’u da aralarına alarak bol bol dedikodu yaparak eğlenirler. Latife sınıfımızın en az gezen kişisidir. Bütün gün evde ne yaptığını merak eden bizlere klasik Türk Müziği dinlediğini, kurgubilim kitapları okuduğunu ve çok güzel pastalar yaptığını söyler. Latife evde oturmanın yararını derslerdeki başarısıyla kanıtlamış, tarihten bile altı alarak sınıfın en başarılı öğrencileri arasında yer almıştır. Çok çok iyi kalplidir. Herkese elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışır. Özellikle en sıkıntılı anımızda bize açtığı krediler bir anda parasal durumumuzun düzelmesini, refaha kavuşmamızı sağlar. Bir de bundan ayrı olarak ön sırayı paylaştığı arkadaşları Nesli, Aysun ve Tuğyan’ın günlük badem kraker gereksinmesini karşılar. Böylece ne kendisi ne de onlar her gün karar verdikleri rejime başlayabilmiş olurlar. Bu yıl senelerdir kestiremediği saçlarını kestirerek kuaförden korkmadığını kanıtlayan Latife’ye yeni saç modelinin yakışmadığını söylemek haksız olur. Kimya ya da mimari dalında öğrenim görmek isteyen Latife’ye yaşam boyu mutluluk ve başarı dileriz.
  1616 ERTAN ERTUNÇ
 1616 Ertan Ertunç Ege bölgesinin incisi olan İzmir’de doğmasıyla gurur duyan okulumuzun yakışıklı ve de uykusuz jönlerinden Ertan derslerdeki sessizliğini de bu uykusuzluğuna borçludur. Uykusuzluğun genellikle çalışkanlara özgü olduğu düşünülür. Oysa Ertan ders çalışmaktan değil bol bol gezmekten dolayı uykusundan feda eder. Yakın arkadaşlarından biri olan Hakkı ile birlikte Anadolu’nu alarak sürekli gezer. Bu da Ertan’ın eve yalnızca yemeğe ve yatmadan yatmaya gittiğini açıkça ortaya koyar. Eve uğradığı bu ender zamanlarda ise en büyük zevki eniştesinin güzel kazaklarına el koymak ve bunları giyerek bizleri kıskandırmaktır. “Çok çalışmadan başarılı olmanın sırrı arka sıralarda oturmaktır.” fikrini oldukça benimsemiş olup yıllardır bunu uygulamaktadır. Bu uygulama da ona bol bol gezme olanağını sağlamıştır. Ertan da sınıfımızın sporcuları arasındadır. Bir zamanlar voleybol oynamış ve okul takımımızın başarılı oyunlarında büyük payı olmuştur. Şimdi ise sporculuğunu futbol ve basketbol maçlarında sınıfımızın as oyuncularından biri olarak sürdürmektedir. Umarız Ertan üniversite de çok çalışmadan başarılı olmanın yollarını aramaz. Çünkü bizler sağlam yapılarda oturmak istiyoruz. Yaşam boyu başarı ve mutlulukların hepsi onun olsun.
  1664 ATİLLA ATAÇ
 1664 Atilla Ataç İşte sınıfımızın en çok sevilen ve bu sevginin sonucu en çok takılınan bireylerinden biri. Parlak mavi gözleriyle tüm dikkatiyle dersi dinleyip, hocayı her an yanıtlamaya hazır bekleyen Sevimli Atillamız… Onun saf çocuksu görüşünün arkasında aslında cin gibi bir zeka saklıdır. Bu zekasını da fen derslerindeki başarısıyla kanıtlamayı bilmiştir. Bu arada anlamadığı bir konu kırık aldığı bir ders oldu mu o zaman Atilla’yı Sinan’a soralım. O daha iyi bilir. Çünkü böyle anlarda hepimizin olduğu gibi Atilla’nın da ilk baş vurduğu kişi Sinan’ dır. Sinan hiç kimsenin gösteremeyeceği bir sabırla ona yardımcı olur ve biraz olsun ikna etmeyi başarır. Böylece her ikisi de rahata kavuşurlar. O iş hallolunca öbür yanına dönen Atilla Mehmet’le nedenini yıllardır anlayamadığımız tartışmasına başlar. Çoğu kez sıraları paylaşamamaktan doğduğunu keşfettiğimiz bu tartışmaların hangi sırayı kapmak için yapıldığını hala anlayamadık. Bu yıl durmadan form doldurdu Atilla. Amerika’ya gitmek ve öğrenimine orada sürdürmek için. Ama aslında oraya gitmeyi gerçekten istemiyor. Biz onun bu kuşkusunun boş olduğundan ve en büyük arzusu olan ODTÜ’nün her istediği bölümüne hiç sıkıntı çekmeden gireceğinden eminiz. Evet… Atilla’yı ileride başarılı bir Makina Mühendisi olarak görmek dileğiyle verebileceğimiz tüm sevgiyi ona veriyoruz.
  1698 HAKKI ÖZKAN
 1698 Hakkı Özkan Kalkık bir burun ve çapkın çapkın bakan kara gözler Hakkı’yı kısaca tanımlamaya yeter de artar bile. Ama Hakkı için yalnızca “Yakışıklıdır.” deyip, o kadarla bırakmayız. Onun sert görünümünün altında yatan şipşirin kişiliğinden de söz etmemiz gerekir. Yaptığı güzel espirilerle de bu kişiliğini ortaya koyarak hepimizin sempatisini kolayca kazanmasına karşın arasıra yaptığı şakalar çok kötü fena bir şekilde kızmamıza yol açar. Sınıfımızın bir çok bireyi gibi o da zekası sayesinde fen derslerini başarıyla yürütüp küçük kağıt parçacıklarının yardımıyla idare etmeye çalışır. Arka sıraların neşesine neşe katan Hakkı da şu yıl sınıfımızı kasıp kavuran King fırtınasına tutulmuştur. Bu oyunda oldukça başarılı olduğunu savunup övünmesine karşın biz güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgilere dayanarak daha çok kaybettiğini söyleyebiliriz. Ama olsun kumarda kaybeden aşkta kazanırmış ki bunun Hakkı için tersi olması zaten beklenemezdi. Elektronik aletlere, özellikle saatlere büyük ilgisi olan Hakkı’nın bu tutkusu en çok Latife’ye dokunur, çünkü onun oldukça ayrıntılı saati sınıfımızın yaramaz çocuğunun pek bir ilgisini çektiğinden zavallı kızcağız zamanını bilmekte zorluk çeker. Blue-jean gömlekleri ve şık giyimiyle herkesin dikkatini çeken Hakkı’nın başarılı bir mühendis olacağına inanıyoruz. Dileriz ki en mutlu yaşam onun olur.
  1722 HÜSNÜ ŞEKEROĞLU
1722 Hüsnü Şekeroğlu Bu evladımız için ne desek bilmem ki? Zavallı fakir her nedense cenab-ı mevladan şans yönünden en ufak nasibini alamamış talihsiz bir yaratıktır. Faraza hocamızın birinin aklına şeytan sözlü yapma fikrini getirirse ilk kurban yüzde yüz Hüsnü’dür! Beden dersinde kasanın üzerinde takla atarken vücudun azami derecede takviyesi sonucunda, denge mefumu kalmaması yüzünden beyin üstü yere çakılır. Arkasında Hakan parazitlik etse kabak Hüsnünün başına patlar. Onu bu yüzden “yanlışlıkların kurbanı” olarak nitelendirebiliriz veya bunun yerine “hataların kurbanı” da diyebiliriz. Fakat Hüsnü kaderine boyun eğmemiş kör talihine karşı savaşmış ve nihayet bir pul kolleksiyonu yapmayı başarmıştır. Evet çok değişik bir uğraş olan pul merakına kendini kaptırmıştır – Ah dejenere gençlik ah…- Hüsnü boş zamanlarında yemek yer, teyp dinler ve bir de Tarih çalışır. O kadar dedik “Oğlum Hüsnü boşa çalışma ne yapsan ikmale kalacaksın” diye, ama dinletemedik. Eh bizden söylemesi. Az daha unutuyorduk bir de bu kerata çok çapkındır. Neyse biz buraya sansür çekelim ve diyelim ki: “Bak şeker çocuk sen bil ki 3/M’yi unutacaksın ama 3/M seni unutmayacak. Elveda Hüsnü…
  1756 NECATİ İLGÜN
 1756 Necati İlgün Necatileşmesene lan! Sınıfımızda oldukça sık kullanılan bu deyim arka sıranın pencere köşesinde oturan Necati örnek alınarak uydurulmuştur. Oysa zaman zaman sorduğu sorular haricinde kendisiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur.
Uzun yıllardır Levent Gürbüzer ile olan dostluğunu sınıfın arka sıralarında da sürdürdüğünden olacak hocalarımızın dikkatlerini biraz fazlaca çekmiş bu da Necati’ nin yararına değil de daha çok zararına olmuştur. Necati hepimizin çok hoşuna giden sevimli kahkahalarıyla sık sık okkanın altına giren ve kaza sözlülerine kalkan kurbanlardan olmuştur, ama tüm uğraşılarına karşın Hüsnü’nün rekoruna yaklaşamamıştır.
Sınıfa getirdiği fotoğraf makinasıyla çektiği fotoğraflar sayesinde hepimizin, sınıfın sıra, pencere, kapı, duvar resimlerinden oluşan geniş bir koleksiyonu olmuştur. (Bakınız şekil bir)
Çeşitli fırsatları değerlendirerek (yada fırsatları kendi yaratarak) king, poker ve diğer tüm kağıt oyunu gruplarına katılır.
Bu neşeli arkadaşımızın dilediği yüksek öğrenim kurumuna girmesini ve mutlu, başarılı bir yaşam geçirmesini dileriz.
  1783 FİGEN KACAR
 1783 Figen Kacar “- Tayfun, hadi çay içmeğe gidelim.” İşte sevgili FİFİ’mizin en sık kullandığı cümle. Her zamanki, fıkır fıkır, yerinde duramaz hali yüzünden teneffüslerde sınıfta oturmaktan nefret eder. Bu yüzden de tüm sevimliliğini ve de bizleri ‘içi geçmişlikle’ suçlayan sözlerini kullanarak hemen her teneffüs en az birkaç kişiyi bahçeye hiç değilse kantine inmek için kandırır. Ender olarak bunda başarı sağlayamazsa o zaman Arzu’yla tuvalete giderler ve bütün teneffüs orada kalırlar (Acaba, o kadar çabuk ne yapıyorlar diye merak edenler içerideki o yoğun duman yüzünden meraklarını tatmin edememişlerdir)
Sınıflararası bir sevimlilik ve neşe yarışması yapılsaydı hiç kuşkusuz Figen açık farkla birinci gelirdi. Öylesine cana yakındır ve arkadaş canlısıdır. Sınıftaki herkes onu, o herkesi sever.
Figen, bütün yıl boyunca yeşil gözlerinin güzelliğini saklamayacak bir gözlük aramış ve sonunda bulmuştur. (Böylece okulun çevresindeki dilenciler sayemizde bir haftalık kazançlarını bir günde çıkartmışlardır?)
Fifimizin, yaşam boyunca neşesini, çocuksu davranışlarının altında saklı kalmış duygusallığını korumasını ve mutlu, çok mutlu olmasını dileriz.
  1875 AYTEN ÖZGÖKÇEN
 1875 Ayten Özgökçen Ayten mi? Sınıfımızın biricik domates güzeli. Buna rağmen tuttuğunu koparan bir kişiliğe sahip olduğu için, biz onun ve işin üstesinden geleceğine inanıyoruz. Teneffüslerde şarkı söylemek, saçını taramak en büyük zevkidir. Ayrıca bu arkadaşımız sınıf toplantılarından hiç eksik olmaz. Niye mi diyeceksiniz, amaç herkesi kıskandırmak. Şaka bir yana hakikaten Ayten arkadaşımız neşeli şen şakrak aynı zamanda büyük bir taklit kabiliyeti olan, sınıf toplantılarına renk katan, aranan bir kişiliğe sahiptir. Bu arada simitide eksik olmaz. Ona simitkolik dersek yalan olmaz. Fakat simit ile de yetinmez ev işlerine ilgi gösterir. Kek çörek yapmayı sever ve becerir. Giyimine de özenir. Zevk sahibi olduğu hanım hanımcık giyiminden bellidir. Ayten, insancıl ve temiz bir kalbe sahiptir. Çok iyi niyetli olması nedeni ile kendisine yapılan bütün eleştirileri hoş görü ile karşılamasını bilen geçimli bir insandır. Ondan bahsedilince bütün iyi nitelikleri ile beraber tebessüm eden canlı tatlı bir dost gelir aklıma.
  1913 NESLİHAN ÇELEBİ
 1913 Neslihan Çelebi Sevimli Nesli’mizi anlatmaya nereden başlıyacağımıza karar vermek oldukça zor. Bunun tek nedeni de onun biraz fazlaca yönlü olması sanırız. Nesli deyince aklımıza ilk önce spor gelir. Hemen hemen sporun her dalında bir uğraşı vermiş ve bu uğraşılarını okul ve hatta Ankara çapında dereceler elde ederek süslemiştir. Özellikle atletizme yıllarını vermiş ve bu nedenle herhangi bir yarış oldumu Nuri Turan’ın ilk baş vurduğu kimselerden biri haline gelmiştir. Kışın buz pateni ve kayak, yazın ise yüzme en büyük zevkidir. Bu nedenle onu buzlu tatil günlerinde Gençlik Parkının havuzunda görme olasılığınız büyüktür. Hava ısınınca ise Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestra’sının konserlerinde arayın onu, orada büyük zevk duyduğu klasik batı müziğinin yumuşak melodileri arasında kaybolmuş olarak bulacaksınız. Dürüsttür Neslihan, haksızlıktan nefret eder. Hangi şartlar altında kim olursa olsun haksızlığa uğrayanın yanında yer almış, savunusunu yapmıştır. Bundan sonrada yapacaktır. Nesli’yi ileride başarılı bir doktor olarak görmek en büyük dileğimiz. Çünkü o hele 59 model (!) bir MURAT’ı olursa her an halkının hizmetinde, insanlığa yararlı olacaktır. Mutluluklar…
  1915 DENİZ ESENTÜRK
1915 Deniz Esentürk  Sınıfımızda, yatakhaneyi tek başına temsil eder. Deniz sadece bu alanda değil birçok alanda temsil yeteneğini gösterir. Mesela Türk öğrenciliğini gurbet ellerde, Belçika illerinde kısa sürede olsa başarı ile temsil etmiştir. Yatılı olmanın verdiği bütün nimetleri değerlendirmeyi çok iyi bilen Deniz, özellikle televizyondaki Türk filmlerine karşı olan aşırı düşkünlüğü ile tanınır, öyle ki ertesi gün Fizik yazılısı olsa bile aldırmadan filmini seyreder. Bu düşkünlüğünden dolayı yatakhanedeki arkadaşlarından birçoğunu peşinden sürüklemiş ve kararlılığın oluşturduğu en büyük başarıyı sağlayarak yatakhanemizin bir televizyona kavuşmasını sağlamıştır. Büyük bir alçakgönüllülükle istememesine karşın biz yine de gelecek yatılı nesillere duyururuz. Babasının mesleği dolayısıyla birçok yer gören Deniz, buralarda gördüklerini anlatmaktan büyük zevk alır. Genellikle sessiz ve sakin tanınmasına karşın civarında oturanlardan bunu onaylamalarını beklemeyin. Çünkü Deniz yakın çevresinde haşin davranışlarıyla bilinir. İstanbul’da devam etmek istediği öğrenim hayatında ve bundan sonraki yaşamında sonsuz başarılar.
  1927 HİREM TÜMEN
1927 Hirem Tümen  Sevimli yüzü, gülen gözleri ve kumral, kısa saçlarıyla sınıfımızın selvi boylu bir öğrencisidir. Onu çoğu kez derslerde bir başka dersin notlarını deftere çekerken görebilirsiniz. Haksızlığa uğradığında yenilgi kabul etmeyen, sessiz görünüşünün altında her türlü yanlış davranışa boyun eğmeyen bir yaradılışı vardır. Kompozisyon derslerinde savunduğu fikirler bazı kişilerce onaylanmasa bile o, inandığı şeyin doğruluğundan hareket ederek sözlerinde değişiklik yapmaz. Tutarlı davranışlarıyla hemen her öğretmenin sevgisini kazanmış, elinden geldiğince dersleri öğrenerek not almaya çalışan bir arkadaşımızdır. Yoklamalarda öğretmene kulak kabartmayışı yüzünden yerine, yanıbaşında oturan Coşan “burada” der. Derslerdeki dalgınlığı, arkadaşlar tarafından eleştirilere uğramasına yolaçar. Bilimle ilgili kitapları, saz dinlemeyi, tiyatroyu ve klasik müziği çok seven Hirem, okul içinde de edebiyat ve kültür kolu çalışmalarına katılmıştır. Her zaman herkese karşı dürüst tutumlu arkadaşımızın, istediği üniversite olan O.D.T.Ü.’ nün ekonomi ya da işletmecilik bölümüne girmesini ve tüm yaşamı boyunca mutlu olmasını, amaçlarını gerçekleştirebilmesini dileriz.
  1977 SANEM AYKUT
1977 Sanem Aykut Bu yıl sınıfımızın kadrosunu arttıranların biri de Sanem olmuştur. Sevgili arkadaşları Esra ve Ender’le birlikte geldikleri an zaten hareketli olan 3/M ye biraz daha hareket getirmişler ve sınıfımızın ününün tüm okulda duyulmasında büyük yardımları dokunmuştur. Sanem’in her an her yerde ağzında bir kalem vardır. Bu kalemin ne yararı olduğunu bilmiyoruz ama “lıııı” demesini önlemediği bir gerçek. Kalemini ağzından, ağzından olmazsa elinden düşürmeyen Sanem’in bu özelliğinden dersleri ne kadar çok sevdiğini (!) anlamakta zorluk çekmeyiz. Bir aralar olan olaylar onu ve yakın arkadaşlarını sınıfımızdan uzak tutmuş ve bizim biraz olsun kafamızı dinleyip hocaların yalnızca ders anlatmalarını sağlamıştır. Ama yine de onların sevimli varlıklarını aramaktan kendimizi alıkoyamadık çünkü tüm yaramazlıklarına karşın kendilerini bize sevdirmeyi başarmışlardır. Sanem ve Esra sınıfımızın en iyi dans eden iki kızıdır diyebiliriz. Bunun tek nedeni de Çankaya’da ki tüm diskolarda tecrübe kazanmış olmalarıdır. Yeni öğrendikleri dans figürlerini uygulamak için ise beden derslerini kullanırlar. Bu arada sınıfımızın diğer kızları da arasıra onlara katılmayı ihmal etmezler. Bundan sonraki yaşamında tüm iyiliklerin onunla olmasını arzuladığımız Sanem’e mutluluk ve başarı dolu günler dileriz.
  2025 ARZU İŞERİ
2025 Arzu İşeri Hani insanın bazen içi sıkılır, umutsuzluğa kapılır ve düştüğü karanlıklar içinde kurtuluş için bir ışık arar ya, işte o ışıktır ARZU. Üzüntülü anlarınızda döktüğünüz gözyaşlarınızın arasında onunkiler de vardır, tıpkı şen kahkahalarınızın arasındaki kahkahaları gibi. Evet, tam bir arkadaştır Arzu. İnsan Hakları Beyannamesinin ilk maddesinin dediği gibi, ırk, dil, din, renk, cins ve sosyal düzey farkı gözetmeksizin tüm insanları sever. İnatçı ve haksızlığa göz yummayan karekteri onu hemen her münakaşada güçsüz, ezilen tarafın yanında yer almaya zorlamıştır. Bu özelliğini zaman zaman sınıfta hocalara karşı göstermesine karşın tatlı dili, sempatik konuşması ve (kendisinin dediğine göre) siyah olmayan saçlarının çerçevelediği sevimli yüzüyle tüm hocalarımız tarafından sevilir. Toplumsal sorunlarla yakından ilgilenen Arzu bu alandaki bilgisini arttırmak için ders kitapları yerine sosyal içerikli kitapları okumayı yeğ tutar. Her tanıdığı kimseye kendini sevdirmeyi hem de çok sevdirmeyi başarmış şanslı kişilerdendir. Umarız bu sevgi dolu dünyası her geçen gün daha büyür. Arzumuz ARZU’muzun tüm dileklerinin gerçekleşmesi.
  2107 YASEMİN ÜNAL
 2107 Yasemin Ünal Sınıfa girince gözümüze en ön sırada oturmuş, kulaklarını kapatarak bir şeyler okumaya çalışan Yasemin’in çarpmaması olanaksızdır. O bütün yıl boyunca bizlerin şamata yaptığı sınav öncelerinde hep bu şekilde ders çalışmaya çalıştı ve de oldukça başarılı oldu. Çok güzel, iri kahverengi gözlere sahip olan Yasemin’in defterlerine bakınca ön sayfalarında hepimizin kıskandığı güzel yazısını, arka sayfalarda ise boş derslerde yapılmış son derece güzel resimlerini görecek ve onun bu konuda ne denli yetenekli biri olduğunu anlayacaksınız. Yalnızca bu kadar değil, güzel sesi ve şiirleri de hepimizin beğenisini kazanmış nitelikleridir onun… Yasemin bu yıl fen derslerinde çektiğini hiç bir zaman çekmedi. Her nedense sorduğu her soru Faruk ya da Hakkı Beyler tarafından fena halde (!) terslenerek yanıtlandı ve böylece o da anlayamadığı konuları hepimiz gibi Sinan’a sormaya başladı. Yasemin her ne kadar sınıf dışından olan arkadaşlarıyla beraber olmayı yeğlerse de bizlere karşı içtenliği hiç bir zaman azalmamıştır. Son zamanlarda ancak İngilizce Filolojisi’ne girebileceğini savunmasına karşın biz onun gerçek isteği olan ODTÜ Ekonomi bölümünü de kazanabileceğine inanıyoruz ve tüm kalbimizle bütün istemlerinin gerçekleşmesini diliyoruz.
  2178 KAYA YÜCEKENT
 2178 Kaya Yücekent Talebe İdare Heyeti Umumi Reisliği ile iştigal eden Muhterem Yücekent bu sene mütevazi dersanemizi müstesna şahsiyetiyle şereflendirerek eğlencemizin daha da artmasına sebebiyet vermiştir. Bilhassa sabahları Muhterem Nuri Turan’ın nezaretinde yapılan teftişlerde mühim rol ifa etmesi sayesinde bütün talebelerce tanınır. Yapısından beklenmeyen aşırı nezaketiyle herkese ‘Sayın’ diye hitab etmesi sınıfta isimlerin ortadan kalkıp soyadlarının ‘sayın’ eşliğinde kullanılmasına yol açmıştır. “Sayın Hocam, haddime düşmeden yüksek müsadenizle birşey sorabilir miyim?” diye başlayarak sorduğu sorular ise bütün sınıfın birbirine girmesine neden olur. Okulun tüm yöneticisi ve görevlilerini yılların verdiği tecrübe sonucu yakından tanıması sınıfımıza bazı ayrıcalıklar tanımasına neden olmuştur. Tahta silgisi ve tebeşirlerin hatta sıra, sandalye gibi eşyaların kolayca sağlanması buna verebileceğimiz en güzel örnek olup, bir anda sınıfımızda sekiz haritanın birden bulunuşunu da buna bağlayabiliriz. “Allah’ın izniyle” sahip olacağı bir TIR kamyonuyla kazasız belasız yolculuklar diler, Ankara-İstanbul arasında çalışmamasını öneririz.
  2238 SERHAT ARAŞAN
 2238 Serhat Araşan … derken kapı açıldı ve sınıfa ürkek tavırlarıyla tanımadığımız biri girdi. O’ydu evet, O… Çok geçmeden aramıza katılacak ve hatta aramıza katılacak, ama aramıza katılacak kişiydi o…. İlk günlerin heyecanı geçtikçe onu tanıyarak yeni heyecanlar bulduk. Bu heyecanlar ki, herbiri bizi öcü görmüşçesine heyecanlandırıyordu. Bu öcüler ki Alfred Hitchcock’un filmlerin de bile yoktur ki, o filmleri çok iyi bilirsiniz. Siz evet, siz, bal gibi bilirsiniz. “Söyle canım, neymiş, haksız mıyım sen söyle.” Konuşma şeklinde örnekler vererek yaptığımız bu girişten sonra şimdi de Serhat’ın özelliklerinden bahsedelim. En çok konuştuğu ve zevk aldığı konular renklerine gönül verdiği, severek bağlandığı, canı, ciğeri bir tanesi Demirspor’unda oynadığı basketbol sporudur. Korkunç espri gücü, dehşetli yakışıklılığı ve ürkünç bakışları ile hepimizi korkutur. Ancak bu özelliklerini bazen yitirir ve sevimli espri gücü, masum yakışıklılığı ve baygın bakışları ile hepimizi güldürür. İyiliksever ve arkadaş canlısı Serhat’ımıza sonsuz başarılar.
  2307 GÜLER SEÇKİN
2307 Güler Seçkin Eğer 3/M sınıfına girip de şöyle bir baktığınızda etrafına tatlı tatlı birşeyler anlatan şirin mi şirin yeşil gözlü, güzel bir kız gözünüze ilişmişse ki mutlaka ilişecektir o bilin ki Güler’ciktir. GÜLER arkadaşımız isminden de anlaşılacağı üzere bol bol güler. Herkese elinden geldiğince yardım edebilmek için çırpınıp durur. Geçen sene aramıza katılan arkadaşımız kısa zamanda samimi davranışları ile hepimizin sevgi ve takdirini kazanmıştır. Güler’in en büyük ve önemli merakları arasında hayvanları sayabiliriz. Bilhassa kedi ve köpeğe bayılır. Zaten kendisinin de güzel bir kedisi vardır. Güler’in en büyük zevki bu güzel yaratıkla oynamaktır. Ders aralarındaki tenefüslerde SAYIN SEÇKİN’i sınıfta bulamadığınız takdirde çayhaneye bakmanızı tavsiye edeceğiz, çünkü sınıfta namevcut olduğu zamanlarda onu elinde bir bardak çayla görmek çok olağandır. Bundan çıkarılacak sonuç Güler’in çayı çok sevdiği adeta bir çay tiryakisi olduğudur. Sınıf kapısının değişmez müşterilerinden biri de Güler’dir. Çayını içip te geldikten sonra sınıf önündeki tatlı sohbetlere katılarak hepimizi neşelendirir. Çiçekleri özellikle ev çiçeklerini çok seven GüLER’e hayatı boyunca başarılar, mutluluklar dileriz, HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN!
  2309 IŞIK TARKANER
2309 Işık Tarkaner Sınıfımız 3/M yi Kamer’le birlikte Keçiören’de temsil eden tatlı Işık, bu yıl bize katılmış ve sevimli davranışlarıyla bir anda tüm sınıfın sevgisini kazanmıştır. Anneannesinin bebekken çenesine koyarak oluşturduğu gamzesi, iri siyah gözleri, kısacık saçları ve kahkülleriyle küçük bir çocuk kadar masum bir yüze sahip olan Işık her ne kadar bizim sınıfın eğlence dolu havasına kolayca kapılmışsa da derslerde kendi çıkarlarını düşünerek sessiz durup dersi izlemeyi yeğ tutmuş ve bunun yararlarını da hem o hem de biz görmüşüzdür. Çünkü derste tuttuğu notlar sınavlardan önce hepimizin kurtarıcısı olmuş, okul çevresinde fotokopi çeken kitapçıları da zengin etmiştir. Teneffüslerde yakın arkadaşları Kamer ve Ayten’le kapının önünde yaptığı tatlı sohbetler zil çaldıktan sonra 3/M’yi sınıfa sokmaya çalışan zavallı muavinimiz Emin bey ya da nöbetçi öğretmen tarafından yarıda kesilmişse de onlar öğretmen gelene kadar konuşmalarını sınıfın içinde sürdürmüşlerdir. Çok zayıf olduğundan olacak ördüğü kazaklar, hırkalar çabucak biter ve sınıftaki tüm kızların kendisine imrenmesine yol açar. Belki ODTÜ’nün mankenlik bölümü olsaydı, bu okula büyük bir hayranlığı olan Işık bizim mankenlik önerimizi büyük bir istekle kabul ederdi ama şimdilik yalnızca bizleri kırmamak için yan meslek olarak düşünebileceğini söylüyor. Bir sene içinde çok çok sevdiğimiz Işık’ın her isteğinin gerçekleşmesini, ömür boyunca mutlu olmasını dileriz.
  2578 TAYFUN KEÇECİOĞLU
2578 Tayfun Keçecioğlu Sınıfta çok yönlü olması ile tanınan bir arkadaşımızdır. Bu arkadaşımız sınıfın en arkasında oturmasına ve derslerde pek dikkatli olmamasına karşın başarılıdır. Sanırız bunu zekiliğine borçlu olsa gerek… Tayfun biraz önce söylediğimiz gibi birçok konulara ilgi duyar. Bunların başında okumaya karşı olan düşkünlüğü gelir. Çok sayıda kitabın yanısıra günlük yayınları da takip eden Tayfun bu sayede her konuda rahatlıkla tartışabilir. Yine çok okumasından olsa gerek çok güzel kompozisyon yazar. Bu konuda arkadaşlarına da yardım etmekten geri kalmaz. O bütün bunların yanısıra spora da meraklıdır. Tayfun bütün bu olumlu yönlerinin yanısıra oldukça kavgacıdır… Sınıftaki legal illegal bütün olaylara katılmasa bile onları desteklemekten geri kalmaz. Resime karşı olan ilgisini ve becerisini karikatürize edilmiş tipler çizerek belli eden bu arkadaşımız dünyaya uykusuz gelmiş uykusuz gidecektir… Evet Tayfun ne zaman boş ders olsa kafasını sıranın üstüne koyarak ve çevresindekilerin de insafına sığınarak uyumaya çalışır ve her zaman garip sonuçlarla karşılaşır. – ellerinin boyanması gibi- Bütün arkadaşları ile iyi geçinmeye çalışan ve çoğunlukla bunu başaran Tayfun’ a sonsuz mutluluk ve başarılar…
  2617 ZİNNUR OĞUZ
 2617 Zinnur Oğuz Ve Allah Onu yarattı… Göz rengini mavi denizden, saç rengini Ankara’nın havasından aldı. Kırk günde yeme içme oldu, serpildi. Kırkbirinci gün konuşmaya başladı. İlk sözü de “Anne bana tarih kitabı al!” oldu. Dede Korkut baktı ki bu böyle olmayacak, “Hadi bari seni 3/M’ye koyalım” dedi. İşte o gün bugündür Zinnur bizim güzelliği, sempatik davranışları, çalışkanlığı, yardımseverliği ve dostluğu ile hepimizin kalbinde kocaman bir yer almakla meşgul. Böyle çabuk serpilmesinin, gürbüzleşmesinin sonucu olacak ki sınıfla alay eder gibi her yazılıdan “Pekiyi” alır. Diğer bir özelliği de tenefüslerde yerinden kalkmayıp sabır ve sebatla makamını işgal eylemesidir. Zinnur kedileri çok sever, öyle ki boş zamanlarında evdeki ve sokaktaki kedileri okşar. Eğer kedi bulamazsa o zaman saçını tarar veya kürklü paltolarla ilgilenir. Anlayın artık kedilere düşkünlüğünü… Hatta bu yüzden ona sınıfta Mestan Zinnur adını takmıştık. Mestan aşağı Mestan yukarı zaman akıp gitti. Neyse cümleten bu Allah’ın sevgili, güzel, akıllı, tatlı kuluna başarılı ve kazasız belasız bir üniversite yaşamı dileriz. (Sonrasından biz sorumlu değiliz!…)
  2627 ESRA FİŞEKÇİOĞLU
 2627 Esra Fişekçioğlu “Ben geldim!” sınıfımıza ilk geldiği gün bile bu şekilde girmiş ve ne denli samimi, davranışlarında korkunç serbestlik olan bir kız olduğunu kanıtlamıştı. Bizler ilk önce onu tanıyamamış bu tür davranışlarını yadırgamıştık. Ama sonradan tüm yaramazlığına, çocukluğuna, aşırı hareketliliğine karşın onun ne kadar temiz kalpli bir insan olduğunu anladık ve zamanla sevdik. Çok yönlü bir kızdır Esra… Herkesçe tanınır. Hele disiplin kurulu üyesi olan öğretmen ve yöneticiler tarafından çok yakından!.. Okulda bir sürü arkadaşı vardır. Bunu biraz da her spor dalında bir süre denemeleri olmasına borçludur. Ama bütün bunların arasında yüzmede hayli başarılı olmuş ve Türkiye çapında dereceler elde etmiştir. Bunu her fırsatta belirtmek ise en büyük zevklerinden biridir. Yüzme dolayısıyla yaptığı gezilerdeki anılarını ise durmadan anlatır. Bir süre voleybolculuk da yapmış ama ayağının sakatlanmasından sonra ara vermek zorunda kalmıştır. Esra’nın ne kadar iyi kalpli olduğunu belirtmiştik. O bu özelliğini kendisine arkadaşları tarafından yapılan sevimsiz şakaları, dostluğa uymayan davranışları, içtenlikle bağışlayıp, kısa zamanda unutarak kanıtlamıştır. Dileriz ki bu iyi niyetini hiçbir zaman kaybetmez. Mutluluklar…
  2708 HAKAN ARIKAN
 2708 Hakan Arıkan Hakan sınıfımızda en arkada oturur, yok canım en önde oturur, yok yok şey galiba 4. sırada oturuyor, yok ya o da değil, Hakan sınıfta oturmaz. Bundan da anlaşılacağı gibi Hakan yerinde duramayan, enerji dolu, fıkır fıkır kaynayan biridir. Hakan için çalan ziller en ufak birşey ifade etmez çünkü o Emin beyin bütün uyarmalarına rağmen sınıfa girip çıkacağı zamanı kendi tayin eden bir öğrencidir. Sınıfta olduğu ender zamanlarda (ki bunlar çoğunlukla teneffüslerdir) sınıftaki bizlerle veya bizleri bulamaz ise silgi, tebeşir veya sıralarla hatta zaman zaman duvarlarla uğraşır. İsmini çok seven Hakan bu sevgisini bizlere de göstermek için sınıftaki tebeşir savaşlarından gazi olarak kurtulmuş küçük tebeşir parçacıklarıyla tahtaya, sıraların üstüne, kürsüye, camlara, duvarlara, kapıya kısacası nereyi bulursa oraya çok kocaman harflerle ismini yazar. Herkese kafa tutacak kadar atılgan, verdiği her sözde (zararına bile olsa) duracak kadar mert, her fedakarlığı yapacak kadar arkadaşsever ve tüm tartışmalara katılacak kadar kendine güvenen Hakan’ımıza gönlünce bir okul ve yaşam dileriz.
  2741 MİNE BİLGE
 2741 Mine Bilge Sınıfımızın sarışın, güzel gözlü, minyon tatlı mı tatlı bir üyesidir. Sululuktan hoşlanmayan, ikiyüzlülükten nefret eden arkadaşımızın en çok önemsediği, dürüstlük, kafalı olmak ve doğal olmaktır. Yılın ortasında hızlı bir startla berberde soluğu alan Mine beline kadar inen bal rengi saçlarını kestirmiş, daha sonra da iyice kısaltarak sadeliğin en uygulamalı(!) örneğini vermiş ve yaramaz küçük çocuklara benzemiştir. Çok olgun bir karaktere sahip olan arkadaşımızın en önemli özelliği içtenliği ve inandığı fikri kararlılıkla savunmasıdır. Bunun yanısıra yeniliğe açık her çalışmaya katılmayı sever. Koyu bir arı-dil yanlısıdır. Gerek öğrenci, gerekse öğretmenlerle olan ilişkilerinde herzaman soğukkanlı ve dürüsttür. Fizik, Mantık ve -kitabını sevmese bile-Sosyoloji sevdiği derslerdir. Kompozisyonlarda yazdığı tutarlı fikirler başta edebiyat öğretmenimiz olmak üzere birçok arkadaşımızın beğenisini kazanmıştır. Bale, piyano, resim, tiyatro ve TV seslendirmeleri sanata olan düşkünlüğünün kanıtlarıdır. Derslerde defterine çabuk çabuk birşeyler yazarken görürseniz bilin ki hepimizin beğendiği şiirlerinden yenisini yaratmaktadır. Sınıfta duyulan neşeli çocuk seslerinin ve yavru kedi miyavlamalarının sahibi Minnoş özellikle toplumsal içerikli kitaplar okur ve diplomadan daha önemli konular çevresinde çalışmalar yapmayı yeğler. Yaşamı boyunca ülkülerini gerçekleştirmek için arkadaşımıza mutlu bir gelecek ve elinden geleni yapıp amaçlarına ulaşmasını diliyoruz.
  2940 LEVENT DÖNMEZ
 2940 Levent Dönmez Levent Dönmez; boşuna beklemeyin. Çok güldüğünüzü umduğumuz bu kaliteli espirlden sonra sınıfımızın gözde sporcusu Levent’i anlatmaya başlayabiliriz. Levent’in ilk göze çarpan özelliği yakışıklılığıdır. Bu yüzden gözlük takmadan çevresinde dolaşmayın. Çok güldüğünüzü umduğumuz bu ikinci kaliteli espriden sonra sınıfımızın gözde müzisyeni Levent’i anlatmaya devam edelim. Evet dediğimiz gibi Levent çok iyi bir sporcu ve müzisyendir. Sporda, özellikle voleybolde cok başarılıdır ve bu başarısını sevgili “Kolej”imizin kültür genç voleybol ve okul voleybol takımlarında kaptan olarak sürdürmektedir. Arkadaşlarının büyük destek ve tezahüratı sayesinde maçlarda üstün başarı gösterir. Sporun yanısıra müzikte de başarılı olan Levent birçok şey çalar. Mesela ıslık, radyo, teyp, kapı zili v.s. Bu üstün başarılarının yanında sözü bile edilemeyecek kadar gitar çalar. -Gitarı olanlara dikkatli olmaları tavsiye olunur.- Çok güldüğünüzü umduğumuz bu üçüncü kaliteli espriden sonra Levent’i tanımaya devam edelim. Levent gitarı ile okulumuzu bir yarışmada temsil etme başarısını göstermiştir. Çeşitli sosyal uğraşlarda başarılı olmasının yanı sıra derslerini de ihmal etmeyen Levent zekası, çalışkanlığı ve iyi kalpliliğiyle kendisini çevresinde sevdirmesini bilmiştir. Bundan sonraki yaşamında başarılarının sürmesini dileriz.
  2948 ENDER BAŞARAN
 2948 Ender Başaran Bu yıl sınıfımıza yeşil gözlü, güçlü, kuvvetli, yaramaz ama yine de sevimli bir delikanlı teşrif etti. Bu Ender’den başkası değildi. Bir anda kendisini sınıfın havasına uydurdu ve bu uyum kısa zamanda öylesine arttı ki sınıfın en azgın kişilerinden biri haline geldi. Sınıfın bizi disiplin kurulunda başarı ile temsil eden beşlisinin en azılı elemanlarından biri de Ender’dir. Sınıfta sandalyelerle voleybol oynamaktadır. Eğer havada uçuşan sandalye, sıra vb. şeyler görürseniz, hiç kuşkunuz olmasın Ender atmıştır. Hatta bu araçların zaman zaman sınıfta yapılan savaşlarda en güçlü silah olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. İşi gücü şamata olan bu koca bebek sınıfta yaptığı esprileri olmadık anlarda söylediği ilgisiz lafları ile zaman zaman kahkahalara boğulmamıza neden olmasına karşın başta tarih hocası olmak üzere hocalarımız tarafından hiç de hoş karşılanmaz. Oysa Ender tarih dersini ve üç yıldır ayrılamadığı hocasını çok sevdiğini (!) savunmuştur, hep… Gelecekte başarılı bir doktor olarak görmeyi arzuladığımız Ender’e gönlünce bir yaşam dileriz.
  2963 NURDAN ERGİN
 2963 Nurdan Ergin Sınıfımıza bu yıl gelen sevimli arkadaşlarımızdan biri de Nurdan’dır. O, içtenliği, güler yüzü ve dostluğuyla kendini kolayca benimsetmiş ve sessiz sakin haliyle sınıfın gürültülü havasından uzak kalmasına karşın sevdirmesini bilmiştir. Güney Yarımkürenin sıcak adası Avustralya’dan gelen Nurdan oradaki eğitim sistemini hala özlemle anımsamakta ve belkide oraya dönmeyi yeğ tutmaktadır. Güzel mavi gözleri ilk anda dikkatimizi çeken Nurdan, boş zamanlarını genellikle kitap okuyup, müzik dinleyerek değerlendirir. Böylece aradığı sessiz yaşamı satırlar ve notalar arasında bulmuş olur. Ön sırada oturup tebeşir tozu yutmak ve zaten karışık olan sınıf trafiğini biraz daha karıştırmak bütün ön sırada oturanlar gibi Nurdan’ın da özelliklerinden biridir. Bu yıl moda kızlar arasında saç kestirmek olarak kendini gösterdi. Nurdan’da bu akıma uyarak saçlarını kestirdi ama yine de Nuri Beyin uyarmalarından kurtulamadı. Hayvanlara ve çocuklara olan aşırı sevgisi hepimizce bilinen Nurdan’ın derslerle arası pek iyi değildir. Hele ki hepimizin ortak korkusu olan tarih onu da canından bezdirmiş ve liseyi biran önce bitirip bu dersten kurtulma amacına yöneltmiştir. Mimarlık en büyük arzusu olan Nurdan’a gelecekteki yaşamında mutluluk dolu günler dileriz.
  3054 KADİR ÜLKEALAN
 3054 Kadir Ülkealan Kadir’e ne yazacağımızı düşünürken nedense aklımıza ilk önce Deniz geldi. Ama deniz dediysek Akdeniz, Karadeniz sanmayın. Bizim bahsettiğimiz Kadirdenizi(!). Bu yüzden Kadir 3/M’nin bir üyesi olduğu kadar 3/N’nin de fahri üyelerindendir. Her dersi iki hocadan dinleyebildiği için sınıfta herkesin kıskançlığını üstünde toplamıştır. 3/N’de olmadığı zamanlar bizim sınıftadır diyeceğimizi sandıysanız yanıldınız çünkü Kadir 3/N’de olmadığı zamanlarda ya Emin beyin odasında, ya da Hakan Arıkan’la otomobil sefasındadır. Sınıfımızın Ender, Sanem, Esra dörtlüsünün dördüncü ferdini teşkil eden Kadir’ in çok iyi otomobil kullandığını söylerlerse de siz yine de evinize yürüyerek dönseniz daha iyi edersiniz. Kadir okul kıyafet kurallarına uymasıyla tanınmasına karşın lacivert pantolonundan bir türlü vazgeçememiştir, buradan da anlaşılacağı gibi özenli, temiz ve şık giyinmeye dikkat eder. Sempatik davranışları ve içten sözleriyle sadece bizleri değil hocaları bile kandırmayı başarır. Özellikle, matematik derslerinde sırf bizi düşündüğü için Hakan’la birlikte dışarı çıkmasıyla hepimizin takdirini kazanmıştır. Meşhur sınıfımızı, okul içinde, örneğin muavinimiz Emin Beyin, Kıvılcım hanımın odalarında defalarca başarıyla temsil etmiştir. Kadirimizin sevimli gülüşünü ve neşesini hiçbir zaman kaybetmemesini temenni eder mutluluklar dileriz.